Önceki ayet· 5:30Sonraki ayet· 5:32

Mâide Suresi 31. Ayet· 5:31

↗ Mâide suresi
Medeni
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابٗا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
Yaşar Nuri Öztürk
Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
Süleyman Ateşen ayrışan
Derken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Karganın yaptığını görünce); "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pişman olanlardan oldu!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
Then Allah sent a crow searching in the ground to show him how to hide the disgrace of his brother. He said, "O woe to me! Have I failed to be like this crow and hide the body of my brother?" And he became of the regretful
Fransızca
Puis Allah envoya un corbeau qui se mit à gratter la terre pour lui montrer comment ensevelir le cadavre de son frère. Il dit: «Malheur à moi! Suis-je incapable d'être, comme ce corbeau, à même d'ensevelir le cadavre de mon frère?» Il devint alors du nombre de ceux que ronge le remords
İspanyolca
Entonces Dios envió un cuervo para que escarbase la tierra y le mostrara cómo enterrar el cadáver de su hermano. Dijo [Caín]: "¡Ay de mí! ¿Acaso no soy capaz de hacer como este cuervo y enterrar el cadáver de mi hermano?" Y sintió un profundo arrepentimiento
Rusça
Аллах послал ворона, который стал разгребать землю, чтобы показать ему, как спрятать труп его брата. Он сказал: «Горе мне! Неужели я не могу поступить, как этот ворон, и спрятать труп моего брата?». Так он оказался одним из сожалеющих
Endonezce
Kemudian Allah mengutus seekor burung gagak menggali tanah untuk diperlihatkan kepadanya. (Qabil) bagaimana dia seharusnya menguburkan mayat saudaranya. Qabil berkata, "Oh, celaka aku! Mengapa aku tidak mampu berbuat seperti burung gagak ini, sehingga aku dapat menguburkan mayat saudaraku ini?" Maka jadilah dia termasuk orang yang menyesal
Bengalce
আল্লাহ এক কাক প্রেরণ করলেন। সে মাটি খনন করছিল যাতে তাকে শিক্ষা দেয় যে, আপন ভ্রাতার মৃতদেহ কিভাবে আবৃত করবে। সে বললঃ আফসোস, আমি কি এ কাকের সমতুল্যও হতে পারলাম না যে, আপন ভ্রাতার মৃতদেহ আবৃত করি। অতঃপর সে অনুতাপ করতে লাগল।
Çince
安拉使一只乌鸦来掘地,以便指示他怎样掩埋他的弟弟的尸体。他说:“伤哉!我怎不能像这只乌鸦那样,把我弟弟的尸体掩埋起来呢?”于是他变成悔恨的人。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
(Kâbil, kardeşi Hâbil'i öldürdükten sonra ne yapacağını bilemedi.) Yüce Allah ona kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını öğretmek için önünde yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O karga da ölü kargayı gömmek için yeri eşeliyordu. Kardeşini öldürüp katil olan kardeş, "Yazıklar olsun bana kardeşimin cesedini, ölü kargayı gömen bu karga gibi olup gömemedim." dedi. Sonra kardeşinin cesedini gömerek (Kâbil) yapmış olduğu bu çirkin davranışına pişmanlık duyanlardan oldu.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
27- Bir de onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını hak ile oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul olunmuş, diğerinden ise kabul olunmamıştı. O:“Seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öbürü:“Allah ancak muttakilerden kabul eder” demişti. 28- “Yemin ederim eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatsan bile ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” 29- “Ben isterim ki sen kendi günahını da benim günahımı da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte zalimlerin cezası budur.” 