Önceki ayet· 41:11Sonraki ayet· 41:13

Fussilet Suresi 12. Ayet· 41:12

↗ Fussilet suresi
Mekki
فَقَضَىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَٰوَاتٖ فِي يَوۡمَيۡنِ وَأَوۡحَىٰ فِي كُلِّ سَمَآءٍ أَمۡرَهَاۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفۡظٗاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşler bunlar Azîz ve Alîm olanın takdiridir.
Süleyman Ateş
Böylece onları, iki günde yedi gök yaptı ve her göğe emrini (kanunlarını) vahyetti. Biz, en yakın göğü lambalarla ve koruma ile (koruyucu güçlerle) donattık. İşte bu, o güçlü, bilen (Allah)ın takdiridir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
And He completed them as seven heavens within two days and inspired in each heaven its command. And We adorned the nearest heaven with lamps and as protection. That is the determination of the Exalted in Might, the Knowing
Fransızca
Il décréta d'en faire sept cieux en deux jours et révéla à chaque ciel sa fonction. Et Nous avons décoré le ciel le plus proche de lampes [étoiles] et l'avons protégé. Tel est l'Ordre établi par le Puissant, l'Omniscient
İspanyolca
Creó siete cielos en dos días, y le inspiró a cada cielo su función. Embelleció el cielo de este mundo con estrellas luminosas, como protección. Éste es el decreto del Poderoso, el que todo lo sabe
Rusça
Он сотворил их семью небесами за два дня и внушил каждому небу его обязанности. Мы украсили нижнее небо светильниками и оберегаем его (или для оберегания его). Таково предопределение Могущественного, Знающего»
Endonezce
Lalu diciptakan-Nya tujuh langit dalam dua masa dan pada setiap langit Dia mewahyukan urusan masing-masing. Kemudian langit yang dekat (dengan bumi), Kami hiasi dengan bintang-bintang, dan (Kami ciptakan itu) untuk memelihara. Demikianlah ketentuan (Allah) Yang Mahaperkasa, Maha Mengetahui
Bengalce
অতঃপর তিনি আকাশমন্ডলীকে দু’দিনে সপ্ত আকাশ করে দিলেন এবং প্রত্যেক আকাশে তার আদেশ প্রেরণ করলেন। আমি নিকটবর্তী আকাশকে প্রদীপমালা দ্বারা সুশোভিত ও সংরক্ষিত করেছি। এটা পরাক্রমশালী সর্বজ্ঞ আল্লাহর ব্যবস্থাপনা।
Çince
他在两日内创造了七层天,他以他的命令启示各天的居民,他以众星点缀最低的天,并加以保护,那是万能的、全知的主的预定。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah gökleri iki günde; perşembe ve cuma günü yaratmayı tamamladı. Böylece göklerin ve yerin yaratılması altı günde tamamlandı. Yüce Allah her bir göğe kendi işini, emrettiği bütün itaat ve ibadetleri bildirdi. Dünya semasını yıldızlarla süsledi ve şeytanların gizlice dinlemelerini engelleyerek gökyüzünü onlarla muhafaza etti. Bu zikredilenlerin tamamı kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Yüce Allah'ın takdiridir, O mahlukatını hakkıyla bilir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
9- De ki:“Siz yeryüzünü iki günde yaratan Allah’ı(n tek hak ilah olduğunu) inkâr ediyor ve O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? Halbuki O, âlemlerin Rabbidir. 10- O, yeryüzünün üstünde sabit dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada onun (sakinlerinin) gıdalarını takdir etti. (Bütün bunları da buna dair) soru soranlar için eşit olan (diğer iki günle birlikte toplam) dört günde yaptı. 11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi de ona ve yere: “İsteyerek veya istemeyerek (de olsa) gelin” buyurdu. İkisi de:“İsteyerek geldik” dediler. 12- Böylece göğün yaratılışını iki günde yedi gök halinde tamamladı ve her bir göğe ona ait vazifeyi vahyetti. Dünya göğünü de kandillerle/yıldızlarla süsledik ve koruma altına aldık. İşte bu, Aziz ve Alim olanın takdiridir. 9-10. Yüce Allah, kendisine ortaklar ve eşler koşan kâfirlerin küfre sapmalarının hayret edilecek bir şey olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini bildirmektedir. Onlar, putlara taparlarken ibadetlerinden dilediklerini putlarına yöneltmekte, onları yüce, kerim ve mutlak egemen oaln âlemlerin Rabbi ile eşit tutmaktadırlar. O Rab ki, kesif ve pek büyük olan yeryüzünü iki günde yaratmış, daha sonra da onun üstünde bu yeri sarsıntılardan, yok olmaktan ve istikrarsızlıktan koruyan sağlam kazıklar yerleştirmek sureti ile iki günde orayı hazırlayıp donatmıştır. Böylelikle Yüce Allah, yeryüzünü yaratmayı, imkânlar ile donatmayı, oradaki rızık kaynaklarını takdir etmeyi ve buna bağlı diğer şeyleri yaratmayı buna dair “soru soranlar için eşit olan dört günde” gerçekleştirmiştir. Her şeyden haberdar olan Allah gibi hiç kimse sana haber veremez. İşte fazlalığı ve eksikliği söz konusu olmayan dosdoğru haber budur. 