Göklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Göklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Göklerde ve yerde neler var/neler oluyor, bir bakın!" O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.
Süleyman Ateşen ayrışan
Göklerde ve yerde olanlara bakın! de; ama o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
Say, "Observe what is in the heavens and earth." But of no avail will be signs or warners to a people who do not believe
Fransızca
Dis: «Regardez ce qui est dans les cieux et sur la terre». Mais ni les preuves ni les avertisseurs (prophètes) ne suffisent à des gens qui ne croient pas
İspanyolca
Diles: "Reflexionen en todo cuanto hay en los cielos y en la Tierra", pero no se benefician de los signos ni de las advertencias aquellos que se niegan a creer
Rusça
Скажи: «Понаблюдайте за тем, что на небесах и на земле». Но знамения и увещевания не приносят пользы тем, кто не уверовал
Endonezce
Katakanlah, "Perhatikanlah apa yang ada di langit dan di bumi!" Tidaklah bermanfaat tanda-tanda (kebesaran Allah) dan rasul-rasul yang memberi peringatan bagi orang yang tidak beriman
Bengalce
তাহলে আপনি বলে দিন, চেয়ে দেখ তো আসমানসমুহে ও যমীনে কি রয়েছে। আর কোন নিদর্শন এবং কোন ভীতিপ্রর্দশনই কোন কাজে আসে না সেসব লোকের জন্য যারা মান্য করে না।
-Ey Peygamber!- Sana ayetlerden soran müşriklere de ki: Göklerde ve yerde Allah'ın birliğine ve kudretine delalet eden ayetlere bakın da ibret alın! Küfürde ısrar etmeleri sebebi ile iman etmeye istekli olmayan bir kavme ayetlerin ve kesin kanıtların indirilmesi ve peygamberlerin gönderilmesi fayda vermez.
101- De ki:“Göklerde ve yerde neler var bir bakın!” Ama âyetler ve uyarılar, iman etmeyen bir topluluğa fayda vermez. 102- Yoksa onlar ille de kendilerinden önce geçmiş olan kimselerin (başına gelen azap) günlerinin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Haydi bekleyin. Ben de sizinle beraber beklemekteyim.” 103- Sonunda biz (yalanlayan kavimleri helak edip) peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte mü’minleri böyle kurtarırız ki bu, üzerimize bir haktır.
101. Yüce Allah, kullarını göklerde ve yerde bulunanlara dikkatle bakmaya çağırmaktadır. Bundan kasıt ise onların ihtiva ettiği şeyler üzerinde düşünmek, bunlardan ibret almak, onlara dikkat etmek ve basiretini kullanmaktır. Çünkü bunlarda iman eden bir topluluk için âyetler, kesin kanaate sahip olan bir topluluk için ibretler vardır. Bunlar, Yüce Allah’ın vahdaniyetine, mabud oluşuna, övülmeye layık olduğuna, celal ve ikram sahibi, yüce isim ve vasıfların yegane sahibi olduğuna delalet eder. “Ama âyetler ve uyarılar, iman etmeyen bir topluluğa fayda vermez.” Çünkü bunlar Allah’ın âyetlerinden yüz çevirmeleri ve inatları dolayısı ile onlardan gereği gibi yararlanamazlar.
102. “Yoksa onlar” yani Allah’ın âyetleri gereği gibi açıklandıktan sonra onlara iman etmeyen şu kimseler “ille de kendilerinden önce geçmiş olan kimselerin (başına gelen azap) günlerinin benzerini mi bekliyorlar?” Helak edilmek ve cezaya çarptırılmaktan başka ne bekliyorlar ki? Çünkü bunlar da onların yaptıklarını yaptılar. Yüce Allah’ın sünneti/kanunu ise öncekilerde de sonrakilerde de aynı şekilde geçerlidir. “De ki: Haydi bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim.” O vakit güzel akıbetin, dünya ve âhiretteki kurtuluşun kimin olacağını bileceksiniz. Bu da ancak Peygamberlere ve onlara tâbi olanlara aittir. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: 103. “Sonunda biz (yalanlayan kavimleri helak edip) peygamberlerimizi ve iman edenleri” dünya ve âhirette hoşlanılmayan şeylerden ve sıkıntılardan “kurtarırız. İşte mü’minleri böyle kurtarırız ki bu, üzerimize” vacip kıldığımız “bir haktır.” Şüphesiz Yüce Allah, iman edenleri savunur. O bakımdan kulun, hoşuna gitmeyecek şeylerden kurtuluşu sahip olduğu imana göre olur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde (95-98) belirtilen hususları teyit eden bu âyetlerde, evrendeki düzenin ve en üstün kudretin yüce Allah’a ait olduğu hakikatinin daima göz önünde tutulması gerektiği vurgulanmakta, Hz. Peygamber’den, inkârcılıkta direnenler karşısında mâneviyatını bozmaması istenmektedir. Ayrıca bu âyetler, başkalarını zorla imana getirme çabası içine girenlerin kendi iradelerini Allah Teâlâ’nın iradesi üstüne çıkarmaya çalışmak gibi bir yanlışlığa düşmüş olacakları uyarısında bulunmaktadır.
Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin iman etmeyeceği hususunun hemen ardından Allah’ın, akıllarını kullanmayanları iğrenç bir duruma sokacağının, yani kirli halleriyle baş başa bırakacağının bildirilmesi; yaratanın Allah Teâlâ, seçme kararını verecek olanın ise insan olduğunu, bir başka anlatımla, insanın imanla ilgili sorumluluğunun akıl nimetini yerli yerince kullanıp kullanmamasından kaynaklandığını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim 101. âyette hem yer ve göklerdekilere ibret gözüyle bakılması istenmekte hem de bu tür kanıtların ve peygamberler tarafından yapılan uyarıların, aklını doğru istikamette işletmediği için iman yeteneğini yitirenlere fayda etmeyeceği belirtilmekte, böylece inanmayanı buna zorlamanın faydasız olduğuna dair bir psikolojik tahlil yapılmış olmaktadır.
-Ey Peygamber!- Sana ayetlerden soran müşriklere de ki: Göklerde ve yerde Allah'ın birliğine ve kudretine delalet eden ayetlere bakın da ibret alın! Küfürde ısrar etmeleri sebebi ile iman etmeye istekli olmayan bir kavme ayetlerin ve kesin kanıtların indirilmesi ve peygamberlerin gönderilmesi fayda vermez.