Önceki ayet· 6:145Sonraki ayet· 6:147

En'âm Suresi 146. Ayet· 6:146

↗ En'âm suresi
Mekki
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٖۖ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ وَٱلۡغَنَمِ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتۡ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلۡحَوَايَآ أَوۡ مَا ٱخۡتَلَطَ بِعَظۡمٖۚ ذَٰلِكَ جَزَيۡنَٰهُم بِبَغۡيِهِمۡۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür
Elmalılı Hamdi Yazır
Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
Yaşar Nuri Öztürk
Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.
Süleyman Ateşen ayrışan
yahudilere bütün tırnaklı(hayvan)ları haram ettik. Sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram kıldık, yalnız (hayvanların) sırtlarının, yahut bağırsaklarının taşıdığı, ya da kemiğe karışan yağlarını haram etmedik. Aşırılıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
And to those who are Jews We prohibited every animal of uncloven hoof; and of the cattle and the sheep We prohibited to them their fat, except what adheres to their backs or the entrails or what is joined with bone. [By] that We repaid them for their injustice. And indeed, We are truthful
Fransızca
Aux Juifs, Nous avons interdit toute bête à ongle unique. Des bovins et des ovins, Nous leurs avons interdit les graisses, sauf ce que portent leur dos, leurs entrailles, ou ce qui est mêlé à l'os. Ainsi les avons-Nous punis pour leur rébellion. Et Nous sommes bien véridiques
İspanyolca
A los que practican el judaísmo les prohibí los animales de pezuñas partidas, y la grasa de ganado bovino y ovino, excepto la que tengan en los lomos, en las entrañas o adheridas a los huesos. Así los retribuí por su maldad. Esto es en castigo a su rebeldía, y soy fiel a Mi promesa
Rusça
Иудеям Мы запретили всех животных с нераздвоенными копытами. Мы запретили им сало коров и овец, кроме того, что находится на спинном хребте и внутренностях или смешалось с костями. Так Мы наказали их за их бесчинства. Воистину, Мы правдивы
Endonezce
Dan kepada orang-orang Yahudi, Kami haramkan semua (hewan) yang berkuku,327) dan Kami haramkan kepada mereka lemak sapi dan domba, kecuali yang melekat di punggungnya, atau yang dalam isi perutnya, atau yang bercampur dengan tulang. Demikianlah Kami menghukum mereka karena kedurhakaannya. Dan sungguh, Kami Mahabenar
Bengalce
ইহুদীদের জন্যে আমি প্রত্যেক নখবিশিষ্ট জন্তু হারাম করেছিলাম এবং ছাগল ও গরু থেকে এতদুভয়ের চর্বি আমি তাদের জন্যে হারাম করেছিলাম, কিন্তু ঐ চর্বি, যা পৃষ্টে কিংবা অন্ত্রে সংযুক্ত থাকে অথবা অস্থির সাথে মিলিত থাকে। তাদের অবাধ্যতার কারণে আমি তাদেরকে এ শাস্তি দিয়েছিলাম। আর আমি অবশ্যই সত্যবাদী।
Çince
我只禁戒犹太教徒吃一切有爪的禽兽,又禁戒他们吃牛羊的脂油,惟牛羊脊上或肠上或骨间的脂油除外。这是我因为他们的不义而加于他们的惩罚,我确是诚实的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yahudilere deve ve deve kuşu gibi, tırnakları ayrı olmayan hayvanları, inek ve koyunların sırtlarında, bağırsaklarında veya kuyruk ve böğür gibi kemiklere asılı kalan bölgelerinde bulunan yağlar hariç tüm yağları haram kıldık. Bunları haram kılarak kendilerine zulmettikleri için onları cezalandırdık. Muhakkak ki sana haber verdiğimiz her şey doğrudur.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
