Diyanet İşleri
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilen'dir, Hakim'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden öncekilerin yollarını size göstermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah size açık-seçik bildirmek istiyor. Sizi, sizden öncekilerin yol ve yöntemlerinden haberdar ediyor. Size tövbe nasip ediyor. Allah her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
Süleyman Ateş
Allah size (helal ve haram olanı) açıklamak ve sizi, sizden öncekilerin yasalarına iletmek ve günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah Teâlâ, sizler için bu hükümleri koyarak, hükümlerinin ve dininin temel esaslarını ve içinde dünya ve ahiret hayatınızın yararına olan şeyleri sizlere açıklamak istiyor. Onlara tabi olasınız diye sizden önceki peygamberlerin haram kılma ve helal kılmadaki yoluna, onların değerli ahlaklarına ve övülen hayat hikâyelerine irşat etmek istiyor. Ayrıca sizleri, asi kullar olmaktan, itaat eden kullara döndürmek istiyor. Allah, kullarının yararına olanları en iyi bilendir ve bu sebeple kullarının yararına olanları din olarak belirler. Dininde ve işlerinin düzenlenmesinde hikmet sahibidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
26- Allah size açıkça bildirmek, sizi sizden öncekilerin yollarına iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 27- Allah tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler. 28- Allah sizden hafifletmek ister. Zaten insan zayıf yaratılmıştır.
26. Şanı Yüce Allah o büyük lütfu ve muazzam ihsanlarını, mü’min kullarını güzel terbiye edişini ve dininin kolaylığını şöylece bildirmektedir:“Allah size açıkça bildirmek” hakkı, batılı, helâli, haramı vb. gibi açıklanmasına ihtiyaç duyduğunuz her şeyi açıklamak “sizi sizden öncekilerin” yâni kendilerine nimet vermiş olduğu peygamberlerin ve onlara tâbî olanların “yollarına” övülmeye değer davranış ve doğru fiillerine, mükemmel nitelik ve özelliklerine ve eksiksiz muvaffakiyetlerine “iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister.” Bundan dolayı da O, irâdesini tahakkuk ettirmiş, size açıklamalar yapmış ve beyanlarda bulunmuştur. Tıpkı sizden öncekilere beyanda bulunduğu gibi. İlim ve amel itibari ile de sizi çok büyük bir hidâyete mazhar kılmıştır. “Tevbelerinizi kabul etmek ister.” Hallerinizde ve sizin için gönderdiği şer’î hükümlerde size lütfu ile muamele etmek ister. Tâ ki Allah’ın çizdiği sınırlarda durmak, O’nun helâl kıldığı şeyler ile yetinme imkânını elde edesiniz. Böylelikle de Allah’ın size sağlayacağı kolaylık sayesinde günahlarınız azalsın. İşte bu da Allah’ın kullarının tevbesini kabul etmesinin bir parçasıdır. Yine onların tevbelerini kabul etmesinin bir parçası olmak üzere günah işledikleri takdirde onlara rahmet kapılarını açar. Kalplerine kendisine yönelip huzurunda tevazuyla boyun eğme duygusunu yerleştirir, sonra da onlara verdiği bu muvaffakiyeti kabul ederek tevbelerini de kabul buyurur. Bundan dolayı hamd ve şükür yalnız O’nadır. “Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Yâni ilmi ve hikmeti eksiksiz ve tam olandır. Size daha önceden bilmediğiniz şeyleri öğretmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir. İşte burada sayılanlar ve hadler de bunlardandır. Hikmet ve rahmetinin, tevbesini kabul etmeyi gerektirdiği kimselerin tevbelerini kabul etmesi de O’nun hikmetindendir. Tevbeye elverişli olmayanları da hikmet ve adaletinin de gerektirdiği şekilde yardımsız bırakması da O’nun hikmetindendir.
27. “Allah tevbelerinizi kabul etmek ister” sizin perişanlığınızı giderecek, dağınıklığınızı bir araya toplayacak ve uzaklarınızı yakın edecek bir tevbe nasib etmek ister. “Şehvetlerine uyanlar ise” şehvetleri ve nefsi arzuları ne tarafa giderse onların arkasından gidenler, onları sevdikleri Rablerinin rızasının önüne geçirenler, hevâlarına tapınanlar, kâfir, isyankâr ve hevâlarını Rablerine itaatin önüne geçiren çeşitli kimseler, işte bunlar “ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi” dosdoğru yoldan saparak kendilerine gazap olunan ve sapıtmış kimselerin yollarına düşmenizi “isterler.” Bunlar sizleri Rahmân olan Allah’ın itaatinden, şeytanın itaatine çevirmek isterler. Mutluluğun tümü emirlerini yerine getirmekte olan zatın sınırlarından uzaklaştırarak tam bir bedbahtlık olan şeytana tâbî olmaya yöneltmek isterler. Sizler Yüce Allah’ın sizin salâhınızı, felâhınızı ve mutluluğunuzu gerektiren fiilleri emrettiğini; şehvetlerinin peşinden giden bu kimselerin ise sizlere alabildiğine hüsran ve bedbahtlığı ihtiva eden şeyleri emrettiğini öğrendiğinize göre artık bu iki davetçiden istediğinizi tercih edin ve bu iki yoldan daha iyi bulduğunuzu seçin.
28. “Allah” size vermiş olduğu emirler ile size koyduğu yasakların kolaylığı sebebi ile “sizden hafifletmek ister.” Diğer taraftan şer’î bazı hükümlerin yerine getirilmesinde eğer bir zorluk meydana geliyor ise ihtiyacınızın gerektirdiği şeyleri size mubah kılmıştır. Leş, kan ve benzeri şeyleri yemenin zaruret halinde mübah olması, hür bir kimsenin yukarda belirtilen şartlar çerçevesinde cariye ile evlenmesinin mubah kılınması vb. gibi. Bunlar ise O’nun mükemmel rahmeti, kapsamlı ihsanı, ilim ve hikmeti ile insanın bünyesi, irâdesi, azmi, imanı, sabrı kısaca bütün yönleri ile zayıf olduğunu bilmesi dolayısı iledir. Bu da Yüce Allah’ın insanın altından kalkamayacağı; iman, sabır ve gücünün kaldıramayacağı şeyleri hafifletmesini uygun ve münasip kılmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“... öncekilerin yolları”ndan maksat, Allah Teâlâ’nın Hz. Âdem’den itibaren gönderdiği peygamberlerin, ümmetlerine gösterdikleri yollar, bildirdikleri inanış ve yaşayış bütünüdür. Tevhid temeline oturan bu dinî inanış ve yaşayışın önemli bir kısmı evrenseldir, bütün zaman ve mekânlarda geçerlidir; geri kalan kısmında ise amaç (makasıd) birliği vardır. Bu sebepledir ki Hz. Îsâ, “Mûsâ şeriatını kaldırmak için değil, uygulamak ve tamamlamak için geldiğini” bildirmiş (Matta, 5/17), hâtemü’l-enbiyâ olan Peygamberimiz de, “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur (el-Muvatta’, “Hüsnü’l-huluk”, 8). Nûh’a verilen; İbrâhim, Mûsâ ve Îsâ’ya tavsiye edilen ve bildirilen şeyin son peygambere de bildirilip din kılındığını ifade eden âyet de (Şûrâ 42/13) bu mânayı desteklemektedir.