Önceki ayet· 12:102Sonraki ayet· 12:104

Yûsuf Suresi 103. Ayet· 12:103

↗ Yûsuf suresi
Mekki
وَمَآ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوۡ حَرَصۡتَ بِمُؤۡمِنِينَ
Ama sen, ne kadar istesen de, yine insanların çoğu inanacak değillerdir.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ama sen, ne kadar istesen de, yine insanların çoğu inanacak değillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen ne kadar şiddetle arzulasan da, insanların çoğu iman edecek değildir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sen hırslanasıya istesen de, insanların çoğu inanmayacaktır.
Süleyman Ateş
Ama sen, ne kadar istesen de, yine insanların çoğu inanacak değillerdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.9%
İngilizce
And most of the people, although you strive [for it], are not believers
Fransızca
Et la plupart des gens ne sont pas croyants malgré ton désir ardent
İspanyolca
La mayoría de los seres humanos, aunque te esfuerces [para que crean], no serán creyentes
Rusça
Большая часть людей не уверует, даже если ты страстно будешь желать этого
Endonezce
Dan kebanyakan manusia tidak akan beriman walaupun engkau sangat menginginkannya
Bengalce
আপনি যতই চান, অধিকাংশ লোক বিশ্বাসকারী নয়।
Çince
你虽然切望世人信道,但他们大半是不信道的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Onların iman etmeleri için sen ne kadar çalışıp çabalasan da insanların çoğu iman etmezler. Üzülüp kendini helak etme!
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
103- Sen ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler. 104- Halbuki sen, bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak âlemlere bir öğüttür. 105- Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onlar, bunların yanından yüz çevirerek geçer giderler. 106- Onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler. 107- Onlar, Allah’ın kuşatıcı bir azabının kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler? 103. Yüce Allah peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Sen” insanların iman etmelerini için “ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler.” Çünkü onların elde etmek istedikleri şeyler de maksatları da bozuktur. Onlara karşı gerçekten samimi olup iyiliklerini isteyenlerin bu konudaki gayretlerinin onlara faydası olmaz. İsterse bunlar, onları kendilerinin hayrına olan şeylere çağırsınlar, onlara öğretsinler, onlardan kötülükleri uzaklaştırmak istesinler, herhangi bir ücret ve karşılık beklemeksizin bütün bunları yapsınlar ve doğruluklarına delil olacak bunca âyet, belge ve delili ortaya koysunlar ve böylelikle iman etmelerine engel olan her şey ortadan kalkmış olsun; fark etmez, yine de durum değişmez. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmakdadır: 104. “Halbuki sen bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak alemlere bir öğüttür.” Ondan kendilerine faydalı olacak öğütler alırlar. Ki bu, faydalı şeyleri yapsınlar ve zararlarına olacak şeyleri de terk etsinler diyedir. 105-106. “Göklerde ve yerde” Yüce Allah’ın birliğine delil teşkil eden “nice âyetler vardır ki, onlar bunların yanından yüz çevirerek” hiç düşünmeden, tefekkür etmeden “geçer giderler.” Bununla birlikte kısmen imana sahip olsalar da “onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler.” Bunlar Yüce Allah’ın Rab, yaratan, rızık veren, bütün işleri çekip çeviren olduğunu itiraf etseler dahi Allah’ın ulûhiyetinde ve rubûbiyetinde O’na şirk koşarlar. İşte bu duruma gelenler için artık geriye ilâhi azabın gelip çatmasından ve onlar kendilerini emniyet içinde hissettikleri bir sırada azabın ansızın onları bulmasından başka bir seçenek kalmaz. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 107. “Onlar” bu işleri yapan ve Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren bu kimseler “Allah’ın kuşatıcı bir azabının” onların hepsini kuşatacak ve onları kökten imha edecek bir azabın “kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?” Halbuki onların yaptıkları, başlarına bunların gelmesini gerektirmektedir. O halde Allah’a tevbe etsinler ve cezalandırılmalarına sebep olacak şeyleri terk etsinler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kureyş’in, “İsrâiloğulları Mısır’a niçin gitti?” şeklindeki sorusuna cevap olmak üzere inmiş olan bu kıssa, Kur’an’ın bir mûcize, Hz. Muhammed’in de bir peygamber olduğunu gösteren delillerden biridir. Bununla birlikte Kureyş’in çoğu inanmamıştır. Zira onlar gerçeği aramada samimi değillerdi. Yüce Allah, “Sen ne kadar inanmalarını istesen de insanların çoğu inanmazlar” buyurarak elçisini teselli etti.
Yûsuf Suresi 103. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Onların iman etmeleri için sen ne kadar çalışıp çabalasan da insanların çoğu iman etmezler. Üzülüp kendini helak etme!