Önceki ayet· 57:20Sonraki ayet· 57:22

Hadîd Suresi 21. Ayet· 57:21

↗ Hadîd suresi
Medeni
سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinizden bir affa ve Allah ile resulüne inananlar için hazırlanmış bulunan, eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. Bu, Allah'ın dilediğine vereceği bir lütuftur. Allah, o büyük lütfun sahibidir.
Süleyman Ateş
(O halde siz), Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği, gökle yerin genişliği gibi olup Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanmış bulunan bir cennete koşun. İşte bu, Allah'ın dilediğine vereceği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 10.9%
İngilizce
Race toward forgiveness from your Lord and a Garden whose width is like the width of the heavens and earth, prepared for those who believed in Allah and His messengers. That is the bounty of Allah which He gives to whom He wills, and Allah is the possessor of great bounty
Fransızca
Hâtez-vous vers un pardon de votre Seigneur ainsi qu'un Paradis aussi large que le ciel et la terre, préparé pour ceux qui ont cru en Allah et en Ses Messagers. Telle est la grâce d'Allah qu'Il donne à qui Il veut. Et Allah est le Détenteur de l'énorme grâce
İspanyolca
¡Apresúrense a alcanzar el perdón de su Señor y así obtener un Paraíso tan vasto como el cielo y la Tierra, el cual está reservado para quienes creen en Dios y en Sus Mensajeros! Esa es la bendición de Dios, y Él se la concede a quien quiere. Dios es poseedor de una bendición grandiosa
Rusça
Стремитесь же к прощению от вашего Господа и Раю, ширина которого подобна ширине неба и земли. Он уготован для тех, которые уверовали в Аллаха и Его посланников. Такова милость Аллаха, которую Он дарует тем, кому пожелает. Аллах обладает великой милостью
Endonezce
Berlomba-lombalah kamu untuk mendapatkan ampunan dari Tuhanmu dan surga yang luasnya seluas langit dan bumi, yang disediakan bagi orang-orang yang beriman kepada Allah dan rasul-rasul-Nya. Itulah karunia Allah, yang diberikan kepada siapa yang Dia kehendaki. Dan Allah mempunyai karunia yang besar
Bengalce
তোমরা অগ্রে ধাবিত হও তোমাদের পালনকর্তার ক্ষমা ও সেই জান্নাতের দিকে, যা আকাশ ও পৃথিবীর মত প্রশস্ত। এটা প্রস্তুত করা হয়েছে আল্লাহ ও তাঁর রসূলগণের প্রতি বিশ্বাসস্থাপনকারীদের জন্যে। এটা আল্লাহর কৃপা, তিনি যাকে ইচ্ছা, এটা দান করেন। আল্লাহ মহান কৃপার অধিকারী।
Çince
你们应当争取从你们的主发出的赦宥,和与天地一样广阔的乐园--为信仰安拉和众使者的人们而准备的乐园--那是安拉的恩典,他将它赏赐他所意欲者。安拉是有宏恩的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
20- Bilin ki dünya hayatı, ancak bir oyun, oyalanma ve süstür. Aranızda karşılıklı övünmeden, mallarda ve evlatta çokluk yarışına girmeden ibarettir. (Gerçekte ise dünya hayatı) bir yağmur gibidir ki çıkardığı ekin çiftçilerin hoşuna gider. Sonra o ekin kurur da sen onu sararmış bir halde görürsün. Sonra da o, çerçöp olur. Âhirette hem şiddetli bir azap vardır hem de Allah’tan bir mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimden başka bir şey değildir. 21- Rabbinizden bir mağfiret, Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup eni yer ile göğün eni kadar olan cennet için yarışın. Bu, Allah’ın bir lütfudur ki O, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. 20. Yüce Allah, dünyanın mahiyetini, gerçek durumunu, onun nihaî halini ve dünya ehlinin maksatlarını haber vermektedir. Buna göre dünya bir oyun ve oyalanmadır. Bedenler onunla oynar, kalpler onunla oyalanır. Nitekim dünya ehlinin görülen durumu da bunu doğrulamaktadır. Zira onların ömürlerini, kalpleri oyalanma içinde, Allah’ın zikrinden yana da karşılaşacakları vaat ve tehditlerden yana da gafil bir halde geçirdiklerini görüyoruz. Dinleri oyun ve oyalanmak, eğlenmektir. Halbuki uyanık olup âhiret için çalışanlar böyle değildir. Çünkü onların kalpleri, Allah’ın zikri, marifeti ve muhabbeti ile ma’murdur. Vakitleri kendilerini Allah’a yakınlaştıran, gerek yakın çevrelerine, gerekse başkalarına sağladıkları faydalı amellerle dolup taşmaktadır. "ve süstür” buyruğu ise şu demektir: Elbiselerde, yiyeceklerde, içeceklerde, bineklerde, evlerde, köşklerde, makam ve mevkilerde ve başka hususlarda bir süslenme, süs düşkünlüğüdür. "Aranızda karşılıklı övünme” Dünya ehlinden olan herkes, diğerine karşı övünür. Dünyevî hususlarda kendisinin öne geçmesini, dünyevî hallerde kendisinin ünlü olmasını ister. "mallarda ve evlatta çokluk yarışına girmeden ibarettir.” Herkes mal ve evlat bakımından başkalarından daha çok olsun ister. Nitekim dünyayı sevenler, dünyaya meylederek onunla rahatlayanların durumu da bunu tasdik etmektedir. Dünyayı ve onun gerçek mahiyetini bilen, orayı bir geçit olarak kabul edip kalınacak bir yer olarak değerlendirmeyen, kendisini Allah’a yakınlaştıran hususlarda yarışan, Allah’ın lütuf ve