Önceki ayet· 6:150Sonraki ayet· 6:152

En'âm Suresi 151. Ayet· 6:151

↗ En'âm suresi
Mekki
۞قُلۡ تَعَالَوۡاْ أَتۡلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمۡ عَلَيۡكُمۡۖ أَلَّا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡـٔٗاۖ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنٗاۖ وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُم مِّنۡ إِمۡلَٰقٖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكُمۡ وَإِيَّاهُمۡۖ وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَۖ وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ
De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
De ki onlara: "Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah'ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz."
Süleyman Ateş
De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; sizi de onları da biz besliyoruz. Fuhuşların açığına da, kapalısına da yaklaşmayın ve haksız yere Allah'ın yasakladığı cana kıymayın! Düşünesiniz diye Allah size bunları tavsiye etti.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.6%
İngilizce
Say, "Come, I will recite what your Lord has prohibited to you. [He commands] that you not associate anything with Him, and to parents, good treatment, and do not kill your children out of poverty; We will provide for you and them. And do not approach immoralities - what is apparent of them and what is concealed. And do not kill the soul which Allah has forbidden [to be killed] except by [legal] right. This has He instructed you that you may use reason
Fransızca
Dis: «Venez, je vais réciter ce que votre Seigneur vous a interdit: ne Lui associez rien; et soyez bienfaisants envers vos père et mère. Ne tuez pas vos enfants pour cause de pauvreté. Nous vous nourrissons tout comme eux. N'approchez pas des turpitudes ouvertement, ou en cachette. Ne tuez qu'en toute justice la vie qu'Allah a fait sacrée. Voilà ce qu'[Allah] vous a recommandé de faire; peut-être comprendrez-vous
İspanyolca
Diles: "Vengan, que les informaré lo que su Señor les ha prohibido: No deben asociarle nada, deben hacer el bien a sus padres, no matarán a sus hijos por temor a la pobreza, Yo me encargo de su sustento y el de ellos, no deben acercarse al pecado, ni en público ni en privado, y no matarán a nadie que Dios prohibió matar, salvo que sea con justo derecho. Esto es lo que les ha ordenado para que usen el razonamiento
Rusça
Скажи: «Придите, и я прочту то, что запретил вам ваш Господь». Никого не приобщайте к Нему в сотоварищи и делайте добро родителям. И не убивайте своих детей, опасаясь нищеты, ведь Мы обеспечиваем пропитанием вас вместе с ними. И не приближайтесь к мерзким поступкам, явным или сокрытым. Не убивайте душу, которую Аллах запретил убивать, если только у вас нет на это права. Это заповедал вам Аллах, - быть может, вы уразумеете
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Marilah aku bacakan apa yang diharamkan Tuhan kepadamu. Jangan mempersekutukan-Nya dengan apa pun, berbuat baik kepada ibu bapak, janganlah membunuh anak-anakmu karena miskin. Kamilah yang memberi rezeki kepadamu dan kepada mereka; janganlah kamu mendekati perbuatan keji, baik yang terlihat ataupun yang tersembunyi, janganlah kamu membunuh orang yang diharamkan Allah kecuali dengan alasan yang benar.328) Demikianlah Dia memerintahkan kepadamu agar kamu mengerti
