Allah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O Allah'tan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri böyle şaşırtır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
"Allah'ın berisinden taptıklarınız nerede?" Diyecekler ki: "Bizden uzaklaşıp kayboldular. Doğrusu biz, daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz." Allah, inkâr edenleri işte böyle saptırır.
Süleyman Ateş
Allah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
Other than Allah?" They will say, "They have departed from us; rather, we did not used to invoke previously anything." Thus does Allah put astray the disbelievers
Fransızca
à Allah?» «Ils se sont écartés de nous, diront-ils. Ou plutôt, nous n'invoquions rien, auparavant». Ainsi Allah égare-t-Il les mécréants
İspanyolca
a Dios?" Responderán: "Se desvanecieron. [Reconocemos que] no invocábamos en realidad a nada [que nos pueda beneficiar hoy]". Así es como Dios deja que se desvíen los que se niegan a creer
Rusça
к Аллаху?». Они скажут: «Они скрылись от нас. Да и не молились мы раньше никому». Так Аллах вводит в заблуждение неверующих
Endonezce
(yang kamu sembah) selain Allah?" Mereka menjawab, "Mereka telah hilang lenyap dari kami, bahkan kami dahulu tidak pernah menyembah sesuatu." Demikianlah Allah membiarkan sesat orang-orang kafir
Bengalce
আল্লাহ ব্যতীত? তারা বলবে, তারা আমাদের কাছ থেকে উধাও হয়ে গেছে; বরং আমরা তো ইতিপূর্বে কোন কিছুর পূজাই করতাম না। এমনি ভাবে আল্লাহ কাফেরদেরকে বিভ্রান্ত করেন।
Allah'tan başka edindiğiniz hani o fayda ya da zarar veremeyen putlarınız (nerede)? Kâfirler şöyle cevap verirler: "Bizden uzaklaştılar, onları göremiyoruz. Bilakis dünyada ibadeti hak eden şeye ibadet etmiyormuşuz." Bunların saptırması gibi Yüce Allah da her zaman ve mekânda kâfirleri haktan böyle saptırır.
69- Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmez misin nasıl da döndürülüyorlar? 70- Kitabı ve peygamberlerimizle birlikte gönderdiklerimizi yalanlayanlar, yakında bilecekler. 71,72- O vakit onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler; sonra da ateşte yakılacaklardır. 73,74- Sonra onlara şöyle denilecek:“Hani, nerede Allah’ın yanı sıra ortak koştuklarınız?” Onlar da: “Kaybolup gittiler. Bilakis, biz önceden hiçbir şeye dua/ibadet etmiyorduk/etmiyormuşuz” diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır. 75- “Bu (azap) yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir. 76- Cehennem kapılarından orada ebedi kalmak üzere girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
69. “Allah’ın” apaçık “âyetleri hakkında tartışanları görmez misin?” Onların bu çirkin hallerine hayret etmez misin? “Nasıl da döndürülüyorlar?” Nasıl olup da bu âyetlerden başka tarafa sapıyorlar? Bu eksiksiz ve mükemmel açıklamalardan sonra nereye gidiyorlar? Allah’ın âyetleri ile çelişen apaçık başka âyetler bulabiliyorlar mı? Allah’a andolsun ki hayır! O halde onlar hevâlarına uygun birtakım şüpheler bulup batılları için bunları kullanarak hücuma kalkışıyorlar!