ihsan yurduna ulaştırıcı yolları izleyenler ise böyle değildir. Bunlar, mal ve evlat çokluğu ile kendilerine karşı övünen kimseleri görecek olurlarsa onlarla salih amel ile yarışmaya koyulurlar. Daha sonra Yüce Allah, dünyayı bir misal ile anlatmaktadır: Dünya, yeryüzüne yağan bir yağmur gibidir. Bu yağmur, insan ve davarların yediği yeryüzü bitkilerine karışır. Nihâyet yeryüzü türlü bitkilerden oluşan zinetini takınıp süslenince gözlerini ve bütün gayretlerini dünyaya hasreden çiftçiler, onun bitirdiklerinden hoşlanır. Derken Allah’ın orayı telef eden emri gelir. Orası gürleştikten sonra hemen kuruyuverir, eski haline döner. Sanki orada yeşil namına bir şey bitmemiş, daha önceden güzel bir manzarası hiç görülmemiş gibi olur. İşte dünya da böyledir. Dünyaya meyleden kişi, orayı göz alıcı ve çekici görür. Oradan ne istemişse ele geçirip hangi işe yönelmişse kapılarının önünde açıldığını gördüğü bir sırada aniden kader, bir musibetle dünyalığına çarpar ve onu elinden alır götürür. Onun üzerindeki hakimiyetini sona erdirir. Yahut da o, dünyalığını bırakır gider, oradan elleri bomboş ve kefen dışında hiçbir şey almaksızın çeker gider. Bütün arzusu ve hedefi dünya olan, çalışıp çabalaması sırf onun için olan kimseye yazıklar olsun! Âhiret için yapılan amellere gelince işte asıl fayda sağlayacak olan odur. Sahibinin lehine ahiret için saklanan onlardır ki o ameller ebediyen kul ile birlikte bulunacaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Âhirette hem şiddetli bir azap vardır hem de Allah’tan bir mağfiret ve rıza vardır.” Yani âhiretin halleri bu ikisinden birisidir. Ya cehennem ateşinde son derece çetin bir azap olacaktır. Oranın zincirlerine, prangalarına vurulacak, dehşetli halleri ile karşı karşıya kalınacaktır. Ki bunlar, dünyanın ötesinde gayesi bulunmayan, nihaî hedefi dünyayı aşmayan, bu sebepten Allah’a isyanı gerektiren işleri yapma cesaretini bulan, Allah’ın âyetlerini yalanlayarak nimetlerine nankörlük eden kimseler içindir. Ya da Allah tarafından günahların bağışlanması, cezaların ortadan kaldırılması ve Allah’tan bir rıza vardır. Bu rızaya nail olan kimseyi Allah, razı oluşunun yurdu olan cennetine koyacaktır. Bunlar da dünyayı gerçek mahiyeti ile bilip âhiret için de gereği gibi çalışanlar içindir. İşte bütün bunlar, dünyaya gereğinden fazla rağbet etmemeye, asıl âhirete rağbet edip yönelmeye davet eden hususlardandır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Dünya hayatı aldatıcı bir geçimden başka bir şey değildir.” Yani o, ancak kendisi ile yararlanılan, ihtiyaçların görüldüğü geçici bir şeydir. Çok aldatıcı şeytanın Allah ile kendilerini aldattığı kıt akıllı kimselerin dışında kimse ona aldanmaz ve ona huzurlu bir kalp ile meyletmez. 21. Yüce Allah, mağfiretine, rızasına ve cennetine ulaşmak için yarışa koyulmayı emretmektedir. Bu da mağfirete sebep olan samimi tevbeyle, fayda sağlayan istiğfarla, günahlardan ve günaha düşme ihtimallerinden uzak kalmak için gayret etmekle, salih ameller işleyerek Allah’ı razı edecek şeylere sürekli olarak bağlı kalmakla, hem Allah’a ibadette hem de insanlara faydalı olunacak bütün alanlarda ihsan sahibi olmakla ve bu suretle Allah’ın rızası için yarışmakla olur. Yüce Allah, böyle bir yarışa girmeyi gerektiren hususları da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup eni yer ile göğün eni kadar olan cennet için...” Allah’a ve Rasûlü’ne iman etmenin kapsamına dinin usulü (itikada dair hükümleri) de füruu (amelî hükümleri) de girmektedir. “Bu, Allah’ın bir lütfudur ki O, onu dilediğine verir.” Yani bizim size bu açıkladığımız cennete ulaştıran yollar ile cehenneme götüren yollara dair zikrettiklerimiz, Allah’ın pek büyük mükâfatı ve pek güzel sevabı ile ilgili açıklamalarımız, Allah’ın kulları üzerindeki en büyük lütuf ve ihsanlarındandır. "Allah büyük lütuf sahibidir.” Hiç kimse bundan dolayı O’na hakkıyla övgüde bulunamaz. O, kendi zatını övdüğü gibidir. Mahlukatından kim olursa olsun O’nu nasıl övmüş ise O, bütün bu övgülerin çok daha üstündedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada cennetin genişliğiyle ilgili anlatımın amacı bu konuda bir sınır tayin etmek ve ölçü vermek değil, bu genişliğin insan tasavvuruna sığmayacak kadar büyük olduğunu ifade etmektir (İbn Âşûr, XXVII, 408; başka yorumlar için bk. Şevkânî, V, 203; benzer bir ifade ve izahı için bk. Âl-i İmrân 3/133). Belirli şartları yerine getirenlerin, Allah’ın kendilerini bağışlamasını ve cennete koymasını O’nun açısından zorunlu bir sonuç gibi düşünmemeleri için âyetin devamında bir uyarı yapılmakta, bütün bu sonuçların gerçekte Allah’ın lutfundan ibaret olduğu hatırlatılmaktadır.
Hadîd Suresi 21. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.