Bengalce
আপনি বলুনঃ এস, আমি তোমাদেরকে ঐসব বিষয় পাঠ করে শুনাই, যেগুলো তোমাদের প্রতিপালক তোমাদের জন্যে হারাম করেছেন। তাএই যে, আল্লাহর সাথে কোন কিছুকে অংশীদার করো না, পিতা-মাতার সাথে সদয় ব্যবহার করো স্বীয় সন্তানদেরকে দারিদ্রে?480; কারণে হত্যা করো না, আমি তোমাদেরকে ও তাদেরকে আহার দেই, নির্লজ্জতার কাছেও যেয়ো না, প্রকাশ্য হোক কিংবা অপ্রকাশ্য, যাকে হত্যা করা আল্লাহ হারাম করেছেন, তাকে হত্যা করো না; কিন্তু ন্যায়ভাবে। তোমাদেরকে এ নির্দেশ দিয়েছেন, যেন তোমরা বুঝ।
Çince
你说:“你们来吧,来听我宣读你们的主所禁戒你们的事项:你们不要以物配主,你们应当孝敬父母;你们不要因为贫穷而杀害自己的儿女,我供给你们和他们;你们不要临近明显的和隐微的丑事;你们不要违背安拉的禁令而杀人,除非因为正义。他将这些事嘱咐你们,以便你们了解。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- İnsanlara de ki: "Gelin Allah’ın sizlere haram kıldıklarını okuyayım. O sizlere yaratmış olduğu canlılardan bir şeyi ortak koşmanızı, anne ve babalarınıza kötülük etmenizi haram kıldı. Bilakis onlara iyilikte bulunmanız gerekir. Cahiliye halkının yaptığı gibi fakirlik sebebiyle evlatlarınızı öldürmenizi de haram kıldı. Biz size de, onlara da rızık veririz. Açık veya gizlice olan fuhşa yaklaşmak ve evlilik yaptıktan sonra zina etmek, İslam’a girdikten sonra dinden çıkmak gibi (günahlar sebebiyle ölüm cezası vermenin dışında), haksız olarak Allah’ın öldürülmesini yasakladığı canı almayı da haram kıldı. İşte bu zikredilenler sizlere emirleridir. Umulur ki, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını düşünürsünüz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
151- De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, yoksulluk endişesinden dolayı çocuklarınızı öldürmeyin. Çünkü sizin de onların da rızkını biz veririz. Ahlaksızlığın açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Haklı (bir gerekçe) olmadıkça Allah’ın (öldürülmesini) haram kıldığı birini öldürmeyin. İşte akledesiniz diye O, size bunları emretmiştir. 152- Yetimin malına rüşdüne erinceye kadar en güzel olandan başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tastamam yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz. Söz söylediğiniz vakit -akrabanız dahi olsa- adaletli olun. Allah’ın ahdini de yerine getirin. İşte düşünüp öğüt alasınız diye O, size bunları emretmiştir. 153- Şüphesiz ki bu, benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. Başka yollara uymayın. Sonra onlar sizi O’nun yolundan ayırırlar. İşte takvalı olasınız diye O, size bunları emretmiştir. 151. Yüce Allah peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: Allah’ın helâl kıldığı şeyleri haram kılan şu kimselere “de ki: Gelin, Rabbinizin size” herkesi kapsayacak şekilde umumi olarak ve yiyecek, içecek, söz, davranış türünden bütün haramları da ihtiva edecek şekilde “neleri haram kıldığını okuyayım: O’na” az veya çok “hiçbir şeyi ortak koşmayın.” Şirkin gerçek mahiyeti Allah’ın yarattığı bir varlığa Allah’a ibadet eder gibi yahut Allah’ı tazim eder gibi ibadet etmek veya tazimde bulunmak ya da rububiyetin ve uluhiyetin bazı özelliklerinin o varlıkta bulunduğunu kabul etmektir. Kul şirki tamamıyla terk edecek olursa bütün hallerinde Allah’a ihlasla yönelen muvahhid bir kimse