Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından -onun azından da çoğundan da- farz kılınmış bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır.
Süleyman Ateş
Ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabanın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan (hem erkeğe, hem de kadına) bir hisse ayrılmıştır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 15.3%
İngilizce
For men is a share of what the parents and close relatives leave, and for women is a share of what the parents and close relatives leave, be it little or much - an obligatory share
Fransızca
Aux hommes revient une part de ce qu'ont laissé les père et mère ainsi que les proches; et aux femmes une part de ce qu'ont laissé les père et mère ainsi que les proches, que ce soit peu ou beaucoup: une part fixée
İspanyolca
A los varones les corresponde un porcentaje de la herencia que dejen los padres y parientes más cercanos, y a las mujeres otro porcentaje de lo que los padres y parientes más cercanos dejen. Fuere poco o mucho, les corresponde [por derecho] un porcentaje determinado de la herencia
Rusça
Мужчинам принадлежит доля из того, что оставили родители и ближайшие родственники, и женщинам принадлежит доля из того, что оставили родители и ближайшие родственники, будь его мало или много. Таков предписанный удел
Endonezce
Bagi laki-laki ada hak bagian dari harta peninggalan kedua orang tua dan kerabatnya, dan bagi perempuan ada hak bagian (pula) dari harta peninggalan kedua orang tua dan kerabatnya, baik sedikit atau banyak menurut bagian yang telah ditetapkan
Bengalce
পিতা-মাতা ও আত্নীয়-স্বজনদের পরিত্যক্ত সম্পত্তিতে পুরুষদেরও অংশ আছে এবং পিতা-মাতা ও আত্নীয়-স্বজনদের পরিত্যক্ত সম্পত্তিতে নারীদেরও অংশ আছে; অল্প হোক কিংবা বেশী। এ অংশ নির্ধারিত।
Ana, baba, kardeş ve amca gibi akrabaların ölümünden sonra bıraktıkları mallardan az ya da çok olsun erkekler için bir pay vardır. Cahiliye döneminde kadın ve çocukların mirastan men edilmesinin aksine bu miras bırakanların mallarından kadınlar için de bir pay vardır. Bu pay Allah Teâlâ tarafından miktarı farz olarak beyan edilmiş bir haktır.
7- Erkekler için baba ve anne ile yakın akrabaların bıraktıklarından bir pay olduğu gibi kadınlar için de baba ve anne ile yakın akrabaların bıraktıklarından -az ya da çok- bir pay vardır. Bu farz kılınmış bir paydır.
7. Araplar cahiliye döneminde zorbalıkları ve katı kalplilikleri dolayısı ile kadınlar ve küçük çocuklar gibi güçsüz kimseleri mirasçı kabul etmez, onlara mirastan bir şey vermezlerdi. Mirası yalnızca güçlü erkeklere tahsis ederlerdi. Çünkü - iddialarına göre- erkekler savaş, çarpışma, talan ve baskın yapmaya ehil kimselerdi. Merhameti ve hikmeti sonsuz olan yüce Rabbimiz ise kullarına erkeklerin ve kadınların, güçlülerin ve zayıfların eşitlikle muamele görecekleri bir hüküm koymayı irâde buyurdu. Bundan önce de nefislerin bu emirleri rahatlıkla kabul edebilmeleri için özlü bir açıklamada bulundu. Çünkü etraflı açıklamalar bu özlü ifadelerden sonra gelir. Esasen nefisler de böyle bir açıklamayı beklemekte idi. Böylece çirkin adetlerin kaynaklık ettiği o barbarlık hali sona ermiş oldu. İşte bu bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Erkekler için baba ve anne ile yakın akrabaların” özel yakınlar olan ana-babadan sonra genel bir ifade kullanılmıştır “bıraktıklarından bir