-Ey Peygamber!- O yalanlayan müşriklere de ki: “Sizleri yeryüzüne gönderen ve orada yayan, hiçbir şey yaratamayan putlarınız değil, Allah’tır. Kıyamet günü, hesap vermek ve karşılığını görmek üzere putlarınızın huzuruna değil, bir tek onun huzurunda toplanacaksınız. O'ndan korkun ve sadece O'na ibadet edin."
23- De ki:“Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” 24- De ki:“Sizi yaratıp yeryüzüne yayan O’dur ve (ölümden sonra diriltilip) O’nun huzurunda toplanacaksınız.” 25- “Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ne zaman gerçekleşecekmiş?” derler. 26- De ki:“Onun bilgisi, ancak Allah’ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
23. Yüce Allah, yegane mâbûdun kendisi olduğunu açıklayarak kullarını kendisine şükretmeye ve yalnızca kendisine ibadet etmeye davet etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Sizi yaratan,” herhangi bir destek ve bir yardımcı olmaksızın sizi yoktan var eden, sizi var ettikten sonra da varlığınızı kemâle erdirerek “size kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur.” Bunlar insan vücudundaki azaların en değerlileri, bedenî güçlerin en mükemmelleridir. Ancak sizler bunca nimetlere rağmen Allah’a “ne kadar şükrediyorsunuz?” Şükredenleriniz de pek azdır, şükrünüz de pek azdır.
24. “De ki: Sizi yaratıp yeryüzüne yayan O’dur.” Yeryüzünün dört bir yanına sizi yaymış, çeşitli yerlerinde sizi yerleştirmiş, size emir ve yasaklar koymuş, sizlere yararlanacağınız türden pek çok nimetleri bol bol vermiştir. Bundan sonra da Kıyamet gününde sizi bir araya getirip toplayacaktır. Ancak bu inatçılar, amellerin karşılıklarının verileceğine dair olan bu vaadi inkâr etmektedirler.
25. O vaadi yalanlamak kastı ile “Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ne zaman gerçekleşecekmiş?” derler.” Onlar, bu sözleri ile kendilerine bu tehditte bulunanların doğru söylediklerinin alâmetinin, onun geliş vaktini kendilerine bildirmeleri olduğunu ile sürmüşlerdir. Bu ise bir zulüm ve bir inattır.
26. Hiçbir yaratılmış bunu bilemez. Ayrıca verdiğimiz bu haber ile onun gerçekleşme vaktini bildirmek arasında bir ilişki yoktur. Çünkü doğru olan bir şey, delilleri ile bilinir. Yüce Allah da hakka şahit olarak bu gerçeğe kulak veren kimselerin, en ufak bir şüpheleri kalmayacak şekilde bunun doğruluğunu ortaya koyan apaçık delilleri ve belgeleri ortaya bildirmiş bulunmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulaklar, gözler ve kalpler (akıllar) verildiğinin hatırlatılması, insanın en değerli ve ayırıcı niteliğinin gözlem ve düşünme kapasitesi olduğuna ve bu nimetleri verene şükretmek gerektiğine işaret eder. Bu nimetler aynı zamanda Allah’ın eşsiz sanatını ve sonsuz kudretini göstermesi bakımından da önemlidir. Muhatabın sağduyusuna hitap edilerek onun yanlış inanç ve tutumlardan kurtulması, Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmesi istenmektedir. Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretini gösteren delillerden biri de insanoğlunun yeryüzünde yaratılması, türetilmesi ve çoğaltılmasıdır. Onları bu şekilde türetip yeryüzüne yayma gücüne sahip olan Allah, öldükten sonra dirilterek huzurunda toplamaya da kadirdir. Nitekim 24. âyetin son cümlesinde, “Sadece O’nun huzurunda gelip toplanacaksınız” ifadesiyle buna işaret edilmiştir (bu âyetlerin tefsiri için ayrıca bk. Nahil 16/78; Mü’minûn 23/78-79).
-Ey Peygamber!- O yalanlayan müşriklere de ki: “Sizleri yeryüzüne gönderen ve orada yayan, hiçbir şey yaratamayan putlarınız değil, Allah’tır. Kıyamet günü, hesap vermek ve karşılığını görmek üzere putlarınızın huzuruna değil, bir tek onun huzurunda toplanacaksınız. O'ndan korkun ve sadece O'na ibadet edin."