olur. İşte bu, Allah’ın kulları üzerindeki hakkıdır. O’na ibadet etmeli ve O’na hiçbir şey ortak koşmamalıdırlar. Daha sonra Yüce Allah kendi hakkından sonra en önemli hakkı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Ana-babaya iyilik edin.” Güzel ve iyi sözler söylemek, güzel davranışlarda bulunmak gibi anne babaya menfaat sağlayan yahut onları sevindiren her türlü söz ve davranış, onlara iyilik demektir. İyiliğin olduğu yerde onlara karşı gelmek ve kötülük etmek ise söz konusu olamaz. O zalim ve katı cahiliye döneminde olduğu gibi “yoksulluk” fakirlik ve rızıklarını karşılayamamak “endişesinden dolayı” erkek olsun kız olsun “çocuklarınızı öldürmeyin.” Çocuklarını böyle bir durumda öldürmeleri yasak olduğuna göre herhangi bir gerekçe olmaksızın onları öldürmelerinin yahut da başkalarının çocuklarını öldürmelerinin yasak olması daha öncelikle söz konusudur. “Çünkü sizin de onların da rızkını biz veririz.” Biz herkesin rızkını üstlenmişizdir. Çocuklarınızı rızıklandıran sizler değilsiniz. Hatta bizzat kendinizin dahi rızkını siz karşılamıyorsunuz. O nedenle onlardan dolayı sizin için rızık darlığı söz konusu olmaz. “Ahlaksızlığın” burada sözü edilen ahlaksızlık (الفواحش) oldukça çirkin olan büyük günahlar demektir “açığına da gizlisine de yaklaşmayın.” Yani bunların görünenine de görünmeyenine de yaklaşmayın. Yahut da bunlardan zahirle ilgili olanlarına da kalp ve batınla ilgili olanlarına da yaklaşmayın. Ahlaksızlığa yaklaşmanın yasak kılınması, sadece bunların işlenmelerinin yasaklanmasından daha vurgulu ve dikkat çekicidir. Çünkü yaklaşmanın yasaklanışı, onlara hazırlık olan işlerin ve onlara ulaştıran yolların da yasaklanmasını kapsar. “Allah’ın (öldürülmesini) haram kıldığı birini öldürmeyin.” Bu, erkek-kadın, küçük-büyük, iyi-kötü her müslüman kişi ile Müslümanlarla arasında ahit ve antlaşma olan kafir kişidir. “Haklı (bir gerekçe) olmadıkça” muhsan kimsenin zina etmesi, cana karşılık can, dinini terk ederek İslâm cemaatından ayrılan kimseler gibi öldürülmesi haklı bir gerekçeye dayanan kimseler bundan müstesnadır. “İşte akledesiniz diye Allah size bunları” sözü geçen bu hususları “emretti.” Böylelikle Allah’ın bu emrini akledip belleyesiniz sonra da gereğine riâyet edesiniz ve uygulayasınız. Bu da kulun Allah’ın emirlerini aklı oranında yerine getirip ifa edeceğine delildir. 152. “Yetimin malına rüşdüne erinceye kadar” yani yetim ergenlik yaşına gelip reşid oluncaya, malı nasıl kullanacağını bilinceye kadar “en güzel olandan başka” malını yemek yahut kendi çıkarınıza olacak şekilde malî bir muamelede bulunmak ya da sebepsiz yere malını almak gibi “bir şekilde yaklaşmayın.” Mallarını ıslah edecek ve onlardan yararlanmalarını sağlayacak halden başkası ile mallarına yaklaşmayın. Bu da yetimlere zarar verecek yahut da ne zarar ne de fayda sağlamayacak şekilde onların mallarında tasarrufta bulunmanın caiz olmadığına delildir. Yetim ergenlik yaşına varıp rüşdüne erişecek olursa o zaman malı kendisine verilir, o da uygun gördüğü şekilde malında tasarrufta bulunur. Bu, yetimin reşit olmadan önce hacr altında (kısıtlı) bulunduğuna, velisinin onun malında en uygun şekilde tasarrufta bulunacağına ve bu harcın da reşitliğe