Önceki ayet· 15:14Sonraki ayet· 15:16

Hicr Suresi 15. Ayet· 15:15

↗ Hicr suresi
Mekki
لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمٞ مَّسۡحُورُونَ
Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi.
Meal ihtilafı: 10% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: "Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz."
Süleyman Ateş
Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
They would say, "Our eyes have only been dazzled. Rather, we are a people affected by magic
Fransızca
ils diraient: «Vraiment nos yeux sont voilés. Mais plutôt, nous sommes des gens ensorcelés»
İspanyolca
Dirían: "Nuestros ojos ven visiones, nos han hechizado
Rusça
они непременно сказали бы: «Наши взоры затуманены, а сами мы околдованы»
Endonezce
tentulah mereka berkata, "Sesungguhnya pandangan kamilah yang dikaburkan, bahkan kami adalah orang yang terkena sihir
Bengalce
তবুও ওরা একথাই বলবে যে, আমাদের দৃষ্টির বিভ্রাট ঘটানো হয়েছে না বরং আমরা যাদুগ্রস্ত হয়ে পড়েছি।
Çince
他们必定说:“我们的眼睛受蒙蔽了,不然,我们是中了魔术的民众。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Doğruyu söylemezler de şöyle derler: "Kuşkusuz gözlerimiz doğruyu görmekten alıkonuldu, belki de bizler büyülendik ve görmekte olduğumuz şey bir sihirdir. Biz büyülendik."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
14- Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar… 15- …kesinlikle şöyle diyeceklerdir:“Kesin gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmış!” 14-15. Yani onlara ne kadar büyük mucizeler gelirse gelsin yine de iman etmez, inkarda diretirler. Hatta “onlara gökten bir kapı açsak da” bu kapıdan yukarı doğru çıksalar ve buna kendi gözleri ile tanık olsalar, aşırı zulümlerinden ve inatlarından ötürü böyle bir mucizeyi inkâr ederek:“şöyle diyeceklerdir: Kesin gözlerimiz perdelendi” de olmadık şeyleri görecek hale geldik “daha doğrusu bize büyü yapılmış!” Bu, bir hakikat olamaz; aksine bu bir büyüdür. İnkârları bu dereceye ulaşmış bir topluluğun iman edeceğine umutlanmaya imkan yoktur. Daha sonra Allah, peygamberlerin getirdiği hakka delil olan ayetleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Başka bazı âyetlerde ifade buyurulduğu gibi müşrikler, güya Hz. Muhammed’in peygamberliğini tasdik etmek için onun ilâhî kelâmı kendilerine okuyup duyurmasını yeterli bulmamışlar, ayrıca gökten kendilerine okuyacakları bir kitap (İsrâ 17/93) veya “açılmış sayfalar” (Müddessir 74/52) indirilmesi gibi isteklerde bulunmuşlardır. İşte burada “Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine de ‘Herhalde gözlerimiz perdelendi, hatta bize büyü yapılmıştır’ derler” buyurularak müşriklerin asıl amaçlarının gerçeği öğrenip ona inanmak olmadığına, aksine onların, bu istekleriyle güya Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmayı amaçladıklarına işaret edilmektedir. Kezâ, En‘âm sûresinde (6/7-8), “Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de o inkârcılar, ‘Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değil’ derlerdi. ‘Ona bir melek indirilseydi ya!’ dediler. Eğer biz bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine mühlet verilmezdi” buyurularak aynı hakikate dikkat çekilmektedir. Nitekim Hz. Âişe, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve diğer samimi insanlar Resûlullah’ın dürüstlüğünü, Kur’an âyetlerinin ihtiva ettiği açık seçik gerçekleri dikkate alarak iman ederken; nefislerinin gururuna kapılan, Kur’an’ın getirdiği yüce ilkelerin, kendilerinin veya kabilelerinin çıkarlarını zedeleyeceğini düşünen ve Câhiliye taassubunda direnen inatçı kimseler çeşitli bahaneler ileri sürerek, sonunda hiçbir mantıkî gerekçe bulamadıkları için Kur’an’ın “büyü” (En‘âm 6/7), Hz. Peygamber’in de “kâhin veya mecnun” (Tûr 52/29) olduğu yönünde tutarsız, keyfî ve hakikatten uzak ithamlarda bulunmuşlardır. Müşriklerin vahiy karşısındaki ön yargılı tutumlarının tanıtıldığı âyetler, inkâr psikolojisinin bir özelliğini ortaya koyması bakımından ilgi çekicidir. Normal ve ön yargısız bir insan genellikle karşılaştığı yeni bir görüş, inanç veya iddiayı ölçüp tartar; üzerinde düşünüp taşınır; söz konusu iddiayı mahiyetine göre akıl ve iz‘an ölçülerine vurarak sonunda kabul veya reddeder; ya da kesin bir sonuca varamamışsa ihtimal noktasında bırakır. Halbuki, ilâhî mesaj karşısında zihinleri peşin hükümlere kilitlenip kalmış olanlar, bu suretle bağımsız ve tarafsız düşünme imkânından da kendilerini mahrum bırakmış oldukları için, aklî ve mantıkî deliller şöyle dursun, mûcizevî delillerle karşılaşacak olsalar, meselâ âyette buyurulduğu gibi gökten (yani metafizik âlemden) bir kapı açılıp oraya yükseltilseler de vahyin bildirdiklerini yahut vahyi getiren meleği açık seçik gözleriyle görseler, bunu bile hemen göz boyama, büyü gibi temelsiz iddialarla reddederler. Gerçekte ise asıl Arap müşriklerinin kendileri –başta putperestlikleri olmak üzere– yığınla hurafelere inandıkları halde İslâmiyet’in ortaya koyduğu ve insan oğlunun akıl, mantık ve tecrübeleriyle, kalp ve vicdanının talepleriyle uyuşan, kısaca insanın aslî fıtrat ve tabiatına tam bir uygunluk teşkil eden hükümlerini bir çırpıda inkâr etmeleri, hemen her devirde görülebilen bir zihin, muhâkeme ve hatta ahlâk bozukluğudur. Çünkü haklı gerekçelere dayanmayan red ve inkâr tavrı zihnî bir kusur olmanın yanında bir erdemsizliktir. Erdemli insan, peşin hükümlerle karar vermekten, duygusal ve tepkisel davranmaktan kurtulabilmiş, daima adaleti ve gerçekliği ilke edinebilmiş olan kimsedir.
Hicr Suresi 15. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Doğruyu söylemezler de şöyle derler: "Kuşkusuz gözlerimiz doğruyu görmekten alıkonuldu, belki de bizler büyülendik ve görmekte olduğumuz şey bir sihirdir. Biz büyülendik."