pay” bir hisse “olduğu gibi kadınlar için de baba ve anne ile yakın akrabaların bıraktıklarından -az ya da çok- bir pay vardır.” Sanki: Acaba bu pay örfe ve âdete bağlı bir pay mıdır ve bunlara istenilen miktarda bir pay mı verilecektir yoksa bu miktarı belli bir şey midir? diye farazi bir soru varid olmuştur ve Yüce Allah da cevaben: “Bu, farz kılınmış bir paydır” buyurmuştur. Yâni bu miktarı her şeyi bilen ve hikmeti sonsuz olan Allah takdir edilmiş bir paydır. Yüce Allah’ın izni ile bu miktara dair açıklamalar ilerde gelecektir. Yine burada da bir kimse, kadınlarla çocukların ancak çok miktardaki malda paylarının olabileceği vehmine kapılabilme ihtimali olduğu için Yüce Allah devamla:“az ya da çok” buyurarak böyle bir vehmi ortadan kaldırmaktadır. Yüce Allah’ın şanı yücedir, O, en güzel hüküm koyandır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Nisâ sûresi, başta kadınlar olmak üzere aile fertlerinin haklarını açıklamaya devam ediyor ve bu âyetle bir Câhiliye âdetini daha kaldırarak miras paylaşımında adaletli bir düzen koyuyor. İslâm’dan önce Araplar mirastan kadınlara ve kızlara pay vermezlerdi. Vârisler ya vasiyet ile ya da –vasiyet yok ise– güç ve yaşa göre belirlenen erkeklerden ibaret idi. Doğumdan akraba olan erkeklerden başka, evlât edinme ve kan kardeşliğine benzer kardeşlik sözleşmeleri yapmak suretiyle ilişki kurulan erkekler de vâris olurlardı. Mekke döneminde uygulanması mümkün olmadığı için miras taksimiyle ilgili bir değişiklik yapılmadı. Medine’ye hicret edilince muhacirlerin birçok yakın akrabası –çoğu müşrik olarak– Mekke’de kalmış oldular. Önce Hz. Peygamber’in “her bir muhacire bir Medineli müslümanı kardeş etmesi” sonucunda doğan yakınlıkla (muâhât) karşılıklı sözleşme (muvâlât) miras hakkına sebep kılındı (bu sûrenin 33. âyeti bu geçici durumla ilgilidir). Daha sonra Mekke’de kalan akraba Medine’ye göçüp yeni doğumlarla da aileler genişleyince hedeflenen düzenleme yapıldı ve kadınlar da dahil olmak üzere belli derecelere kadar akraba olanlar birbirine vâris kılındı. İbn Abbas bu konuda şu önemli açıklamayı yapmıştır: Bu âyetler gelip durumu değiştirmeden önce miras erkek çocuğa kalırdı, ana-babaya da vasiyet yoluyla mal bırakılırdı. Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göçünce, Hz. Peygamber’in muhacirlerle ensar arasında kurduğu kardeşlik bağlantısı sebebiyle bu iki zümre arasındaki miras ilişkisi devreye girdi. Sonra bu sûrenin 33. âyeti ve buna açıklık getiren 11 ve 12. âyetler gelince, mânevî kardeşlerin birbirine vâris olmaları hükmü kaldırılmış oldu. Artık mânevî kardeşler arasında geçerli olan ilişki iyi niyet, yardımlaşma, ikram ve istenirse vasiyet yoluyla mal bırakma şekline dönüştü (Buhârî, “Tefsîr”, 4/5, 7).
“Azından çoğundan, belli pay” ifadesi, miras az olsun çok olsun hak sahiplerinin belli paylarının bulunduğunu belirtmekte ve aşağıda açıklanacak olan miras paylarının sahiplerine verilmesi konusunda titizlik gösterilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Ana, baba, kardeş ve amca gibi akrabaların ölümünden sonra bıraktıkları mallardan az ya da çok olsun erkekler için bir pay vardır. Cahiliye döneminde kadın ve çocukların mirastan men edilmesinin aksine bu miras bırakanların mallarından kadınlar için de bir pay vardır. Bu pay Allah Teâlâ tarafından miktarı farz olarak beyan edilmiş bir haktır.