ulaşmakla sona ereceğine delildir. “Ölçüyü ve tartıyı adaletle tastamam yapın.” Adil bir şekilde ve eksiksiz yapın. Bu hususta gayretinizi ortaya koyduğunuz takdirde hiç şüphesiz “biz kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz.” Ona yüklediğimiz ancak takati ve güç yetirebileceği kadarıdır. Her kim ölçü ve tartıyı tam ve eksiksiz yapmak için gayret gösterir de bilgisi dahilinde olmaksızın ve ihmalkarlığından kaynaklanmaksızın herhangi bir kusuru ortaya çıkarsa şüphesiz ki Allah Ğafurdur, Rahîmdir. Usûl bilginleri bu ve benzeri âyetleri, Yüce Allah’ın hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği şeylerle mükellef tutmadığına, emrolunduğu hususlarda Allah’tan korkup da bu konuda elinden geleni yapan kimse için de gücünün dışında kalan hususlarda herhangi bir vebal söz konusu olmadığına delil göstermişlerdir. “Söz söylediğiniz vakit” insanlar arasında hüküm verirken, haklıyı haksızdan ayırt ederken, birtakım görüş ve haller ile ilgili konuşurken bir şey söyleyecek olursanız “akrabanız dahi olsa adaletli olun.” Söylediğiniz sözlerde sevdiğiniz ve sevmediğiniz herkes hakkında doğruyu ve insafı göz önünde bulundurun, adalete riâyet edin. Açıklanması gereken şeyleri gizlemeyin. Çünkü sevilmeyen birinin aleyhinde söz söylemek yahut onun sözünü eleştirmek sureti ile haktan uzaklaşmak, haram kılınmış zulüm çeşitleri arasında yer alır. Hatta alim bir kimse bid’at ehlinin görüşleri aleyhinde konuşacak olursa ona düşen her hak sahibine hakkını vermektir. Bu bid’at görüşlerdeki hakkı ve batılı açıklamak, onların hakka olan yakınlık ve uzaklıklarını nazar-ı itibara almak bir görevdir. Fukahanın naklettiklerine göre hakimin bakışında ve konuşmasında bile hasımlar arasında adaleti gözetmesi gerekir. “Allah’ın ahdini yerine de getirin.” Bu, kulların Allah’a haklarını yerine getirmeye ve bunlara tastamam riâyet etmeye dair verdikleri sözü de diğer insanlar arasında meydana gelen sözleşmeleri de kapsar. Bunların hepsine tamamıyla riâyet etmek gerekir. Bu ahitlerin bozulması ve ihlal edilmeleri ise haramdır. “İşte” açıklamış olduğu bu hükümleri “düşünüp öğüt alasınız” ve Allah’ın size vermiş olduğu bu emirleri hakkıyla yerine getirip bunlardaki hikmetleri ve hükümleri öğrenesiniz “diye O, size bunları” zikri geçen bu hükümleri “emretmiştir.” 153. Yüce Allah pek büyük emirleri ve oldukça önemli şer’î hükümleri beyan ettikten sonra, hem bunlara hem de bunlardan daha kapsamlı ve genel olan bir hususa işaret ederek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz ki bu, benim dosdoğru yolumdur.” Yani bu hükümler ve Allah’ın, Kitabında açıklayıp kullarına beyan ettiği benzeri hükümler, Allah’ın hem O’na hem de O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran kısa, kolay ve son derece dengeli yoludur. “O halde ona uyun” ki kurtuluşa ve felaha nail olasınız, umduklarınızı elde edip sevinçlere gark olasınız. Bu yola muhalif olan “başka yollara uymayın, sonra onlar sizi O’nun yolundan ayırırlar.” Bu yoldan sizleri saptırır, sağa sola dağıtırlar. Siz Sırat-ı Müstakîmden (dosdoğru yoldan) sapacak olursanız geriye öünüzde cehenneme ulaştıran yollardan başkası kalmaz. “İşte takvalı olasınız diye O, size bunları emretmiştir.” Eğer