Diyanet İşleri
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin
Elmalılı Hamdi Yazır
Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeryüzünde kasılıp kabararak yürüme! Çünkü sen, yeri asla yırtamazsın, uzunlukça da dağlara ulaşamazsın.
Süleyman Ateşen ayrışan
Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yeryüzünde kibirlenerek ve böbürlenerek yürüme! Eğer kendini üstün görerek yürürsen, sen hiç bir zaman bu yürüyüşünle yeri yaramazsın. Ve boyunun uzunluğuyla da dağların eriştiği uzunluğa ve yüksekliğe erişemezsin. O halde neden kibirlenirsin?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
37- Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara erişebilirsin. 38- Bütün bunlar kötüdür ve Rabbinin katında hoşlanılmayan şeylerdir. 39- Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile beraber başka bir ilâh edinme! Sonra kınanmış ve (ilahi rahmetten) kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
37. “Yeryüzünde böbürlenerek” şımarıkça, insanlara karşı hava atarak, kibirle, hakka karşı büyüklenerek “yürüme! Çünkü sen” bu şekilde yapmakla “ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara erişebilirsin.” Aksine Allah nezdinde hakir, insanlar nezdinde de küçülmüş olursun. Sana buğze ve gazab edilir. En kötü ahlâkı kazanmış, arzuladığının bir kısmını dahi elde edemeksizin de en kötü huya bürünmüş olursun.
38. “Bütün bunlar” yani daha önce “Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi...” buyruğu ile başlayan ve anne-babaya kötü davranmanın yasaklanması ile devam eden ve bunlara atfedilen diğer bütün yasaklar. “kötüdür ve Rabbinin katında hoşlanılmayan şeylerdir.” Bütün bunlar işleyene zararlıdır ve onlar hakkında kötüdür. Yüce Allah da bunlardan hoşlanmaz ve onları reddeder.
39. “Bunlar” yani açıklamış olduğumuz bu yüce hükümler “Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir.” Çünkü hikmet, güzel amellerin ve üstün ahlâkî değerlerin emredilmesi, kötü davranışlarla alçak huyların da yasak kılınması demektir. Bu âyet-i kerimelerde sözü edilen ameller de âlemlerin Rabbinin, peygamberlerin efendisine, ümmetlerin en faziletlisine emretmesi için kitapların en şereflisi dahilinde vahyetmiş olduğu en üstün hikmetlerdendir. O halde bunlar, kendisine ihsan edilen kimseye pek çok hayır verilmiş olacağı belirtilen (bk. el-Bakara, 2/269)“hikmet” kapsamı içerisindedir. Daha sonra Yüce Allah, bu hikmetleri -en başında olduğu gibi- Allah’tan başkasına ibadeti yasaklayarak sona erdirmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Allah ile beraber başka bir ilâh edinme. Sonra kınanmış ve (ilahi rahmetten) kovulmuş” yani Yüce Allah, melekler ve bütün insanlar tarafından yerilmiş, lanete uğramış ve kınanmış “olarak cehenneme atılırsın.” Orada da ebedi kalırsın. Çünkü kendisine ortak koşana Yüce Allah, cenneti haram kılmıştır, onun barınağı cehennemdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
On ikinci ödev büyüklük taslamaktan sakınmaktır. Âyet bunu “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!” diye ifade eder. Çünkü bu boş kuruntudan başka bir şey değildir. Resûlullah, kibrin ne kadar kötü bir huy olduğunu vurgulamak üzere, kalbinde zerre kadar kibir bulunanın cennete giremeyeceğini bildirmiştir (Müslim, “Îmân”, 147-149; Müsned, I, 399, 412, 416, 451). Gerçekten değerli, akıllı, bilgili ve erdemli insanlar daima alçak gönüllü, ağır başlı olurlar. Bunun en güzel örneği de Peygamber efendimizdir. Kibirden nefret eden Resûlullah, bütün müslümanlar karşısında mütevazi olmayı değişmez bir davranış kuralı olarak özenle korumuş; müslümanların kendisini “Anam babam sana feda olsun yâ Resûlellah!” diyecek kadar çok sevmelerinde de alçak gönüllülüğünün büyük bir rolü olmuştur. Bu sebeple İslâm ahlâk geleneğinde tevazu bir peygamber sıfatı olarak değerlendirilir. Furkan sûresinde (25/63) Allah’ın iyi kullarının başlıca hasletlerinden söz edilirken ilk olarak tevazu erdemine yer verilmiştir.
Yukarıdaki âyetlerde geçen dinî ve ahlâkî buyrukları şöylece sıralamak mümkündür:
1. Allah’ın birliğini tanımak, bir olan Allah’a inanmak,
2. Ana babaya iyi davranmak,
3. Akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmek, hayır yapmak,
4. Hem cimrilikten hem israftan sakınmak,
5. Çocukların hayatını korumak,
6. Zinadan, fuhuştan kaçınmak,
7. Adam öldürmemek,
8. Yetim malı yememek,
9. Verilen sözü tutmak,
10. Ölçüyü ve tartıyı tam yapmak,
11. Bilmediği şeyin peşine düşmemek, bilgisiz hüküm vermemek,
12. Büyüklük taslamaktan sakınmak.