Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir
Elmalılı Hamdi Yazır
(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Belki de sen; onlar, "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!" diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir.
Süleyman Ateş
Herhalde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü, sana vahyolunanın bir kısmını bırakacaksın ve bununla göğsün sıkılacak; ama sen sadece bir uyarıcısın (böyle sözlere aldırma), her şeye vekil olan Allah'tır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Then would you possibly leave [out] some of what is revealed to you, or is your breast constrained by it because they say, "Why has there not been sent down to him a treasure or come with him an angel?" But you are only a warner. And Allah is Disposer of all things
Fransızca
Il se peut que tu négliges une partie de ce qui t'est révélé, et que ta poitrine s'en sente compressée; parce qu'ils disent: «Que n'a-t-on fait descendre sur lui un trésor?» Ou bien: «Que n'est-il venu un Ange en sa compagnie?» - Tu n'es qu'un avertisseur. Et Allah est Le protecteur de toute chose
İspanyolca
[Por misericordia] tú podrías dejar de transmitirles algo de lo que te fue revelado, porque tu corazón se acongoja cuando dicen: "¿Por qué no se le ha concedido un tesoro o lo acompaña un ángel [para corroborar que es Profeta]?" Pero a ti solo te corresponde transmitir el Mensaje y amonestarlos; Dios es el protector de todas las cosas
Rusça
Быть может, ты отбросишь часть ниспосланного тебе в откровении, и твое сердце сожмется от этого, потому что они говорят: «Почему ему не ниспосланы сокровища или ангел не явился вместе с ним?». Но ведь ты - всего лишь предостерегающий увещеватель, а Аллах - Попечитель и Хранитель всякой вещи
Endonezce
Maka boleh jadi engkau (Muhammad) hendak meninggalkan sebagian dari apa yang diwahyukan kepadamu dan dadamu sempit karenanya, karena mereka akan mengatakan, "Mengapa tidak diturunkan kepadanya harta (kekayaan) atau datang bersamanya malaikat?" Sungguh, engkau hanyalah seorang pemberi peringatan dan Allah pemelihara segala sesuatu
Bengalce
আর সম্ভবতঃ ঐসব আহকাম যা ওহীর মাধ্যমে তোমার নিকট পাঠানো হয়, তার কিছু অংশ বর্জন করবে? এবং এতে মন ছোট করে বসবে? তাদের এ কথায় যে, তাঁর উপর কোন ধন-ভান্ডার কেন অবতীর্ণ হয়নি? অথবা তাঁর সাথে কোন ফেরেশতা আসেনি কেন? তুমিতো শুধু সতর্ককারী মাত্র; আর সব কিছুরই দায়িত্বভার তো আল্লাহই নিয়েছেন।
-Ey Peygamber!- Belki de sen -(müşriklerin) ayetleri inkâr etmeleri, inatları ve ayetler hakkındaki düşünceleri sebebi ile - bu ayetler ile amel etmenin müşriklere zor gelmesinden dolayı Allah'ın sana, tebliğ etmeni emrettiği şeylerden bazılarını terk edeceksin. Ve onların ''(peygambere) gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber kendisini doğrulayan bir melek gelseydi ya!" dememeleri için kalbin tebliğ etme hususunda daralacaktır. Sakın bu sebeplerden dolayı sana vahyolunanların bazısını tebliğ etmeyi terk etme. Çünkü sen, ancak bir uyarıcısın. Allah'ın sana tebliğ etmeni emrettiği şeyi tebliğ edersin. Onların, ayetler hakkında ortaya koydukları düşüncelerini gerçekleştirmek senin görevin değildir. Allah her şeyi koruyandır.
12- Şimdi olur ki sen:“Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” diyorlar diye göğsün dâralarak sana vahyolunandan bir kısmını (tebliğ etmeyi) terk edecek duruma gelirsin. (Ancak şunu bil ki) sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. 13- Yoksa onlar:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “O halde eğer doğru söyleyenler iseniz haydi onun benzeri uydurma on sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilecekseniz çağırın!” 14- Eğer size (olumlu bir) karşılık vermezlerse bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiştir ve gerçekten O’ndan başka (hak) ilâh yoktur. Artık (hakka) teslim olacak mısınız?
