Önceki ayet· 37:175Sonraki ayet· 37:177

Sâffât Suresi 176. Ayet· 37:176

↗ Sâffât suresi
Mekki
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk
Azabımız gelsin diye acele mi ediyorlar?
Süleyman Ateş
Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
Then for Our punishment are they impatient
Fransızca
Quoi! est-ce Notre châtiment qu'ils cherchent à hâter
İspanyolca
¿Acaso quieren que se precipite Mi castigo
Rusça
Неужели они торопят мучения от Нас
Endonezce
Maka apakah mereka meminta agar azab Kami disegerakan
Bengalce
আমার আযাব কি তারা দ্রুত কামনা করে
Çince
难道他们要求我的刑罚早日实现吗?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu müşrikler Allah'ın azabının gelmesi için acele mi ediyorlar?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
167- Halbuki onlar (daha önce) şöyle diyorlardı: 168- “Eğer bizde de öncekilere verilen türden bir kitap olsa idi; 169- “Biz de elbette Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları olurduk.” 170- Fakat (kendilerine gelince) onu inkar ettiler. Ama yakında bilecekler! 171- Andolsun peygamber olarak gönderilen kullarımıza tarafımızdan şu söz verilmiştir: 172- Zafere erdirilecek olanlar kesinlikle onlardır. 173- Ve bizim ordumuz elbette galip gelecektir. 174- O halde bir vakte kadar onlardan yüz çevir. 175- Onları gözle, çünkü onlar da yakında göreceklerdir. 176- Onlar azabımızı mı acele istiyorlar? 177- O azap onların yurtlarına inince, uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur! 178- Artık bir zamana kadar onlardan yüz çevir! 179- (Onları) gözle, çünkü onlar da yakında göreceklerdir. 180- İzzetin sahibi olan senin Rabbin, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 181- Gönderilmiş peygamberlere selâm olsun. 182- Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamdolsun. 167-170. Yüce Allah, bu müşriklerin önceden açıkça temennide bulunarak: Öncekilere gelmiş bulunan zikir, öğüt ve kitaplar bize gelmiş olsa idi, biz de ihlâslı olarak Allah’a ibadet ederdik. Hatta gerçek anlamda ihlâsa erdirilmiş kimselerden olurduk, dediklerini haber vermektedir. Ancak bu hususta onlar yalan söylemektedirler. İşte onlara kitapların en faziletlisi gelmiş bulunuyor. Ama onlar onu inkâr ettiler. Böylelikle onların hakka karşı bile bile karşı çıkan kimseler oldukları da anlaşılmış olmaktadır. “Ama yakında” azap onları gelip bulduğunda “bilecekler!” 171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır. Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır. Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:“Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir. 176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır. 178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır. Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır: 180-181. “İzzetin sahibi” gerçek aziz, her şeyi emrine mahkum eden ve kendisini nitelendirdikleri her türlü kötülükten yüce olan “Rabbin, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. Gönderilmiş peygamberlere selâm olsun.” Çünkü onlar, günahlardan ve kusurlardan yana selâmettedirler. Ayrıca yeri ve gökleri yoktan var eden o yüce Zatı nitelendirmeleri de şirkten yana selâmettedir, uzaktır. 182. “Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamdolsun.” Yani bütün hamd türleri O’nundur. O, bütün alemleri kendisi ile görüp gözettiği, üzerlerine pek çok nimetleri ihsan ettiği, onlardan türlü musibetleri uzaklaştırdığı, bütün hareketlerinde, sükûnlarında ve her hallerinde işlerini çekip çevirdiği bütün fiillerinde, her türlü kâmil ve azametli sıfatlarında hamd, Yüce Allah’a aittir. Bunları yalnız O, gerçekleştirir. O bakımdan her türlü eksiklikten mukaddes ve münezzeh, bütün kemâl sıfatları dolayısı ile hamde layık olan, sevilen ve tazim olunan yalnız O’dur. O’nun peygamberleri de kusurlardan uzaktırlar. Hem onlara hem de bu hususta onlara uyanlara selam ve selamet Dünyada da âhirette de onlar esenliktedirler. O’nun düşmanları ise dünyada da âhirette de helâk ve yok olmaya mahkûmdurlar. Saffât Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Selâm olsun Muhammed’e! Bütün hayırlı işlerin nimeti ile tamamlandığı Yüce Allah’a da hamdolsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Başka birçok âyette de belirtildiği üzere Hz. Peygamber, zulümlerini, günah ve isyankârlıklarını devam ettiren putperestleri, ileride bütün bu tutum ve davranışlarının hesabını vereceklerini ve cezasını çekeceklerini bildirip uyardıkça onlar, “Şu dediklerin bir an önce gerçekleşse de görsek!” gibi alay yollu sözler ederlerdi. Burada şimdi cezanın çabuklaştırılmasını isteyenlerin, uyarılara aldırış etmeyenlerin, vakti geldiğinde “sabahlarının çok kötü olacağı” bildirilmektedir. Sabah kelimesine dayanarak, inkârcıların beklenen ceza ile sabah vaktinde karşılaşacakları söylenmişse de bu bağlamda “uykudan uyanma” anlamında bir mecaz olduğu, buna göre âyetin ilgili cümlesinin, “Uyarılmış olanların uyanmaları çok kötü olacaktır!” mânasına geldiği anlaşılmaktadır. Bir yoruma göre 175. âyet, inkârcıların dünyada uğrayacakları yenilgi ve sıkıntılarla, bir kelime eksiğiyle onun tekrarı olan 179. âyet ise âhirette uğrayacakları azapla ilgilidir (Şevkânî, IV, 476)
Sâffât Suresi 176. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu müşrikler Allah'ın azabının gelmesi için acele mi ediyorlar?