Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır
Elmalılı Hamdi Yazır
Düşman topluluğunu takip etmede gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Düşman topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz sıkıntıya düşüyorsanız, hiç kuşkusuz tıpkı sizin gibi onlar da sıkıntıya düşüyorlar; ama siz, Allah'tan onların umamayacağı şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
Süleyman Ateş
O topluluğu takibetmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanuz, onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ummayacakları şeyleri, ummaktasınız. Alah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.1%
İngilizce
And do not weaken in pursuit of the enemy. If you should be suffering - so are they suffering as you are suffering, but you expect from Allah that which they expect not. And Allah is ever Knowing and Wise
Fransızca
Ne faiblissez pas dans la poursuite du peuple [ennemi]. Si vous souffrez, lui aussi souffre comme vous souffrez, tandis que vous espérez d'Allah ce qu'il n'espère pas. Allah est Omniscient et Sage
İspanyolca
No se desanimen en la lucha contra ese pueblo [de opresores], porque así como ustedes tienen dificultades, ellos también las tienen. Pero ustedes anhelan [una recompensa] de Dios que ellos no pueden esperar. Dios todo lo sabe, es Sabio
Rusça
Не проявляйте слабости при преследовании врага. Если вы страдаете, то они тоже страдают так, как страдаете вы. Но вы надеетесь получить от Аллаха то, на что они не надеются. Аллах - Знающий, Мудрый
Endonezce
Dan janganlah kamu berhati lemah dalam mengejar mereka (musuhmu). Jika kamu menderita kesakitan, maka ketahuilah mereka pun menderita kesakitan (pula), sebagaimana kamu rasakan, sedang kamu masih dapat mengharapkan dari Allah apa yang tidak dapat mereka harapkan. Allah Maha Mengetahui, Mahabijaksana
Bengalce
তাদের পশ্চাদ্ধাবনে শৈথিল্য করো না। যদি তোমরা আঘাত প্রাপ্ত, তবে তারাও তো তোমাদের মতই হয়েছে আঘাতপ্রাপ্ত এবং তোমরা আল্লাহর কাছে আশা কর, যা তারা আশা করে না। আল্লাহ মহাজ্ঞানী, প্রজ্ঞাময়।
-Ey Müminler!- Düşmanlarınızdan kâfir olanların peşine düşmede zayıflık gösterip, tembellik etmeyin. Başınıza gelen ölüm ve yaralanmalardan ızdırap çekiyorsanız muhakkak ki, onlar da sizin ızdırap çektiğiniz gibi, aynı şekilde ızdırap çekiyorlar. Ve onların başına da sizin başınıza gelenler geliyor. Onların sabrı sizin sabrınızın üzerinde olmasın. Şüphesiz siz onların ummadığı sevap, yardım ve desteği yüce Allah’tan umuyorsunuz. Allah Teâlâ kullarının durumlarını çok iyi bilir. Hükümlerinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.
104- O topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyor iseniz şüphesiz onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümid edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîmdir, Hakîmdir.
104. Yani kâfir olan düşmanlarınızı aramakta ve onlarla karşılaşmakta zaaf göstermeyin, tembellik etmeyin. Bu da onlara karşı cihadda ve bu konuda gereken gözetlemeyi yapmakta gevşemeyin, demektir. Çünkü kalpteki gevşeklik bedenî gevşekliği getirir. Bu da düşmanlara karşı direnci zayıflatır. Aksine siz düşmanlarınızla savaşmakta güçlü ve gayretli olun. Daha sonra Yüce Allah, mü’minlerin kalplerini güçlendirip pekiştirecek iki hususu söz konusu etmektedir: Birincisi, size isabet eden acı, yorgunluk, yaralanma ve benzeri hususların aynısı düşmanlarınıza da isabet etmektedir. O bakımdan, sizin onlardan daha zayıf olmanız ne insaniyete ne de İslâm’ın heybetine yakışmaz. Çünkü siz de onlar da bu zayıflığa sebep teşkil edebilecek hususlarda birbirinize eşit bulunuyorsunuz. Zira normalde ancak sürekli acılarla karşı karşıya kalan ve sürekli olarak düşmanlarının kendilerine karşı muzaffer olduğu kimseler zayıflık gösterirler. Yoksa kimi zaman kendisi zafer kazanan, kimi zaman yenilgiye uğrayan kimsenin zayıflık göstermesi normal bir durum değildir. İkincisi, sizler Allah’tan onların ummayacakları şeyleri beklemektesiniz. Sizler O’nun mükâfatını ve cezasından kurtulmayı ummaktasınız. Hatta kamil mü’minlerin daha üstün maksatları ve daha yüce emelleri vardır: Allah’ın dinini zafere kavuşturmak, şeriatını uygulamak, İslâm’ın egemenlik alanını genişletmek, dalalette olanları hidayete ulaştırmak ve din düşmanlarının kökünü kazımak gibi. İşte bütün bu hususlar, samimi tasdik sahibi mü’minin, daha bir güçlü olmasını, gayretinin kat kat artmasını ve mükemmel bir cesarete sahip olmasını gerektirmektedir. Zira dünyevi kuvveti ve izzeti elde etmek için savaşan ve bu uğurda direnen bir kimse, bunu ele geçirecek olsa bile, hiçbir zaman için hem dünyevi hem uhrevi mutluluğu, Yüce Allah’ın rızasını, cennetini ve kurtuluşu elde etmek için savaşan kimseler gibi olamaz. Kullarını farklı farklı yaratan, onlar arasında da ilim ve hikmeti gereğince ayırım gözeten Yüce Allah’ın şanı ne yücedir! İşte bu nedenle O şöyle buyurmaktadır:“Allah Alîmdir”, ilmi kâmil olandır “Hakîmdir”; hikmeti mükemmel ve eksiksiz olandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Düşmanı takip konusunda gevşek davranılmaması tâlimatı Uhud Savaşı sonrasındaki takibe işaret etmektedir” diyenler olmuşsa da tefsircilerin çoğuna göre bütün zamanları, düşmanları ve savaş hallerini içine almaktadır. Müminler daima düşmanları hakında bilgi sahibi olacaklar, gerektiğinde onlardan önce davranarak askerî harekât gerçekleştirecekler, barışı devamlı kılabilmek için savaşa devamlı hazır olacaklardır. Evet, bunu yapmak düşmanlarından daha çok müminlere yakışmaktadır. Çünkü inkârcıların ebedî hayatta bir beklentileri yoktur, müminlere zarar verdiklerinde elde edecekleri kazanç bu dünya ile sınırlıdır. Müminler ise dünyada barış, huzur, güven ve helâlindan maddî menfaat elde etmenin yanında, hatta bunların ötesinde Allah rızâsını elde etmek ve bunun da sonucu olarak ebedî hayatta mutlu olma fırsatını yakalamak gibi teşviklere mazhar bulunmaktadırlar.
-Ey Müminler!- Düşmanlarınızdan kâfir olanların peşine düşmede zayıflık gösterip, tembellik etmeyin. Başınıza gelen ölüm ve yaralanmalardan ızdırap çekiyorsanız muhakkak ki, onlar da sizin ızdırap çektiğiniz gibi, aynı şekilde ızdırap çekiyorlar. Ve onların başına da sizin başınıza gelenler geliyor. Onların sabrı sizin sabrınızın üzerinde olmasın. Şüphesiz siz onların ummadığı sevap, yardım ve desteği yüce Allah’tan umuyorsunuz. Allah Teâlâ kullarının durumlarını çok iyi bilir. Hükümlerinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.