12. Yüce Allah yalanlayanların yalanlamalarına karşılık peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i teselli ederek şöyle buyurmaktadır:“Şimdi olur ki sen: “Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” diyorlar diye göğsün dâralarak sana vahyolunandan bir kısmını (tebliğ etmeyi) terk edecek duruma gelirsin.” Yani senin gibi birisine bu hal, yakışmaz. Onların bu sözlerinden etkilenmemelisin. Bu sözler seni üzerinde gitmekte olduğun yoldan alıkoyup sana vahyolunanın bir bölümünü tebliğ etmeyii terk ettirmemeli, göğsün de bundan dolayı daralmamalıdır. Onların inat ve işi yokuşa sürme amacı taşıyan bu sözleri, seni bu duruma itmemelidir. Zira onların bu sözleri söylemelerinin tek nedeni, işi yokuşa sürmeleri, zulme sapmaları, inad etmeleri, sapıklıkları, delil ve belgelerin ortaya konulması gereken yerleri bilmeyişleridir. O halde sen yoluna devam et. Bu gibi basit sözler seni yolundan alıkoymasın. Bu gibi sözler ancak akılsızların geveledikleri türdendir. Bundan dolayı da göğsüne darlık gelmesin. Onlar sana karşı cevaplandıramayacağın türden bir delil mi ortaya koydular?! Yoksa gerçekten getirdiğin üzerinde olumsuz etki yapacak ve onun kadrini azaltacak türden bir tenkitte bulundular da göğsün bundan dolayı mı daralıyor?! Yoksa onların hesabını görmek sana mı düşüyor ya da onları zorla hidâyete iletmekten mi sorumlusun ki için daralıyor? Halbuki “Sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.” Onların üzerinde vekil olan O’dur; amellerini O tespit eder ve amellerinin karşılığını da en mükemmel şekilde O verecektir.
13. “Yoksa onlar: “Onu” Bu Kur’ân-ı Kerim’i “kendisi” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “uydurdu, mu diyorlar?” Yüce Allah da onlara şöyle cevap vermektedir: Onlara “De ki: “O halde eğer doğru söyleyenler iseniz haydi onun benzeri uydurma on sûre getirin ve (bunun için) Allah’tan başka kimi (yardıma) çağırabilecekseniz çağırın!” Yani eğer Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in bu Kur’ân-ı Kerim’i uydurduğu şeklindeki iddianızda samimi iseniz işte meydan! Zira fesahat ve belağat açısından sizinle onun arasında herhangi bir fark yoktur. Üstelik sizler elinizdeki bütün imkânlarla onun çağrısının bâtıl olduğunu ortaya koymaya çalışmakta ve ona düşmanlık beslemektesiniz. Önünüzde hiçbir engel yok! Eğer bu iddianızda doğru söyleyen kimseler iseniz haydi onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
14. “Eğer size” bu isteklerinize karşı “(olumlu bir) karşılık vermezlerse bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile” delilin ortaya konulması ve karşı çıkanların iddialarının çürütülmesi kastı ile Allah tarafından “indirilmiştir ve gerçekten” şunu da bilin ki “O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.” Ulûhiyet ve ubûdiyete layık olan yalnız O’dur. “Artık (hakka) teslim olacak mısınız?” O’nun ulûhiyetine itaatle boyun eğip O’na kulluğa teslim olacak mısınız? Bu âyet-i kerimelerde itirazcıların itirazlarının ve tenkit edenlerin tenkitlerinin, Yüce Allah’ın yoluna davet eden kimseyi yolundan alıkoymaması gerektiği ifade edilmektedir. Özellikle de yapılan bu tenkidin herhangi bir dayanağı yoksa ve davet edilen şeye eleştiri mahiyetini arz etmiyorsa bu, böyle olmalıdır. Yine bundan dolayı davetçinin kalbinin daralmaması