Önceki ayet· 15:87Sonraki ayet· 15:89

Hicr Suresi 88. Ayet· 15:88

↗ Hicr suresi
Mekki
لَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجٗا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al
Elmalılı Hamdi Yazır
Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
Süleyman Ateş
Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
Do not extend your eyes toward that by which We have given enjoyment to [certain] categories of the disbelievers, and do not grieve over them. And lower your wing to the believers
Fransızca
Ne regarde surtout pas avec envie les choses dont Nous avons donné jouissance temporaire à certains couples d'entre eux, ne t'afflige pas à leur sujet et abaisse ton aile pour les croyants
İspanyolca
No codicies aquello conque he agraciado a algunos de los ricos [de los que desmienten el Mensaje] y no sientas pena por ellos [a causa de su incredulidad]. Y baja tu ala protegiendo a los creyentes
Rusça
Не заглядывайся на блага, которыми Мы наделили некоторых из них, и не печалься о них. Склони свои крылья перед верующими (будь добр и милосерден к ним)
Endonezce
Jangan sekali-kali engkau (Muhammad) tujukan pandanganmu kepada kenikmatan hidup yang telah Kami berikan kepada beberapa golongan di antara mereka (orang kafir), dan jangan engkau bersedih hati terhadap mereka dan berendah hatilah engkau terhadap orang yang beriman
Bengalce
আপনি চক্ষু তুলে ঐ বস্তুর প্রতি দেখবেন না, যা আমি তাদের মধ্যে কয়েক প্রকার লোককে ভোগ করার জন্যে দিয়েছি, তাদের জন্যে চিন্তিত হবেন না আর ঈমানদারদের জন্যে স্বীয় বাহু নত করুন।
Çince
你不要觊觎我所使他们中各等人所享受的事物,你不要为他们而悲哀。你应当温和地对待信士们。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirlerin bazı sınıflarına verdiğimiz geçici dünya malına göz dikme, seni yalanlamalarına üzülme ve Müminlere karşı da mütevazı ol.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
87- Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediyi ve Kur’an-ı Azîm’i verdik. 88- Sakın onlardan bazı grupları faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme ve onlar için üzülme. Müminlere de kanadını ger. 89- Ve de ki:“Şüphesiz ben, evet ben (azaba karşı) açık bir uyarıcıyım.” 90- Tıpkı yemin edenlere indirdiğimiz (azap) gibi! 91- O, Kur’an’ı parça parça ayıranlara! 92- Rabbine andolsun ki onların hepsine elbette soracağız; 93- Yapmakta oldukları şeyleri. 94- O halde emrolunduğunu açıkça bildir ve müşriklerden yüz çevir! 95- O alay edip duranlara karşı muhakkak ki biz sana yeteriz. 96- Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilâh tanırlar. Ama ilerde bilecekler! 97- Biz elbette biliyoruz ki onların söylediklerinden dolayı göğsün daralıyor. 98- O halde Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! 99- Ve sana yakîn gelinceye kadar Rabbine ibadet et! 87. Yüce Allah Rasûlüne olan lütfunu dile getirerek:“Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi (ayeti) ve Kur’an-ı Azîm’i verdik” buyurmaktadır. “Tekrarlanan yedi” sahih görüşe göre ya yedi uzun sureyi teşkil eden Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’âm, A’râf ve Enfâl ile birlikte Tevbe sûreleridir yahut da yedi âyet olması dolayısı ile Fatiha suresidir. Bu durumda “Kur’an-ı Azîm”in atfı, genelin özele atfı kabilinden olur. Çünkü bu tekrarlanan yedide; tevhid, gaybî bilgiler, yüce hükümler çokça geçmekte ve sıkça tekrarlanmaktadır. Tekrarlanan yedinin Fatiha olduğu görüşüne göre de anlam şöyle olur: Bu sûre, namazda her bir rekatte tekrarlanan yedi âyetten oluşmaktadır. Yüce Allah, tekrarlanan yedi ile birlikte Kur’an-ı Azîm’i Peygamber’e verdiğine göre yarışacak kimselerin yarışabilecekleri en üstün şeyleri vermiş, müminlerin sevinmelerine sebep olacak en büyük ihsanı lütfetmiş demektir. “De ki: Allah’ın lütfu ve rahmeti ile, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır.”