Önceki ayet· 9:120Sonraki ayet· 9:122

Tevbe Suresi 121. Ayet· 9:121

↗ Tevbe suresi
Medeni
وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةٗ صَغِيرَةٗ وَلَا كَبِيرَةٗ وَلَا يَقۡطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمۡ لِيَجۡزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحۡسَنَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Allah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarfettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarfettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır
Elmalılı Hamdi Yazır
Onların, Allah yolunda yaptıkları küçük veya büyük her harcama veya geçtikleri her vadi karşılığında, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini mükâfatlandırması için sevap yazılmaması mümkün değildir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Küçük-büyük bir infakta bulunmaları, bir vadiyi geçmeleri, kendileri lehine mutlaka yazılır ki, Allah onlara yapıp ettiklerinden daha güzeliyle karşılık versin.
Süleyman Ateş
Küçük, büyük bir masraf yapmaları, bir vadiyi geçmeleri, mutlaka onların lehine yazılır ki Allah onları, yaptıklarının en güzeliyle mükafatlandırsın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
Nor do they spend an expenditure, small or large, or cross a valley but that it is registered for them that Allah may reward them for the best of what they were doing
Fransızca
Ils ne supporteront aucune dépense, minime ou importante, ne traverseront aucune vallée, sans que (cela) ne soit inscrit à leur actif, en sorte qu'Allah les récompense pour le meilleur de ce qu'ils faisaient
İspanyolca
Cuando contribuyen mucho o poco, o atraviesan un valle, les es registrada [una buena obra]. Así Dios los recompensa más de lo que han hecho
Rusça
Какое бы большое или скудное пожертвование они ни делали, какую бы долину они ни пересекали, это записывается им, дабы Аллах воздал им большим, чем то, что они совершили
Endonezce
dan tidaklah mereka memberikan infak, baik yang kecil maupun yang besar dan tidak (pula) melintasi suatu lembah (berjihad), kecuali akan dituliskan bagi mereka (sebagai amal kebajikan), untuk diberi balasan oleh Allah (dengan) yang lebih baik daripada apa yang telah mereka kerjakan
Bengalce
আর তারা অল্প-বিস্তর যা কিছু ব্যয় করে, যত প্রান্তর তারা অতিক্রম করে, তা সবই তাদের নামে লেখা হয়, যেন আল্লাহ তাদের কৃতকর্মসমূহের উত্তম বিনিময় প্রদান করেন।
Çince
他们所花的费用,无论多寡,以及他们所经历的路程,都要为他们记录下来,以便安拉对他们的行为给予优厚的报酬。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah yolunda infak ettikleri az yahut çok harcama, aştıkları her vadi, ortaya koydukları gayret ve yaptıkları yolculuğa muhakkak yüce Allah karşılık verecektir. Ahirette ise onlara yaptıklarından daha güzelini bahşedecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
120- Medine ahalisinin ve onların çevresinde bulunan bedevilerin, Allah’ın Rasûlünden (savaşta) geri kalmaları ve kendi canlarını onunkine tercih etmeleri olacak şey değildir. Çünkü Allah yolunda susuzluk, yorgunluk ve açlık çekmeleri, kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları, bir düşmana karşı başarı elde etmeleri karşılığında mutlaka kendilerine salih bir amel yazılır. Şüphesiz Allah, iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. 121- Yine onların (savaş için) infâk ettikleri küçük büyük her şey ve katettikleri her bir vadi karşılığında muhakak onlara (sevap) yazılır. Bu, Allah'ın onları yapmakta olduklarının en güzeli ile mükâfatlandırması içindir. 120. Yüce Allah Medine halkını teşkil eden Muhacirlerle Ensar’ı ve Medine çevresinde bulunup da İslâm’a giren ve İslâm’a güzel bir şekilde bağlanan Bedevi Arapları cihada teşvik ederek şöyle buyurmaktadır:“Medine ahalisinin ve onların çevresinde bulunan bedevilerin, Allah’ın Rasûlünden (savaşta) geri kalmaları ve kendi canlarını” hayatta kalmak, rahat ve huzur içerisinde bulunma açısından “onunkine” onun o pak ve şerefli canına “tercih etmeleri olacak şey değildir.” Böyle bir şey yapmamalıdırlar, bu onlara yaraşmaz. Aksine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mü’minlere kendi canlarından bile daha yakındır, öyle olmalıdır. O halde her müslümanın, canını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e feda etmesi ve onu kendi canından önde tutmasu gerekir. Allah Rasûlünü tazim etmenin, ona sevgi duymanın, ona tam bir iman ile bağlanmanın