sizler Allah’ın açıkladıklarını ilmen ve amelen yerine getirecek olursanız takva sahiplerinden, Allah’ın kurtuluşa eren kullarından olursunuz. Yüce Allah bu ayette dosdoğru olan yolu tekil olarak zikredip kendisine izafe etmiştir. Çünkü bu O’na ulaştıran tek ve yegane yoldur. Bu yolu izlemek isteyen izleyicilere yardımcı olcak olan da Allah’tır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda müşriklerin temelsiz hükümleri ve kuralları eleştirildikten sonra bu âyetlerde asıl benimsenmesi gereken başlıca ilâhî kurallar ve hükümler yer almakta; biri tevhid inancına, diğerleri ahlâka dair olmak üzere İslâm’ın dokuz temel buyruğu sıralanmakta, son olarak da bütün bu buyurulanları kapsayıcı küllî bir ödev olmak üzere, Allah’ın dosdoğru olan yolundan gidilmesi emredilmektedir. 151. âyetin başındaki “Gelin, rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım” meâlindeki ifade muhatapların ilgisini, müteakip ifadelerdeki ilkeleri ihtiva eden yolun tek doğru ve izlenmesi zorunlu yol olduğu gerçeğine çekme gayesini gütmektedir. Bu âyetlerde sıralanan buyruklar şunlardır: 1. “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın.” Bu, İslâm’ın ana ilkesi olan Allah’ın her yönden birliği inancının bir gereği olup müslüman olmanın da ilk şartıdır. Fahreddin er-Râzî, ilgili âyetlere göndermeler yaparak, bu sûrede çeşitli müşrik zümrelerin en iyi şekilde açıklandığını belirttikten sonra bunları şöyle sıralamaktadır: Putperestler, yıldızperestler, Yezdân ve Ehrimen’in tanrılığını iddia edenler, Allah’a erkek ve kız çocuk isnat edenler (Râzî, XIII, 232). 2. “Anne babaya iyilik edin.” Âyetin bu kısmında geçen ihsân “güzellik, iyilik” anlamına gelen hüsn kelimesinden türetilmiş olup en geniş anlamda “iyilik etmek, güzel davranmak” demektir. Âyette bu buyruğun, Allah’ın birliğine inanmayı emreden ifadeden hemen sonra gelmesi, anne baba hakkının önemini gösterir (geniş bilgi için bk. İsrâ 17/23). 3. “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.” Özellikle geçim kaygısıyla çocuk öldürmenin, Allah’ın hazinesinin herkesi rızıklandıracak kadar zengin olduğundan şüphelenme anlamı taşıdığına bir işaret vardır. Ayrıca burada, sadece eski tefsirlerde söz konusu edilen Câhiliye dönemindeki çocuk öldürme uygulaması (bilgi için bk. En‘âm 6/137, 140) kastedilmeyip özellikle “fakirlik korkusuyla” veya “geçim kaygısıyla” şeklindeki kayıttan hareketle, anne karnındaki çocuğun öldürülmesinin de yasaklandığı dikkate alınmalıdır; ayrıca böyle bir uygulamanın Câhiliye döneminde de mevcut olduğu düşünülebilir. Günümüzde bir baba veya annenin kendi çocuğunu öldürmesi bütün dünyada suç sayılmakta ve nâdiren vuku bulmaktaysa da, bu ve benzeri âyetler, doğum kontrolü ve nüfus planlaması gibi meseleler dolayısıyla güncelliğini korumakta ve bu bakımdan ilgili âyet ve hadislere dayanılarak söz konusu meseleler hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Hz. Peygamber’in, doğum kontrolünün en basit şekli olan azil (meniyi rahimin dışına akıtma) uygulamasına izin verdiğine dair hadisler vardır (Buhârî, “Nikâh”, 96, “Megāzî”, 32; Müslim, “Nikâh”, 125, 134, 136, Ebû Dâvûd, “Nikâh”, 49; Tirmizî, “Nikâh”, 39; Müsned, III, 33, 51, 53, 