Önceki ayet· 4:122Sonraki ayet· 4:124

Nisâ Suresi 123. Ayet· 4:123

↗ Nisâ suresi
Medeni
لَّيۡسَ بِأَمَانِيِّكُمۡ وَلَآ أَمَانِيِّ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِۗ مَن يَعۡمَلۡ سُوٓءٗا يُجۡزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدۡ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيّٗا وَلَا نَصِيرٗا
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur
Elmalılı Hamdi Yazır
(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan, o yüzden cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İş ne sizin kuruntularınızla/hurafelerinizle/anlamını bilmeden okuyuşlarınızla ne de Ehlikitap'ın kuruntuları/hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuşlarıyla çözülür. Kötülük yapan onunla cezalandırılır. Ve böyle biri, kendisi için Allah dışında ne bir dost bulur ne de bir yardımcı.
Süleyman Ateş
(İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın vereceği cezayı hiç kimse ondan savamaz).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
Paradise is not [obtained] by your wishful thinking nor by that of the People of the Scripture. Whoever does a wrong will be recompensed for it, and he will not find besides Allah a protector or a helper
Fransızca
Ceci ne dépend ni de vos désirs ni des désirs des gens du Livre. Quiconque fait un mal sera rétribué pour cela, et ne trouvera en sa faveur, hors d'Allah, ni allié ni secoureur
İspanyolca
No se trata de lo que ustedes deseen o lo que desee la Gente del Libro. Quien haya obrado mal será retribuido por ello, y no encontrará fuera de Dios protector ni socorredor
Rusça
Этого не достичь посредством ваших мечтаний или мечтаний людей Писания. Кто творит зло, тот получит за него воздаяние и не найдет для себя вместо Аллаха ни покровителя, ни помощника
Endonezce
(Pahala dari Allah) itu bukanlah angan-anganmu227) dan bukan (pula) angan-angan Ahli Kitab. Barang siapa mengerjakan kejahatan, niscaya akan dibalas sesuai dengan kejahatan itu, dan dia tidak akan mendapatkan pelindung dan penolong selain Allah
Bengalce
তোমাদের আশার উপর ও ভিত্তি নয় এবং আহলে-কিতাবদের আশার উপরও না। যে কেউ মন্দ কাজ করবে, সে তার শাস্তি পাবে এবং সে আল্লাহ ছাড়া নিজের কোন সমর্থক বা সাহায্যকারী পাবে না।
Çince
(他的应许),不是借你们的妄想可以获得的,也不是借信奉天经者的妄想可以获得的。谁作恶,谁受恶报,除安拉外,他不能为自己找到任何保护者,和任何援助者,
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müslümanlar! Kurtuluş ve başarı sizin temenniniz veya ehlikitabın temennisine göre değildir. Bilakis bu, yapılan amele bağlıdır. Sizlerden kim kötü bir amel işlerse kıyamet günü onun karşılığını görecektir. Kendisi için Allah’ın dışında ona fayda sağlayacak bir veli ve ondan zararları uzaklaştıracak bir yardımcı da bulamayacaktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
123- İş ne sizin kuruntularınıza ne de kitab ehlinin kuruntularına göredir. Kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisine Allah’tan başka ne bir dost bulabilir ne de bir yardımcı. 124- Erkek veya kadın her kim de mü’min olarak salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve kendilerine hurma çekirdeğinin çukurcuğu kadar bile zulmedilmez. 123. Yani kurtuluş işi “ne sizin kuruntularınıza ne de Kitap ehlinin kuruntularına göredir.” Kuruntu (الأماني) amelden uzak, sadece iddiadan ibaret, eğer benzeri bir iddia ile ona karşı çıkılacak olursa ondan bir üstünlüğü olmayan, salt temenniler demektir. Her konuda bu tür tutuma “kuruntu” denirken iman ve ebedi saadet gibi önemli bir konuda nasıl denmesin? Zira Kitap ehlinin bu tür kuruntuları hakkında Yüce Allah bizlere şöyle haber veriyor: “Yahudi ve hıristiyan olandan başkası asla cennete giremez, dediler. Bu onların kuruntularıdır.”(el-Bakara, 2/111) Onların dışında kitap ehli olmayan ve herhangi bir peygambere mensubiyeti de bulunmayanların böyle olmaları ise öncelikle söz konusudur. Yüce Allah aynı şekilde bu türden davranan müslümanları da aynı kapsama sokmuştur. Çünkü O’nun adaleti kemal derecesindedir. Hangi din olursa eğer insan iddiasının doğruluğuna dair herhangi bir delil ortaya koyamıyor ise onun sırf bir dine sırf mensup oluğunu söylemesi hiçbir şey ifade etmez. İddiayı doğrulayan yahut yalanlayan şey de amellerdir. İşte bundan dolayı Yüce Allah burada:“Kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür” buyurmaktadır ki bu, amelde bulunan herkesi kapsar. Çünkü “kötülük” küçük olsun büyük olsun bütün günahları kapsamına alır. Aynı