Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana "Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
"Baş üstüne" diyorlar ama senin yanından ayrıldıklarında, içlerinden bir grup senin söylediğinin tam tersini planlıyor. Allah, onların sabahlara kadar kurup durduklarını yazıyor. Onlardan yüz çevir, Allah'ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter.
Süleyman Ateş
Peki, derler, ama yanından çıkınca içlerinden birtakımı senin söylemiş olduğunun tersini kurar. Allah, onların geceleyin ne düşünüp kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah'a dayan. (Sana) vekil olarak Allah yeter.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
And they say, "[We pledge] obedience." But when they leave you, a group of them spend the night determining to do other than what you say. But Allah records what they plan by night. So leave them alone and rely upon Allah. And sufficient is Allah as Disposer of affairs
Fransızca
Ils disent: «Obéissance!» Puis, sitôt sortis de chez toi, une partie d'entre eux délibère au cours de la nuit de tout autre chose que ce qu'elle t'a dit. [Cependant] Allah enregistre ce qu'ils font la nuit. Pardonne-leur donc et place ta confiance en Allah. Et Allah suffit comme Protecteur
İspanyolca
[Los hipócritas] te juran obediencia, pero cuando salen de tu presencia, un grupo de ellos pasa la noche tramando contradecirte. Dios registra lo que traman. Aléjate de ellos y encomiéndate a Dios, porque Dios te es suficiente como protector
Rusça
Они говорят: «Мы покорны». Когда же они покидают тебя, некоторые из них по ночам замышляют не то, что ты говорил. Аллах записывает то, что они замышляют по ночам. Отвернись же от них и уповай на Аллаха. Довольно того, что Аллах является Попечителем и Хранителем
Endonezce
Dan mereka (orang-orang munafik) mengatakan, "(Kewajiban kami hanyalah) taat." Tetapi, apabila mereka telah pergi dari sisimu (Muhammad), sebagian dari mereka mengatur siasat di malam hari (mengambil keputusan) lain dari yang telah mereka katakan tadi. Allah mencatat siasat yang mereka atur di malam hari itu, maka berpalinglah dari mereka dan bertawakallah kepada Allah. Cukuplah Allah yang menjadi pelindung
Bengalce
আর তারা বলে, আপনার আনুগত্য করি। অতঃপর আপনার নিকট থেকে বেরিয়ে গেলেই তাদের মধ্য থেকে কেউ কেউ পরামর্শ করে রাতের বেলায় সে কথার পরিপন্থী যা তারা আপনার সাথে বলেছিল। আর আল্লাহ লিখে নেন, সে সব পরামর্শ যা তারা করে থাকে। সুতরাং আপনি তাদের ব্যাপারে নিস্পৃহতা অবলম্বন করুন এবং ভরসা করুন আল্লাহর উপর, আল্লাহ হলেন যথেষ্ট ও কার্যসম্পাদনকারী।
Münafıklar dilleriyle sana şöyle derler: "Emirlerine itaat ediyor ve yerine getiriyoruz.” Fakat yanından ayrıldıkları zaman, onların bir kısmı gizlice sana söylediklerinin tam aksine kuruntular tertip eder. Allah onların tertip ettiği kuruntuları çok iyi biliyor. Onları bu kurdukları tuzaklar sebebiyle cezalandıracaktır. Sen onlara bakma, sana hiçbir zarar veremezler. İşini Allah'a havale et ve ona güven. Kendisine güvendiğin vekil olarak Allah sana yeter.
80- Peygambere itaat eden, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse zaten biz seni onların üzerine bir bekçi göndermedik. 81- “İtaat ederiz” derler. Fakat yanından ayrılınca içlerinden bir grup, söylediklerinin aksine geceleyin plan kurarlar. Allah onların geceleyin kurdukları planı yazmaktadır. Artık onlardan yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
80. Yani kim Allah Rasûlünün emir ve yasaklarına itaat ederse “gerçekte” yüce “Allah’a itaat etmiş olur.” Çünkü Allah’ın peygamberi ancak Allah’ın emri, şeriatı, vahyi ve ona indirdiği hükümler gereğince emreder ve bu doğrultuda yasaklar koyar. Bu buyruk aynı zamanda Allah Rasûlünün ismet sıfatını da ihtiva etmektedir. Çünkü Allah ona itaati mutlak (kayıtsız ve şartsız) olarak emretmektedir. Eğer o Allah’tan tebliğlerinin tümünde masum olmasaydı Yüce Allah da ona mutlak itaati emretmez ve bundan dolayı peygamberinden övgü ile söz etmezdi. Bu, itaat müşterek haklardandır. Şöyle ki haklar üç türlüdür: Yüce Allah’a ait olan ve yaratılmışlardan hiçbir kimseye ait olmayan hak. Bu, Allah’a ibâdet etmek, O’na yönelmek ve buna bağlı diğer hususlardır. Bir kısım haklar da Allah Rasûlüne has haklardır. Bunlar ise ona gereken saygı, tazim ve desteği göstermektir. Bir kısım haklar da ortaktır ki bunlar da Allah’a ve Rasûlüne iman, onları sevmek ve onlara itaat etmektir. Nitekim Yüce Allah bu hakları şu buyruğunda bir arada dile getirmektedir:“Allah’a ve Rasûlüne iman edesiniz, ona yardım edesiniz, onu büyük tanıyasınız ve sabah akşam O’nu tesbih edesiniz diye.”