Bu böyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah şüphesiz, affeder ve bağışlar
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bu böyledir; kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılırsa, Allah ona, and olsun ki yardım edecektir. Allah şüphesiz, affeder ve bağışlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu böyledir, kim kendisine yapılan cezaya aynı ile karşılık verir de, sonra yine kendisine zulüm yapılırsa, muhakkak ki, Allah ona yardım eder. Allah şüphesiz çok af edicidir, çok bağışlayıcıdır.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böyle. Kim uğratıldığı cezanın aynısıyla ceza edip de zulüm ve saldırganlığa uğrarsa, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Allah, elbette ki Afüvv'dür, Gafûr'dur.
Süleyman Ateş
İşte böyle. Kim kendisine yapılan cezanın dengiyle ceza verir de sonra kendisine tekrar saldırılırsa elbette, Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affeden, bağışlayındır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
That [is so]. And whoever responds [to injustice] with the equivalent of that with which he was harmed and then is tyrannized - Allah will surely aid him. Indeed, Allah is Pardoning and Forgiving
Fransızca
Ainsi en est-il. Quiconque châtie de la même façon dont il a été châtié, et qu'ensuite il est victime d'un nouvel outrage, Allah l'aidera, car Allah est certainement Absoluteur et Pardonneur
İspanyolca
Aquel que se defienda de forma proporcional a la injusticia de que es víctima, y se le siga agraviando, Dios lo socorrerá. Dios es Remisorio, Absolvedor
Rusça
Вот так! Если кто-либо наказывает так, как он сам был наказан, после чего с ним поступают несправедливо, то Аллах непременно поможет ему. Воистину, Аллах - Снисходительный, Прощающий
Endonezce
Demikianlah, dan barangsiapa membalas setimpal dengan penganiayaan yang pernah dia derita kemudian dia terzalimi (lagi), pasti Allah akan menolongnya. Sungguh, Allah Maha Pemaaf, Maha Pengampun
Bengalce
এ তো শুনলে, যে ব্যক্তি নিপীড়িত হয়ে নিপীড়ন পরিমাণে প্রতিশোধ গ্রহণ করে এবং পুনরায় সে নিপীড়িত হয়, আল্লাহ অবশ্যই তাকে সাহায্য করবেন। নিশ্চয় আল্লাহ মার্জনাকারী ক্ষমাশীল।
Allah yolunda hicret eden muhacirlerin cennete sokulacağı ve kişinin kendisine yapılan eziyete misli ile mukabelede bulunmasına izin verilmesi ve bundan dolayı günahkâr olmayacağı zikredilmiştir. Bu eziyeti eden, eziyetini tekrarlarsa şüphesiz Yüce Allah eziyete uğrayana yardım eder. Şüphesiz Yüce Allah, Müminlerin günahlarını affeden ve onları bağışlayandır.
60- Bu böyledir. Kim kendisine yapılanın aynıyla ceza verir, sonra yine ona haksızca saldırılırsa, Allah elbette ona yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
60. Bir kimseye karşı bir suç işlenir, haksızlıkta bulunulursa o kimsenin suç işleyene aynıyla karşılık vermesi caizdir. Bunu yapacak olursa ona bir sorumluluk yoktur ve bundan dolayı da kınanmaz. Eğer bundan sonra da ona tekrar haksızlıkta bulunulursa şüphesiz Allah ona yardımcı olur. Çünkü o, mazlumdur. Hakkını tastamam aldığı için ona karşı haksızlık yapılması da caiz olmaz. Eğer kendisine yapılan kötülük sebebi ile başkasını cezalandıran bir kimseye bundan sonra zulüm edilecek olursa, Allah ona yardım edecektir. O halde kendisine zulmedildiği ve kendisine karşı suç işlendiği vakit herhangi bir kimseyi cezalandırmayan bir kimsenin Allah’ın yardımına mazhar olması öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” O, günahkârları affeder, onları cezalandırmakta acele etmez. Günahlarını da bağışlar, siler. O günahların üzerlerindeki etkileri de izale eder. İşte Yüce Allah’ın bizatihi sahip olduğu sıfatı ve bütün zamanlarda kullarına muamelesi, af ve mağfiret ile onlara muamele etmektir. O halde ey zulme uğrayan, kendilerine karşı suç işlenen kimseler! Sizin de affedip bağışlamanız, cezalandırmaktan vazgeçmeniz gerekir ki Yüce Allah da size, sizin O’nun kullarına davrandığınız gibi davransın. Çünkü:“Kim affedip düzeltirse onun mükâfatını vermek, Allah’a aittir.”(eş-Şura, 42/40)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı müfessirler bu âyetin iniş sebebi olarak şu olayı zikrederler: Bir grup müşrik muharrem ayında bir müslüman topluluğu ile karşılaşmış ve “Nasıl olsa Muhammed’in adamları haram aylarda savaşmazlar” deyip onlara saldırmaya yeltenmişlerdi. Müslümanlar onları uyardıkları halde niyetlerinden vazgeçmediler. Müslümanlar bu haksız saldırıya karşılık verip onları mağlûp ettiler. Olayın duyulması üzerine Medine’deki bazı müminler haram aylarda savaşmış olmaktan ötürü onları kınayan sözler sarfettiler, bunun üzerine âyet indi ve onların haklılığını tescil etti (Taberî, XVII, 195; Şevkânî, III, 526).
Allah yolunda hicret eden muhacirlerin cennete sokulacağı ve kişinin kendisine yapılan eziyete misli ile mukabelede bulunmasına izin verilmesi ve bundan dolayı günahkâr olmayacağı zikredilmiştir. Bu eziyeti eden, eziyetini tekrarlarsa şüphesiz Yüce Allah eziyete uğrayana yardım eder. Şüphesiz Yüce Allah, Müminlerin günahlarını affeden ve onları bağışlayandır.