145- De ki:“Bana vahyolunanlar arasında yiyen kimse için şunlardan başka haram kılınmış bir şey bulamıyorum: Leş, akmış kan, domuz eti -ki o kesinlikle bir pisliktir- ve Allah’tan başkasının adına boğazlandığından dolayı fısk olanlar. Kim mecbur kalır da (harama) saldırmamak ve haddi aşmamak (kaydıyla bunlardan yerse) şüphesiz Rabbin Ğafûrdur, Rahîmdir.” 146- Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık. Ancak sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan ya da kemiğe karışanlar hariç. Onları zulümleri yüzünden bununla cezalandırdık. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 145. Yüce Allah müşrikleri, helâlleri haram kılmaları ve bunu Allah’a nispet etmeleri dolayısıyla yerip bu iddialarını çürüttükten sonra Rasûlüne, Allah’ın insanlara haram kıldığı şeyleri açıklamasını emretmekdedir ki böylelikle onlar, bunların dışında kalanların helâl olduğunu bilsinler. Artık bunların Allah tarafından haram kılındığını ileri sürenler, yalancıdırlar ve batıl bir iddiada bulunmaktadırlar. Çünkü haram kılmak, ancak Allah tarafından Rasûlü vasıtası ile olur. O da Rasûlüne şöyle demesini emretmiştir:“De ki: Bana vahyolunanlar arasında yiyen kimse için şunlardan başka haram kılınmış bir şey bulamıyorum:” Yani yeme dışında başka bir suretle yararlanılması haram olanlar bir tarafa, sadece yenmesi haram kılınanlar şunlardır:“Leş” yani dine uygun kesim yolu dışında ölmüş hayvandır. Böyle bir hayvanın yenilmesi helâl değildir. Nitekim Allah bir başka yerde: “Leş, kan, domuz eti... size haram kılındı”(el-Maide, 5/3) buyurmaktadır. “Akmış kan” yani kesilen hayvandan kesimi esnasında çıkan kandır. Bu, bedende hapsolması zarara yol açan kandır ki bu kan dışarı çıktı mı artık etin yenilmesi dolayısıyla (kanın kalması halinde) söz konusu olacak zarar ortadan kalkmış olur. Bu lafzın mefhumundan anlaşıldığına üzere kesimden sonra ette ve damarlarda kalan kan, helâl ve temizdir. “domuz eti -ki o kesinlikle bir pisliktir-” yani bu üç şey de birer pisliktir, murdardır, necistir, zararlıdır. Allah bunları size lütuf olmak üzere ve pisliklerde sizi uzak tutumak için haram kılmıştır. “Ve Allah’tan başkasının adına boğazlandığından dolayı fısk olanlar.” Yani eğer kesilen hayvan Allah’tan başkası için -putlara yahut müşriklerin tapındıkları ilahlara- kesilecek olursa işte bu, Yüce Allah’a itaatın dışına çıkıp günah işlemek demek olan “fısk” kapsamına dahildir. Bununla birlikte “Kim mecbur kalır da” yani bu haram kılınan şeyleri yemeye kim mecbur kalırsa, yanında yiyecek bir şey bulunmaması bu nedenle de kendisinin telef olacağından korkması nedeniyle bunlardan bir miktar yemek zorunluluğu ile karşı karşıya kalırsa “(harama) saldırmamak” yani zorunluluk olmadığı halde onu yemek isteğinde bulunmaksızın “ve haddi aşmamak” ihtiyacından fazlasından yemek sureti ile sınırı aşmaksızın bunlardan yerse “şüphesiz Rabbin Ğafûrdur, Rahîmdir.” Yani böyle bir durumda olan kimseye müsamaha göstermiştir. Alimler -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- bu âyet-i kerime hakkında farklı görüşlere sahiptirler. Zira bu ayette haramların, sadece sözü edilen dört hususutan ibaret olduğu ifade edilmektedir. Halbuki yırtıcı hayvanlar ve uçan kuşların pençeli olanları gibi bu âyet-i kerimede sözü edilmemiş olan başka haramlar da vardır. Bu konuda kimi alimler şöyle demektedir: Bu âyet-i kerime burada sözü edilenlerden başka şeylerin de haram kılındığını ifade eden ayetlerden daha önce inmiştir. Bu yüzden bu âyet-i kerimede, sadece onda sözü edilenlerin haram kılındıklarının belirtilmesi, daha sonra haram kılınan şeylere aykırı değildir. Çünkü o zamanda kendisine vahyolunanlar arasında daha sonra haram kılınanların haram olduğuna dair bir hüküm bulunmuyordu. Bri grup alim de şöyle demektedir: Bu âyet-i kerime haram kılınan diğer şeyleri de kapsamaktadır. Bunların kimisini açık ifadelerle kapsarken diğerleri de manadan ve illetin/sebebin genelliğinden anlaşılmaktadır. Zira Yüce Allah’ın leşin, kanın ve domuz etinin -yahut da sadece domuz etinin- haram kılınış illeti ile ilgili olarak zikrettiği “ki o kesinlikle bir pisliktir” ifadesi, haram kılınan her şeyi kapsayan bir niteliktir. Çünkü haram kılınanların tümü pisliktir, murdardır. Hepsi de Allah’ın kullarına -onları korumak, pis