Önceki ayet· 70:41Sonraki ayet· 70:43

Meâric Suresi 42. Ayet· 70:42

↗ Meâric suresi
Mekki
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.
Süleyman Ateş
Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
So leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised
Fransızca
Laisse-les donc s'enfoncer (dans leur mécréance) et se divertir jusqu'à ce qu'ils rencontrent leur jour dont on les menaçait
İspanyolca
Déjalos que discutan y jueguen hasta que les llegue el día con que se les ha advertido
Rusça
Оставь же их погружаться в словоблудие и забавляться, пока они не встретят тот день их, который им обещан
Endonezce
Maka biarkanlah mereka tenggelam dan bermain-main (dalam kesesatan) sampai mereka menjumpai hari yang diancamkan kepada mereka
Bengalce
অতএব, আপনি তাদেরকে ছেড়ে দিন, তারা বাকবিতন্ডা ও ক্রীড়া-কৌতুক করুক সেই দিবসের সম্মুখীন হওয়া পর্যন্ত, যে দিবসের ওয়াদা তাদের সাথে করা হচ্ছে।
Çince
你应当任他们妄谈,任他们游戏,直到他们看到他们所被警告的日子。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Kur’an’da onlara vadedilen kıyamet günüyle karşılaşıncaya kadar onları içinde bulundukları batıl ve dalalette bırak, oyalansınlar ve dünya hayatında oynayıp dursunlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
40,41- Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki Biz, onların yerine onlardan hayırlı olanları getirmeye kesinlikle kadiriz ve Biz kesinlikle aciz değiliz. 42- O halde bırak onları tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar (batıl işlerine) dalıp oyalansınlar 43- O gün onlar sanki dikili bir hedefe hızla gidiyorlarmış gibi kabirlerinden süratle çıkarlar. 44- Gözleri öne düşmüş, kendilerini de bir zillet kaplamış olacak. İşte bu, onların (dünyadayken) tehdit edildikleri gündür. 40-41. Bu buyrukla Yüce Allah güneşin, ayın ve yıldızların doğdukları ve battıkları yerlere yemin etmektedir. Çünkü bunlar, öldükten sonra dirilişe ve Allah’ın onların benzerlerini bizzat oldukları halleri ile getirmeye kadir olduğuna dair apaçık delil ve belgeler ihtiva etmektedirler. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“…sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmaktan (da aciz değiliz).”(el-Vâkıa, 56/61)“Ve Biz kesinlikle aciz değiliz.” Bizim tekrar yaratmayı dilediğimiz hiç kimse bizden kaçamaz ve Bizi âciz bırakamaz. 42. Öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılığının verileceğinin kesinliği açıkça ortaya çıktığına göre bunlar yalanlamayı sürdürecek ve Allah’ın âyetlerine boyun eğmemeye devam edecek olurlarsa “O halde bırak onları tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar (batıl işlerine) dalıp oyalansınlar.” Batıl sözlere, bozuk inançlara dalıp gitsinler. Dinleri ile oyalansınlar. Yesinler, içsinler, davarlar gibi faydalansınlar. Şüphesiz Allah onlara o günde öyle ibretli cezalar ve intikamlar hazırlamıştır ki bunlar, onların batıla dalıp oyalanmalarının bir sonucudur. 43. Daha sonra Yüce Allah, yaratılmışların kendilerine haber verilen günle karşılaşacakları vakit hallerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O gün onlar sanki dikili bir hedefe hızla gidiyorlarmış gibi” davet edenin çağrısına uyarak “kabirlerinden süratle çıkarlar.” Onlar, bu koşuşlarıyla sanki belli bir işarete, alamete doğru gidiyorlar gibidirler. Bu halde davetçinin çağrısına karşı gelme veya başka bir tarafa sapma imkânını bulamayacaklardır. Aksine âlemlerin Rabbinin huzuruna zelil ve emre boyun eğmiş olarak geleceklerdir. 44. “Gözleri öne düşmüş, kendilerini de bir zillet kaplamış olacak.” Çünkü bu zillet ve endişe kalplerini büsbütün sarmış ve istila etmiş olacaktır. Bundan dolayı gözleri aşağı doğru bakacak, hareketsiz kalacaklar ve sesleri kesilmiş olacaktır. "İşte bu” hal ve âkıbet “onların (dünyadayken) tehdit edildikleri gündür.” Allah’ın vaadini de tehdidini de eksiksiz yerine getirmesi ise kaçınılmaz bir şeydir. Meâric Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamd-ü senâlar olsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşriklere vaad edilen günden maksat kıyamet günü olup (bk. Şevkânî, V, 339) Hz. Peygamber teselli, inkârcılar ise tehdit edilmektedir. Müşrikler inkârlarını inatla sürdürdükleri için Allah Teâlâ peygamberine artık onları kendi hallerine bırakmasını, zamanı geldiğinde inkâr ettikleri o günü göreceklerini, hatta o zaman –inkâr etmek şöyle dursun– bir hedefe koşan yarışçılar gibi kabirlerinden kalkıp koşarak hesap yerine sevkedileceklerini haber vermektedir. Ancak Hz. Peygamber ile alay ettikleri zamanki gibi şen şakrak değil, orada kibirleri kırılmış, gözlerine korku düşmüş, utançlarından başlarını kaldıracak halleri kalmamış bir halde ve derin bir üzüntü içerisinde olacaklardır.
Meâric Suresi 42. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- Kur’an’da onlara vadedilen kıyamet günüyle karşılaşıncaya kadar onları içinde bulundukları batıl ve dalalette bırak, oyalansınlar ve dünya hayatında oynayıp dursunlar.