Önceki ayet· 12:103Sonraki ayet· 12:105

Yûsuf Suresi 104. Ayet· 12:104

↗ Yûsuf suresi
Mekki
وَمَا تَسۡـَٔلُهُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ
Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür
Elmalılı Hamdi Yazır
Buna karşılık onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O Kur'ân, âlemlere ancak bir öğüttür.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sen, bu tebliğin için onlardan bir ücret istemiyorsun. O, bütün âlemler için bir hatırlatmadan başka şey değildir.
Süleyman Ateş
Sen bu(okudukları)na karşılık onlardan bir ücret istemiyorsun. O, sadece bütün alemler için bir öğüttür.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.0%
İngilizce
And you do not ask of them for it any payment. It is not except a reminder to the worlds
Fransızca
Et tu ne leur demandes aucun salaire pour cela. Ce n'est là qu'un rappel adressé à l'univers
İspanyolca
Tú no pides remuneración alguna por transmitir el Mensaje, que está dirigido a toda la humanidad
Rusça
Ты не просишь у них вознаграждения за это, ведь это - только Напоминание для миров
Endonezce
Dan engkau tidak meminta imbalan apa pun kepada mereka (terhadap seruanmu ini), sebab (seruan) itu adalah pengajaran bagi seluruh alam
Bengalce
আপনি এর জন্যে তাদের কাছে কোন বিনিময় চান না। এটা তো সারা বিশ্বের জন্যে উপদেশ বৈ নয়।
Çince
你不为传授《古兰经》而向他们要求任何的报酬。《古兰经》只是对世人的教诲。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer akıl etseydiler sana iman ederlerdi. Çünkü sen -Ey Resul!- Kur'an'dan ve davet ettiğin şeyden dolayı onlardan bir karşılık talep etmedin. Kur'an bütün insanlara öğütten başka bir şey değildir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
103- Sen ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler. 104- Halbuki sen, bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak âlemlere bir öğüttür. 105- Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onlar, bunların yanından yüz çevirerek geçer giderler. 106- Onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler. 107- Onlar, Allah’ın kuşatıcı bir azabının kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler? 103. Yüce Allah peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Sen” insanların iman etmelerini için “ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler.” Çünkü onların elde etmek istedikleri şeyler de maksatları da bozuktur. Onlara karşı gerçekten samimi olup iyiliklerini isteyenlerin bu konudaki gayretlerinin onlara faydası olmaz. İsterse bunlar, onları kendilerinin hayrına olan şeylere çağırsınlar, onlara öğretsinler, onlardan kötülükleri uzaklaştırmak istesinler, herhangi bir ücret ve karşılık beklemeksizin bütün bunları yapsınlar ve doğruluklarına delil olacak bunca âyet, belge ve delili ortaya koysunlar ve böylelikle iman etmelerine engel olan her şey ortadan kalkmış olsun; fark etmez, yine de durum değişmez. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmakdadır: 104. “Halbuki sen bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak alemlere bir öğüttür.” Ondan kendilerine faydalı olacak öğütler alırlar. Ki bu, faydalı şeyleri yapsınlar ve zararlarına olacak şeyleri de terk etsinler diyedir. 105-106. “Göklerde ve yerde” Yüce Allah’ın birliğine delil teşkil eden “nice âyetler vardır ki, onlar bunların yanından yüz çevirerek” hiç düşünmeden, tefekkür etmeden “geçer giderler.” Bununla birlikte kısmen imana sahip olsalar da “onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler.” Bunlar Yüce Allah’ın Rab, yaratan, rızık veren, bütün işleri çekip çeviren olduğunu itiraf etseler dahi Allah’ın ulûhiyetinde ve rubûbiyetinde O’na şirk koşarlar. İşte bu duruma gelenler için artık geriye ilâhi azabın gelip çatmasından ve onlar kendilerini emniyet içinde hissettikleri bir sırada azabın ansızın onları bulmasından başka bir seçenek kalmaz. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 107. “Onlar” bu işleri yapan ve Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren bu kimseler “Allah’ın kuşatıcı bir azabının” onların hepsini kuşatacak ve onları kökten imha edecek bir azabın “kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?” Halbuki onların yaptıkları, başlarına bunların gelmesini gerektirmektedir. O halde Allah’a tevbe etsinler ve cezalandırılmalarına sebep olacak şeyleri terk etsinler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kureyş’in, “İsrâiloğulları Mısır’a niçin gitti?” şeklindeki sorusuna cevap olmak üzere inmiş olan bu kıssa, Kur’an’ın bir mûcize, Hz. Muhammed’in de bir peygamber olduğunu gösteren delillerden biridir. Bununla birlikte Kureyş’in çoğu inanmamıştır. Zira onlar gerçeği aramada samimi değillerdi. Yüce Allah, “Sen ne kadar inanmalarını istesen de insanların çoğu inanmazlar” buyurarak elçisini teselli etti.
Yûsuf Suresi 104. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Eğer akıl etseydiler sana iman ederlerdi. Çünkü sen -Ey Resul!- Kur'an'dan ve davet ettiğin şeyden dolayı onlardan bir karşılık talep etmedin. Kur'an bütün insanlara öğütten başka bir şey değildir.