Önceki ayet· 10:54Sonraki ayet· 10:56

Yûnus Suresi 55. Ayet· 10:55

↗ Yûnus suresi
Mekki
أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
İyi bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir, ama çoğu bunu bilmez
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İyi bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir, ama çoğu bunu bilmez
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Açın gözünüzü, Allah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Gözünüzü açın, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır! Gözünüzü açın, Allah'ın vaadi haktır! Ama onların çokları bilmiyorlar.
Süleyman Ateş
İyi bil ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. İyi bil ki Allah'ın va'di gerçektir, fakat çokları bilmiyorlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
Unquestionably, to Allah belongs whatever is in the heavens and the earth. Unquestionably, the promise of Allah is truth, but most of them do not know
Fransızca
C'est à Allah qu'appartient, certes, tout ce qui est dans les cieux et sur la terre. Certes, la promesse d'Allah est vérité. Mais la plupart d'entre eux ne (le) savent pas
İspanyolca
A Dios pertenece cuanto hay en los cielos y en la Tierra. La promesa de Dios se cumplirá, a pesar de que la mayoría lo ignora
Rusça
Несомненно, Аллаху принадлежит то, что на небесах и на земле. Несомненно, обещание Аллаха является истиной, но большинство их не знает этого
Endonezce
Ketahuilah sesungguhnya milik Allahlah apa yang ada di langit dan di bumi. Bukankah janji Allah itu benar? Tetapi kebanyakan mereka tidak mengetahui
Bengalce
শুনে রাখ, যা কিছু রয়েছে আসমানসমূহে ও যমীনে সবই আল্লাহর। শুনে রাখ, আল্লাহর প্রতিশ্রুতি সত্য। তবে অনেকেই জানে না।
Çince
真的,天地万物确是安拉的。真的,安拉的诺言,确是真实的;但他们大半不知道。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhakkak ki göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Allah'ın, kâfirleri cezalandıracağına dair vaadi haktır, bunda şüphe yoktur ve bu gerçekleşecektir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. Onlar şüphe etmektedirler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
53- “Sahi, gerçek mi o?” diye senden haber sorarlar. De ki:“Evet, Rabbim hakkı için o, kesinlikle haktır ve siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz.” 54- Zulmeden herkes eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı elbette onu (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar, azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler. Aralarında adaletle hükmedilir ve kendilerine asla zulmedilmez. 55- İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Şunu da iyi bilin ki Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bilmezler. 56- O, diriltir ve öldürür. Siz O’na döndürüleceksiniz. 53. Yüce Allah peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır:“Sahi, gerçek mi o?” diye senden haber sorarlar.” Yani yalanlayanlar -gerçeği açıkça anlamak ve doğruyu görmek kastı ile değil de- inatlaşmak ve zora koşma kastı ile senden bilgi almak isterler ve “Sahi, gerçek mi o?” diye sorarlar. Yani kulların öldükten sonra diriltilecekleri ve amellerinin karşılıklarını görmek üzere tekrar kendilerine hayat verileceği, kulların amellerinin karşılığını hayırsa hayır, şer ise şer olarak göreceği doğru mudur? Sen de bu konuda açık ve kesin deliller göstererek ve doğruluğuna dair yemin ederek onlara “de ki: Evet, Rabbim hakkı için o, kesinlikle haktır.” Bunda en ufak bir tereddüt ve şüphe söz konusu değildir. “Ve siz Allah’ı” sizi diriltmesine karşı koymak sureti ile “âciz bırakacak değilsiniz.” Yokken sizi var edip yarattığı gibi amellerinizin karşılığını vermek için de sizi tekrar diriltecektir. 54. Kıyamet günü geldiğinde dünyada iken küfür ve masiyete yönelmek sureti ile “zulmeden herkes, eğer yeryüzünde bulunan” altın, gümüş ve onların dışındaki “her şeye sahip olsaydı” ve Allah’ın azabından kurtulmak için bunu fidye olarak verme imkânı bulunsaydı “elbette onu fidye olarak verirdi.” Ama bunun bile ona faydası olmazdı. Çünkü fayda ve zarar, mükâfaat ve ceza, salih ya da kötü amellere göre olacaktır. O zulmedenler “azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizlerler.” onlar yaptıklarına pişman olacaklardır ama o vakit kurtuluş vakti değildir. “Aralarında” herhangi bir zulüm ve haksızlık söz konusu olmaksızın tam ve eksiksiz bir “adaletle hükmedilir ve kendilerine asla zulmedilmez.” 55. “İyi bilin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır.” Allah onlar hakkında dinî ve kaderî hükmünü vermektedir. Pek yakında da onlara amellerinin karşılığını vermek sureti ile cezaî hükmünü de verecektir. Bundan dolayı daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şunu da iyi bilin ki şüphesiz Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı da Allah’ın huzuruna çıkacakları vakte hazırlanmazlar. Hatta buna iman etmiyorlar belki de. Oysa bu konuda kat’i deliller ardı arkasına gelmiştir. Aklî ve naklî belgeler sayılamayacak kadar pek çoktur. 56. “O, diriltir ve öldürür.” Yani diriltme ve öldürme ile diğer idare ve tasarruf türlerinde mutlak tasarruf sahibi O’dur, bunların hiçbirisinde O’nun hiçbir ortağı yoktur. “Siz” Kıyamet gününde “O’na döndürüleceksiniz.” O da iyisi ile kötüsü ile amellerinizin karşılığını size verecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Gökler ve yer” ifadesiyle topyekün evren kastedilmektedir. Evren ve hayat bütün var olanları kuşatan kavramlardır. Evren ve hayatın kaderine toplu bir bakışı dile getiren bu iki âyet, dolaylı olarak bu kaderi elinde tutan yüce kudretin âhiret hayatını gerçekleştirmesini imkânsız görmenin saçmalığına işaret etmektedir. “Allah’ın olacağını bildirdiği şey gerçektir”; O, “Âhiret gerçekleşecek ve her insan bu dünyada yapıp ettiklerinin hesabını orada verecek” dediğine göre bu muhakkak ki olacaktır; aksini düşünmek –hâşâ– Allah’ın âciz olduğunu veya sözünde durmayacağını kabul etmek anlamına gelir; bu anlayış ise olsa olsa bir cehalet ürünü olabilir. Bu sebeple 55. âyetin sonunda âhireti inkâr edenler kastedilerek, “Onların çoğu bilmezler” yani “delillerden habersizdirler, varlık ve olayların dış görünüşleriyle yetinip aldanırlar; sonuçta da gerçeğin engin bilgilerinden mahrum kalırlar” (Râzî, XVII, 113) buyurulmuş; 56. âyetin sonunda da Allah’a dönüşün kaçınılmaz olduğu bir defa daha teyit edilmiştir.
Yûnus Suresi 55. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Muhakkak ki göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Allah'ın, kâfirleri cezalandıracağına dair vaadi haktır, bunda şüphe yoktur ve bu gerçekleşecektir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. Onlar şüphe etmektedirler.