(Yunus, 10/58) Bundan dolayı bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: 88. “Sakın onlardan bazı grupları faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme!” Yani bu lüks içerisinde bulunanların faydalandığı ve cahillerin de aldandığı o dünya zevklerine düşünceni meşgul edecek şekilde beğeni ile bakma! Allah’ın sana vermiş olduğu tekrarlanan yedi ve Kur’an-ı Azim ile bunlara muhtaç olmadığını bil, onlarla yetin. “Onlar için üzülme.” Çünkü onlardan hayır umulmaz, bir fayda gelmesi de beklenmez. Onlar yerine mü’minler senin için en güzel karşılık ve en üstün bir bedeldir. “Müminlere de kanadını ger!” Onlara yumuşak davran, onlara karşı huyun güzel olsun, onlara sevgi, ikram ve muhabbetle davran. 89. “Ve de ki: Şüphesiz ben, evet ben (azaba karşı) açık bir uyarıcıyım.” Yani uyarıcılık görevini yerine getir ve risaleti eda et. Uzağa da yakına da, dosta da düşmana da tebliğ yap. Sen bunu yapacak olursan onların hesabından sana bir şey düşmez, senin hesabından da onlara bir şey düşmez. 90. “Tıpkı” insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için çalışan ve senin getirdiklerinin batıl olduğu hususunda “yemin edenlere” bir ceza olarak “indirdiğimiz (azap) gibi!” 91. “O, Kur’an’ı parça parça ayıranlara.” Kendi hevalarına ve arzularına göre onu kısımlara ve bölümlere ayırıp parçalayanlara… Zira onlardan kimisi: Bu bir büyüdür, derken kimisi: Bu bir kehanettir, diyordu. Kimisi ise: Bu uydurulmuştur, diyor ve buna benzer şekillerde Kur’an-ı Kerim’i insanları hidâyetten alıkoymak için tenkide koyuluyor, onu yalanlıyor, kâfirlerin söyledikleri diğer sözlerle onu niteliyorlardı. 92. “Rabbine andolsun ki onların hepsine” Yani Kur’an-ı Kerim’e dil uzatan, onu ayıplayan, onu değişikliğe uğratmaya ve başka sözlerle değiştirmeye çalışanların hepsine “elbette soracağız.” 93. “Yapmakta oldukları şeyleri” onlara soracağız. Bu ifadede onların yaptıklarını sürdürmekten vazgeçmeleri için oldukça büyük bir uyarı vardır. 94. “O halde emrolunduğunu açıkça bildir” Yüce Allah, onlara da başkalarına da aldırmamasını, Allah’ın emrini açıkça söyleyerek herkese bunu ilan etmesini, hiçbir engel tanımamasını ve bu gibi iftiracıların sözlerinin onu görevini yerine getirmekten alıkoymamasını emretmektedir. “ve müşriklerden de yüz çevir!” Onlara aldırma! Onların hakaretlerine kulak asma ve görevini yerine getirmeye bak! 95. “O” seninle ve getirdiklerinle “alay edip duranlara karşı muhakkak ki biz sana yeteriz.” Bu, Allah tarafından Rasûlüne, alay edenlerin ona hiçbir şekilde zarar veremeyeceklerine ve Allah’ın, dilediği çeşitli azaplarla onların hakkından geleceğine dair bir vaadidir. Nitekim Allah, verdiği bu sözü yerine getirmiştir. Bir kimse, Allah Rasûlü ile ve onun getirdikleri ile açıkça alay etmişse mutlaka Allah, onu helâk etmiş ve en kötü bir şekilde canını almıştır. 96. Daha sonra Allah, bu alaycı kâfirlerin niteliklerini zikretmekte, Allah Rasûlüne eziyet ettikleri gibi Allah’a da şöylece eziyet ettiklerini bildirmektedir:“Onlar ki” rableri ve yaratıcıları olan ve onlara her türlü iyiliği ihsan eden “Allah ile beraber başka bir ilâh tanırlar. Ama ilerde” Kıyamette yaptıklarının kötü bir aldanıştan başka bir şey olmadığını “bilecekler!” 