Önceki ayet· 32:3Sonraki ayet· 32:5

Secde Suresi 4. Ayet· 32:4

↗ Secde suresi
Mekki
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِيّٖ وَلَا شَفِيعٍۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'tır. O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'tır. O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz?
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O'nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Süleyman Ateşen ayrışan
O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş'a istiva etti. Sizin, O'ndan başka bir dostunuz, şefa'atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
It is Allah who created the heavens and the earth and whatever is between them in six days; then He established Himself above the Throne. You have not besides Him any protector or any intercessor; so will you not be reminded
Fransızca
Allah qui a créé en six jours les cieux et la terre, et ce qui est entre eux. Ensuite Il S'est établi «Istawâ» sur le Trône. Vous n'avez, en dehors de Lui, ni allié ni intercesseur. Ne vous rappelez-vous donc pas
İspanyolca
Dios es Quien creó los cielos, la tierra y todo lo que existe entre ambos en seis eras, luego se estableció sobre el Trono. No tienen fuera de Él protector ni intercesor alguno. ¿Acaso no van a recapacitar
Rusça
Аллах - Тот, Кто создал небеса и землю и то, что между ними, за шесть дней, а затем вознесся на Трон (или утвердился на Троне). Нет для вас, помимо Него, ни покровителя, ни заступника. Неужели вы не помяните назидание
Endonezce
(Allah yang menciptakan langit dan bumi dan apa yang ada di antara keduanya dalam enam masa, kemudian Dia bersemayam di atas Arasy.654) Bagimu tidak ada seorang pun penolong maupun pemberi syafaat655) selain Dia. Maka apakah kamu tidak memperhatikan
Bengalce
আল্লাহ যিনি নভোমন্ডল, ভুমন্ডল ও এতদুভয়ের মধ্যবর্তী সবকিছু ছয় দিনে সৃষ্টি করেছেন, অতঃপর তিনি আরশে বিরাজমান হয়েছেন। তিনি ব্যতীত তোমাদের কোন অভিভাবক ও সুপারিশকারী নেই। এরপরও কি তোমরা বুঝবে না
Çince
安拉曾在六日内创造天地万物,然后升上宝座,除他外,你们没有任何监护者和喜悦者。你们怎么不记念呢?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmıştır. O, bunları göz açıp kapanmasından daha az bir vakitte yaratmaya kadirdir. Sonra celaline yakışır bir şekilde arşının üstüne yükselmiştir. -Ey İnsanlar!- Sizin O'ndan başka işlerinizi üstlenen bir veliniz ya da Rabbinizin katında bir şefaatçiniz yoktur. Hâlâ düşünmüyor musunuz ve O'nunla birlikte başkasına ibadet etmeyip sizi yaratan Rabbinize ibadet etmiyor musunuz?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
4- Allah, gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde yaratan, sonra da Arş’a istivâ edendir. Sizin için O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5- O, her işi gökten yere doğru idare eder. Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir. 6- İşte bu (işleri yürüten), gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir. 7- O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır. 8- Sonra onun soyunu hakir bir sudan meydana gelen bir özden var etmiştir. 9- Sonra ona tam bir şekil vermiş ve içine ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! 4. Yüce Allah, kudretinin kemalini haber vermekte ve “gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde” yarattığını bildirmektedir. Bu altı günün ilki pazar, sonuncusu ise cumadır. Bunları bir anda yaratmaya kadir olmakla birlikte böyle yaratması yüce Allah’ın Refîk (yumuşaklıkla muamele eden) ve Hakîm (hikmeti sonsuz) oluşundan dolayıdır. “Sonra” bütün mahlukatın tavanı durumunda olan “Arş’a” celaline yakışan bir şekilde “istivâ edendir.”“Sizin için O’ndan başka” işlerinizi çekip çevirecek ve böylelikle size fayda sağlayacak “ne bir dost ne de” sizi cezalandırmak istediği takdirde şefaati kabul edilecek “bir şefaatçi yoktur.”“Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” ki böylelikle gökleri ve yeri yaratan, yüce Arşa istivâ eden, tek başına işlerinizi çekip çevirenin, görüp gözetenin O olduğuna, bütün şefaat izninin elinde bulunduğuna, bütün ibadet çeşitlerine yalnızca O’nun layık olduğuna dair kesin bilgi sahibi olasınız! 5. “O, her işi” kaderî ve şer’î emri “gökten yere doğru idare eder.” Her şeyi tek başına çekip çeviren, idare eden O’dur. Bütün işler, o mutlak malik ve kudreti sonsuz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu konudaki emirleri gökten yere doğru iner ve bu emirlerle O, kullarını mutlu eder, bedbaht eder, zengin kılar, fakir kılar, aziz eder, zelil eder, şerefli kılar, hakir kılar, kimi kavimleri yükseltir, başkalarını alçaltır, rızıkları indirir vb... “Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.” Yani her bir iş ve emir O’nun katından iner ve yine O’na yükselir. Bu yükseliş, bir anda olur ve O’na ulaşır. 