Önceki ayet· 33:73Sonraki ayet· 34:2

Sebe' Suresi 1. Ayet· 34:1

↗ Sebe' suresi
Mekki
ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ
Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her şeyden haberdardır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her şeyden haberdardır
Elmalılı Hamdi Yazır
Hamd, o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Hamt, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. Ölüm ötesi âlemde de hamt yalnız O'nadır. Hakîm'dir O, Habîr'dir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir; (her şeyi) haber alandır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
[All] praise is [due] to Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and to Him belongs [all] praise in the Hereafter. And He is the Wise, the Acquainted
Fransızca
Louange à Allah à qui appartient tout ce qui est dans les cieux et tout ce qui est sur la terre. Et louange à Lui dans l'au-delà. Et c'est Lui le Sage, le Parfaitement Connaisseur
İspanyolca
¡Alabado sea Dios, a Quien pertenece cuanto hay en los cielos y la Tierra! Suyas serán las alabanzas en la otra vida. Él es el Sabio, el que está bien informado
Rusça
Хвала Аллаху, Которому принадлежит то, что на небесах, и то, что на земле. Ему же надлежит хвала в Последней жизни. Он - Мудрый, Ведающий
Endonezce
Segala puji bagi Allah yang memiliki apa yang ada di langit dan apa yang ada di bumi dan segala puji di akhirat bagi Allah. Dan Dialah Yang Mahabijaksana, Mahateliti
Bengalce
সমস্ত প্রশংসা আল্লাহর, যিনি নভোমন্ডলে যা আছে এবং ভূমন্ডলে যা আছে সব কিছুর মালিক এবং তাঁরই প্রশংসা পরকালে। তিনি প্রজ্ঞাময়, সর্বজ্ঞ।
Çince
一切赞颂,全归安拉!天地万物,都是他的。后世的赞颂,只归于他。他是至睿的,是彻知的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Hamt; yaratma, sahip olma ve idare etme bakımından göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de övgü O'nadır. O, yaratmasında ve idare etmesinde çok hikmet sahibidir ve kullarının hallerinden hakkıyla haberdardır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Hamd, göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız kendisinin olan o Allah’a mahsustur. Âhirette de hamd yalnız O’na mahsustur. O, Hakîmdir, Habîrdir. 2- O, yere gireni de oradan çıkanı da gökten ineni de oraya yükseleni de bilir. O, Rahîmdir, Ğafûrdur. (Mekke’de inmiştir. 54 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Hamd, övgüye değer sıfatlar ve güzel fiiller sebebiyle övgüde bulunmak demektir. Hamd yalnız Yüce Allah’a mahsustur. O, bütün sıfatları dolayısı ile övülür. Zira bu sıfatlar, eksikliğin söz konusu olmadığı kemal sıfatlarıdır. Fiilleri dolayısıyla da övülür. Çünkü bu fiiller, lütuf ve adalet dairesinde döner durur. Lütfu sebebiyle O’na övgüler düzülür ve şükredilir, adaleti sebebi ile de övülür ve hikmeti itiraf edilir. O, burada kendi zatını övmektedir. Çünkü “göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız” O’nundur. Yani bütün bu varlıklar üzerinde hükümranlık O’na aittir. Hepsi, O’nun kullarıdır. O onlar üzerinde övülmeyi gerektirecek şekilde tasarrufta bulunmaktadır. “Âhirette de hamd yalnız O’na mahsustur.” Övgüsü ve yüceltilmesi, dünyada olduğundan çok daha ileri derecede ahirette açığa çıkacaktır. Yüce Allah, yaratılmışlar arasındaki hükmünü verince insanlar ve diğer bütün yaratılmışlar, O’nun verdiği hükmü, adaletinin mükemmelliğini, hükmündeki hikmetinin eşsizliğini görecekler ve bundan dolayı O’na övgüde bulunacaklardır. Hatta cehennem ile cezalandırılacak kimseler dahi kalpleri ile O’na övgüde bulunup boyun eğeceklerdir. Azaplarının, amellerinin bir neticesi olduğunu, O’nun cezalandırılmalarına dair hükmünün adaletli olduğunu kabul edeceklerdir. Nimet ve mükâfat yurdunda (cennette) onun hamdinin ortaya çıkışına gelince bu husustaki haberler sayılamayacak kadar çoktur ve bu konuda nakli ve aklî deliller