Önceki ayet· 50:42Sonraki ayet· 50:44

Kâf Suresi 43. Ayet· 50:43

↗ Kâf suresi
Mekki
إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَإِلَيۡنَا ٱلۡمَصِيرُ
Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bize'dir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bize'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerçekten biz hem yaşatırız, hem öldürürüz. Sonunda dönüş yalnız bizedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz, evet biz hayat veriyoruz, biz öldürüyoruz. Ve dönüş yalnız bizedir.
Süleyman Ateş
Yaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
Indeed, it is We who give life and cause death, and to Us is the destination
Fransızca
C'est Nous qui donnons la vie et donnons la mort, et vers Nous sera la destination
İspanyolca
Yo doy la vida y la muerte, y a Mí será el retorno
Rusça
Воистину, Мы оживляем и умерщвляем, и к Нам предстоит прибытие
Endonezce
Sungguh, Kami yang menghidupkan dan mematikan, dan kepada Kami tempat kembali (semua makhluk)
Bengalce
আমি জীবন দান করি, মৃত্যু ঘটাই এবং আমারই দিকে সকলের প্রত্যাবর্তন।
Çince
我确是使人生、使人死的,我确是最后的归宿。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz. Bizim dışımızda ne bir dirilten ve ne de bir öldüren vardır. Kıyamet günü, hesap ve ceza için kulların dönüşü de sadece bizedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
41- Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver. 42- O gün onlar o hak çığlığı işiteceklerdir; işte o, (kabirlerden) çıkış günüdür. 43- Hiç şüphesiz hayat veren de biziz, öldüren de. Dönüş de yalnız bizedir. 44- O gün yer yarılır da onlar hızla çıkıp (mahşer meydanına koşarlar). Bu, bizim için pek kolay bir haşirdir/toplamadır. 45- Biz, onların söylediklerini pek iyi biliriz. Sen de onları (imana zorlayacak) bir zorba değilsin. O nedenle sen benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile hatırlat/öğüt ver. 41. “Seslenenin” yani Sûr’a üfleyecek olan İsrafil aleyhisselam’ın “yakın bir yerden” yani yeryüzünden Sûra üfürmek sureti ile “sesleneceği güne” kalbinle “kulak ver!” 42. “O gün onlar” yani herkes, hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı “o hak” dehşetli ve dehşete düşürücü “çığlığı işiteceklerdir; işte o” gün, kabirlerden “çıkış günüdür.” Her şeye gücü yeten Allah’ın gerçekleştireceği bir gündür. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: 43-44. “Hiç şüphesiz hayat veren de biziz, öldüren de. Dönüş de yalnız bizedir. O gün yer yarılırda onlar” ölüler “hızla çıkıp” kıyamet günü hesap için duracakları mahşer yerine çağıranın çağrısına icabet ederler. “Bu, Bizim için pek kolay olan bir haşirdir/toplamadır.” Allah için bu çok kolaydır, bunda yorulmayı gerektirecek ve onu külfete düşürecek hiçbir şey yoktur. 45. “Biz, onların” Sana, seni üzecek ve eziyet verecek türden neler “söylediklerini pek iyi biliriz.” Biz, bunu daha iyi bildiğimize göre sen de bizim sana ne derece itina gösterdiğimizi, işlerini nasıl kolaylaştırdığımızı ve düşmanlarına karşı sana nasıl yardım ettiğimizi de biliyorsun! O halde kalbini ferah tut, ruhun huzur bulsun ve şunu bilesin ki; biz sana bizzat senin kendine duyduğun rahmet ve şefkatten daha merhametli ve şefkatliyizdir. O halde senin için geriye Allah’ın vaadini beklemekten ve Allah’ın ulu’l-azm peygamberlerine uymaktan başka bir şey kalmamaktadır. “Sen de” onlara musallat kılınmış “bir zorba değilsin.” Aksine “Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavmin bir yol göstericisi vardır.”(er-Râd, 13/7) Bundan dolayı devamla şöyle buyurmaktadır: "O nedenle sen benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile hatırlat/öğüt ver.” Hatırlatmak, akıl ve fıtratlarda yer etmiş bulunan hayrı sevme, tercih etme ve işleme ile kötülükten nefret edip uzak durma hususlarını hatırlatmaktır. Hatırlatılmak sureti ile öğüt alanlar ise Allah’ın tehdidinden korkanlardır. İlâhî tehditlerden korkmayan ve bunlara inanmayan kimselere gelince bunlara hatırlatmanın faydası sadece onlara karşı delilin ortaya konulmasıdır. Böylece onlar:“Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi”(el-Maide, 5/19) diyemezler. Kâf Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Başında, sonunda, gizli ve açık tüm hamdler Allah’a mahsustur. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu iki âyet aynı olayı anlatan âyetler olarak alınırsa Peygamber efendimizin sûru dinlemesi emredilmiş olmaktadır. O anda sûra üfürülmediğine (diriliş borusu çalınmadığına) göre, bundan maksat kıyametin yakın olduğunu anlatmaktır. Nidânın yakın bir yerden gelmesi de, bütün yeryüzündeki insanlara seslenildiği halde her bir ferdin bu seslenişi kulağının dibinde imiş gibi açık, net ve yakından duyacağını ifade etmektedir. Bu iki âyetten birincisi Hz. Peygamber’in hayatında olan seslenişle, ikincisi ise kıyamet seslenişi ile ilgili olarak yorumlanırsa, Hz. Peygamber’in kulak vereceği seslenişi vahiy olarak anlamak gerekecektir. “Çıkış günü” temsilî olarak dirilerek kabirlerden çıkmayı (ba‘sü ba’de’l-mevt) ifade etmektedir. Bunu “fâni dünyadan ebedî âleme intikal” şeklinde anlamak da mümkündür.
Kâf Suresi 43. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz. Bizim dışımızda ne bir dirilten ve ne de bir öldüren vardır. Kıyamet günü, hesap ve ceza için kulların dönüşü de sadece bizedir.