Önceki ayet· 16:43Sonraki ayet· 16:45

Nahl Suresi 44. Ayet· 16:44

↗ Nahl suresi
Mekki
بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِۗ وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ
Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri/Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.
Süleyman Ateş
Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
[We sent them] with clear proofs and written ordinances. And We revealed to you the message that you may make clear to the people what was sent down to them and that they might give thought
Fransızca
(Nous les avons envoyés) avec des preuves évidentes et des livres saints. Et vers toi, Nous avons fait descendre le Coran, pour que tu exposes clairement aux gens ce qu'on a fait descendre pour eux et afin qu'ils réfléchissent
İspanyolca
Los envié con evidencias claras y con Libros revelados. Y a ti [¡oh, Mujámmad!] te he revelado el conocimiento [de la Sunnah] para que expliques a la gente la revelación [el Corán] que habían recibido, para que así reflexionen
Rusça
Мы отправляли посланников с ясными знамениями и Писаниями. А тебе Мы ниспослали Напоминание для того, чтобы ты разъяснил людям то, что им ниспослано, и для того, чтобы они призадумались
Endonezce
(mereka Kami utus) dengan membawa keterangan-keterangan (mukjizat) dan kitab-kitab. Dan Kami turunkan Aż-Żikr (Alquran) kepadamu, agar engkau menerangkan kepada manusia apa yang telah diturunkan kepada mereka455) dan agar mereka memikirkan
Bengalce
প্রেরণ করেছিলাম তাদেরকে নিꦣ2503;দশাবলী ও অবতীর্ণ গ্রন্থসহ এবং আপনার কাছে আমি স্মরণিকা অবতীর্ণ করেছি, যাতে আপনি লোকদের সামনে ঐসব বিষয় বিবৃত করেন, যে গুলো তোদের প্রতি নাযিল করা হয়েছে, যাতে তারা চিন্তা-ভাবনা করে।
Çince
(我曾派遣他们)带着一些明证和经典,(去教化众人),我降示你教诲,以便你对众人阐明他们所受的启示,以便他们思维。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Apaçık deliller ve indirilen kitaplarla birlikte o peygamberleri insanlardan gönderdik. -Ey Peygamber!- Sana da insanlara açıklanmasına ihtiyaç duyulan şeyleri açıklayasın diye Kur'an'ı indirdik. Umulur ki zihinlerini çalıştırırlar ve içeriğinden ders alırlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
43- Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkeklerden başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun. 44- (Onları) apaçık belgelerle ve kitaplarla (gönderdik). Sana da bu Zikir’i insanlara kendilerine ne indirildiğini açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler diye indirdik. 43. Daha sonra Yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Senden önce (peygamber olarak) gönderdiklerimiz, kendilerine” Allah’ın kullarına bir lütuf ve ihsanı olmak üzere şeriat ve hükümler “vahyettiğimiz” -yoksa onlar kendiliklerinden bir şey getirmemişlerdir- “birtakım erkeklerden başkası değildi.” Yani sen daha önce benzeri görülmemiş bir peygamber değilsin. Biz senden önce melekleri değil, aksine kâmil erkekleri peygamber olarak gönderdik. Bunlar kadın da değillerdi. “Eğer” öncekilerin haberlerini “bilmiyorsanız” ve acaba Allah erkekleri mi peygamber olarak göndermiş? diye şüphe ediyorsanız “zikir ehline” sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlara “sorun.” Üzerlerine Kitaplar ve apaçık belgeler inmiş olan, bunları öğrenmiş ve kavramış bulunan, bu hususları bilen ilim ehline sorun. Bunların hepsi kesinlikle bilir ki Allah, daha önce de mutlaka şehir ahalisinden olan ve kendilerine vahyettiği erkekleri peygamber olarak göndermiştir. Bu âyet-i