6. “İşte bu (işleri yürüten)” bütün bu büyük mahlukatı yaratan, yüce Arşa istivâ eden, kainatı tek başına idare eden Zat, “gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir.” İlminin genişliği, emrinin üstünlüğü, izzetinin kemali, rahmetinin umumiliği ile O, kâinatı var etmiş ve orada pek çok menfaatler yaratmıştır. Bunların hepsini çekip çevirmek, onları idare etmek O’na zor gelmez. 7. “O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır.” Yani yüce Allah yarattığı bütün mahlukatı, kendisine uygun olan en güzel surette yaratmıştır. Bu her varlığı kapsayan umumi bir ifadedir. Daha sonra yüce Allah şeref ve üstünlüğü dolayısı ile Ademoğlunu özellikle söz konusu ederek:“İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır” buyurmaktadır. Bu ise insanlığın ilk atası Âdem’in aleyhisselam yaratılışını ifade etmektedir. 8. “Sonra onun soyunu” Âdem’in soyundan gelenleri “hakir bir sudan meydana gelen bir özden” oldukça güçsüz ve kendisinden tiksinilen nutfeden “var etmiştir” yaratmıştır. 9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir. “ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir. “Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir. Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Düşünenler için gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, kısaca bütün evreni yaratanın Allah olduğunu, O’ndan başka gerçek dost ve hâmi bulunmadığını farketmenin zor olmayacağı ve insanların kendileri bakımından göreceli de olsa bir önemi bulunan zaman kavramını, gerek duyular âleminde gerekse onun ötesinde olup biten her şeyi hakkıyla bilen Allah için düşünmelerinin yanlış olacağı hatırlatılmakta; görebilen gözlerin O’nun yarattıklarındaki eşsiz estetiği kolayca yakalayabileceğine, basit bir maddeden yaratılmış olan insanın asıl değerini âlemlerin rabbinin ona değer vermesinden ve onu duyduklarını anlama, gördüklerinden sonuç çıkarabilme ve idrak kabiliyeti gibi sorumluluk gerektiren melekelerle donatmasından kaynaklandığına dikkat çekilmektedir (“Allah’ın evreni altı günde yaratması”, “arş ve arşa istivâ” hakkında bilgi için bk. A‘râf 7/54; “Allah katındaki bir günün insanların hesabına göre bin yıl olduğu” ifadesi hakkında açıklama için bk. Hac 22/47; “yüce Allah’ın insana kendi ruhundan üflemesi”nin açıklaması için bk. Hicr 15/29). Tefsirlerde 4. âyette “Allah’tan başka şefaatçinin bulunmadığı” ifade edilirken özellikle müşriklerin şu anlayışlarının reddedildiği belirtilir: Putperestlerin bir kısmı “Biz göklerin ve yerin bir yaratıcısının bulunduğunu kabul ediyoruz; fakat bu putlar gezegenlerin sûreti (sembolü) olduğundan biz onlardan güç ve destek alıyoruz”; bazıları da “Bunlar meleklerin sûreti olup bize şefaatçi olacaklardır” diyorlardı. Bu iddiaya karşı âyette Allah’tan başka ilâh bulunmadığı gibi Allah’ın izni olmadan kimsenin yardımcı ve şefaatçi de olamayacağı bildirilmektedir (Râzî, XXV, 171). Allah şefaat eden değil, katında şefaat edilendir. Ancak, O’nun katında şefaat edecekler O’na rağmen, O’ndan bağımsız olarak değil, O’nun izin ve rızâsıyla şefaat edebileceklerdir (şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara 2/48, 255). 7. âyette geçen Cenâb-ı Allah’ın yarattığı her şeyi güzel kıldığına ilişkin ifadeyi Zemahşerî şöyle açıklar: Allah Teâlâ’nın yarattığı her şey hikmetin gereklerine ve maksada uygunluk ilkesinin icaplarına göre düzenlenmiştir; güzellik bakımından kendi aralarında derecelendirilebilirse de bütün yaratılmışlar güzeldir. “Güzel yapma” anlamına gelen ahsene fiilinin Arapça’daki bazı özel kullanımlarından hareketle bu cümleyi, “Her bir şeyi nasıl yaratacağını çok iyi bilir” şeklinde anlayanlar da olmuştur (III, 219). Bu ifade için yapılan diğer bazı yorumlar şöyledir: a) Allah gerek güzel gerekse çirkin her şeyi yaratmakla mükemmel bir sanat ortaya koymuştur; b) Her şeyi uygun biçimde ve yerli yerince yaratmıştır; c) Yarattığı her şeye, muhtaç olduğu bilgiyi ilham etmiş yani onları fonksiyonlarına uygun biçimde programlamıştır (Taberî, XXI, 94; İbn Ebû Hâtim, IX, 3104). “... Ve ruhundan ona üflemiş” ifadesinde insana verildiği bildirilen ruha, “Allah’ın ruhu” demek, Kâbe’ye “Allah’ın evi”, kula “Allah’ın kulu” demek gibidir. Bu ifade onların önemli, değerli, özel ve şerefli olduklarını gösterir. Bunların, Allah’ın bir parçası, içinde oturduğu evi, hizmetinde kullandığı kölesi diye anlaşılması O’nun zat ve sıfatları hakkında verdiği bilgilere ters düşer.
Secde Suresi 4. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmıştır. O, bunları göz açıp kapanmasından daha az bir vakitte yaratmaya kadirdir. Sonra celaline yakışır bir şekilde arşının üstüne yükselmiştir. -Ey İnsanlar!- Sizin O'ndan başka işlerinizi üstlenen bir veliniz ya da Rabbinizin katında bir şefaatçiniz yoktur. Hâlâ düşünmüyor musunuz ve O'nunla birlikte başkasına ibadet etmeyip sizi yaratan Rabbinize ibadet etmiyor musunuz?