Önceki ayet· 16:113Sonraki ayet· 16:115

Nahl Suresi 114. Ayet· 16:114

↗ Nahl suresi
Mekki
فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلٗا طَيِّبٗا وَٱشۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ
Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O'nun nimetine şükredin
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O'nun nimetine şükredin
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin! Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetlerine şükredin!
Süleyman Ateş
Allah'ın size verdiği rızıktan helal, hoş olarak yeyin de Allah'ın ni'metine şükredin; eğer O'na kulluk ediyorsanız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Then eat of what Allah has provided for you [which is] lawful and good. And be grateful for the favor of Allah, if it is [indeed] Him that you worship
Fransızca
Mangez donc de ce qu'Allah vous a attribué de licite et de bon. Et soyez reconnaissants pour les bienfaits d'Allah, si c'est Lui que vous adorez
İspanyolca
Coman de lo lícito y bueno que Dios les ha sustentado. Agradezcan las bendiciones de Dios, si es que solo a Él adoran
Rusça
Питайтесь дозволенным и благим из того, что Аллах дал вам в удел, и будьте благодарны за милости Аллаха, если вы поклоняетесь Ему
Endonezce
Maka makanlah yang halal lagi baik dari rezeki yang telah diberikan Allah kepadamu; dan syukurilah nikmat Allah, jika kamu hanya menyembah kepada-Nya
Bengalce
অতএব, আল্লাহ তোমাদেরকে যেসব হালাল ও পবিত্র বস্তু দিয়েছেন, তা তোমরা আহার কর এবং আল্লাহর অনুগ্রহের জন্যে কৃতজ্ঞতা প্রকাশ কর যদি তোমরা তাঁরই এবাদতকারী হয়ে থাক।
Çince
你们可以吃安拉赏赐你们的合法而佳美的食物,你们应当感谢安拉的恩惠,如果你们只崇拜他。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Allah’ın Kulları!- Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın sizleri rızıklandırdığı hoşunuza giden helal rızıklardan yiyin. Eğer sadece bir tek O'na ibadet ediyorsanız ve O'na hiçbir ortak koşmuyorsanız, Allah’ın sizleri nimetlendirdiği bu nimetlerin Allah’ın nimetleri olduğunu ikrar edip O'nun razı olduğu işlerde harcayarak nimetlerine şükredin.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
114- O halde Allah’ın size verdiği rızıklardan helâl, hoş ve temiz olarak yiyin ve Allah’ın nimetine şükredin, eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız… 115- O, size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olan (hayvan)ları haram kıldı. Kim mecbur kalır da (harama) saldırmamak ve haddi aşmamak (kaydıyla bunlardan yerse) şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 116- Dillerinizin yalan yere nitelediği şeyler için:“Şu helâldir, şu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah hakkında yalan uydurmuş olursunuz. Şüphe yok ki Allah hakkında yalan uyduranlar iflâh olmazlar. 117- (Bu iftira ile) az bir menfaat (elde ederler.) Ama onlar için elemli bir azap vardır. 118- Yahudilere ise daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik. Ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı. 114. Şanı Yüce Allah, kullarına rızık olarak ihsan etmiş olduğu hayvanların etlerinden, tahıllardan ve diğer mahsüllerden “helâl, hoş ve temiz olarak” yemelerini emretmektedir. Yani onların bu yedikleri, bu iki niteliğe birden sahip olmalıdır. Şöyle ki Allah’ın haram kıldığı şeylerden yahut da gasp ve benzeri yollarla elde edilmiş şeylerden olmamalıdır. O halde Allah’ın sizin için yaratmış olduklarından israfa kaçmadan ve haddi aşmadan faydalanın. “ve Allah’ın nimetine şükredin.” Yani kalbinizle bu nimetlerin ondan geldiğini itiraf edin, bu nimetler dolayısıyla Allah’a hamd-u senâda bulunun ve onları Allah’a itaat uğrunda kullanın. “eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız” ihlâsla yalnız O’na ibadet ediyorsanız O’ndan başkasına şükretmeyin ve bu nimetleri size ihsan edeni unutmayın. 