Önceki ayet· 36:69Sonraki ayet· 36:71

Yâsîn Suresi 70. Ayet· 36:70

↗ Yâsîn suresi
Mekki
لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّٗا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ
Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.
Yaşar Nuri Öztürk
Diri olanı uyarsın ve gerçeği örten nankörler/inkârcılar aleyhine söz hak olsun diye indirilmiştir.
Süleyman Ateş
(Bu Kur'an Muhammed'e vahyedilmiştir) Ki, diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azab) söz(ü) hak olsun.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
To warn whoever is alive and justify the word against the disbelievers
Fransızca
pour qu'il avertisse celui qui est vivant et que la Parole se réalise contre les mécréants
İspanyolca
una amonestación para quien tenga un corazón vivo, y también una evidencia contra los que se niegan a creer [en él]
Rusça
чтобы он предостерегал тех, кто жив, и чтобы сбылось Слово относительно неверующих
Endonezce
agar dia (Muhammad) memberi peringatan kepada orang-orang yang hidup (hatinya) dan agar pasti ketetapan (azab) terhadap orang-orang kafir
Bengalce
যাতে তিনি সতর্ক করেন জীবিতকে এবং যাতে কাফেরদের বিরুদ্ধে অভিযোগ প্রতিষ্ঠিত হয়।
Çince
以便他警告活人,以便不信道的人们当受刑罚的判决。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
(Kur'an) Kalbi diri olan ve basireti ile aydınlanan kimse için bir uyarıcıdır. Bundan ancak onlar istifade ederler. (Bu Kur'an) Üzerlerine indirilmesi ile hüccetin ikame edildiği ve kendilerine davetinin ulaştığı kâfirlere ise azabın hak olması için indirilmiştir ki, onların mazeret olarak sunacakları bir özrü bulunmasın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
69- Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona yakışmaz da. O, ancak bir zikir/öğüt ve apaçık/açıklayıcı bir Kur’ân’dır. 70- O, diri olan kimseleri uyarsın ve kâfirler aleyhine de (azap) sözü hak olsun diye (indirilmiştir). 69. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i müşriklerin kendisine yakıştırdıkları üzere bir şair ve getirdiği sözün de bir şiir olmasından tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:“Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona yakışmaz da.” Şairlik ona yakışmaz. Çünkü onun şair olması imkânsız bir şeydir. Zira o, doğru yoldadır, hidâyet üzeredir. Şairler ise azgın ve sapkın kimselerdir. Onlara uyanlar da öyledir. Böylece Yüce Allah, bu sapıkların Rasûlü ile ilgili olarak ileri sürdükleri ve dört elle sarıldıkları bütün şüpheleri ortadan kaldırmış, hepsini kökten kurutmuştur. Onun kesinlikle okuma yazma bilmediğini belirterek, ayrıca ona şiiri öğretmediğini, şiirin ona yakışmadığını da haber vermektedir. Çünkü “O, ancak bir zikir ve apaçık bir Kur’ân’dır.” Yani onun getirdikleri, ancak özlü akıl sahiplerinin dinî bütün ihtiyaçlarını görüp bilecekleri ve kendisi ile öğüt ve ibret alacakları bir zikir/öğüt/hatırlatmadır. Bu Kitap, bütün bu ihtiyaçları kapsar, hem de en mükemmel bir şekilde. Aynı zamanda o, akıllara Yüce Allah’ın fıtratlara yerleştirmiş olduğu güzel olan her bir şeyin yapmayı ve her çirkinden de kaçma gereğini de hatırlatır. “Ve apaçık/açıklayıcı bir Kur’ân’dır.” Açıklanması gereken her şeyi açıkça beyan eder. Hak olan her bir şeyi bütün tafsilî ile icmalî delilleri ile açıkladığını ifade etmek için de neyi açıkladığı ayrıca zikredilmemiştir. Batılın batıl olduğunu da ortaya koyar. İşte bu Kitabı Yüce Allah bu özelliği ile Rasûlüne indirmiş bulunmaktadır. 70. “O” kalbi “diri” ve uyanık “olan kimseleri uyarsın” İşte bu Kur’ân ile arınıp temizlenen, ilim ve amelleri Kur’ân dolayısı ile artan kimseler bunlardır. Kur’ân, böylelerinin kalbi için, temiz ve iyi toprak için yağmur neyse işte o etkiyi gösterir. “ve kâfirler aleyhine de (azap) sözü hak olsun diye.” Çünkü Allah’ın onlara karşı delili ortaya konulmuş ve kendilerinin ileri sürecek hiçbir mazeretleri kalmamıştır. Tutunabilecekleri asgari bir şüphe ve en küçük bir bahaneleri dahi kalmamıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’ın indiriliş amacının kısa ve öz bir ifadeyle ortaya konduğu bu âyette, iki temel sonuca değinilmektedir. Akıl nimetini gereğince değerlendirebilen ve iman ışığının gönlüne girmesini önlemek için özel bir çaba harcamayan yani basireti açık, ruhuyla, aklıyla, yüreğiyle diri olanlar bu mesajdan gerekli uyarıları alabilecekler; bağnaz biçimde inkârcılığa sarılanlar ise, –artık mazeretleri kalmayacağından– cezaya müstahak olacaklar, böylece şuurlu varlıkları yaratırken yüce Allah’ın belirlediği hüküm (cehennemi şeytana uyanlarla dolduracağına dair sözü) yerine gelmiş olacaktır (Taberî, XXIII, 27-28; İbn Atıyye, IV, 462; bu söz hakkında bk. 6. âyetin tefsiri). İlk cümlenin öznesi genellikle Kur’an olarak düşünülmüştür; özne açık isim olmadığı için bunu “Peygamber uyarsın diye” şeklinde anlamak da mümkündür. Ayrıca “uyarasın diye” anlamına gelen bir kıraat de vardır. Fakat her iki duruma göre ifadenin özünde bir değişiklik olmamaktadır (Zemahşerî, III, 292; Şevkânî, IV, 435).
Yâsîn Suresi 70. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
(Kur'an) Kalbi diri olan ve basireti ile aydınlanan kimse için bir uyarıcıdır. Bundan ancak onlar istifade ederler. (Bu Kur'an) Üzerlerine indirilmesi ile hüccetin ikame edildiği ve kendilerine davetinin ulaştığı kâfirlere ise azabın hak olması için indirilmiştir ki, onların mazeret olarak sunacakları bir özrü bulunmasın.