ve murdar olan şeyleri kullanmaktan uzak tutumak için- haram kıldığı tiksinti veren pis ve murdar şeylere dahildir. Haram kılınan bu “pislik” ile ilgili ayrıntılı açıklamalar da sünnetten öğrenilir. Çünkü sünnet, Kur’an’ı açıklar ve ondan maksadın ne olduğunu beyan eder. Yüce Allah yenilecek şeylerden ancak sözü edilenleri haram kılmış olduğuna ve haram kılmanın kaynağının da ancak Allah’ın şeriatı olduğuna göre bu, Allah’ın kendilerine rızık olarak ihsan etmiş olduğu şeyleri haram kılan müşriklerin Allah’a iftira ettiklerini ve Allah’a, söylemediği şeyleri nispet ettiklerini ortaya koymaktadır. Âyet-i kerimede eğer Yüce Allah domuzu özellikle söz konusu etmemiş olsaydı şöyle güçlü bir ihtimal söz konusu olabilirdi: Bu, ifadeler daha önce sözü edilen müşriklerin Allah’ın helâl kıldığı şeyleri haram kılmaları ve bu konuda nefislerinin kendilerine güzel göstermiş olduğu birtakım iddialarda bulunmalarının çürütülmesi sadedindedir. Onların haram kıldıkları şeyler ise özellikle zikri geçen dört tür ehli hayvan hakkındadır. Bunlarla ilgili olarak âyet-i kerimede haram kılınanlar ise sadece leş ve Allah’tan başkası adına kesilenlerdir. Bunun dışında kalanlar ise helâldir. Burada domuzun söz konusu ediliş münasebeti bu ihtimale göre şu olabilir: Bazı cahiller domuzu da dört tür ehli hayvan arasına sokabilir ve onu davar türlerinden bir tür olarak kabul edebilirler. Nitekim hıristiyanların cahilleri ve benzerleri böyle bir vehme kapılabilirler. Zira onlar diğer davarları besledikleri gibi domuz da beslemekte, onları helâl kabul etmekte ve domuzlar ile diğer davarlar arasında herhangi bir fark görmemektedirler. 146. Bu ümmete haram kılınan şeylerin tümü ümmetin pisliklerden uzak tutulması ve korunması kabilindendir. Kitap ehline haram kılınan şeylere gelince onların bir kısmı esasen hoş ve temizdir. Ancak onlara ceza olmak üzere onlara haram kılınmıştır. Bu bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Yahudilere” deve ve benzeri “bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık.” Bunların bütün iç yağları da haram kılınmamıştı. Sadece kuyruk tarafındaki yağlar ile işkembe üzerindeki perde şeklindeki iç yağı haram kılınmıştı. Bu yüzden Yüce Allah helâl olan iç yağlarını istisna ederek şöyle buyurmaktadır:“Ancak sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan ya da kemiğe karışanlar hariç.” Yahudiler için söz konusu olan bu haram kılmanın sebebine gelince bu, “onları zulümleri yüzünden bununla cezalandırdık” ifadesi ile açıklanmaktadır. Yani Allah’ın hakları ile kullarının hakları hususunda zulüm ve haksızlık etmeleri dolayısı ile bu gibi şeyleri onlara ceza olmak üzere haram kılmıştır. “Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz” Ne söylersek, ne yaparsak ve neye hükmedersek doğrudur. Sözü Allah’tan daha doğru olan kimdir? Kesin kanaate sahip olan bir toplum için hükmü Allah’tan daha güzel kim olabilir?
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyette hangi hayvanların etlerinin yenileceğine ilişkin genel hüküm belirtildikten sonra burada, azgınlık ve zulümleri sebebiyle sadece yahudilere tırnaklı hayvanların etleriyle sığır ve koyunun iç yağlarının da haram kılındığı belirtilmektedir (Yahudilik’te bu konuyla ilgili helâller ve haramlar için bk. Levililer, 3/17; 7/23; 11/1 vd.; Tesniye, 14/3 vd.).
En'âm Suresi 146. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yahudilere deve ve deve kuşu gibi, tırnakları ayrı olmayan hayvanları, inek ve koyunların sırtlarında, bağırsaklarında veya kuyruk ve böğür gibi kemiklere asılı kalan bölgelerinde bulunan yağlar hariç tüm yağları haram kıldık. Bunları haram kılarak kendilerine zulmettikleri için onları cezalandırdık. Muhakkak ki sana haber verdiğimiz her şey doğrudur.