115. “O size ancak” zararlı olan şeyleri, sizi bu zararlardan korumak maksadı ile “haram kıldı.” Ki bunlar şunlardır: “Leş”; bunun kapsamına dine uygun kesim olmaksızın ölmüş bütün hayvanlar girer. Ancak çekirge ve balıkların ölüleri bundan müstesnadır. Akmış “kan” da haramdır. Ancak (kesim sonrası) damarlarda ve etin iç kısımlarında kalan kan müstesnadır. “Domuz eti” pisliği ve temiz olmaması dolayısıyla haramdır. Eti, yağı ve domuzun bütün bölümleri bu kapsama dahildir. Yine putlara, kabirlere/türbelere/yatırlara vb. kesilenler gibi “Allah’tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olan (hayvan)lar” da haramdır. Çünkü bunların kesim maksadı şirktir. “Kim” bu haram kılınan şeylerden yemek hususunda “mecbur kalır da” eğer bunlardan yemeyecek olursa ölmekten korkacak derecede zaruret halinde bulunursa “(harama) saldırmamak ve haddi aşmamak” şartıyla bunlardan yemesinde bir sakınca yoktur. Yani zaruret halinde değilse bu haram kılınan şeylerden yememelidir ve helâl sınırını aşıp harama saldırmamalıdır yahut da zaruret halinin gerektirdiği noktadan fazlasını yememelidir. İşte Allah’ın bir sürü mubah arasında haram kıldıkları bunlardır. 116. Yani Yüce Allah’a iftirada bulunup O’nun hakkında söylemediği şeyleri söyleyerek, kendiliğinizden yalan yere haram ve helâl koymayın. “Çünkü Allah hakkında yalan uydurmuş olursunuz. Şüphe yok ki Allah hakkında yalan uyduranlar” dünyada da âhirette de “iflâh olmazlar.” Allah’ın onların rezilliklerini açığa çıkarması kaçınılmaz bir şeydir. 117. Dünya hayatında faydalansalar bile bu pek “az bir menfaat”tir. “Ama” varacakları yer, cehennem ateşidir. Hem de “onlar için elemli bir azap vardır.” 118. Allah, bizlere ancak pis ve murdar olan şeyleri kendinden bir lütuf olmak üzere ve bizleri her türlü pis ve tiksinti verici şeylerden korumak için haram kılmıştır. Yahudilere gelince Allah, zulümleri dolayısıyla kendilerine bir ceza olmak üzere önceleri kendilerine helâl olan hoş ve temiz şeyleri onlara haram kılmıştır. Nitekim Yüce Allah, En’âm sûresinde bu hususu şöyle dile getirmektedir:“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık. Ancak sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan ya da kemiğe karışanlar hariç. Onları zulümleri yüzünden bununla cezalandırdık. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”(el-En’âm, 6/146)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İçinde bulundukları bolluk ve güvenlik ortamını kendisine borçlu oldukları Allah’a karşı nankörlük eden, üstelik yaptıklarının yanlışlığını göstermeye çalışan Allah elçisini de yalancılıkla suçlayan şehir halkının bu yüzden uğradığı açlığı, korkuyu ve başlarına gelecek büyük azabı bir uyarı örneği olarak hatırlatan âyetlerin ardından Allah’a hakkıyla kulluk eden kimselerin, O’nun verdiği nimetlerden yararlanırken kendisine şükretmeleri gerektiği bildirilmekte; sonra da bazı haram yiyecekler sıralanmaktadır (bu haramlar konusunda bilgi için bk. Bakara 2/173). Allah kuluna gereksiz ve faydasız yere zorluk çıkarmaz; hatta kul zorda kalırsa, kural olarak yasakladığı bazı şeylere geçici olarak izin de verir. Önemli olan, Allah tarafından konmuş olan hükümlere saygı duymamızı, nimetlerinden ötürü O’na minnettar olmamızı sağlayan, bizi haksızlık ve aşırılığa sapmaktan koruyan bir dindarlık duyarlılığına sahip olmaktır. Buna karşılık, Allah’ın hükümlerini önemsemeyip de haram ve helâl konusunu hafife alarak, aslında kendi keyfî arzularıyla uluorta hükümler koyup bunları Allah’ın hükümleriymiş gibi göstermeye kalkışmak, “az bir faydalanma” yani önemsiz dünya menfaatleri uğruna “Allah üzerine yalan uydurmak”, insanı ebedî kurtuluştan mahrum bırakacak ve “elemli bir azab”a götürecek ölçüde ağır bir suçtur.
Nahl Suresi 114. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Allah’ın Kulları!- Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın sizleri rızıklandırdığı hoşunuza giden helal rızıklardan yiyin. Eğer sadece bir tek O'na ibadet ediyorsanız ve O'na hiçbir ortak koşmuyorsanız, Allah’ın sizleri nimetlendirdiği bu nimetlerin Allah’ın nimetleri olduğunu ikrar edip O'nun razı olduğu işlerde harcayarak nimetlerine şükredin.