İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsanlar, aslında bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düşüp ayrı ayrı oldular. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış olsa idi, ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında şimdiye kadar aralarında çoktan hüküm verilmiş olurdu.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz öne geçmemiş olsaydı, tartışıp durdukları konuda aralarında hüküm verilir/iş mutlaka bitirilirdi.
Süleyman Ateşen ayrışan
İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir(işleri bitirilir)di.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
And mankind was not but one community [united in religion], but [then] they differed. And if not for a word that preceded from your Lord, it would have been judged between them [immediately] concerning that over which they differ
Fransızca
Les gens ne formaient (à l'origine) qu'une seule communauté. Puis ils divergèrent. Et si ce n'était une décision préalable de ton Seigneur, les litiges qui les opposaient auraient été tranchés
İspanyolca
La humanidad conformaba una sola nación, pero luego discreparon y se dividieron. Si no fuera por el designio de tu Señor, ya habrían sido juzgados
Rusça
Люди были единой общиной верующих, но впали в разногласия. И если бы прежде не было Слова твоего Господа, то их разногласия были бы разрешены
Endonezce
(Dan manusia dahulunya satu umat, kemudian mereka berselisih. Kalau tidak karena suatu ketetapan yang telah ada dari Tuhanmu,385) pastilah telah diberi keputusan (di dunia) di antara mereka, tentang apa yang mereka perselisihkan itu
Bengalce
আর সমস্ত মানুষ একই উম্মতভুক্ত ছিল, পরে পৃথক হয়ে গেছে। আর একটি কথা যদি তোমার পরওয়ারদেগারের পক্ষ থেকে পূর্ব নির্ধারিত না হয়ে যেত; তবে তারা যে বিষয়ে বিরোধ করছে তার মীমাংসা হয়ে যেত।
İnsanlar, aslında, iman etmiş tevhit ehli tek bir ümmet idi. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Onlardan kimi Mümin olarak kaldı kimi ise kafir oldu. Eğer Allah tarafından onların aralarında çekiştikleri şeyler hakkında dünyada bir hüküm vermeyeceğine dair takdiri olmasaydı doğru yol üzere olan kimse sapık olan kimseden daha dünyada ayrılarak ortaya çıkardı. Ancak onlar hakkındaki hükmünü kıyamet günü verecektir.
19- İnsanlar ancak tek bir ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz olmasaydı hakkında ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilmiş olurdu. 20- Onlar:“Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. De ki:“Gayb ancak Allah’ındır. O halde bekleyedurun. Ben de sizinle birlikte beklemekteyim.”
19. “İnsanlar ancak” doğru din üzerinde ittifak halinde bulunan “tek bir ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler.” Sonradan ayrılığa düşmeleri üzerine Yüce Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olmak üzere gönderdi ki insanlar arasında anlaşmazlığa düştükleri konularda hüküm versinler. Bunun için de beraberlerinde kitap indirdi. “Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz” isyankârlara mühlet verileceğine ve günahları sebebi ile onları çabucak cezalandırmayacağına dair ilâhi bir hüküm “olmasaydı hakkında ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilmiş olurdu.” Mü’minleri kurtarma, yalanlayan kâfirleri de helâk etme ile hüküm verirdik, böylelikle onlar da kimin hak, kimin batıl üzere olduğunu bilirlerdi. Ancak Yüce Allah, kimin doğru kimin yalancı olduğunu ortaya çıkması için birbirleri ile sınayıp imtihan etmeyi murad etmiştir.
20. “Onlar” Yalanlayarak işi yokuşa sürmek isteyenler: “Ona Rabbinden bir mucize” bununla bizzat kendilerinin teklif ve tayin ettikleri bir mucizeyi kastetmektedirler. Nitekim:“Uyarıcı olmak üzere beraberinde bir melek indirilmeli değil miydi?”(el-Furkan, 25/7)“Dediler ki: Bize yeryüzünden bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız...”(el-İsra, 17/90-93) buyruklarında da ne tür mucizler istedikleri bildirilmektedir. Senden böyle bir âyet ve mucize istedikleri zaman de ki:“Gayb ancak Allah’ındır.” Kulların durumlarını ilmi ile kuşatan O’dur. O, onlar hakkındaki ilminin, çok üstün ve mükemmel hikmetinin gerektirdiği şekilde işlerini idare eder. Herhangi bir kimsenin herhangi bir hüküm, delil, hedef ve gerekçe ortaya koyma yetkisi söz konusu değildir. “O halde bekleyedurun. Ben de sizinle birlikte beklemekteyim.” Herkes karşısındaki için, layık olduğu şeyin başına gelmesini bekler. Bekleyin bakalım güzel akıbetin kimin olacağını göreceksiniz!
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnsanların inanç bakımından tek ümmet, aynı inancı paylaşan topluluk olmaları iki şekilde anlaşılmıştır: a) Allah’ın insanlara verdiği akıl, onu şaşırtan başka faktörler devreye girmediği takdirde insanı Allah’ın varlık ve birliği inancına götürür. Bu bakımdan bütün insanlar potansiyel olarak tevhid inancını paylaşabilecek kabiliyette yaratılmışlardır, ancak aklın doğru işletilmesini engelleyen iç ve dış faktörler devreye girmiş ve insanlar Tanrı inancı konusunda farklılaşmışlardır. b) Allah’ın yarattığı ilk insan ve ilk topluluk tevhid inancını paylaşmaktaydı, sonra birçok iç ve dış etki onların bir kısmını bu inançtan saptırdı, ihtilâfa düşürdü. Dünya imtihan dünyası olduğu, Allah insanların inanç ve amellerinin sonucunu âhirette açıklamayı, ödül ve cezayı da orada vermeyi murat ettiği, ezelde böyle dilediği için bu ihtilâf devam edecek, müminlerin yanında inkârcılar da olacaktır.
İnsanlar, aslında, iman etmiş tevhit ehli tek bir ümmet idi. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Onlardan kimi Mümin olarak kaldı kimi ise kafir oldu. Eğer Allah tarafından onların aralarında çekiştikleri şeyler hakkında dünyada bir hüküm vermeyeceğine dair takdiri olmasaydı doğru yol üzere olan kimse sapık olan kimseden daha dünyada ayrılarak ortaya çıkardı. Ancak onlar hakkındaki hükmünü kıyamet günü verecektir.