11. Yeri yaratmasından “sonra” su üzerinde yükselmiş “duman halinde bulunan göğe” semâyı yaratmaya “yöneldi de ona” bu ifade, emrin özellikle göğe verildiği vehmini uyandırabileceğinden buna yeri de atfetmiştir:“ve yere: İsteyerek veya istemeyerek (de olsa) gelin” yani ister gönüllü, ister gönülsüz olarak Benim emrime uyun. Zira emrimin gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şeydir, “buyurdu. İkisi de: İsteyerek geldik, dediler.” Yani bizim Senin iradene muhalif bir irademiz olamaz. 12. Böylelikle göklerin ve yerin yaratılışı altı günde tamamlanmıştır. Bunların ilki pazar, sonuncusu cuma günüdür. Yüce Allah’ın kudret ve meşîeti, bütün bunları bir anda yaratmaya yeterlidir, ancak O her şeye kadir olmakla birlikte aynı zamanda Hakîmdir ve Refîkdir. O’nun hikmetinin ve rıfkının (aceleci olmamasının) bir tecellisi de bunları belirtilen bu süre içerisinde yaratmış olmasıdır. Şunu da belirtelim ki, bu âyet-i kerimenin zahiri ile Yüce Allah’ın Nâzîat Sûresi’ndeki bu konuya dair buyruklarının birbirleri ile zahiren çeliştiği görülmektedir. Halbuki Allah’ın Kitabında herhangi bir çelişki ve herhangi bir tutarsızlık yoktur. Naziat Sûresi’nde bu buyrukla çelişir gibi görünen ifade şöyledir:“Bundan (gökten) sonra da yeri yayıp döşedi.”(en-Nâziât, 79/30) Bunun cevabı, selefin pek çoğunun da belirttiği üzere şöyledir: Yerin yaratılıp şekillendirilmesi, burada belirtildiği gibi, göklerin yaratılmasından öncedir. Ama:“Ondan suyunu ve merasını çıkardı, dağları da sapasağlam dikti”(en-Nâziat, 79/31-32) ayetlerinde belirtildiği üzere varlıklarla hazırlanıp döşenmesi ise -Nâziât Sûresi (30. ayette) yer alan buyrukta da görüldüğü gibi- göklerin yaratılmasıdan sonradır. İşte bundan dolayı Yüce Allah orada:“Bundan (gökten) sonra da yeri yayıp döşedi. Ondan suyunu ve merasını çıkardı...” buyurmuş “Ondan sonra da yeri yarattı” buyurmamıştır. “Her bir göğe ona ait vazifeyi vahyetti” yani her bir göğe hakimler hakiminin hikmetinin gerektirdiği şekilde, o göğe layık olan görev ve idareyi vahyetti, demektir. “Dünya göğünü de kandillerle” yıldızlarla “süsledik.” Bu yıldızlarla aydınlanılır, yol bulunur. Bunlar zahiren semanın süsü ve güzelliğidir. Batında ise orayı bunlarla “koruma altına aldık.” Şeytanlar, semâdan kulak hırsızlığı yaparak bir şeyler işitmesinler diye o yıldızlarla taşlanırlar. “İşte bu” yer, yerdekiler, semâ ve oradakiler ile ilgili anlatılanlar “Aziz ve Alim olanın takdiridir” O, izzeti ile her şeyi gücünün hakimiyeti altına almıştır, onları belli bir düzen içerisinde idare etmektedir ve yine bu izzeti ile bütün mahlukatı yaratmıştır. İlmi ile de görünen ve görünmeyen bütün yaratıkları kuşatmıştır. O halde müşriklerin bu yüce Rabbe, bu tek ve Kahhâr olan, bütün mahlukatın emrine itaat ettiği, hepsinde kudretinin geçerli olduğu bu büyük Rabbe ihlâsla ibadeti terk etmeleri, çok şaşılacak bir iştir. Onların birtakım putları O’na ortak koşup O’nunla eşit görmeleri ise çok daha hayret verici bir iştir. Çünkü bunlar, hem vasıfları hem de fiilleriyle eksik ve aciz varlıklardır. Eğer bunlar, bu şekilde yüz çevirmelerini sürdürecek olurlarsa, onlar için dünyevî ve uhrevî cezalara çarptırılmaktan başka bir çare yoktur. Bundan dolayı Allah, onları şu buyrukları ile korkutmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Yedi gök” deyiminin evrendeki birçok kozmik sisteme delâlet ettiği düşünülebilir (Esed, III, 972; bilgi için bk. Bakara 2/29; A‘râf 7/54). “Her göğe işlevini ilham etti” cümlesi, kozmik sistemlerin Allah’ın iradesiyle kurulup işlediğine işaret eder. “Biz, yakın semayı kandillerle donattık” anlamındaki cümle ise gök yüzünün, çıplak gözle izlenebilen yıldızlarla bezeli görüntüsünün tasviridir. “İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir” anlamındaki son cümle, kozmik varlıklardaki bu oluş ve düzenin bir tesadüf ürünü olmadığını; kesinlikle her şeye gücü yeten, her şeyi bilen yüce bir yaratıcının takdiriyle yani bilinçli, ölçülü ve amaçlı yaratmasıyla gerçekleşebileceğini dile getirmektedir (“İki gün” hakkında bk. 9. âyetin açıklaması).
Fussilet Suresi 12. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah gökleri iki günde; perşembe ve cuma günü yaratmayı tamamladı. Böylece göklerin ve yerin yaratılması altı günde tamamlandı. Yüce Allah her bir göğe kendi işini, emrettiği bütün itaat ve ibadetleri bildirdi. Dünya semasını yıldızlarla süsledi ve şeytanların gizlice dinlemelerini engelleyerek gökyüzünü onlarla muhafaza etti. Bu zikredilenlerin tamamı kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Yüce Allah'ın takdiridir, O mahlukatını hakkıyla bilir.