Önceki ayet· 38:53Sonraki ayet· 38:55

Sâd Suresi 54. Ayet· 38:54

↗ Sâd suresi
Mekki
إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ
Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir
Meal ihtilafı: 8% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bu, bizim verdiğimiz rızıktır elbette. Bitip tükenmesi yoktur onun.
Süleyman Ateş
Doğrusu bizim bu rızkımızın bitip tükenmesi yoktur!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.4%
İngilizce
Indeed, this is Our provision; for it there is no depletion
Fransızca
Ce sera Notre attribution inépuisable
İspanyolca
Ese es Mi sustento, que jamás se agotará
Rusça
Это - Наш неиссякаемый удел
Endonezce
Sungguh, inilah rezeki dari Kami yang tidak ada habis-habisnya
Bengalce
এটা আমার দেয়া রিযিক যা শেষ হবে না।
Çince
这确是我的给养,它将永不罄尽。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz bu zikrettiğiz mükâfat, kıyamet gününde muttaki kullarımıza verdiğimiz rızkımızdandır. İşte onlara verilen bu rızık devamlıdır, hiç kesintiye uğramaz ve sona erip bitmez.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
49- Bu, bir hatırlatmadır. Şüphe yok ki takvâ sahipleri için güzel bir dönüş yeri vardır. 50- (O da) kapıları kendileri için açılmış olan Adn cennetleridir. 51- Onlar orada (tahtlarına) yaslanırlar ve (hizmetçilerinden) pek çok meyve ve içecek isterler. 52- Yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş/eşlerinin bakışlarını üzerlerinde toplamış yaşıt (huriler) vardır. 53- İşte bu (nimetler), hesap günü için size vaat edilenlerdir. 54- İşte bu, bizim bitmez tükenmez rızkımızdır. 49. “Bu” Yani bu seçkin peygamberlere ve onların güzel vasıflarına dair anlatılanlar “bir hatırlatmadır.” Onlar, şanı yüce, üstün ve şerefli bu Kur’ân-ı Kerîm’de anılmış, hatırlanmışlardır. Öğüt alanlar onların durumları ile öğüt alır. Güzel örneklere uymak isteyen kimseler, onların övülmeye değer vasıflarına uyarlar. Bu anma sayesinde Yüce Allah’ın onlara lütfetmiş olduğu tertemiz vasıfları ve insanlar arasında yaydığı namları bilinmiş olur. İşte bu, anma/hatırlama çeşitlerinden biridir. Yani hayırlı kimselerin hatırlanmasıdır. Bu anma/hatırlama çeşitlerinden birisi de iyi kimselerle kötü kimselerin görecekleri karşılıkların hatırlanmasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki takvâ sahipleri için” erkek olsun kadın olsun emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak sureti ile Rablerinden korkup sakınan kimseler için “güzel bir dönüş yeri vardır.” Daha sonra bu dönüş yerini etraflı bir şekilde açıklamak üzere Allah şöyle buyurmaktadır: 50. Bu cennetin konaklarının ve meskenlerinin kapıları kendileri için açılmış olacaktır. Kendileri, açma ihtiyacını bile duymayacaklardır. Aksine orada kendilerine hizmet edilecek. Adn cennetleri, sürekli kalınacak cennetler demektir. O cennetlerde bulunanlar, başka bir yere gitmek istemeyeceklerdir. Çünkü o cennetlerin mükemmelliği ve nimetlerinin kemali hatırlarına böyle bir şey getirmeyeceği gibi kendileri de oradan çıkmayacaklar ve çıkarılmayacaklardır. İşte bu da onların tam bir güven ve huzur içerisinde olacaklarına, Adn cennetlerinde kapılarının kapanmasını gerektirecek hiçbir şey bulunmayacağına delildir. 51. “Onlar orada” süslü tahtlara ve dayalı döşeli mekanlara “yaslanırlar ve (hizmetçilerinden) pek çok meyve ve içecek isterler.” Hizmetçilerine canlarının çektiği, gözlerinin zevk alacağı meyve ve içecek türünden her bir şeyi getirmelerini emrederler. Bu da oradaki nimetlerin, rahat ve huzurun kemaline, zevklerin en mükemmel şekilde olacağına delildir. 52. “Yanlarında” onlara eş olarak verilecek olan hûrilerden “bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş/eşlerinin bakışlarını üzerlerinde toplamış.” Hem kendileri sadece eşlerine bakar, hem de eşleri yalnız kendilerine bakar. Çünkü hepsi de çok güzeldir. Her biri diğerini sever, ondan başkasına göz dikmez. Kimse eşinin yerine bir başkasını istemez. Onun yerinde bir başkasının olmasını arzu etmez. Bunlar “yaşıt” ve gençlik yaşının en mutedili, en güzeli ve en tatlısı olan bir yaştadırlar 53. “İşte bu” ey takvâ sahipleri! Salih amellerinizin karşılığı olmak üzere “hesap günü için size vaat edilenlerdir.” 54. “İşte bu” nimet yurdunun sakinlerine ihsan ettiğimiz “bizim bitmez tükenmez rızkımızdır.” Ardı arkası kesilmez. Aksine o, bütün vakitlerde var olacak ve her an artıp duracaktır. Keremi sonsuz, çok şefkatli, pek merhametli son derece cömert, lütfu geniş, hiçbir kimseye muhtaç olmayan, her türlü hamde layık, Latif, Rahman, mutlak egemen, Celil, Cemil, pek lütufkar, göz kamaştırıcı ihsanların sahibi, nimetleri sayılamayacak, iyiliğinin bir kısmı dahi kuşatılamayacak kadar kesintisiz ve kapsamlı lütufların sahibi olan yüce Rab için bunlar, pek büyük şeyler değildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda isimleri anılan yüce şahsiyetlerin Allah katındaki mertebeleri ve bu mertebeye ulaşmalarında âhiret şuuru ve sorumluluğu taşımalarının rolüne dair bir hatırlatma yapıldıktan sonra burada da aynı sorumluluğu taşıyıp takva bilinciyle yaşayanlara, Allah’a saygısızlık ve itaatsizlikten sakınanlara âhirette kendilerini bekleyen mutlu hayattan söz edilmektedir. Gerek burada gerekse Kur’an’ın daha başka yerlerinde âhiret mutluluğunun maddî ve somut unsurlarla tasvir edilmesine, dünyevî zevkleri çağrıştıran ifadeler kullanılmasına bakarak bundan oradaki nimetlerinin mutlaka dünyadakilerin aynısı olacağı gibi bir sonuç çıkarmamak gerekir. Amaç insanın uhrevî mutluluğu tahayyül etmesini sağlamaktır. Orada dünyadakilere benzer veya onlardan farklı maddî nimetler olsa bile her şeyin onlardan ibaret olmadığı, asıl ve yüce mutluluk unsurlarının mânevî nimet ve lutuflarda olduğu çeşitli âyet ve hadislerden anlaşılmaktadır (meselâ bk. Tevbe 9/72; Yûnus 10/10, 25; Hicr 17/45-48; Buhârî, “Tevhîd”, 35; adn cennetleri hakkında bk. R‘ad 13/23).
Sâd Suresi 54. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz bu zikrettiğiz mükâfat, kıyamet gününde muttaki kullarımıza verdiğimiz rızkımızdandır. İşte onlara verilen bu rızık devamlıdır, hiç kesintiye uğramaz ve sona erip bitmez.