Önceki ayet· 17:17Sonraki ayet· 17:19

İsrâ Suresi 18. Ayet· 17:18

↗ İsrâ suresi
Mekki
مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡعَاجِلَةَ عَجَّلۡنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلۡنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصۡلَىٰهَا مَذۡمُومٗا مَّدۡحُورٗا
Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer
Elmalılı Hamdi Yazır
Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak.
Süleyman Ateşen ayrışan
Kim bu aceleci(dünya)yı isterse, orada ona, (evet) istediğimiz kimseye hemen çabucak dilediğimiz kadar veririz; ama sonra yerini cehennem yaparız! Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
Whoever should desire the immediate - We hasten for him from it what We will to whom We intend. Then We have made for him Hell, which he will [enter to] burn, censured and banished
Fransızca
Quiconque désire [la vie] immédiate, Nous nous hâtons de donner ce que Nous voulons, à qui Nous voulons. Puis, Nous lui assignons l'Enfer où il brûlera méprisé et repoussé
İspanyolca
Quienes prefieran los placeres transitorios de la vida mundanal sepan que se los concederé a quien Yo quiera, pero les destinaré el Infierno, donde ingresarán humillados y condenados [por haberse olvidado de obrar para la otra vida]
Rusça
Если кто возжелает преходящей жизни, то Мы тотчас одарим тем, что пожелаем, того, кого пожелаем. А потом Мы предоставим ему Геенну, где он будет гореть презренным и отверженным
Endonezce
Barangsiapa menghendaki kehidupan sekarang (duniawi), maka Kami segerakan baginya di (dunia) ini apa yang Kami kehendaki bagi orang yang Kami kehendaki. Kemudian Kami sediakan baginya (di akhirat) neraka Jahanam; dia akan memasukinya dalam keadaan tercela dan terusir
Bengalce
যে কেউ ইহকাল কামনা করে, আমি সেসব লোককে যা ইচ্ছা সত্ত্বর দিয়ে দেই। অতঃপর তাদের জন্যে জাহান্নাম নির্ধারণ করি। ওরা তাতে নিন্দিত-বিতাড়িত অবস্থায় প্রবেশ করবে।
Çince
凡欲获得现世生活者,我将在现世以我所意欲的报答他们中我所意欲者。然后,我将以火狱惩治他们,他们将受责备,遭弃绝地进入火狱。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kimin niyetinde yaptığı hayır işlerle ilgili olarak dünya varsa ve ahirete de iman etmeyip, önem vermiyorsa dünya hayatında onun istediklerini değil, bizim onun için dilediğimiz nimetleri ona çabucak veririz. Bunu dilediğimiz kimse için yaparız. Sonra da kıyamet gününde onun gireceği yer ateşinin sıcaklığından sıkıntı çekeceği Cehennem olur. Bu kimse dünyayı tercih edip, ahireti inkâr etmesinden dolayı yerilmiş ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak Cehennem'e girecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
18- Her kim acele/peşin olan (dünya nimetlerini) isterse biz de ona orada dilediğimiz kadarını istediğimiz kimseye acele/peşin olarak veririz. Sonra da cehennemi ona konak yaparız, o da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer. 19- Her kim de âhireti ister ve onun için mü’min olarak gereği gibi çalışırsa işte onların çalışmaları karşılığını bulacaktır. 20- (Bu iki gruptan) her birine, hem onlara hem de bunlara (dünyada) Rabbinin ihsanından veririz. Zira Rabbinin ihsanı (dünyada hiç kimseye) kısıtlı değildir. 21- Onların kimini kiminden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Elbette âhiret, hem dereceleri itibari ile daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür. 18. Yüce Allah, bize şunu haber vermektedir:“Her kim acele/peşin olanı” yani yok olacak, geçip gidecek olan dünyayı “isterse” ve onun için çalışıp çabalar da geldiği yeri yahut varacağı sonu unutursa Yüce Allah, bu dünyanın değersiz ve fani nimetlerinden kendi dilediğini -Levh-i Mahfuz’da onun için yazıp takdir etmiş olduğu kadarıyla- ona acele tarafından hemen verir. Ancak bu, faydası ve devamlılığı olmayan fani bir nimettir. Daha sonra ise âhirette “cehennemi ona konak” yapar. “o da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.” Yani rezil ve rüsvay olarak, hem Allah tarafından hem kulları tarafından yerilmiş ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş bir halde oraya girip azaba duçar olur. Böylelikle hem azaba uğrayacak, hem de rezil ve rüsvay olacaktır. 