(el-Feth, 48/9) Buna göre kim Allah’ın peygamberine itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur ve Allah’a itaate karşılık vereceğini bildirdiği mükâfat ve hayırları da Allah ona ihsan eder. “Kim de” Allah ve Rasûlüne itaat etmekten “yüz çevirirse” böyle bir kimse ancak kendisine zarar vermiş olur, Yüce Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmaz. “Zaten biz seni onların üzerine bir bekçi” amellerini ve hallerini tespit edici olarak “göndermedik.” Aksine biz seni vahyi tebliğ eden, açıklayan ve samimiyetle öğüt veren bir kimse olarak gönderdik. Sen görevini eksiksiz yerine getirdiğine göre -onlar ister hidâyet bulsunlar, ister hidâyet bulmasınlar- ecrini vermek de Allah’a aittir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Artık sen hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın. Üzerlerine musallat olan bir zorba değilsin.”(el-Ğaşiye, 88/21-22)
81. Allah’a ve Rasûle itaatın zahiren ve batınen, başkaları görse de görmese de yerine getirilmesi gerekir. Şayet biri başkalarının önünde itaat ve bağlılık gösterir de kendi başına kalınca yahut kendisi gibilerle başbaşa olunca itaati bir kenara bırakıp onun zıddını işleyecek olursa, hiç şüphesiz onun zahiren ortaya koyduğu itaat hiçbir fayda sağlamaz. Böyle biri Yüce Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselere benzemiş olur:“İtaat ederiz, derler” yanında bulunduklarında itaat ettiklerini açığa vururlar “fakat yanından ayrılınca” yanından çıkıp gittikten sonra kimsenin kendilerini görmediği bir halde yalnız kaldıklarında “içlerinden bir grup söylediklerinin aksine geceleyin plan kurarlar.” Yani sana itaate uygun olmayan planlar düzerler ve bu kurdukları planlarında sana isyandna başka bir şeyi de söz konusu etmezler. Yüce Allah’ın:“İçlerinden bir grup söylediklerinin aksine geceleyip plan kurarlar” buyruğunda onların asıl özelliklerinin itaat olmadığına delil vardır. Çünkü âyet-i kerimede geçen:“بيَّت” bir işi karara bağlamak üzere geceleyin görüşmek demektir. Daha sonra Yüce Allah bu yaptıkları dolayısı ile onlara tehditte bulunarak: “Allah onların geceleyin kurdukları planlarını yazımaktadır” buyurmaktadır. Yani onların aleyhine olmak üzere bunu tespit ediyor ve tam anlamı ile bu yaptıklarının cezasını onlara pek yakında verecektir. O bakımdan bu buyrukta onlara bir tehdit söz konusudur. Sonra Yüce Allah, Rasûlüne böylelerine onlardan yüz çevirmekle ve onları azarlama yoluna gitmemekle karşılık vermesini emretmektedir. Çünkü kendisi Yüce Allah’a tevekkül edip, dininin zafere ulaşması, şeriatının uygulanması konusunda yalnız O’ndan yardım isteyecek olursa, böylelerinin ona en ufak bir zararı olmaz. Bundan dolayıdır ki:“Artık onlardan yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter” buyurmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Gerek ülke içinde gerekse dış dünyada İslâm davetine olumlu cevap vermeyenler, Allah’a ve resulüne itaat etmeyenler bulunacaktır. Bunlara karşı müslümanların siyasî ve hukukî tutumları birçok âyette işlendiği üzere, din ve vicdan hürriyeti, adalet, iyilikte yarış ve dayanışma... çerçevesinde ülkeyi ve dünyayı paylaşmak şeklinde olacaktır. Sayıları ve güçleri ne olursa olsun İslâm’a girmekten yüz çevirenler karşısında müminlerin psikolojik durum ve tutumları ise kendine ve davasına güvenen insanların durum ve tutumları gibi olacaktır. Çünkü müminler hak dine inanmakta, onu hayatlarında rehber edinmekte ve güçlerini, huzurunda secde ettikleri kadir-i mutlak olan Allah’tan almaktadırlar. Bütün insanlar bir tarafta O bir tarafta olsa yine de güvenmek için Allah yeter.
Münafıklar dilleriyle sana şöyle derler: "Emirlerine itaat ediyor ve yerine getiriyoruz.” Fakat yanından ayrıldıkları zaman, onların bir kısmı gizlice sana söylediklerinin tam aksine kuruntular tertip eder. Allah onların tertip ettiği kuruntuları çok iyi biliyor. Onları bu kurdukları tuzaklar sebebiyle cezalandıracaktır. Sen onlara bakma, sana hiçbir zarar veremezler. İşini Allah'a havale et ve ona güven. Kendisine güvendiğin vekil olarak Allah sana yeter.