309; el-Muvatta’, “Talâk”, 95). Çeşitli mezheplerin âlimlerinin çoğunluğu da azlin câiz olduğunu kabul etmişlerdir (geniş bilgi için bk. Gazzâlî, İhyâ’, II, 47-49). Azlin mubah olması, gebe kalmamak için –başka bir yasak çiğnenmedikçe ve zararlı olmamak kaydıyla– daha başka tıbbî önlemlere başvurmanın da câiz olduğunu gösterir. Çünkü Kur’an’da gebe kalmamak değil, çocuk öldürmek yasaklanmıştır. Bununla birlikte evlenmenin asıl amacı, neslin devamı ve gelişmesi için çocuk yapmaktır. Bu sebeple kadının güzelliğinin bozulması, çocuğun bir ayak bağı telakki edilmesi gibi keyfî sebeplerle fıtratın tabii akışına müdahale etmek, özellikle müslüman nüfusun artmasının gerekli olduğu hal ve şartlarda çocuk yapmaktan kaçınmak doğru değildir. Âyetteki “Çocuklarınızı öldürmeyin” emri, günümüzde yaygın olarak uygulanan ve ciddi tartışmalara yol açan kürtaj konusuyla yakından ilgilidir. Günümüz âlimlerinin büyük çoğunluğu, hamileliğin hangi safhasında olursa olsun, çocuk düşürme ve aldırmanın haram olduğu görüşündedirler. 4. “Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın.” Burada geçen fevâhiş kelimesi fuhş kökünden gelmekte olup “çirkin ve yüz kızartıcı, utanç verici söz ve davranışlar”ı ifade eder. İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre Câhiliye Arapları açıktan zina edilmesini hoş karşılamaz, ancak gizli gizli zina ederlerdi (İbn Âşûr, V, 160). Âyette onların bu anlayış ve tutumları reddedilmiştir. Bununla birlikte, âyetteki fevâhiş lafzı çoğul olduğundan ve ayrıca bununla sadece zinanın kastedildiğini gösteren belirleyici bir ifade bulunmadığından, bu yasağı zina ile sınırlamak doğru değildir. Burada kötülüklerin gizlisinin de açığının da özellikle tasrih edilmesi ilgi çekicidir. Çünkü eğer bir insan, açıktan işlemeye çekindiği bir kötülüğü gizli olarak yapabiliyorsa, bu onun, insanlar tarafından kınanmaktan çekindiği halde Allah’ın buyruğunu ihlâl etmekten çekinmediğini gösterir. Ayrıca kötülüğü “yapmayın” veya “işlemeyin” yerine “yaklaşmayın” buyurulması, insanı kaçınılmaz olarak kötülük işlemeye sevkedebilecek ortam ve şartlardan uzak durmayı öngörmektedir. 5. “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın yasakladığı cana kıymayın.” Buradaki tahrîmde “yasaklama” yanında “muhterem ve dokunulmaz kılma” anlamı da vardır. Bunun özellikle belirtilmesi, insan hayatının Hz. Âdem’den beri dokunulmaz olduğunu ima eder (İbn Âşûr, VIII, 161). Âyetteki hak kelimesi bâtılın zıddı olup din ve aklın doğru, gerçek, meşrû saydığı durumu ifade eder. Burada “doğru, gerçek, geçerli, meşrû sebep” anlamında kullanılmıştır (geniş bilgi için bk. Mâide 5/32). 6. “Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına sadece iyi tutumla yaklaşın.” Şüphesiz meşruiyet içinde bütün insanların malları dokunulmaz olmakla birlikte, zayıf ve korumasız olmalarından dolayı yetimlerin malları daha çok saldırı veya istismara açık olduğu için âyette bu hususta özellikle titiz olunması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Ayrıca yetimin malına bütünüyle ilgisiz kalmak bu malın zaman içinde aşınmasına veya en azından bir artış sağlamamasına yol açacağından, bu malla ilgilenmeye izin verilmiş, hatta “en iyi ve en güzel” (ahsen) kaydından anlaşıldığı kadarıyla ilgilenmek zımnen teşvik edilmiştir. Zira en iyi ve en güzeli yapmak faziletin gereğidir. 