birbiri ile uyum arzetmektedir. Cennetlikler cennette Yüce Allah’ın ardı arkası kesilmeyen nimetlerini, kesintisiz hayırlarını, bereketlerinin çokluğunu, bağışlarının uçsuz bucaksız olacağını göreceklerdir. Öyle ki cennet ehlinin kalbinde ne kadar temenni, ne kadar istek varsa her birisine, temenni edip istediklerinden çok daha fazlası verilecektir. Hatta temennilerinin ulaşamayacağı, kalplerinden geçmeyen pek çok hayırlara ereceklerdir. Böyle bir durumda Rablerine nasıl hamd edecekleri/övgüde bulunacakları tasavvur edilebilir mi? Cennette Allah’ı hakkı ile tanımaya engel teşkil eden arızi sebepler, O’nu sevmenin, O’ndan övgü ile söz etmenin önündeki engeller tamamen ortadan kalkmış olacaktır. Bu da cennet ehli tarafından her türlü nimetten daha çok sevilecek bir şey ve her bir zevkten daha lezzetlidir. Bundan dolayı cennet ehli Yüce Allah’ı görüp de kendilerine hitap edeceği vakit, O’nun sözünü işiteceklerinde, içinde bulundukları bütün nimetleri unuturlar. Cennette Allah’ı zikretmeleri, bütün vakitlerde tıpkı nefes alıp vermeleri gibi kesintisiz olur. Buna bir de O’na hamd-u senalarda bulunmalarını gerektirecek şekilde cennette her vakit Rablerinin azametini, celalini, cemalini, kemalinin genişliğininin ortaya çıkacağını ekleyecek olursak durumu varın siz düşünün. “O Hakîmdir.” Yani yönetiminde ve idaresinde, verdiği emir ve yasaklarında hikmeti sonsuz olandır. “Habîrdir.” Bütün işlerin gizliliklerini, saklı olan hallerini bilir, hepsinden haberdardır. Yüce Allah daha sonra ilminin genişliğini etraflı bir şekilde dile getirerek şöyle buyurmaktadır: 2. “O, yere” yağmur, tohum ve canlı kabilinden “gireni de oradan” çeşitli bitkilerden ve canlı türlerinden “çıkanı da gökten” hükümler, rızıklar ve kaderler kabilinden “ineni de oraya” melekler, ruhlar ve bunun dışındaki şeylerden “yükseleni de bilir.” Yüce Allah, yarattıklarını, onlardaki hikmetini ve bütün hallerini bildiğini söz konusu ettikten sonra da onlara olan mağfiret ve rahmetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O, Rahîmdir, Ğafûrdur.” Yani rahmet ve mağfiret O’nun sıfatıdır. Bunların tecellileri de kesintisiz olarak her zaman kulların üzerine bunları gerektiren amellerde bulunmalarına göre iner.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dilimizdeki “övme” ve “teşekkür etme” kelimeleriyle bir ölçüde kar­şılanabilen hamd, evrendeki bütün varlıkların yegâne yaratıcısı ve sahibi olan yüce Allah’a mahsustur (bu iki kelimeyle hamd arasındaki farklar için bk. Fâtiha 1/2). Burada âhirette de hamdin Allah’a mahsus olduğu belirtilerek dünya hayatındaki sınavın sona ermesinden sonra da, O’na hamd etmenin en büyük huzur kaynağı olmaya devam edeceğine ve orada müminlerin şükür anlamında hamdi de sürdüreceklerine işaret edilmiştir. Nitekim Kur’an’da müminlerin cennetteki hayatı tasvir edilirken, Allah’a hamd ifadesini dillerinden düşürmeyecekleri (A‘râf 7/43; Fâtır 35/34; Zümer 39/74) ve dualarını da hep “El-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn” şeklinde bitirecekleri (Yûnus 10/10) belirtilmiştir. Yine birçok âyetten, mahşer günü yapılacak değerlendirmede kişinin dünya hayatındaki davranışlarının esas alınacağı, ama oradaki nimetlerin sırf kulun kendi kazancı gibi düşünülmemesi ve Allah’ın lutfunun sonucu olarak görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır (Râzî’nin Kur’an’da “el-hamdü lillâh” diye başlayan beş sûre bulunmasından hareketle yaptığı bir yorum için bk. XXV, 238-239).
Sebe' Suresi 1. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Hamt; yaratma, sahip olma ve idare etme bakımından göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de övgü O'nadır. O, yaratmasında ve idare etmesinde çok hikmet sahibidir ve kullarının hallerinden hakkıyla haberdardır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.