Diyanet İşlerien ayrışan
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.
Süleyman Ateş
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Şüphesiz biz İlyas'ı bu güzel mükâfatla mükâfatlandırdığımız gibi Rablerine iman edip güzel itaat edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
123- Şüphesiz İlyas da gönderilmiş peygamberlerdendir. 124- Hani o, kavmine:“(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. 125, 126- “O en güzel yaratanı, sizin de geçmiş atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (putuna) mı dua ediyorsunuz?” 127- Ama onlar onu yalanladılar. Bu sebeple onlar elbette (azabın ortasına) konacaklardır. 128- Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ. 129- Sonra gelenler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık 130- İlyas’a selâm olsun! 131- Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. 132- Gerçekten o, mümin kullarımızdandır.
123-126. Yüce Allah kulu ve rasûlü İlyas aleyhisselam’ı peygamberliğe ve risalete mazhar olup Yüce Allah’ın yoluna davet ettiğini belirterek övmektedir. Onun, kavmine takvâ yolunu tutmalarını, yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emrettiğini, Ba’l adındaki putlarına ibadet etmekten vazgeçmelerini, her şeyi yaratan Allah’a ibadet etmeye yönelmelerini emrettiğini belirtmektedir. Çünkü Yüce Allah, bütün varlıkları yaratmış, onları en güzel şekilde var etmiş, en güzel şekilde besleyip büyütmüş, görüp gözetmiştir. Gizli ve açık nimetleri onlara bol bol ihsan etmiştir. Sizler nasıl olur da bunları yaratan Rabbinize ibadeti bırakıp zarar veremeyen, fayda sağlayamayan, hiçbirşey yaratamayan, rızık veremeyen bir puta ibadete yönelirsiniz? Hatta yemeyen ve konuşamayan bir puta? Hiç şüphesiz bu sapıklığın, akılsızlığın ve azgınlığın en ileri şeklidir. 127. “Ama onlar” kendilerine yaptığı davet hususunda “onu yalanladılar” ona itaat etmediler, boyun eğmediler. Yüce Allah da onları tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Bu sebeple onlar elbette (azabın ortasına) konacaklardır.” Yani Kıyamet gününde azapta bir araya toplanacaklardır. Bu buyrukta onların dünyevi herhangi bir cezaları söz konusu edilmemektedir. 128. “Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ.” Yani Yüce Allah’ın kendilerine ihlâs ihsan edip kurtardığı ve peygamberlerine uymayı lütfettiği kimseler, azaba konmayacaklardır. Aksine Yüce Allah tarafından onlara pek büyük bir mükâfat verilecektir. 129-132. “Sonra gelenler arasında ona” İlyas’a güzel bir övgü “bıraktık. İlyas’a” Allah’tan ve kullarından “selam olsun! Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten o, mümin kullarımızdandır.” Yüce Allah, diğer peygamber kardeşlerinden övgü ile söz ettiği gibi ondan da övgü ile söz etmektedir. Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlyâs aleyhisselâm Ahd-i Atîk’te İlya ismiyle geçen peygamberdir (II. Tarihler, 21/12). Bu ismin, Yunanca ve Latince’deki Elias, Etiyopya dilinde Elyas şeklinde okunduğu, bu son okunuşunun Arapça’ya İlyâs şeklinde geçtiği belirtilir. Yahudi kaynaklarında İlyâs’ın milâttan önce IX. yüzyılda yaşadığı bildirilir. İsrail Kralı Ahab’ın, Sâmiriye’de Baal adlı sözde tanrı için bir mâbed yaptırmasına İlyâs karşı çıkmış, bâtıl inançlarla mücadele etmiştir. En‘âm sûresinde (6/85) onun adı on yedi peygamberle birlikte “sâlihlerden biri” olarak anılmaktadır.
Yahudi ve hıristiyan kültüründe İlyâs’ın ölmediği, bedeni ve ruhuyla semaya yükseltildiği kabul edilmektedir. Ahd-i Atîk’in sonunda (Malaki, 4/5-6) Tanrı’nın “dünyayı lânetle vurmaması için” İlya’nın (İlyâs) tekrar dünyaya gönderileceği bildirilmektedir. Bu sebeple yahudiler ve daha sonra hıristiyanlar, semaya çekilen İlyâs’ın tekrar dünyaya döneceğine inanmışlardır. Hz. Yahyâ’nın beklenen İlyâs olduğuna inananlar da olmuştur. Ahd-i Cedîd bu konuda Hz. Îsâ’dan farklı açıklamalar aktarmaktadır (meselâ bk. Matta, 11/ 14; krş. Luka, 1/17). İlyâs’ın halen hayatta olduğuna dair Kur’an’da ve hadislerde bilgi yoktur. İsrâiliyat türü rivayetlerde bu yönde açıklamalar bulunmakla birlikte âlimlerin çoğu İlyâs’ın öldüğü kanaatindedirler. Ayrıca bazı rivayetlerde onun İdrîs peygamberle aynı kişi olduğu ileri sürülmüşse de (meselâ bk. Buhârî, “Enbiyâ”, 4; Taberî, XXIII, 91), bunlar farklı zamanlarda yaşamış iki ayrı şahsiyettir.
130. âyette geçen İlyâsîn’le ilgili olarak “Âl-i Yâsîn” şeklindeki kıraat farkını da dikkate alan değişik açıklamalar yapılmıştır. Sonuncu okunuşu tercih eden İbn Âşûr, İlyâs’ın bir adının da Yâsîn olduğunu belirten görüşten hareketle Âli Yâsîn’in, “Yâsîn’in dinini kabul edip ona tâbi olan ve yardım edenler” anlamına geldiğini belirtir (XXIII, 170). Ancak bize göre İlyâsîn şeklindeki kıraatı tercih etmek, bununla da Hz. İlyâs’ın kastedildiğini düşünmek daha isabetli görünmektedir. Bu durumda İlyâs isminin sonundaki “în” eki, ismin aslından olmayıp âyetlerin sonundaki nazma uygun düşmesi için getirilmiştir (Hasan el-Mustafavî, I, 113 vd.; İlyâs hakkında bk. Ömer Faruk Harman, “İlyâs”, DİA, XXII, 160-162).
Baal, Başta Ken‘ânîler olmak üzere eski Yakındoğu topluluklarının çoğunda tanrı ismi olarak kullanılan bir kelimedir. Ken‘an ülkesinde bereket verme, yağmur yağdırma, verimli kılma fonksiyonlarına sahip bir tanrı olarak kabul ediliyordu. İsrâiloğulları, Yeşu isimli peygamberin ölümünden sonra Baal’e tapmaya başlamışlardı (Hâkimler, 2/11-13). İlyâs, Baal inancını ortadan kaldırarak gerçek tanrı olan Yahve inancını tekrar hâkim kılmak için mücadele vermiştir. Konumuz olan âyetlerle İlyâs’ın bu mücadelesine değiniliyor. Önceleri soyut bir tanrı olarak tasavvur edilen Baal’in, zamanla boğa şeklinde temsil edilip putlaştırıldığı bildirilmektedir.
Bu âyetlerde Hz. İlyâs’ın Baal inancına karşı çıkmasından söz edilmesinin asıl amacı, geçmişteki bütün peygamberlerin tevhid inancında birleştiklerini, bu inancı yerleştirmek ve devam ettirmek için çalıştıklarını ve bu sayede isimlerinin ebedîleştirildiğini hatırlatmaktır.