Önceki ayet· 21:102Sonraki ayet· 21:104

Enbiyâ Suresi 103. Ayet· 21:103

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
لَا يَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوۡمُكُمُ ٱلَّذِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar
Elmalılı Hamdi Yazır
O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
O en büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılarlar: "Bu size o vaat edilen gününüzdür!"
Süleyman Ateş
O en büyük korku, onları asla tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılar: "İşte bu, size va'dedilen gününüzdür!"
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
They will not be grieved by the greatest terror, and the angels will meet them, [saying], "This is your Day which you have been promised
Fransızca
La grande terreur ne les affligera pas, et les Anges les accueilleront: «voici le jour qui vous a été promis»
İspanyolca
No los afligirá el gran espanto [del castigo], y los ángeles acudirán a su encuentro [cuando salgan de las tumbas y les dirán]: "Éste es el día que se les había prometido
Rusça
Их не опечалит величайший испуг, а ангелы встретят их словами: «Вот ваш день, который был вам обещан!»
Endonezce
Kejutan yang dahsyat tidak membuat mereka merasa sedih, dan para malaikat akan menyambut mereka (dengan ucapan), "Inilah harimu yang telah dijanjikan kepadamu
Bengalce
মহা ত্রাস তাদেরকে চিন্তান্বিত করবে না এবং ফেরেশতারা তাদেরকে অভ্যর্থনা করবেঃ আজ তোমাদের দিন, যে দিনের ওয়াদা তোমাদেরকে দেয়া হয়েছিল।
Çince
不使他们忧愁最大的恐怖。众天使将欢迎他们(说):“这是你们曾受应许的日子。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cehennem ehlinin üzerine cehennem ateşi kapatıldığı zaman en büyük korku bile onları korkutamaz. Melekler onları tebrik ederek: İşte bu dünyada iken size vadedilen gündür, derler. Orada kendilerini bekleyen nimetlerle onları müjdelerler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
98- Siz de Allah’ın dışında taptıklarınız da cehennem odunusunuz. Siz, oraya gireceksiniz. 99- Eğer bunlar ilâh olsalardı oraya girmezlerdi. Hepsi de orada ebediyen kalacaklardır. 100- Onlar orada inleyerek nefes verecekler ve (azabın şiddetinden hiçbir şey) işitmeyeceklerdir. 101- Kendileri için daha önce tarafımızdan en güzel (akıbet) takdir edilmiş olanlar, işte onlar oradan uzak tutulacaklardır. 102- Onlar, ateşin sesini dahi işitmezler. (Aksine) onlar canlarının arzu ettiği şeyler içinde ebedi kalacaklardır. 103- En büyük dehşet, onları endişelendirmez. Melekler onları karşılayıp:“İşte bu, size vaat edilen gündür” derler. 98. Siz ey Allah ile birlikte başkasına da ibadet edenler! “Siz de Allah’ın dışında taptıklarınız da” cehennemin tutuşturucusu, yakıtı, “odunusunuz.” Putlarınızla beraber “oraya gireceksiniz.” 99. Putların cansız, aklı bulunmayan ve günahsız varlıklar olmalarına rağmen cehennem ateşine girmelerindeki hikmet, onları ilâh edinenlerin yalanlarını açıklamak ve onların azaplarını daha da artırmaktır. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Eğer bunlar ilâh olsalardı oraya girmezlerdi.” Bu da Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “(Böylece) hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklayacak ve kafirler de kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bileceklerdir.”(en-Nahl, 16/39) İbadet edenler olsun, ibadet olunanlar olsun cehennemde ebediyen kalacaklardır, oradan çıkamayacaklar ve oradan başka bir yere geçemeyeceklerdir. 