30- Nihâyet nefsi ona kardeşini öldürmeyi güzel gösterdi de o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu. 31- Sonra Allah ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz mi oldum?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. 27. “Bir de onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını hak ile oku.” Yani insanlara Adem’in iki oğlu arasında meydana gelen olayı hak ile anlat, yalan değil doğru, oyun değil ciddi olan bu hadiseyi onlara haber verip oku ki ibret alacak olanlar ondan ibret alsın. Adem’in iki oğlundan kasıt, âyetin zahirinin ve siyakın da delâlet ettiği üzere kendi sulbünden olan iki oğludur. Müfessirlerin büyük çoğunluğunun görüşü de budur. Yani sen insanlara onların, sonu sözü geçen duruma kadar varan kurban sunmaları ile ilgili haberlerini oku:“Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı” Onların her birisi Yüce Allah’a yakınlaşmak kastı ile malının bir bölümünü ayırmıştı. “birininki kabul olunmuş, diğerinden ise kabul olunmamıştı.” Bu ise semadan gelen haber ile yahut da geçmiş ümmetlerde görülen âdet ile anlaşılmıştır ki o dönemlerde kurbanın Allah tarafından kabul olunduğunun alâmeti, semadan gelen bir ateşin o kurbanı yakması idi. Adem’in, kurbanı kabul olunmayan oğlu kıskançlık ve çekememezlik ederek diğerine:“Seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Diğeri ise bu hususta onu yumuşatmak üzere:“Allah ancak muttakilerden kabul eder” diye cevap vermişti. Ben beni öldürmeni gerektiren ne günah işledim, ne suçum var? Ben sadece bana da sana da herkese de farz olan takvayı ıerine getirip Allah’tan korkup sakındım, o kadar! Burada sözü geçen muttakilerin açıklanması ile ilgili en sahih görüş; bu ameli yerine getirme hususunda Allah'tan korkup sakınanlar, yani Yüce Allah’ın rızasını talep ederek, ihlas ile ve Allah Rasûlü’nün sünnetine ittiba ile amel etmektir. 28. Daha sonra, onu öldürmeyi ne saldırma ne de savunma şeklinde istemediğini haber vererek:“Sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim.” dedi. Bu, benim korkaklığım ve acizliğim dolayısı ile değil, aksine “ben alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” Allah’tan korkan bir kimse ise günahlara özellikle de büyük günahlara kalkışmaz. Bu, kendisini öldürmek isteyen kardeşine bir uyarı, Allah’tan korkup O’na karşı takvâlı olması gerektiğine dair bir hatırlatma idi. 29. “Ben isterim ki; sen kendi günahını da benim günahımı da yüklenip cehennemliklerden olasın.” Yani eğer ben katil veya maktul olmaktan birisi olacaksam, senin beni öldürmeni tercih ederim. Böylelikle her iki günahı da sen yüklenmiş olursun. “İşte zalimlerin cezası budur” Bu da öldürmenin büyük günahlardan olduğuna ve cehenneme girmeyi gerektiren suçlardan olduğuna delildir. 30. Anca cani bu sözlerden dolayı cinâyeti işlemekten geri durmadı. Bu azarın ona bir faydası olmadı. Kararını sürdürdü ve sonunda nefsi kendisine kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı. Oysa şeriat ve insan tabiatı cana gereken saygıyı göstermeyi gerektirmektedir. “O da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu..” Dünya ve âhiretini kaybedenlerden oldu. Her katilin önünde böyle bir yolu ilk açan kişi o oldu. “Kim kötü bir yol açacak olursa onun vebali ve kıyamet gününe kadar onun ile amel edecek olanların vebali o kimsenin üzerinedir.” İşte bu bakımdan sahih hadiste Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu sabittir: “Bir can öldürüldü mü mutlaka onun kanının (cezasının) yarısı, Adem’in (katil olan) ilk oğlunun boynuna yüklenir. Çünkü öldürme