Önceki ayet· 59:21Sonraki ayet· 59:23

Haşr Suresi 22. Ayet· 59:22

↗ Haşr suresi
Medeni
هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır
Elmalılı Hamdi Yazır
O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyen bağışlayandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Öyle Allah ki O, tanrı yok O'ndan başka. Gaybı da görünen âlemi de bilen O! Rahman O, Rahîm O.
Süleyman Ateş
O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilir. O çok esirgeyen, çok acıyandır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.7%
İngilizce
He is Allah, other than whom there is no deity, Knower of the unseen and the witnessed. He is the Entirely Merciful, the Especially Merciful
Fransızca
C'est Lui Allah. Nulle divinité autre que Lui, le Connaisseur de l'Invisible tout comme du visible. C'est Lui, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux
İspanyolca
Él es Al-lah, no hay otra divinidad salvo Él, el Conocedor de lo oculto y de lo manifiesto. Él es el Compasivo, el Misericordioso
Rusça
Он - Аллах, и нет божества, кроме Него, Ведающего сокровенное и явное. Он - Милостивый, Милосердный
Endonezce
Dialah Allah, tidak ada tuhan selain Dia. Mengetahui yang gaib dan yang nyata, Dialah Yang Maha Pengasih, Maha Penyayang
Bengalce
তিনিই আল্লাহ তা’আলা, তিনি ব্যতীত কোন উপাস্য নেই; তিনি দৃশ্য ও অদৃশ্যকে জানেন তিনি পরম দয়ালু, অসীম দাতা।
Çince
他是安拉,除他外,绝无应受崇拜的。他是全知幽玄的,与明显的,他是至仁的,是至慈的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O öyle Allah'tır ki, O'ndan başka hak mabut (ilah) yoktur. Görülmeyeni de görüleni de bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Dünyada ve ahirette Rahman'dır (çok merhametlidir). O'nun rahmeti bütün alemleri kuşatmıştır. O, Melik'tir. Her türlü eksiklikten münezzehtir, yücedir. Her kusurdan uzaktır. Peygamberlerini, ayetleri (mucizeleri) ve delilleri ile tasdikleyendir. Kullarının amellerini hakkıyla gözetendir. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Aziz/mutlak galiptir. O, Cebbar'dır. Her şeye ululuğu ile üstün gelendir. Mütekebbir'dir. Allah Teâlâ, müşriklerin O'na ortak koştukları putlardan ve diğer şeylerden münezzeh ve yücedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
22- O, kendisinden başka hiçbir (hak) ilâh olmayan Allah'tır. Gaybı/görünmeyeni de görüneni de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir. 23- O, kendisinden başka hiçbir (hak) ilâh olmayan Allah'tır. Meliktir, Kuddûstür, Selâmdır, Mü’mindir, Müheymindir, Azizdir, Cebbardır, Mütekebbirdir. Allah, onların ortak koşmalarından/koştuklarından münezzehtir. 24- O, Hâlık, Bâri ve Musavvir olan Allah’tır. En güzel isimler yalnız O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar hep O’nu tesbih eder. O Azîzdir, Hakîmdir. 22. Bu âyet-i kerimeler, Allah’ın güzel isimlerinden ve üstün sıfatlarından şânları büyük, delil olma özellikleri harikulade olan pek çoğunu içermektedir. Yüce Allah, bize kendisinden başka hiçbir hak ilâh bulunmadığını, yegane ma’bud ve gönülden sevilmesi gereken zatın kendisi olduğunu haber vermektedir. Bunun sebebi, O’nun kemâlinin büyüklüğü, ihsanının kapsayıcılığı ve her şeyi kendisinin çekip çevirmesidir. O’nun dışındaki her bir ilâh batıldır, sahtedir. Zerre ağırlığı kadar dahi ibadete layık değildir. Çünkü muhtaçtır, âcizdir, eksiktir. Ne kendisine, ne de başkasına en ufak bir fayda sağlayamaz. Daha sonra Yüce Allah, zatını insanların gördüğü ve göremediği her şeyi kuşatan ve her şeyi kapsayan büyük bir bilgiye sahip olmakla nitelendirmektedir. Sonra da her şeyi kuşatan ve her bir canlıya ulaşan rahmetinin genelliğini dile getirmektedir. 