97. “Biz elbette biliyoruz ki onların söylediklerinden dolayı” seni yalanlayıp alay etmeleri yüzünden “göğsün daralıyor.” Biz, onları azap ile toptan imha edip köklerini kurutmaya, hak ettikleri azabı derhal vermeye kadiriz. Allah mühlet verir, ama ihmal etmez. 98. “O halde” ey Muhammed “Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!” Allah’ı çokça an, çokça tesbih et, O’na çokça hamd et, bol bol namaz kıl. Çünkü bu ameller, kalbe genişlik ve ferahlık verir, görevini ifa etmek için sana yardımcı olur. 99. “Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” Yani çeşitli ibadetlerle Allah’a bütün vakitlerinde yakınlaşmayı sürdür. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Rabbinin bu emrine riâyet etmişti. Rabbinden ölüm kendisine gelinceye kadar ibadetini sürekli yapmış ve hiçbir şekilde aksatmamıştır. Hicr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’e ve İslâm’a karşı cephe alıp düşmanlık edenler arasında, müreffeh bir hayat yaşayan Mekkeli şımarık zengin kişiler ve aileler de yer alıyor, müslümanlar ise büyük ölçüde yoksul ve mazlum kişilerden oluşuyordu. İşte Allah Teâlâ, resulünden ve onun şahsında ümmetinden, inkârcı kişi ve grupların elinde bulunan ve onlar için görünüşte zenginlik, fakat hakikatte bir imtihan vesilesi (fitne) olan dünya malına imrenmekten sakınmalarını istemektedir. Bu buyruk, İslâm’ın sırf ekonomik dengesizlikten, gelir farkları arasındaki uçurumdan kaynaklanan toplumsal bir baş kaldırı olmadığını göstermesi bakımından anlamlıdır. İslâm, kıskançlıktan kaynaklanan bir duygusal tepki hareketi değildir. Kur’an, sosyal adaletin sağlanmasına yönelik tedbirlerin de içinde bulunduğu topyekün bir ıslah projesidir. Allah, bu projenin yer aldığı “tekrar tekrar okunan yedi âyeti yahut sûreyi ve bütünüyle yüce Kur’an’ı” vermekle resulünü en büyük nimete mazhar kılmış, peygamberlikle şereflendirmiştir; onunla birlikte müminlere de nihaî zaferin ve ebedî kurtuluşun yolunu açmıştır. Böylece Allah’ın, peygamberine ve müminlere lutfettiği bu kalıcı nimetler dikkate alındığında inkârcıların elindeki bütün maddî imkânlar önem ve değerini kaybeder. Bu durum karşısında inkârcıların bu tür nimetlerden daha fazla yararlanmalarından (Taberî, XIV, 60) yahut iman etmemelerinden, mallarıyla yoksullara ve dine hizmet etmemelerinden dolayı (Elmalılı, V, 3077) üzülmemek gerekir. Bir peygamber için asıl önemli olan ve kendilerine değer verilmesi gerekenler, ona inanıp bağlanmış olan müminler topluluğudur. Bu sebeple Allah Teâlâ Hz. Peygamber’e, ümmetine karşı alçak gönüllü olması, yumuşak davranması, yakınlık göstermesi, onları incitecek katı ve kaba söz ve hareketlerden sakınması hususunda öğütlerde bulunmaktadır (Taberî, XIV, 61). Kuşkusuz, buradaki buyruklardan Resûlullah’ın ümmetine karşı yanlış hareket ettiği, kibirli davrandığı ve bu yüzden uyarıldığı gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Her şeyden önce iman ve ibadette olduğu gibi ahlâk konularında da bir eğitim rehberi olan Kur’an-ı Kerîm’in bu ve benzeri âyetleriyle aynı zamanda bir ahlâk örneği ve önderi olması sıfatıyla Peygamber efendimizin şahsında onun yolundan giden müminler eğitilmekte, en güzel ahlâka özendirilmektedir.
Hicr Suresi 88. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirlerin bazı sınıflarına verdiğimiz geçici dünya malına göz dikme, seni yalanlamalarına üzülme ve Müminlere karşı da mütevazı ol.