7. “Ölçü ve tartıyı adaletle yapın.” İnsanlar arasındaki en yoğun ilişkilerden olan alışveriş sırasındaki ölçü ve tartılarda haksızlıklar sıklıkla vuku bulduğu için hemen her dönemin illeti olan bu duruma özellikle dikkat çekilmiş; ayrıca adaleti her zaman tam olarak yerine getirmek insanın gücünü aşan bir yükümlülük olduğundan, âyetin devamında “Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz” buyurulmakla kasıtsız olarak yapılan yanlış ölçü ve tartıların sorumluluğu gerektirmediğine işaret edilmiştir. Râzî’nin de belirttiği üzere, burada geçen ifa kavramı tam olarak ölçüp tartmayı ifade etmekle birlikte ayrıca bir de kıst (adalet) kelimesinin geçmesinden anlaşılıyor ki, alışveriş sırasında satıcının da müşterinin de karşılıklı olarak adalet ve hakkaniyeti gözetmeleri gerekmektedir. 8. “Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız bile olsa, adaletli olun.” Bu buyruk, çeşitli konularla ilgili bilgi, haber, hüküm, övgü, yergi, sözleşme, yemin, vaad, vasiyet, öğüt, eleştiri, emir, istek, istişare gibi her türlü sözlü ilişkilerde adaletli, dürüst ve doğru olmayı; haksızlık, zulüm, incitme, eziyet, hakaret gibi ahlâka aykırı amaçlar güden sözler sarfetmekten sakınmayı kapsamaktadır. İnsanların yakınlarına duydukları sevgi ve acıma gibi sübjektif sebeplerle haksızlık yapmaları sıklıkla karşılaşılan beşerî zaaflardan olduğu için âyetteki “yakınlarınız bile olsa” kaydıyla bu hususta özellikle uyarıda bulunulmuştur. 9. “Allah’ın ahdini tam olarak yerine getirin.” Allah’ın ahdinden maksat, O’nun kullarına yüklediği her türlü vazifelerdir. Müslüman olan kişi, bir bakıma Allah ile ahidleşmiş, O’nun hükümlerine uymayı taahhüt etmiş olduğundan âyette bu durum hatırlatılmaktadır. Ayrıca insanlara meşrû bir vaadde bulunulduğunda bunun yerine getirilmesi de Allah’ın buyruğu olup söz konusu âyet bu buyruğu da kapsamaktadır. 10. “Bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun, (başka) yollara uymayın.” 153. âyetin bu kısmı yukarıdaki bütün emir ve yasakları kapsamakta, devamında ise bunun dışındaki bütün yolların, yani burada başlıca ilkeleri belirtilmiş bulunan İslâm’a aykırı her türlü düşünce ve hayat tarzlarının, insanları Allah’ın yolundan, hak dinden uzaklaştıran sapmalardan ibaret olduğu ifade buyurulmaktadır.
En'âm Suresi 151. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- İnsanlara de ki: "Gelin Allah’ın sizlere haram kıldıklarını okuyayım. O sizlere yaratmış olduğu canlılardan bir şeyi ortak koşmanızı, anne ve babalarınıza kötülük etmenizi haram kıldı. Bilakis onlara iyilikte bulunmanız gerekir. Cahiliye halkının yaptığı gibi fakirlik sebebiyle evlatlarınızı öldürmenizi de haram kıldı. Biz size de, onlara da rızık veririz. Açık veya gizlice olan fuhşa yaklaşmak ve evlilik yaptıktan sonra zina etmek, İslam’a girdikten sonra dinden çıkmak gibi (günahlar sebebiyle ölüm cezası vermenin dışında), haksız olarak Allah’ın öldürülmesini yasakladığı canı almayı da haram kıldı. İşte bu zikredilenler sizlere emirleridir. Umulur ki, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını düşünürsünüz.