19. “Her kim de âhireti ister” ona razı olur ve onu dünya hayatına tercih eder “ve onun için” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlere ve âhiret gününe inanan bir “mü’min olarak gereği gibi” yani semavî kitapların ve nebevî buyrukların yönlendirdiği şekilde “çalışırsa”; imkânı ölçüsünde bu yolda amel ederse “işte onların çalışmaları karşılığını bulacaktır.” Yani kabul edilecek ve onlar için ecir ve mükâfatları Rableri katında saklanacaktır. Bununla birlikte dünya hayatındaki paylarından da mahrum kalmayacaklardır. Çünkü: 20. Yüce Allah, bu iki grubun her birine de dünyadan nasibini verir. Zira onun bağış ve ihsanı “kısıtlı” kimseden engellenmiş “değildir.” Aksine bütün yaratılmışlar, O’nun lütuf ve ihsanından yararlanmaktadırlar. 21. “Onların kimini kiminden” dünya hayatında bol yahut az rızık vermekle, zorluk ve kolaylıkla, ilim ve bilgisizlikle, akıl ve akılsızlıkla vb. gibi Yüce Allah’ın kendisiyle kullarından kimini kimine üstün kıldığı şeylerle “nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Elbette âhiret hem dereceleri itibari ile daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.” Dünya nimet ve lezzetleri ile âhiretinkiler hiçbir bakımdan kıyas kabul etmez. Cennetteki yüksek köşkler, çeşit çeşit lezzetler, sevinçler ve pek çok hayırlara kavuşanlarla cehenneme giden, orada can yakıcı uğratılan ve Rahîm olan Rabbin gazabına maruz kalanların hali arasında o kadar büyük fark vardır ki! Her iki yurdun ehli arasındaki büyük farklılıkların hiç kimse tarafından nitelendirilmesi mümkün değildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Râzî’nin kaydettiği bir yoruma göre 18. âyet 13. âyetin, “Her insa­nın sorumluluğunu omuzuna yükledik” meâlindeki kısmının açıklaması mahiyetindedir. 13. âyete göre her insanın sorumluluğu kendisine aittir. O halde kim seçimini yalnız dünya çıkarları için kullanır da mal-mülk, mevki-makam elde etmek için çalışırsa bilmelidir ki bir imtihan alanı olan bu dünyada Allah herkese her istediğini değil, fakat kendi istediği kimselere uygun gördüğü şeyleri verir. Ama böyleleri Allah’ın rızâsını değil, kendi dünyevî tutkularını esas aldıkları için artık yergiyi de hak etmiş olacak ve Allah’ın rahmetinden mahrum kalarak cehenneme atılacaklardır (Râzî, XX, 178). Âyet, bazı dünyevî değerleri elde etmenin gerçek anlamda bir ayrıcalık ve üstünlük olarak algılanmaması gerektiği hususunda anlamlı bir uyarı olarak değerlendirilmelidir. Çünkü Allah’ın bizden beklediği “âhireti istemek”tir. Âhireti istemenin ne anlama geldiği sorusu da önem taşımaktadır. Bu iki âyette “dünya işi yapan, âhiret işi yapan” denmeyip “dünyayı isteyen, âhireti isteyen” denmesi söz konusu sorunun cevabını bulmada büyük önem taşımaktadır. Çünkü burada yapılan iş değil, o işle neyin hedeflendiğinin altı çizilmekte, yani niyetlere dikkat çekilmektedir. Zira insan dünya işi yaparken âhiret iyiliğini hedefleyebileceği gibi âhiret işi yaparken (ibadet ederken) dünya çıkarlarını da hedefleyebilir. Böylece eylemlerin Allah katındaki değerini tayin eden birinci unsur niyetlerimizdir. Bu sebeple Hz. Peygamber, “Ameller niyetlere göredir” buyurmuştur (Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 1). Bir insan, işlerini, hatta ibadetlerini âhireti esas alarak değil de dünya menfaatini kendisine hedef seçerek yaparsa bu kişi dünyayı istemiş olur; fakat ibadet ve itaatleri yanında dünya işi yaparken de bunu Allah’ın hükümlerine uyarak, âhirette Allah’a hesap vereceğini düşünerek, sevabını Allah’tan umarak o işi dürüstlükle yaparsa bu kişi âhireti istemiş olur. Herkes kendi niyetine göre karşılık bulur. 19. âyette hayırlı bir eylemin üç şartına dikkat çekilmektedir: ☼a) Âhiret sevabı istenmeli, ☼b) Sadece istemekle kalmayıp âhireti kazandıracak işler yapılmalı, ☼c) Bütün bunlar inanarak yapılmalı (Zemahşerî, II, 356). Âyette inanmanın şart olarak yer alması, diğerlerinin anlamlı hale gelmesi ve sonuç vermesinin inanmaya bağlı olduğunu göstermektedir.
İsrâ Suresi 18. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kimin niyetinde yaptığı hayır işlerle ilgili olarak dünya varsa ve ahirete de iman etmeyip, önem vermiyorsa dünya hayatında onun istediklerini değil, bizim onun için dilediğimiz nimetleri ona çabucak veririz. Bunu dilediğimiz kimse için yaparız. Sonra da kıyamet gününde onun gireceği yer ateşinin sıcaklığından sıkıntı çekeceği Cehennem olur. Bu kimse dünyayı tercih edip, ahireti inkâr etmesinden dolayı yerilmiş ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak Cehennem'e girecektir.