çığrını ilk açan kişi odur.” 31. Kardeşini öldürdükten sonra onu ne yapacağını bilememişti. Çünkü Âdemoğullarından ilk ölen kişi o idi. Bunun üzerine “Allah ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini” bu yolla “göstermek için yeri eşeleyen” ölmüş bir kargayı gömmek üzere toprağı bir kenara çeken “bir karga gönderdi.” Yüce Allah burada “ceset”e (avret anlamına da gelen) “سوأة” demiştir. Çünkü ölenin cesedi bir çeşit avrettir. “Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu” İşte bütün masiyetlerin akibeti bu şekilde pişmanlık ve hüsrandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tefsirlerde anlatıldığına göre Kabil kardeşini öldürdükten sonra cesedi ne yapacağını bilememiş, şaşırıp kalmıştı. Bunun üzerine yüce Allah bir karga gönderdi. Karga yerde eşinerek Kabil’e kardeşinin cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini gösterdi veya ölmüş bir kargayı bu şekilde gömdü. Böylece Allah bir kargayı örnek göstererek şaşkınlık ve cehaleti sebebiyle bocalamakta olan Kabil’i uyardı. Bir başka rivayete göre yüce Allah iki karga göndermiş, bunlardan biri diğerini öldürdükten sonra gagası ve ayaklarıyla yeri eşeleyip öldürdüğü kargayı gömmüştür. Bu konuda karganın kendisinden daha yetenekli olduğunu gören Kabil karga kadar olamadığına hayıflanmış ve yaptığına pişman olmuştur. İbn Âşûr, görünen çirkin şeylerin örtülmesini istemek kabilinden olan bu büyük sahnenin insanlığın medeniyet yolunda attığı ilk adımı temsil ettiğini, aynı zamanda taklit ve tecrübe yoluyla kazandığı ilk bilgi olduğunu kaydeder. Ona göre bu olay insanın kendisinden daha zayıf varlıklardan bilgi edindiği sahnelerin de ilkidir. Nitekim (daha sonra) insanlar güzel görünmek için de hayvanlara benzemeye çalışmışlar, renkli, güzel deri elbiseler edinmişler, çiçeklerle, kıymetli taşlarla ve renkli tüylerle süslü taçlar giymişlerdir (VI, 174). Ölmüş bir insan cesedini gömmek geride kalanların ona karşı son insanî vazifeleri olduğu gibi tabiatın ve insan sağlığının korunması bakımından da önemlidir. Zira gömülmeyen ceset kokar, çürür ve bundan insan sağlığına zararlı mikroplar ürer. İnsanoğlu, Allah’ın kendisine vermiş olduğu düşünme, deneme ve örnek alma gibi yetenekler sayesinde bu zararlardan kendisini koruyabilmiştir. Kıskançlık ve benzeri nefsânî duygulara boyun eğen insan, kardeşini dahi öldürebilir; ancak bunun sonu dünyada insanı içten içe yakan vicdan azabı ve pişmanlık, âhirette ise cehennem ateşidir. Kıskançların gözleri kendi üzerlerindeki nimetlere karşı kördür; Allah’ın kendilerine lutfettiği nimetleri göremezler, başkalarının ellerindeki nimetleri görür ve onlara karşı kin güderler. Şüphesiz bu durum kötü bir hastalıktır. Bu hastalığın şifası ise İslâm’ın kurallarını yaşayarak nefsi terbiye etmek ve onu kötülükleri emreden bir nefis olmaktan çıkarıp Allah’ın kendisine lutfettiklerine razı olan bir nefis haline getirmektir.
Mâide Suresi 31. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
(Kâbil, kardeşi Hâbil'i öldürdükten sonra ne yapacağını bilemedi.) Yüce Allah ona kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını öğretmek için önünde yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O karga da ölü kargayı gömmek için yeri eşeliyordu. Kardeşini öldürüp katil olan kardeş, "Yazıklar olsun bana kardeşimin cesedini, ölü kargayı gömen bu karga gibi olup gömemedim." dedi. Sonra kardeşinin cesedini gömerek (Kâbil) yapmış olduğu bu çirkin davranışına pişmanlık duyanlardan oldu.