gerektiği, aksine huzur içerisinde kendisini işine vererek yoluna devam etmesi gerektiği de ifade edilmektedir. Diğer taraftan birtakım tekliflerde bulunan karşı tarafın delil olarak gösterilmesini istedikleri hususlarda tekliflerini olumlu karşılamamak gerektiği de belirtilmektedir. Bunun yerine bütün soru, itiraz ve istekler karşısında, karşı bir delil ortaya koymaya imkân bırakmayan sağlam delili göstermek yeterlidir. Yine bu âyet-i kerimeler, Kur’ân-ı Kerim’in bizatihi mucize olduğunu, hiçbir insanın onun benzerini, hatta on sûresinin benzerini, hatta ve hatta tek bir sûresinin dahi benzerini getirmeye gücünün yetmeyeceğini de ortaya koymaktadır. Çünkü oldukça belîğ ve fasîh olan düşmanlara karşı Yüce Allah, bu şekilde meydan okuduğu halde onlar, onun gibi bir söz söyleyememişlerdir. Çünkü onlar da buna güçlerinin yetmediğini bilmekteydiler. Yine bu âyet-i kerimelerde şu hususa da işaret vardır: Hakkında galip zannın yeterli olmadığı aksine kesin ilme sahip olunması gereken hususlar arasında Kur’ân ilmi ile Tevhîd ilmi de vardır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Bilin ki o, ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiştir ve gerçekten O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler, “Muhammed madem peygamberdir, gaipten haber veriyor, o halde geçimini sağlamak için ne diye bu kadar uğraşıyor? Gökten kendisine bir hazine indirilmeli, o da bu sıkıntıdan kurtulmalı veya beraberinde kendisinin peygamber olduğunu tasdik edecek bir melek gelmelidir!” şeklinde alaylı ifadelerle Hz. Peygamber’i sıkıştırmaya çalışıyorlardı. Bu durumdan Hz. Peygamber’in son derece huzursuz olduğu âyetin muhtevasından anlaşılmaktadır. Daha önce de Mekke dağlarının altın olmasını istemişler, Peygamber’in yiyip içmesini ve rızkını kazanmak için çarşıda pazarda dolaşmasını yadırgamışlar; kendisiyle birlikte bir meleğin gelmesini veya ona bir hazinenin indirilmesini yahut ürününden yiyip içeceği bir bahçesinin bulunmasını talep etmişlerdi (Furkan 25/7-8). Müşriklerin böyle alaylı teklifleri karşısında incinen Hz. Peygamber’in, ortamın yumuşayacağı beklentisiyle onlara ters gelen âyetlerin tebliğini bir süre geciktirmesi ihtimaline karşı yüce Allah, Kur’an’dan herhangi bir âyetin tebliğ edilmemesinin doğru olmayacağını, Peygamber’in asıl görevinin Allah’ın gönderdiği vahyi eksiksiz olarak insanlara ulaştırmak olduğunu, bundan ötesinin Allah’a ait bulunduğunu resulüne bildirmiş; ayrıca Allah’ın her şeye vekil yani son yetkili olduğunu hatırlatarak ona cesaret, ümit ve teselli vermiştir.
-Ey Peygamber!- Belki de sen -(müşriklerin) ayetleri inkâr etmeleri, inatları ve ayetler hakkındaki düşünceleri sebebi ile - bu ayetler ile amel etmenin müşriklere zor gelmesinden dolayı Allah'ın sana, tebliğ etmeni emrettiği şeylerden bazılarını terk edeceksin. Ve onların ''(peygambere) gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber kendisini doğrulayan bir melek gelseydi ya!" dememeleri için kalbin tebliğ etme hususunda daralacaktır. Sakın bu sebeplerden dolayı sana vahyolunanların bazısını tebliğ etmeyi terk etme. Çünkü sen, ancak bir uyarıcısın. Allah'ın sana tebliğ etmeni emrettiği şeyi tebliğ edersin. Onların, ayetler hakkında ortaya koydukları düşüncelerini gerçekleştirmek senin görevin değildir. Allah her şeyi koruyandır.