alameti, savaşta ondan geri kalmamaktır. Daha sonra Yüce Allah cihada çıkmaya teşvik eden mükâfatı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Çünkü” Allah yolunda cihad eden bu mücahidler “Allah yolunda susuzluk, yorgunluk”, meşakkat “ve açlık çekmeleri, kâfirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları” kâfirlerin yurtlarına girerek onların vatanlarını istila etmeleri “bir düşmana karşı başarı elde etmeleri” herhangi bir ordu yahut bir askeri birliğe karşı zafer kazanmaları yahut da bir malı ganimet olarak elde etmeleri “karşılığında mutlaka kendilerine salih bir amel yazılır.” Çünkü bunlar, onların amellerinden kaynaklanan sonuçlardır. “Şüphesiz Allah iyilik edenlerin” emrini yerine getirmekte ellerini çabuk tutan, gerek Allah’ın, gerekse onun kullarının hakkını ifa eden ve böylece güzel davrananların “mükâfatını zayi etmez.” Çünkü bu ameller de onların yaptıkları diğer iyi işlerin bir sonucudur. 121. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Yine onların (savaş için) infâk ettikleri küçük büyük her şey ve” düşmanlarının üzerlerine giderken “katettikleri her bir vadi karşılığında muhakak onlara (sevap) yazılır. Bu, Allah'ın onları yapmakta olduklarının en güzeli ile mükâfatlandırması içindir.” İşte mükâfatlandıracağı ameller arasında -Allah için, ihlasla ve samimiyetle yerine getirdikleri takdirde- bu ameller de vardır. Bu âyet-i kerimelerde, Allah yolunda cihada çıkmak, bu uğurda başa gelen zorluk ve sıkıntıların ecrini Allah’tan bekleme hususunda kullar için çok büyük bir teşvik bulunmakta, böyle bir amelde bulunmanın, onlar için derecelerin yükselmesine vesile olacağı, yine kulun bu gibi amelleri yerine getirmesinin doğruduğu sonuçlar karşılığında ona büyük bir ecir verileceği ifade edilmektedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Esasen Medine halkı ve yakın çevresindeki bedevîlerden Resûlullah’ın çağrısına uyup ona katılmaktan kaçınanların sayısının fazla olmadığı dikkate alınırsa, burada, anılan bu kesimden “hiç kimseye” böyle davranmanın yaraşmayacağını belirtmenin amaçlandığı söylenebilir. Yani âyet vâkıayı tesbitten ziyade muhtemel bir gevşekliği önlemeyi hedeflemektedir. Örnek nesle örnek davranışların yakışacağı, vahyin kaynağına böylesine yakın muhatapların Hz. Peygamber’e itaatte daha bir duyarlı olmaları gerektiği ve bunun ecrinin de çok büyük olacağı temasını taşıyan bu âyetlerden, diğer müminlerin sorumluluklarının daha az olduğu ve samimi biçimde ortaya koyacakları fedakârlıkların daha az sevap kazandıracağı mânası çıkarılmamalıdır. Öte yandan, Peygamber şehrine özel atıfta bulunulması İslâmiyet’in daha çok orada şekillenmesi ve Hz. Peygamber’in yolunu izlemenin önemiyle ilgili olup, buradaki mesaj bütün çağları ve bütün mümin topluluklarını kuşatacak mahiyette genel ve süreklidir (Derveze, XII, 338; Esed, I, 386). 120. âyetin “çünkü” diye başlayan kısmından itibaren 121. âyetin sonuna kadarki ifade akışı da bunu destekler niteliktedir. Şu halde bu âyetlerden, –diğer kimselerin görevlerinde bir eksiltme anlamı çıkarılmaksızın– bir görevin, özellikle dinî bir vazifenin ifasında konuya ilişkin bilgi ve yakınlığı daha fazla olanların daha bir sorumluluk bilinciyle davranmaları gerektiği; bu bilinç içinde, samimi ve özverili olarak ortaya konan her davranışın Allah katında değer bulacağı ve asla boşa gitmeyeceği sonucu çıkarılabilir. 120. âyetin “düşmana karşı bir başarı elde etseler” şeklinde tercüme edilen kısmı, düşmanın öldürülmesi, esir edilmesi, savaş malzemelerinin ele geçirilmesi, hezimete uğratılması gibi mânalarla açıklanmıştır (Şevkânî, II, 472). “Bir yol katettiklerinde” diye çevrilen 121. âyetteki ifadenin lafzî karşılığı “bir vadiyi katettiklerinde” şeklindedir. Sözlükte “akarsu yatağı” anlamına gelen vâdî kelimesinin Araplar’ca daha çok “yeryüzü, arazi” anlamında kullanıldığı (Zemahşerî, II, 177) ve “kataa” fiiliyle kullanıldığı zaman “yol tepmek, yola devam etmek” mânalarının kastedildiği dikkate alınarak Muhammed Esed’in çevirisi (I, 385, 386) bizce de tercihe şayan bulunmuştur.
Tevbe Suresi 121. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah yolunda infak ettikleri az yahut çok harcama, aştıkları her vadi, ortaya koydukları gayret ve yaptıkları yolculuğa muhakkak yüce Allah karşılık verecektir. Ahirette ise onlara yaptıklarından daha güzelini bahşedecektir.