Önceki ayet· 50:41Sonraki ayet· 50:43

Kâf Suresi 42. Ayet· 50:42

↗ Kâf suresi
Mekki
يَوۡمَ يَسۡمَعُونَ ٱلصَّيۡحَةَ بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡخُرُوجِ
O gün çığlığı gerçekten duyarlar; işte o, kabirden çıkış günüdür
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
O gün çığlığı gerçekten duyarlar; işte o, kabirden çıkış günüdür
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün o müthiş sesi hak olarak dinleyecekler. Ortaya çıkış/diriliş günüdür bu.
Süleyman Ateş
O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
The Day they will hear the blast [of the Horn] in truth. That is the Day of Emergence [from the graves]
Fransızca
le jour où ils entendront en toute vérité le Cri. Voilà le Jour de la Résurrection
İspanyolca
ese día todos escucharán el soplido que anuncia la verdad. Ese será el Día de la Resurrección
Rusça
В тот день они услышат звук истинно. Это - День выхода из могил
Endonezce
(Yaitu) pada hari (ketika) mereka mendengar suara dahsyat dengan sebenarnya. Itulah hari keluar (dari kubur)
Bengalce
যেদিন মানুষ নিশ্চিত সেই ভয়াবহ আওয়াজ শুনতে পাবে, সেদিনই পুনরত্থান দিবস।
Çince
在他们听见包含真理的呐喊之日,那是从坟中出来之日。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O gün yaratılmışlar, yeniden dirilişin sesini içerisinde şüphe olmayan hak ile işitirler. İşte onu işittikleri gün; ölülerin hesap ve karşılık için kabirlerinden çıkış günüdür.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
41- Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver. 42- O gün onlar o hak çığlığı işiteceklerdir; işte o, (kabirlerden) çıkış günüdür. 43- Hiç şüphesiz hayat veren de biziz, öldüren de. Dönüş de yalnız bizedir. 44- O gün yer yarılır da onlar hızla çıkıp (mahşer meydanına koşarlar). Bu, bizim için pek kolay bir haşirdir/toplamadır. 45- Biz, onların söylediklerini pek iyi biliriz. Sen de onları (imana zorlayacak) bir zorba değilsin. O nedenle sen benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile hatırlat/öğüt ver. 41. “Seslenenin” yani Sûr’a üfleyecek olan İsrafil aleyhisselam’ın “yakın bir yerden” yani yeryüzünden Sûra üfürmek sureti ile “sesleneceği güne” kalbinle “kulak ver!” 42. “O gün onlar” yani herkes, hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı “o hak” dehşetli ve dehşete düşürücü “çığlığı işiteceklerdir; işte o” gün, kabirlerden “çıkış günüdür.” Her şeye gücü yeten Allah’ın gerçekleştireceği bir gündür. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: 43-44. “Hiç şüphesiz hayat veren de biziz, öldüren de. Dönüş de yalnız bizedir. O gün yer yarılırda onlar” ölüler “hızla çıkıp” kıyamet günü hesap için duracakları mahşer yerine çağıranın çağrısına icabet ederler. “Bu, Bizim için pek kolay olan bir haşirdir/toplamadır.” Allah için bu çok kolaydır, bunda yorulmayı gerektirecek ve onu külfete düşürecek hiçbir şey yoktur. 45. “Biz, onların” Sana, seni üzecek ve eziyet verecek türden neler “söylediklerini pek iyi biliriz.” Biz, bunu daha iyi bildiğimize göre sen de bizim sana ne derece itina gösterdiğimizi, işlerini nasıl kolaylaştırdığımızı ve düşmanlarına karşı sana nasıl yardım ettiğimizi de biliyorsun! O halde kalbini ferah tut, ruhun huzur bulsun ve şunu bilesin ki; biz sana bizzat senin kendine duyduğun rahmet ve şefkatten daha merhametli ve şefkatliyizdir. O halde senin için geriye Allah’ın vaadini beklemekten ve Allah’ın ulu’l-azm peygamberlerine uymaktan başka bir şey kalmamaktadır. “Sen de” onlara musallat kılınmış “bir zorba değilsin.” Aksine “Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavmin bir yol göstericisi vardır.”(er-Râd, 13/7) Bundan dolayı devamla şöyle buyurmaktadır: "O nedenle sen benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile hatırlat/öğüt ver.” Hatırlatmak, akıl ve fıtratlarda yer etmiş bulunan hayrı sevme, tercih etme ve işleme ile kötülükten nefret edip uzak durma hususlarını hatırlatmaktır. Hatırlatılmak sureti ile öğüt alanlar ise Allah’ın tehdidinden korkanlardır. İlâhî tehditlerden korkmayan ve bunlara inanmayan kimselere gelince bunlara hatırlatmanın faydası sadece onlara karşı delilin ortaya konulmasıdır. Böylece onlar:“Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi”(el-Maide, 5/19) diyemezler. Kâf Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Başında, sonunda, gizli ve açık tüm hamdler Allah’a mahsustur. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu iki âyet aynı olayı anlatan âyetler olarak alınırsa Peygamber efendimizin sûru dinlemesi emredilmiş olmaktadır. O anda sûra üfürülmediğine (diriliş borusu çalınmadığına) göre, bundan maksat kıyametin yakın olduğunu anlatmaktır. Nidânın yakın bir yerden gelmesi de, bütün yeryüzündeki insanlara seslenildiği halde her bir ferdin bu seslenişi kulağının dibinde imiş gibi açık, net ve yakından duyacağını ifade etmektedir. Bu iki âyetten birincisi Hz. Peygamber’in hayatında olan seslenişle, ikincisi ise kıyamet seslenişi ile ilgili olarak yorumlanırsa, Hz. Peygamber’in kulak vereceği seslenişi vahiy olarak anlamak gerekecektir. “Çıkış günü” temsilî olarak dirilerek kabirlerden çıkmayı (ba‘sü ba’de’l-mevt) ifade etmektedir. Bunu “fâni dünyadan ebedî âleme intikal” şeklinde anlamak da mümkündür.
Kâf Suresi 42. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O gün yaratılmışlar, yeniden dirilişin sesini içerisinde şüphe olmayan hak ile işitirler. İşte onu işittikleri gün; ölülerin hesap ve karşılık için kabirlerinden çıkış günüdür.