100. Azabın şiddetinden dolayı “Onlar orada inleyerek nefes verecekler ve (azabın şiddetinden hiçbir şey) işitmeyeceklerdir.” Orada dilsiz, sağır ve kör kalacaklardır. Yahut da cehennemin ileri derecedeki kaynama sesinden ve uğultusundan başka bir ses işitmeyeceklerdir. 101. Müşriklerin tapındıkları ilâhların ateşe girmeleri, sadece putlar hakkında yahut kendisine ibadet olunmasına rıza gösteren batıl mabudlar hakkında söz konusudur. Mesih, Üzeyr, melekler ve bu kabilden kendilerine ibadet olunan Allah’ın dostlarına gelince onlar elbette ki azap görmeyeceklerdir. Aksie onlar şu buyruğun kapsamına dahildirler:“Kendileri için daha önce tarafımızdan en güzel (akıbet) takdir edilmiş olanlar” Yüce Allah’ın ilminde, Levh-i Mahfuz’da haklarında dünya hayatında iyilikler ve salih ameller kolaylaştırılarak mutlu ve bahtiyar kimseler arasında oldukları takdir edilmiş bulunanlar “işte onlar, oradan” cehennemden “uzak tutulacaklardır.” Oraya girmeyecekler, hatta yaklaşmayacaklar bile. Aksine onlar oradan alabildiğine uzaklaştırılacaklardır. 102. O kadar ki oranın sesini dahi işitmeyecek ve cehennemin kendisini bile görmeyeceklerdir. “(Aksine) onlar canlarının arzu ettiği” yiyecek, içecek, eşler ve manzaralardan oluşan hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından geçirmediği “şeyler içinde ebedi kalacaklardır” ve bu, onlar için süreklidir, zaman geçtikçe bu nimetlerin güzelliği de artıp duracaktır. 103. “En büyük dehşet onları endişelendirmez” İnsanlar ileri derecede korkup dehşete düşeceklerinde kendileri tedirgin olmayacaklardır. Bu, Kıyamet gününde cehennem ateşinin yakınlaştırılacağı vakit olacaktır. O vakit cehennem kâfirlere ve isyankârlara karşı öfkelenip köpürecek, insanlar bu işten dolayı alabildiğine korkacaklardır. Onlar kendilerini bekleyen nimetleri bildiklerinden ve Yüce Allah da korktuklarından yana onlara güvenlik altında olacakları teminatını verdiğinden dolayı bu durumdan tasalanmayacaklardır. Kabirlerinden diriltilecekleri ve amel defterlerini almak üzere asil binekler üzerinde konuk heyetler halinde gelecekleri vakit “melekler onları” tebrik ederek “karşılayıp: İşte bu, size vaat edilen gündür, derler.” Allah’ın size vaat ettiğinden dolayı ne mutlu sizlere! Karşı karşıya kalacağınız lütuf ve ihsanlardan ötürü müjde size! Alabildiğine sevinebilir, neşelenebilirsiniz. Çünkü hoşunuza gitmeyecek ve sizi korkutacak her şeye karşı Allah, sizi güvenlik altına almıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“En büyük dehşet”ten maksat, öldükten sonra dirilme, hesap verme ve cezayı içeren kıyamet gerçeğidir. Bu dünyada Allah’a iman edip erdemli işler yapanlar o günün dehşetinden etkilenmeyeceklerdir. Zira onları melekler karşılayacak ve “İşte bu size vaad edilmiş olan mutlu gününüzdür” diyerek müjdeler vereceklerdir. Nitekim başka bir âyete göre de dünyada Allah’a inanıp O’nun dosdoğru yolunda yürüyenleri kıyamet gününde melekler karşılayacak ve onlara korkmamalarını, tasalanmamalarını, kendilerine vaad edilen cennetlerle sevinmelerini söyleyeceklerdir (Fussılet 41/30-33).
Enbiyâ Suresi 103. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Cehennem ehlinin üzerine cehennem ateşi kapatıldığı zaman en büyük korku bile onları korkutamaz. Melekler onları tebrik ederek: İşte bu dünyada iken size vadedilen gündür, derler. Orada kendilerini bekleyen nimetlerle onları müjdelerler.