Önceki ayet· 8:55Sonraki ayet· 8:57

Enfâl Suresi 56. Ayet· 8:56

↗ Enfâl suresi
Medeni
ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنۡهُمۡ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهۡدَهُمۡ فِي كُلِّ مَرَّةٖ وَهُمۡ لَا يَتَّقُونَ
Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozarlar ve bundan hiç çekinmezler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmez ki bunlar...
Süleyman Ateş
Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.8%
İngilizce
The ones with whom you made a treaty but then they break their pledge every time, and they do not fear Allah
Fransızca
ceux-là mêmes avec lesquels tu as fait un pacte et qui chaque fois le rompent, sans aucune crainte [d'Allah]
İspanyolca
aquellos que siempre quebrantan los pactos que tú [¡oh, Mujámmad!] celebras con ellos y no tienen temor [del castigo de Dios]
Rusça
Ты заключаешь с ними договор, но всякий раз они нарушают этот договор и не страшатся
Endonezce
(Yaitu) orang-orang yang terikat perjanjian dengan kamu, kemudian setiap kali berjanji mereka mengkhianati janjinya, sedang mereka tidak takut (kepada Allah)
Bengalce
যাদের সাথে তুমি চুক্তি করেছ তাদের মধ্য থেকে অতঃপর প্রতিবার তারা নিজেদের কৃতচুক্তি লংঘন করে এবং ভয় করে না।
Çince
你和他们中的某些人缔结盟约,而他们每次都违反他们的盟约,他们并不敬畏。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Kureyzaoğulları gibi- kendileriyle anlaşmalar ve sözleşmeler yaptığın kimseler, her defasında anlaşmayı bozarlar. Onlar Allah'tan korkmazlar ve ahitlerini (sözlerini) yerine getirmezler. Kendilerinden alınan sözlere de bağlı kalmazlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
55- Allah katında canlıların en kötüsü, küfre saplananlardır ki onlar iman etmezler. 56- Onlar, kendilerinden birtakım kimselerle antlaşma yaptığın her seferinde ahitlerini bozan ve (Allah'tan) korkup sakınmayan kimselerdir. 57- Eğer onları savaşta yakalarsan onlara, arkalarında olanları dağıtacak bir ceza ver ki belki ibret alırlar. 55-56. İşte bu üç sıfatı kendinde toplayan, yani küfre saplanan, iman etmeyen ve verdikleri hiçbir sözde durmayan, hiçbir ahde sadakat göstermeyen kimseler “Allah katında canlıların en kötü” olanlarıdır. Bu yüzden onlar eşeklerden, köpeklerden ve diğer hayvanlardan da daha kötüdür. Çünkü onlarda hayır namına bir şey bulunmaz, aksine kötülük yapmaları her an için beklenen bir husustur. 57. O halde böylelerinin kökten imha edilmeleri, hastalıklarının başkasına bulaşmaması için kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır. “Eğer onları savaşta yakalarsan” savaş halinde seninle aralarında uyman gereken herhangi bir ahit ve antlaşmaları yokken onları ele geçirecek olursan “onlara, arkalarında olanları dağıtacak bir ceza ver ki belki ibret alırlar.” Yani onlara vereceğin ve uygulayacağın ibretli cezalar, geride kalanlara ibret olsun. Olur ki geride kalanlar, senin bunlara yaptıklarının benzeri başlarına gelmesin diye onların yaptıklarını yapmazlar. İşte bu, isyan ve günahlara karşılık verilen ceza ve hadlerin faydalarındandır. Çünkü bunlar günah işleyenlerin bu işten vazgeçmelerine sebep olurlar. Hatta bunları işleyen bir kimsenin aynı işi bir daha tekrarlamasını dahi önlerler. Ayetteki cezanın “savaşta” olması şeklindeki kayıt, kâfir bir kimseye bir ahit ve eman verilecek olursa -çokça hainlik eden ve ahdini çabukça bozan bir kimse olsa dahi- ona verilen bu ahde hainlik edip de cezalandırmanın caiz olmadığına delildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah’a göre, fiilleri iyi veya kötü olarak değerlendirilebilen canlıların en kötüsü, en âdi ve aşağılık olanı, inkâr eden, bu şekilde yaşayan ve bir türlü imana gelmeyen, yaptıkları antlaşmaya, verdikleri söze sadık kalmayan, hiçbir şeyden çekinmeyerek her defasında sözünden dönen kimselerdir. Müşrik, münafık ve yahudilerden bazı grup ve kabileler Hz. Pey­gamber’le saldırmazlık, hak ve hukuka saygı, düşmanla iş birliği yapmama gibi konularda antlaşmalar yapıyor, sonra da bunu bozuyorlardı. Meselâ yahudilerden Benî Kaynukā‘, antlaşmaya aykırı olarak, bölgelerinde alışveriş yapmaya gelen bir müslüman kadına tacizde bulunmuşlar, kadın yere düşüp mahrem yerleri açılınca da gülüşüp eğlenmişlerdi. Orada bulunan bir müslüman sataşan yahudiyi öldürdü, diğerleri de müslümanı öldürdüler. Bedir’le Uhud savaşları arasında meydana gelen bu olay üzerine müslümanlar, Benî Kaynukā‘ya karşı harekete geçtiler. Yine münafıkların reisi Abdullah b. Übey adamlarıyla beraber Uhud Harbi’nde müslümanların safında yer almış, sonra askerlerin üçte birini teşkil eden gücünü geri çekerek müslümanlara zarar vermişti (İbn Hişâm, Sîre, III, 68; İbn Âşûr, X, 48). Allah’tan korkmayanları cezalandırmak ve geride kalanlar için de caydırıcı bir örnek oluşturmak üzere sert tedbirler alınmış, savaşta yakalanmaları halinde aman verilmemesi istenmiştir.
Enfâl Suresi 56. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Kureyzaoğulları gibi- kendileriyle anlaşmalar ve sözleşmeler yaptığın kimseler, her defasında anlaşmayı bozarlar. Onlar Allah'tan korkmazlar ve ahitlerini (sözlerini) yerine getirmezler. Kendilerinden alınan sözlere de bağlı kalmazlar.