23. Sonra Yüce Allah, yine ulûhiyetinin her şeyi kapsadığını ve yegane ilâhın kendisi olduğunu tekrarlamakta, Melik olduğunu, yani bütün her şeye mutlak olarak kendisinin mâlik ve egemen olduğunu bildirmektedir. Ulvi ve süfli âleme, onlarda bulunan bütün varlıklara sadece O sahiptir. Hepsi Yüce Allah’ın mülküdürler, O’na muhtaçtırlar, O’nun tarafından idare olunmaktadırlar. “Kuddûstür, Selâmdır.” Yani her türlü kusurdan ve eksiklikten uzak, tazim olunan, şanı yüceltilen, takdîs edilendir. Çünkü “Kuddûs”, her türlü eksiklikten münezzeh olduğuna, sıfat ve celalinde ta’zime layık olduğuna delildir. "Mü’mindir.” Rasûllerini ve peygamberlerini getirdikleri apaçık âyetlerle, kesin belgelerle, açık ve seçik delillerle doğrulayandır, tasdik edendir. [Müheymindir; bütün yaratılmışları ve yaptıkları amelleri gören ve gözetendir.]“Azîzdir.” Kimse O’nu yenik düşüremez, kimse O’na karşı koyamaz. Aksine her şeyi emrinin altına alan O’dur. Her şey O’na boyun eğmiştir. “Cebbârdır.” Bütün kulları emri altına almıştır. Bütün mahlukat, O’na boyun eğip itaat etmiştir. Kırık kalplilerin kalbini onaran, kalbini zengin kılan O’dur. "Mütekebbirdir.” Büyüklük ve azamet yalnız O’nundur. Her türlü kusurdan, zulüm ve haksızlıktan münezzehtir. "Allah, onların ortak koşmalarından/koştuklarından münezzehtir.” Bu ise Allah’a ortak koşan, O’na karşı çıkan herkesin Allah’ı nitelendirdiği her türlü sıfattan genel olarak O’nun tenzih edilmesini ifade eder. 24. “O, Hâlık” her şeyi yaratan “Bâri”, bütün varlıklrı yoktan var eden “Musavvir” suret ve şekli olan bütün varlıklara suret veren “Allah’tır” Bütün bu isimler, yaratma, idare ve takdir etmekle alakalıdır. Bütün bunlar, yalnız Yüce Allah’a aittir ve bunlarda hiçbir kimse O’na ortak değildir. "En güzel isimler yalnız O’nundur.” Kendisinden başka hiçbir kimsenin bilemediği ve sayamadığı kadar çok isimleri vardır. Bütün bu isimlerin hepsi de en güzel isimlerdir, yani kemâl sıfatlara hatta sıfatların en mükemmellerine ve en yücelerine delildirler. Bunların hiçbirisinde hiçbir bakımdan eksiklik yoktur. Bunların bir güzelliği de şudur: Yüce Allah, bu isimleri sever, bunları sevenleri de sever. O, kullarının bu isimlerle kendisine dua etmelerini ve bunları anarak kendisinden dilekte bulunmalarını da sever. Kemâlinin, güzel isimlerin ve yüce sıfatların yalnız kendisine ait olmasının bir tecellisi de şudur: Göklerde ve yerde bulunanların hepsi sürekli olarak O’na muhtaçtırlar. Hamd ile O’nu tesbih ederler. İhtiyaçlarını O’ndan isterler. O da lütuf ve keremi ile rahmet ve hikmetinin gerektirdiklerini onlara verir. "O Azîzdir, Hakîmdir.” Ne isterse o olur, hikmet ve maslahatı olmayan hiçbir şey de yaratmaz. Haşr Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, yalnız Allah’adır. