Önceki ayet· 21:106Sonraki ayet· 21:108

Enbiyâ Suresi 107. Ayet· 21:107

↗ Enbiyâ suresi
Mekki
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَةٗ لِّلۡعَٰلَمِينَ
Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik
Elmalılı Hamdi Yazır
(Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve biz seni ancak âlemlere bir merhamet/bir sevgi olman dışında bir şey için göndermedik.
Süleyman Ateş
(Ey Muhammed) Biz seni ancak alemlere rahmet için gönderdik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
And We have not sent you, [O Muhammad], except as a mercy to the worlds
Fransızca
Et Nous ne t'avons envoyé qu'en miséricorde pour l'univers
İspanyolca
No te he enviado [¡oh, Mujámmad!] sino como misericordia para todos los seres
Rusça
Мы отправили тебя только в качестве милости к мирам
Endonezce
Dan Kami tidak mengutus engkau (Muhammad) melainkan untuk (menjadi) rahmat bagi seluruh alam
Bengalce
আমি আপনাকে বিশ্ববাসীর জন্যে রহমত স্বরূপই প্রেরণ করেছি।
Çince
我派遣你,只为怜悯众世界。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Muhammed!- Seni insanların hidayetinde hırslı olman ve onları Allah'ın azabından kurtarman için bütün mahlukata rahmet olarak gönderdik.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
106- Gerçekten bunda (hakkıyla) kulluk eden bir topluluk için yeterli bir öğüt vardır. 107- Biz, seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. 108- De ki:“Bana, sizin ilahınız ancak bir tek ilâhtır, diye vahyolunuyor. Artık teslim/müslüman olacak mısınız?” 109- Eğer yüz çevirirlerse de ki:“Ben size eşit olarak bildirdim. Size vaat olunan (azap) yakın mıdır, uzak mıdır, orasını bilemem.” 110- Şüphe yok ki O, sözün açığa vurulanını da bilir, sizin gizlediklerinizi de bilir. 111- “Bilemiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizin için bir imtihan ve (dünyadan) bir süreye kadar faydalanmanız içindir.” 112- (Peygamber) dedi ki: “Rabbim (bizimle onlar arasında) hak ile hükmet. Sizin niteleyegeldiklerinize karşı yardımı dilecek olan, Rahman olan Rabbimizdir.” 106. Yüce Allah, Kitab-ı Azîzi Kuran-ı Kerim’i övmekte, onun her hususta tam anlamı ile yeterli olacağını, onsuz yapmanın da imkânsızlığını beyan etmekte ve şöyle buyurmaktadır:“Gerçekten bunda (hakkıyla) kulluk eden bir topluluk için yeterince öğüt vardır.” Rablerine ulaşmak, O’nun lütuf ve ihsan yurduna varmak için bu Kitap, onlara yeterlidir. O, onları en yüce emellerine, en üstün arzularına ulaştıracaktır. İnsanların en şereflileri olan abidlerin onun ötesinde bir gayeleri olamaz. Çünkü bu Kitap; Rablerini, isimlerini, sıfatlarını, fiillerini tanıtmanın teminatıdır. Doğru gaybî haberleri içerdiği gibi iman hakikatlerine, kat’i yakînî belgelere de davet eder. Bütün ilâhî emirleri ve yasakları açıkça bildirir, nefsin kusurlarını, amel yollarını ve dinin büyük küçük bütün hususlarında izlemeleri gereken yolları açıklar. Şeytanın yollarından sakındırır, insana hangi yollardan yaklaştığını beyan eder. Kur’an ile zengin olmayan kimseyi Allah, hiçbir şey ile zengin etmez. Kur’an ile yetinmeyen bir kimseye de hiçbir şey yeterli gelmez. 107. Daha sonra Yüce Allah, bu Kur’an-ı Kerim’i getiren Rasûlünden övgü ile söz ederek şöyle buyurmaktadır:“Biz seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.” O yüce peygamber, Allah’ın, kullarına hediye olarak gönderdiği bir rahmetidir. Ona iman edenler bu rahmeti kabul edip ona karşı şükürlerini ortaya koymuş ve bu rahmetin gereğini yerine getirmiş olurlar. Onların dışında kalanlar ise bu rahmeti inkar ederler, Allah’ın bu nimetine şükredecek yerde küfür/nankörlük ile karşılık verirler. Allah’ın rahmet ve nimetini istemezler. 108. Ey Muhammed! “De ki: Bana, sizin ilahınız ancak bir tek ilâhtır, diye vahyolunuyor.” O’ndan başka hiçbir kimse ibadete layık değildir. Bundan dolayı “Artık siz teslim/müslüman olacak mısınız?” Yani O’na ibadete yönelecek ve ulûhiyetine teslim olacak mısınız? Eğer bunu gereği gibi yapacak olurlarsa, bütün lütuflardan daha üstün olan bu nimeti onlara ihsan ettiğinden ötürü Rablerine hamd etsinler. 