şekilde bu kötülüğe verilecek ceza da küçük olsun büyük olsun, dünyevi olsun uhrevi olsun bütün cezaları kapsar. Bu konuda insanlar derece derecedirler ki onları Allah’tan başka kimse bilemez. Kimisinin kötülüğü azdır, kimisinin pek çoktur. Bütün amelleri kötü olan bir kimse -ki bu ancak kâfirdir- tevbesiz olarak ölecek olursa can yakıcı azap içerisinde ebedi kalma cezasına mahkum olur. Hallerinin çoğunda istikamet üzere bulunmakla birlikte bazen küçük günahlar işleyebilen salih amel sahibi bir kimsenin karşı karşıya kaldığı üzüntü, keder ve eziyetler, bedeninde, kalbinde, sevdiği kimselerde, malında ve diğer hususlarda gerçekleşen birtakım acılar, kötü ameli dolayısıyla ona verilen cezanın bir parçası olup Yüce Allah’ın kullarına bir lütfu olmak üzere onun günahlarına keffaret olur. Bu iki hal arasında da pek çok derece vardır. Genel olarak kötü amellere karşı verileceği söz konusu edilen bu ceza, tevbe etmeyenler hakkındadır. Çünkü günahından tevbe eden bir kimse -nasların da bu hususu açıkça ifade ettiği gibi- günahı olmayan kimse gibidir. Yüce Allah’ın: “ve kendisine Allah’tan başka ne bir dost bulabilir ne de bir yardımcı” buyruğuna gelince; bu buyruk ameli dolayısı ile cezayı hak eden kimsenin hak ettiği bu cezayı kendisinden uzaklaştıracak bir dost, bir yardımcı veya bir şefaatçi bulabileceği şeklinde hatıra gelmesi muhtemel bir vehmi ortadan kaldırmak içindir. Yüce Allah bununla böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını haber vermektedir. Böyle birisinin, maksadını gerçekleştirecek herhangi bir dostu, korktuğu azabı kendisinden uzaklaştıracak herhangi bir yardımcısı olmayacaktır. Böyle bir şeye ancak onun Rabbi ve mutlak maliki sahiptir. 124. “Erkek veya kadın her kim de mü’min olarak salih ameller işlerse…” Bu buyruğun kapsamına gerek kalbi gerekse bedeni bütün ameller girer. Yine insan olsun, cin olsun, küçük olsun, büyük olsun, erkek olsun, kadın olsun amel sahibi herkes de bu kapsama dahildir. Amelin “mü’min olarak” yapılması ise bütün ameller için şartıdır. Zira iman olmadıkça hiçbir amel salih olmaz, kabul edilmez, mükâfata hak kazanamaz ve cezadan uzaklaştırma özelliğine sahip olamaz. İman olmaksızın yapılan ameller gövdesi koparılmış ağaç dallarına veya su üzerinde yapılmış yapılara benzer. İman asıldır, esastır, her şeyin üzerinde yükseldiği temeldir. Bu kayda mutlak olarak sözü edilen bütün amellerde dikkat edilmesi gerekir. Yani mutlak olarak sözü edilen bütün ameller iman kaydı ile kayıtlıdır. “İşte onlar” yani imana ve salih amellere sahip olanlar, canların çektiği her şeyi, gözlerin zevk aldığı her şeyi ihtiva eden “cennete girerler ve kendilerine hurma çekirdeğinin çukurcuğu kadar bile zulmedilmez.” Yani onların işledikleri hayır az ya da çok olsun karşılığını tam ve eksiksiz, hatta kat kat artırılmış olarak alırlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bir önceki âyetten itibaren 126. âyete kadar iman yolunu seçen, şeytana değil, rahmâna kulak veren, imanını ibadetlerle, iyi ve güzel işlerle güçlendiren kimselerin dünyada ve âhirette elde edecekleri meyvelerden, güzel sonuçlardan söz edilmekte, bunların başında gelen cennet ve ebedî saadet vaadinin Allah’a ait bulunduğu ve hiçbir kimsenin sözüne O’nun kadar sadık olamayacağı vurgulanmaktadır. Bazı Ehl-i kitap gruplarıyla bir kısım müslümanlar veya müşrik Araplar, boş kuruntulara, delilsiz, dayanaksız kanaatlere kapılarak Allah’ın kendilerine farklı muamele edeceğini, günah işleseler bile âhirette cezalandırmayacağını iddia etmişlerdir. Âyetler bu gibi boş sözleri ve kuruntuları reddettikten sonra şu evrensel kanunu ilân etmektedir: Dünya hayatında sa‘y (emek, çaba, eser) kanunu geçerlidir. Kötülük eden cezasını görür, hakça bir düzende kimse onu koruyamaz. Mümin olup iyi işler yapan, güzel davranışlarda bulunanlar da, cinsiyetleri ne olursa olsun cennete girerler, kendi seçimleri ve eserleri olmayan farklılıklardan dolayı zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Nisâ Suresi 123. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müslümanlar! Kurtuluş ve başarı sizin temenniniz veya ehlikitabın temennisine göre değildir. Bilakis bu, yapılan amele bağlıdır. Sizlerden kim kötü bir amel işlerse kıyamet günü onun karşılığını görecektir. Kendisi için Allah’ın dışında ona fayda sağlayacak bir veli ve ondan zararları uzaklaştıracak bir yardımcı da bulamayacaktır.