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Cenâb-ı Hak, “Allah” ismini en başa koyarak kendisinin bazı isim ve sıfatlarını özellikle anmakta, ardından en güzel isimlerin kendisine ait olduğunu hatırlatmaktadır. Kulluk bilincine erişmiş olanların taşıması gereken Allah korkusuna değinen 21. âyetin açıklaması mahiyetindeki bu âyetlerde bile önce Allah Teâlâ’nın birliğine, sonra ilminin sınırsızlığına, hemen bunların ardından da rahmet ve şefkatinin enginliğine yer verilmesi, Yüce Rabbimizi diğer isim ve sıfatlarını da unutmadan, ama her şeyden önce sevgi, şefkat ve bağışlayıcılık nitelikleriyle düşünmemiz ve bizim de bütün yaratılmışlara karşı bu tavrı öncelememiz gerektiğini gösterme açısından dikkat çekicidir. “En güzel isimler” diye çevirdiğimiz 24. âyetteki esmâ-i hüsnâ terimi, “Allah Teâlâ’nın en güzel niteliklerine ve en mükemmel anlamlara delâlet eden isimleri” demektir (bilgi için bk. A‘râf 7/180; “Allah” hakkında bk. Bakara 2/255; “Rahmân” ve “rahîm” hakkında bk. Fâtiha 1/1). Genellikle birden fazla mâna ile açıklanan esmâ-i hüsnâdan 23-24. âyetlerde geçenler için verilen başlıca anlamlar şöyledir: a) Melik: Egemenliğin mutlak sahibi, görünen ve görünmeyen âlemlerin yegâne mâliki, b) Kuddûs: Her türlü eksiklikten uzak, mutlak kemal sahibi, yaratılmışların tasavvur ve tasvirine sığmaz, kutsî, c) Selâm: Esenlik kaynağı, esenlik veren, selâmete çıkaran, d) Mü’min: Güven sağlayan, kendisine güvenilen, vaadine itimat edilen, gönlünü imana açanlara iman veren, kendisine güvenenleri korkudan emin kılan, e) Müheymin: Görüp gözeten, yöneten ve denetleyen, evrenin mutlak hâkim ve yöneticisi, f) Azîz: Üstün, yenilmeyen, mutlak güç sahibi, yegâne galip, izzet ve şanın asıl sahibi ve kaynağı, g) Cebbâr: İradesine sınır olmayan, murat ettiğini her durumda icra edebilen, hükmüne ve etkisine karşı direnilemeyen, yaratılmışların halini iyileştiren, yaraları saran, dertlere derman olan, erişilemez, yüceler yücesi, güç ve azamet sahibi, h) Mütekebbir: Büyüklüğü apaçık olan, azametini ortaya koyan, büyüklük ancak kendisine yaraşan, büyüklükte eşi olmayan, ı) Hâlik: Takdir ettiği gibi yaratan, i) Bâri’: Örneği olmadan yaratan, yaratmanın bütün evrelerindeki inceliklerin asıl kaynağı, j) Musavvir: Biçim ve özellik veren, yarattıklarının maddî ve mânevî, duyularla algılanan ve algılanamayan bütün şekil ve hususiyetlerini belirleyen, k) Hakîm: Bütün işleri ve buyrukları yerli yerince olan, hüküm ve hikmet sahibi. Sûre –ilk âyetinde olduğu gibi– göklerde ve yerde bulunanların hepsinin Allah’ı tesbih ettiği, O’nun azîz ve hakîm olduğu belirtilerek sona ermektedir.
Haşr Suresi 22. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O öyle Allah'tır ki, O'ndan başka hak mabut (ilah) yoktur. Görülmeyeni de görüleni de bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Dünyada ve ahirette Rahman'dır (çok merhametlidir). O'nun rahmeti bütün alemleri kuşatmıştır. O, Melik'tir. Her türlü eksiklikten münezzehtir, yücedir. Her kusurdan uzaktır. Peygamberlerini, ayetleri (mucizeleri) ve delilleri ile tasdikleyendir. Kullarının amellerini hakkıyla gözetendir. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Aziz/mutlak galiptir. O, Cebbar'dır. Her şeye ululuğu ile üstün gelendir. Mütekebbir'dir. Allah Teâlâ, müşriklerin O'na ortak koştukları putlardan ve diğer şeylerden münezzeh ve yücedir.