109. “Eğer” Rablerine ibadete yönelmekten “yüz çevirirlerse” başlarına gelecek türlü musibetlerden ve azaplardan onları sakındırarak “de ki: Ben size eşit olarak bildirdim.” Yani gelecek olan cezayı haber verdim. Bu konuda benim bilgim ile sizin bilginiz artık eşittir. O halde azap üzerinize indiği vakit:“Bize bir müjdeleyici ve bir korkutucu gelmedi”(el-Maide, 5/19) demeyin. Aksine şu anda benim bilgim ile sizin bilginiz bu hususta birbirine eşittir. Çünkü ben sizi uyardım, sakındırdım ve küfrün âkıbetini size bildirdim. Sizden hiçbir şey gizlemedim. “Size vaat olunan” o azab “yakın mıdır, uzak mıdır, orasını bilemem.” Çünkü onun bilgisi Allah nezdindedir ve o azabı getirmek, O’nun kudretindedir. Benim bu konuda hiçbir yetkim yoktur. [110. “Şüphe yok ki O, sözün açığa vurulanını da bilir, sizin gizlediklerinizi de bilir.” Şüphesiz Allah, açığa vurduğunuz sözleri de içinizde gizlediğiniz şeyleri de bilmektedir ve onlardan dolayı sizi hesaba çekecektir.] 111. “Bilemiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizin için bir imtihan ve (dünyadan) bir süreye kadar faydalanmanız içindir.” Belki sizin çabucak gelmesini istediğiniz o azabın ertelenmesi, sizin için bir şerdir. Zira bu, dünya hayatında bir süreye kadar faydalandıktan sonra göreceğiniz cezanın daha da büyük olmasına bir sebep olabilir. 112. “Dedi ki: Rabbim” bizim ile kâfirler topluluğu arasında “hak ile hükmet!” Yüce Allah da onun bu duasını kabul etti. Ahiretten önce dünyada aralarında hükmünü verdi. Bu, Yüce Allah’ın Bedir vakasında ve diğerlerinde kâfirleri cezalandırması ile gerçekleşti. “Sizin niteleyegeldiklerinize karşı yardımı dilenecek olan, Rahman olan Rabbimizdir.” Biz Rabbimiz, Rahman olan Allah’tan dileriz. Sizin söylediğiniz sözler olan:“Size galip geleceğiz ve dininiz yok olacaktır”, şeklindeki iddialarınıza karşı O’nun yardımını isteriz. Bu hususta biz kendimizi beğenen kimseler değiliz. Kendi gücümüze ve imkânlarımıza da güvenip dayanmayız. Biz bütün mahlukatın mukadderatını elinde tutan Rahman olan Allah’ın yardımını isteriz. Rahmeti ile kendisinden yardım istediğimiz hususu da kemâle erdireceğini ümit ederiz. Nitekim gerçekten O, böyle yaptı. Allah’a hamd-ü senâlar olsun. nbiya Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Muhammed bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber, dolayısıyla âlemlere rahmettir. Onun getirdiği Kur’an çağlar üstü, evrensel bir kitaptır; soy sop, ırk veya kültürel çevre farkı gözetmeksizin bütün insanlığa hitap etmekte, herkese doğru yolu göstermektedir; akıl ve sağduyuya hitap edip insanları birlik, beraberlik, kardeşlik, adalet, eşitlik ve yardımlaşmaya çağırmaktadır. Âlemlere rahmet olmasının bir sonucu olarak insanlara birbirlerini, hayvanları, bitkileri sevmeyi; ekolojik dengeyi korumayı tavsiye etmiştir. İnsanlara kurtuluş ve mutluluğa erme yollarını öğreten yine odur. Onun vasıtasıyla insanlar dünya ve âhiret hayatı bakımından birçok iyilik elde etme imkânı bulmuşlardır. O geldiği zaman insanlık onuru çiğneniyor, insanlar tanrı diye elleriyle yaptıkları putlara tapıyor, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Yüce Allah insanları bu bâtıl inançların kıskacından kurtarmak, onları düşüncede, inançta ve toplumsal hayatta özgürlüğe kavuşturmak amacıyla Hz. Peygamber’i göndermiştir. O getirdiği dinî ve ahlâkî prensipler sebebiyle insanlık için bir rahmet olmuştur. Nitekim kendisi de bir hadisinde, “Ben bir rahmet ve hidayet rehberiyim” buyurmuş (Dârimî, Sünen, “Mukaddime”, 3); müşriklere beddua etmesini teklif edenlere, “Ben lânetçi olarak değil, âlemlere rahmet olarak gönderildim” diye cevap vermiştir (Müslim, “Birr”, 87; Hz. Peygamber’in müminlere karşı şefkat ve merhameti hakkında bk. Âl-i İmrân 3/159; et-Tevbe 9/128).
Enbiyâ Suresi 107. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Muhammed!- Seni insanların hidayetinde hırslı olman ve onları Allah'ın azabından kurtarman için bütün mahlukata rahmet olarak gönderdik.