70. Onların, Allah’tan kendilerine gelen Kitab’ı ve insanların en hayırlıları, en doğru sözlüleri ve en akıllıları olan peygamberleri ve Allah’ın onlarla gönderdiklerini yalanlamak sureti ile seçtikleri ve tercih ettikleri yol ne kadar da kötüdür! “yakında bilecekler” Böylelerinin kızgın ateşten başka bir cezaları olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah onları ateş azabı ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır: 71-72. “O vakit onlar, boyunlarında” hareket etmelerine imkân vermeyen “demir halkalar ve” şeytanları ile birlikte kendilerine vurulacak “zincirler olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler.” Bu kaynar su; kaynaması ve harareti nihai dereceye varmış kızgın sudur. “Sonra da ateşte yakılacaklardır.” O kızgın alevli ateş, üzerlerine tutuşturularak daha da alevlenecek ve onlar orada yanacaklardır. Sonra da şirk koşmaları ve yalan söylemelerinden ötürü azarlanacaklardır:
73. “Sonra onlara şöyle denilecek: “Hani, nerede Allah’ın yanı sıra ortak koştuklarınız?” Size bir fayda sağladılar mı? Sizin üzerinizden azabın bir kısmını olsun hafifletebildiler mi? “Onlar da: Kaybolup gittiler” yoklar, burada değiller; hem olsalar bile bizlere bir faydaları olmaz. Sonra da ibadetlerini inkâr ederek:“Bilakis, biz önceden hiçbir şeye dua/ibadet etmiyorduk/etmiyormuşuz.” diyecekler. Bu sözleri ile başka varlıklara taptıklarını inkâr edecekleri ve bunun kendilerine fayda sağlayacağını zannederek böyle diyecekleri ihtimal dahilindedir. Diğer bir ihtimal ise -ki bu daha kuvvetlidir- şudur: Onlar, bu sözleri, daha önce tapındıkları varlıkların ilâhlıklarının batıl/boş olduğunu ve gerçekte Allah’ın hiçbir ortağı bulunmadığını, ilâh olma özelliği bulunmayan varlıklara ibadet etmekle sapmış ve hata etmiş olduklarını itiraf etmek için söyleyeceklerdir. (Taptıklarımız bir hiçmiş! diyeceklerdir.) Yüce Allah’ın: “İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır” buyruğu da bu son manaya delildir. Yani onların dünya hayatındaki bu sapıklıkları herkes tarafından açıkça görülen bir sapıklıktır. Hatta bizzat kendileri bile Kıyamet gününde bu yaptıklarının batıl olduğunu itiraf ve kabul edeceklerdir. O vakit Yüce Allah’ın:“Allah’tan başkasına dua/ibadet edenler aslında hiçbir şerike/ortağa uymuyorlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar.”(Yunus, 10/66) buyruğunun ne anlama geldiği onlar tarafından açıkça anlaşılacaktır. Yüce Allah’ın şu buyrukları da buna delildir:“Kıyamet gününde onlar sizin ortak koşmanızı inkâr edeceklerdir.”(Fâtır, 35/14); “Allah’tan başka kendisine kıyamete kadar cevap veremeyecek olan, üstelik kendilerine yaptıkları duadan da habersiz olan kimselere dua/ibadet eden kişiden daha sapık kim olabilir?”(el-Ahkaf, 46/5)
75. Cehennem ehline şöyle denilecektir:“Bu” üzerinizdeki çeşit çeşit azap “yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir.” Yani hem tutunduğunuz batıl sebebiyle hem de peygamberlerin getirdiği ilimlere muhalefet ettiğiniz ilimler sebebiyle şımarıyordunuz. Haksızlık, saldırganlık, zulüm ve isyan içinde Allah’ın kullarına karşı böbürleniyordunuz. Nitekim Yüce Allah, bu surenin sonlarında şöyle buyurmaktadır:“Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde onlar yanlarındaki ilim ile şımardılar.”(el-Mümin, 40/83) Yine Karun’un kavmi de ona şöyle demişti: “Şımarma; çünkü Allah şımaranları sevmez.”(el-Kasas, 28/76) Bu (şımarma), cezalandırılmayı gerektiren ve yerilen bir sevinmedir. Övülen ve Yüce Allah’ın hakkında şöyle buyurduğu sevinme ise böyle değildir:“De ki: Allah’ın lütfu ve rahmeti ile işte yalnız bunlar ile sevinsinler.”(Yunus, 10/58) Zira bu, faydalı ilim ve salih amel dolayısı ile sevinmektir.
76. “Cehennem kapılarından” herkes ameline uygun olarak onun bir tabakasına “orada ebedi kalmak üzere” ebediyen oradan çıkarılmamak üzere “girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Onlar orada horlanacak, rezil edilecek, hapsedilecek ve azaba uğrayacaklardır. Onun aşırı sıcağı ile zemherir soğuğu arasında gidip geleceklerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda inkârcıların inanmalarını sağlamak maksadıyla bazı aklî deliller ortaya konduktan sonra, buna rağmen hâlâ “Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlar”ın, O’nun kitabını ve peygamberlere gönderdiklerini asılsız saymakta ısrar edenlerin âhirette içine düşecekleri acıklı durum özetlenmektedir.
