Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.
Süleyman Ateş
Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi o(yaptığı)ndan sorumludur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And do not pursue that of which you have no knowledge. Indeed, the hearing, the sight and the heart - about all those [one] will be questioned
Fransızca
Et ne poursuis pas ce dont tu n'as aucune connaissance. L'ouïe, la vue et le cœur: sur tout cela, en vérité, on sera interrogé
İspanyolca
No hagan ni digan nada si no tienen conocimiento. Serán interrogados acerca de [lo que hayan hecho con] su oído, vista y corazón
Rusça
Не следуй тому, чего ты не знаешь. Воистину, слух, зрение и сердце - все они будут призваны к ответу
Endonezce
Dan janganlah kamu mengikuti sesuatu yang tidak kamu ketahui. Karena pendengaran, penglihatan dan hati nurani, semua itu akan diminta pertanggungjawabannya
Bengalce
যে বিষয়ে তোমার কোন জ্ঞান নেই, তার পিছনে পড়ো না। নিশ্চয় কান, চক্ষু ও অন্তঃকরণ এদের প্রত্যেকটিই জিজ্ঞাসিত হবে।
-Ey Âdemoğlu!- Bilmediğin bir şeyin zanların, varsayımların ve sezgilerin ardına düşme! Şüphesiz insan kulak, göz ve kalbini kullanarak işlediği hayır ve şerden sorumludur. Zira yaptığı hayır üzerine mükâfat verilir ve yaptığı şer üzerine de cezalandırılır.
36- Bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve kalbin her biri ondan sorumludur.
36. Yani hakkında bilgin olmayan şeyin arkasından gitme! Aksine her ne söyler ve her ne yaparsan o konuda sağlam bilgin olsun. Böyle yapmadığın takdirde bu, lehine de aleyhine de değildir sanma. Aksine “kulak, göz ve kalbin her biri ondan sorumludur.” Söylediklerinden, yaptıklarından ve Yüce Allah’ın kendisine ibadet etsin diye vermiş olduğu azalarını nerede kullandığından sorguya çekileceğini bilen bir kula yakışan, bu sorguya cevap hazırlamasıdır ki bu da ancak onları Yüce Allah’a kullukta kullanmakla, dini yalnızca O’na halis kılmakla ve Allah’ın hoşlanmadığı şeylerden de onları uzak tutmakla mümkün olabilir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
On birinci ödev kişinin bilmediği bir şeyin peşine düşmemesi, bilgisiz hüküm vermemesidir. Âyette insanın bilmediği bir konuda söz söylemesi, hüküm vermesi, bilgisizce davranması, bilmediği tanımadığı kişiler hakkında ileri-geri konuşması, daha özel olarak yalancı şahitlik yapması, iftira atması, kısaca bilgi sahibi olmadan tahmine göre herhangi biri için maddî veya mânevî zarara yol açacak şekilde konuşması ve hareket etmesi yasaklanmaktadır. İnsan ya duyduğu ya gördüğü ile veya akıl ve vicdanıyla hareket eder; yani bilgilerimiz ya habere ya gözleme ya da akla dayanır. Âyette bu bilgi kaynaklarının doğru kullanılması gerektiği, bunlardan sorumlu olunduğu ifade edilmektedir. Kuşkusuz bu yasak, insan ilişkileriyle ilgili olup bilimsel ve fikrî konularda kurallara uygun olarak tahminler yürütmek, görüş belirtip ictihadlarda bulunmak meşrû, hatta gereklidir. Nitekim Hz. Peygamber, Kitap ve Sünnet’te delil bulunmaması halinde şahsî görüş (re’y) istikametinde uygulamalarda bulunmayı tasvip etmiştir (Şevkânî, III, 257). İslâm hukukunda kıyasın delil sayılamayacağını kabul edenlerin dayanaklarından biri de bu âyettir. Çünkü âyet uygulamada kesin bilgiyi emretmektedir; oysa kıyas zanna dayanır. Ancak bu görüş azınlıkta kalmıştır.
-Ey Âdemoğlu!- Bilmediğin bir şeyin zanların, varsayımların ve sezgilerin ardına düşme! Şüphesiz insan kulak, göz ve kalbini kullanarak işlediği hayır ve şerden sorumludur. Zira yaptığı hayır üzerine mükâfat verilir ve yaptığı şer üzerine de cezalandırılır.