Eğer bir topluluğun anlaşmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karşı anlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri sevmez
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Eğer bir topluluğun anlaşmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karşı anlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri sevmez
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer bir kavmin, sözleşmeye aykırı bir hainlik yapmasından korkarsan, savaştan önce aynı şekilde antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah hainleri sevmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir. Allah, hainlik edenleri sevmez.
Süleyman Ateşen ayrışan
Bir kavmin, (andlaşmaya) hiyanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın andlaşmayı) aynı şekilde onlara at; çünkü Allah; hainleri sevmez.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.5%
İngilizce
If you [have reason to] fear from a people betrayal, throw [their treaty] back to them, [putting you] on equal terms. Indeed, Allah does not like traitors
Fransızca
Et si jamais tu crains vraiment une trahison de la part d'un peuple, dénonce alors le pacte (que tu as conclu avec), d'une façon franche et loyale car Allah n'aime pas les traîtres
İspanyolca
Si te traiciona un pueblo, hazles saber que rompes el pacto igual que ellos. Dios no ama a los traidores
Rusça
А если ты опасаешься измены со стороны людей, то отбрось договорные обязательства, чтобы все оказались равны. Воистину, Аллах не любит изменников
Endonezce
Dan jika engkau (Muhammad) khawatir akan (terjadinya) pengkhianatan dari suatu golongan, maka kembalikanlah perjanjian itu kepada mereka dengan cara yang jujur. Sungguh, Allah tidak menyukai orang yang berkhianat
Bengalce
তবে কোন সম্প্রদায়ের ধোঁকা দেয়ার ব্যাপারে যদি তোমাদের ভয় থাকে, তবে তাদের চুক্তি তাদের দিকেই ছুঁড়ে ফেলে দাও এমনভাবে যেন হয়ে যাও তোমরাও তারা সমান। নিশ্চয়ই আল্লাহ ধোকাবাজ, প্রতারককে পছন্দ করেন না।
-Ey Peygamber!- Eğer kendileri ile anlaşma yaptığın (ahitleştiğin) bir kavmin sana beliren ipucundan dolayı anlaşmayı bozmasından ve seni aldatmasından korkarsan, sen de bu durumda onlarla yaptığın anlaşmayı bozacağını kendilerine bildir. Böylece seninle birlikte onlar da bunu bilsinler. Sakın, haber vermeden önce onlara baskın yapma. Çünkü aniden saldırmak hıyanettir. Allah Teâlâ, hainleri sevmez. Bilakis Yüce Allah, hainlerden nefret eder. Bu yüzden sen de hainlik etmekten (aldatmaktan) sakın.
58- Eğer bir kavmin hainlik yapacağından endişe edersen kendilerine antlaşmalarını bozduğunu açıkça bildir. Çünkü Allah, hainlik edenleri sevmez.
58. “Eğer bir kavmin hainlik yapacağından endişe edersen” Yani seninle bir başka kavim arasında savaşmamaya dair bir antlaşma bulunur da sen onların hallerinden, hainlik edeceklerine dair -anlaşmayı bozacaklarını açıkça ifade etmeksizin- birtakım alametler tespit edecek olursan “kendilerine antlaşmalarını bozduğunu açıkça bildir.” Yani artık seninle aralarında bir antlaşma bulunmadığını onlara ilan et. Ancak bu “açıkça” olsun, yani bunu bilme hususunda iki taraf da eşit olsun. Yoksa gizlice onların antlaşmalarına hainlik etmen yahut da bu hususta onlara haber vermeksizin ahdin gereği olan herhangi bir şeyi yerine getirmemen helâl değildir. “Çünkü Allah hainlik edenleri sevmez.” Aksine hainlik edenlerden son derecede nefret eder. Bu yüzden bu işi sizi hainlikten uzak tutacak şekilde açıkça yapmanız gerekir. Âyet-i kerime şuna delildir: Kâfirlerin, antlaşmalarına hainlik ettikleri kesin bir şekilde ortaya çıkmış ise antlaşmanın bozulduğunu onlara bildirmeye ayrıca gerek yoktur. Zira bu husus onlar için gizli değildir. Aksine düşman bu işi bile bile yapmıştır. Diğer taraftan böyle bir şeyi bildirmenin faydası da yoktur. Ayrıca “açıkça bildir” ifadesi de bunu gerektirmektedir. Zira böyle bir durumda herkes onların antlaşmalarını bozduklarını bilmektedir. Yine âyet-i kerime mefhumu ile şuna delildir: Eğer onlardan antlaşmayı bozacaklarına delil olacak bir alamet görülmemişse ve hainlik edeceklerinden korkulmuyorsa ahdin bozulduğunu onlara bildirmek caiz değildir. Aksine verilen ahdin süresi bitinceye kadar ona bağlı kalmak icab eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir topluluğun sözleşmeyi bozarak müslümanlara karşı hareket etmeleri ihtimali her zaman mevcuttur. Yalnızca bu ihtimal sebebiyle sözleşmeyi bozmak gerekmez. “Endişe edersen” şeklinde çevirdiğimiz fiilin kökü olan havf “korkmak” demektir ve burada korkudan maksat, zayıf ihtimale, delilsiz zanna, kuruntuya bağlı korku değil, gerçek haber ve istihbarata dayanan korkudur, gerçekleşme ihtimali çok güçlü olan tehlikedir. Böyle bir durumda düşmanın sözleşmeyi bozarak saldırmalarını beklemek zararlı olabileceği için müslümanların önce davranarak antlaşmayı bozmalarına izin verilmiş, ancak bu da bir şarta bağlanmıştır. Meâlde “apaçık” diye tercüme edilen şart, “adalete riayet ederek, belli bir süre vererek” şeklinde de anlaşılmıştır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, II, 872).
-Ey Peygamber!- Eğer kendileri ile anlaşma yaptığın (ahitleştiğin) bir kavmin sana beliren ipucundan dolayı anlaşmayı bozmasından ve seni aldatmasından korkarsan, sen de bu durumda onlarla yaptığın anlaşmayı bozacağını kendilerine bildir. Böylece seninle birlikte onlar da bunu bilsinler. Sakın, haber vermeden önce onlara baskın yapma. Çünkü aniden saldırmak hıyanettir. Allah Teâlâ, hainleri sevmez. Bilakis Yüce Allah, hainlerden nefret eder. Bu yüzden sen de hainlik etmekten (aldatmaktan) sakın.