69. âyetteki “Allah’ın âyetleri” ifadesini Taberî, “Allah’ın hükümleri ve âyetleri” (XXIV, 82); İbn Atıyye, “Hz. Muhammed’in peygamberliği ve ona gelen kitap” (IV, 568) şeklinde açıklamışlardır. Sûrede “Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlar” anlamındaki ifade beş defa tekrar edilmiş; böylece bir bakıma putperestlerin bu tutumlarında ne kadar ısrarcı oldukları ve bunun kendileri için vazgeçilmez bir dava olduğu vurgulanmıştır. Kuşkusuz onların bu inatçı tutumlarının sebebi, Allah’ın âyetlerinde şirk inancını çürütme, tevhid inancını yerleştirme konusunda ısrar edilmesidir.
67. âyette insanın yaratılışı Allah’ın gücüne ve hikmetine kanıt olarak gösterilirken “Umulur ki (bunlar üzerine) akıl yorarsınız” buyurularak aklını doğru kullananın sahih inanca ulaşacağına işaret edilmişti. 69. âyetin sonunda ise inkârcıların, Allah’ın âyetlerini tartışmaları, onlarla mücadele etmeye kalkışmaları, “Gerçeklerden nasıl da uzaklaştırılıyorlar!” şeklinde meçhul (edilgen) bir fiil ile dile getirilmiştir. Buna göre eğer insan, inancını ve hayat çizgisini, temel insanî özelliği olan aklından destek alarak belirlemiyorsa mutlaka çeşitli olumsuz dış ve iç motiflerin etkisinde kalacak, akıllı ve özgür seçim yapamayacak ve sonuçta o motifler tarafından saptırılacaktır. Kur’an’ın her vesileyle gösterdiği gibi Mekke müşriklerinin İslâmî tebliğler karşısındaki tutumları da genellikle bu şekilde idi. Ayrıca tarihin her döneminde ve günümüzde de pek çok insanda bu zaaflar görülmektedir. Nefsânî duygular, çıkar hesapları, ideolojik saplantılar, yayın araçlarının yoğun şartlandırmaları gibi pek çok olumsuz iç ve dış âmiller insanları, 70. âyette belirtilen ilâhî kitaplardan ve onlardaki inanç, değer ve hayat ölçülerinden uzaklaştırmakta; nice yanlışları doğru, iyileri kötü, bâtılları hak göstermekte; onları –farkında olarak veya olmayarak– “Allah’ın âyetleri”ne, ilâhî hakikatlere ve bunların taraftarlarına karşı mücadeleye yönlendirmektedir.
Ama âhiret bütün hakikatlerin gün ışığına çıktığı, hakkın yerini bulduğu kusursuz bir adalet ve yargı günüdür. Bu sebeple 74. âyette belirtildiği üzere sahte tanrılar, bağlılarını mahşerde yüzüstü bırakıp ortadan kaybolacak; onların gerçekten tapmaya değer şeyler olmadığı en sadık bağlılarınca da anlaşılıp itiraf edilecektir. Bu dünyada günahları ve erdemsiz yaşayışlarıyla haksız yere böbürlenip şımaranlar; nefislerini ve sıradan nesneleri veya kimi insanları tanrılaştıracak kadar alçalırken Allah’a kul, peygambere ümmet olmaya davet edilince bunu nefislerine yediremeyip kibre kapılanlar, âhirette boyunlarında halkalar ve zincirlerle alçaltılmış bir vaziyette cehennemi boylayacaklardır.
Allah'tan başka edindiğiniz hani o fayda ya da zarar veremeyen putlarınız (nerede)? Kâfirler şöyle cevap verirler: "Bizden uzaklaştılar, onları göremiyoruz. Bilakis dünyada ibadeti hak eden şeye ibadet etmiyormuşuz." Bunların saptırması gibi Yüce Allah da her zaman ve mekânda kâfirleri haktan böyle saptırır.