kerimenin umumi ifadesi, ilim ehlini övmekte ve ilmin en üstün çeşidinin Allah’ın indirmiş olduğu Kitab’ı bilmek olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü Yüce Allah, bilmeyen kimselere bütün hususlarda ilim ehline başvurmayı emretmektedir. Bunun kapsamında ilim ehlinin adaletli olduğu anlatılmakta ve onlar tezkiye edilmektedir. Çünkü Allah, onlara soru sorulmasını emretmekte ve bu yolla da cahilin sorumluluktan kurtulabileceğini belirtmektedir. İşte bu, Yüce Allah’ın ilim ehli olanları vahyine ve indirdiği buyruklara ehil kimseler olarak tayin ettiğini, onların da kendilerini tezkiye etmek ve kemal sıfatlara sahip kılmakla emrolunduklarını göstermektedir. Zikir ehlinin en faziletlileri ise bu Kur’an-ı Azim’in ehlidir. Onlar, gerçek anlamı ile zikir ehlidirler ve bu isme başkalarından daha layıktırlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 44. “Sana da bu Zikir’i” yani kulların gerek duyacakları dini ve dünyevi, zahiri ve batıni bütün hususların anıldığı bu Kur’an-ı Kerim’i “indirdik ki insanlara kendilerine ne indirildiğini açıklayasın” bu da bu Kitab’ın lafızlarını ve anlamlarını açıklamayı kapsamaktadır “ve onlar da iyice” o Kitab üzerinde “düşünsünler” ve böylelikle kendi istidatlarına ve ona yönelişlerine göre onun hazine ve ilimlerinden yararlanacakları şeyleri çıkarsınlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Apaçık deliller” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki beyyinât (tekili beyyine), “peygamberlerin doğruluğunu kanıtlayan aklî ve mûcizevî deliller”, zübür (tekili zebûr) ise “Allah’ın peygamberlerine indirdiği bilgilerin yazılı bulunduğu kutsal kitaplar” şeklinde açıklanır (İbn Âşûr, XIV, 162). Hz. Peygamber’e indirilen kutsal kitap ise âyette zikir kelimesiyle anılmaktadır ve bununla Kur’an-ı Kerîm kastedilmiştir. Peygamberler kendilerinin doğruluğunu kanıtlayıcı mahiyette delillerle desteklenmişler; ayrıca bir kısmına yeni bir kutsal kitap gönderilmek, bir kısmı da önceki bir peygambere gönderilmiş bulunan kutsal kitabın hükmünü yaşatmakla yükümlü kılınmak suretiyle bütün peygamberlere kutsal kitaplar verilmiş, Hz. Muhammed’e de Kur’an gönderilmiştir. Bu durumda onun peygamberliğinin müşrikler tarafından yadırganması anlamsızdır. Âyette Hz. Peygamber’e Kur’an’ın indirildiği bildirilmekle kalmayıp, ona “insanlara indirilenleri yani Allah’ın hükümlerini onlara açıklama” görevi de yüklenmiştir. Buna göre Hz. Peygamber sadece bir nakilci değil, aynı zamanda Allah’ın hükümlerini sözlü veya fiilî olarak açıklama, yorumlama, inananlara uygulamada örnek olma işlevine de sahiptir. Bu işlevin tamamına birden sünnet denmektedir; sünnet de ilâhî irşadla gerçekleştiği için bir tür vahiy değeri taşımaktadır. Âyetten açıkça anlaşıldığı gibi Peygamber’in aslî görevi Kur’an’ı açıklamaktır; şu halde onun Kur’an’a aykırı bir hüküm ve anlayış ortaya koyduğu kesinlikle düşünülemez. Bu sebeple hadis usulünün önemli bir konusu olan metin tenkidi ilkelerine göre kaynaklarda hadis diye aktarılan, fakat Kur’an’la uzlaştırılması hiçbir şekilde mümkün olmayan bir söz sahih bir hadis olarak kabul edilmez.
Nahl Suresi 44. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Apaçık deliller ve indirilen kitaplarla birlikte o peygamberleri insanlardan gönderdik. -Ey Peygamber!- Sana da insanlara açıklanmasına ihtiyaç duyulan şeyleri açıklayasın diye Kur'an'ı indirdik. Umulur ki zihinlerini çalıştırırlar ve içeriğinden ders alırlar.