Önceki ayet· 33:62Sonraki ayet· 33:64

Ahzâb Suresi 63. Ayet· 33:63

↗ Ahzâb suresi
Medeni
يَسۡـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır
Elmalılı Hamdi Yazır
İnsanlar sana kıyamet saaatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur."
Yaşar Nuri Öztürk
İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır!
Süleyman Ateşen ayrışan
İnsanlar sana O sa'atten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sa'at yakın olur?
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
People ask you concerning the Hour. Say," Knowledge of it is only with Allah. And what may make you perceive? Perhaps the Hour is near
Fransızca
Les gens t'interrogent au sujet de l'Heure. Dis: «Sa connaissance est exclusive à Allah». Qu'en sais-tu? Il se peut que l'Heure soit proche
İspanyolca
Te preguntan acerca de la Hora [del Juicio]. Diles: "Solo Dios tiene el conocimiento de cuándo será; no sé si la Hora esté cercana
Rusça
Люди спрашивают тебя о Часе. Скажи: «Знанием о нем обладает только Аллах». Откуда тебе знать, быть может, Час близок
Endonezce
Manusia bertanya kepadamu (Muhammad) tentang hari Kiamat. Katakanlah, "Ilmu tentang hari Kiamat itu hanya di sisi Allah." Dan tahukah engkau, boleh jadi hari Kiamat itu sudah dekat waktunya
Bengalce
লোকেরা আপনাকে কেয়ামত সম্পর্কে জিজ্ঞাসা করে। বলুন, এর জ্ঞান আল্লাহর কাছেই। আপনি কি করে জানবেন যে সম্ভবতঃ কেয়ামত নিকটেই।
Çince
众人问你复活时在什么时候?你说:“那只有安拉才知道。”什么使你知道它何时发生呢?复活时,或许是很近的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Müşrikler, sana inkâr ve yalanlama içinde kıyametin ne zaman kopacağını sormaktadırlar. Aynı şekilde Yahudiler de sormaktadır. Onlara de ki: "Kıyametin ne zaman kopacağı ile alakalı bilgi Allah katındadır. Onun ne zaman kopacağı bilgisi bende yoktur. Ey Resul! Nereden bileceksin? Belki de kıyamet çok yakındır."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
63- İnsanlar, sana kıyameti soruyorlar. De ki:“Onun ilmi ancak Allah’ın katındadır.” Ne biliyorsun, belki de kıyametin kopması yakındır! 64- Şüphesiz Allah, kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır. 65- Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Hiçbir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. 66- Yüzlerinin ateşte evirilip çevrileceği gün diyecekler ki:“Ah! Keşke, Allah’a da Rasûlüne de itaat etseydik.” 67- Yine diyecekler ki:“Rabbimiz, gerçekten biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar.” 68- “Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lanetle lanet et!” 63. Yani insanlar, sana çabuk gerçekleşmesini isteyerek Kıyametin ne zaman kopacağını, bazıları da onu yalanlamak maksadı ile ve onun gerçekleşeceğini haber vereni acze düşürme gayesi ile bu soruyu sorarlar. Sen de onlara “de ki: O’nun ilmi ancak Allah’ın katındadır.” Ne zaman kopacağını Allah’tan başkası bilmez. Benim de benden başkasının da bu hususta bir bilgisi yoktur. Bununla birlikte Kıyametin gerçekleşmesinin gecikeceğini zannetmesinler. “Ne biliyorsun, belki de kıyametin kopması yakındır.” Kıyametin kopuş vaktinin uzak ya da yakın olmasının herhangi bir sonucu ve bir faydası yoktur. Sonuç; hüsran ve kazanma, bedbahtlık ve bahtiyarlık, kulun azabı mı yoksa mükâfatı mı hak ettiği ile alâkalıdır. İşte ben, size bunu haber vereceğim ve bunları hak edenlerin niteliklerini belirteceğim. O nedenle devamla azabı hak edenlerin ve azabın kendisinin nitelendirildiğini görüyoruz. Çünkü sözü geçen nitelendirme, Kıyameti yalanlayan bu gibi kimselere tıpatıp uymaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 64. “Şüphesiz Allah kâfirlere” küfür alışageldikleri âdetleri olmuş kimselere ve Allah’ı, peygamberlerini, onların Allah’tan getirdiklerini inkâr yolunu seçenlere “lanet etmiş” dünyada da âhirette de onları rahmetinden uzaklaştırmıştır ki bu da ceza olarak yeter. “Ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.” Cesetlerinde alev alev yanacak ve tutuşturulmuş alevli bir ateş hazırlanmıştır. Azap onların tâ kalplerine kadar işleyecektir. 65. Bu, oldukça ağır azapta ebedi kalacaklar, ondan çıkıp uzaklaşamayacaklar ve bu azap üzerlerinden bir an dahi hafifletilmeyecektir. Orada istediklerini kendilerine verecek “hiçbir dost” ve azabı üzerlerinden uzaklaştıracak bir “yardımcı da bulamayacaklardır.” Aksine onlar, dostsuz ve yardımcısız kalacaklardır. Alevli ateş azabı, onları çepeçevre kuşatacak ve çok ileri derecede onlara sıkıntı verecektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 66. “Yüzlerinin ateşte evirilip çevrileceği gün” ateşin hararetinin tadacaklar ve bu işin ağır sıkıntısını duyacaklar, geçmişte yaptıklarını pişmanlık içinde anacaklar ve “diyecekler ki: Ah! Keşke, Allah’a da Rasûlüne de itaat etseydik” de bu azaptan kurtulmuş olsaydık. Biz de itaat edenler gibi pek büyük mükâfatı hak etmiş olsaydık. Ancak böyle bir temenninin zamanı geçmiş olacaktır. Bu temenninin onlara pişmanlık, üzüntü, keder ve acıdan başka bir faydası olmayacaktır. 67. “Yine diyecekler ki: “Rabbimiz, gerçekten biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik.” Sapıklıklarında onları taklit ettik. “Onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar.” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir:“O günde (her) zalim ellerini ısırıp: Keşke Peygamberle birlikte hak yolu tutmuş olsaydım, der. Eyvah bana keşke filanı dost edinmeseydim. Andolsun ki bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’ân’dan) o saptırdı.”(el-Furkan, 25/27-29) 68. Hem kendilerinin hem de büyük kabul ettikleri kimselerin cezayı hak ettiklerini öğrenecekleri vakit, kendilerini saptıranların daha çok azaba uğratıldıklarını bilerek rahatlamak istediklerinden şöyle diyeceklerdir:“Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lanetle lanet et.” Yüce Allah da şöyle buyuracaktır: Her biriniz için azaptan belli bir pay vardır. Hepiniz küfür ve masiyette ortaktınız. O bakımdan ceza görmekte de ortak olacaksınız. İşlediği günahların farklılığı oranında kiminizin cezası diğerinden farklı olsa da bu böyledir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kimi inanmadığı, kimi merak ettiği için, kimileri alay etmek maksadıyla, bazıları ise korktuğu ve hazır olmak istediği için devamlı kıyamet üzerine konuşurlar, birilerinden onun ne zaman kopacağını sorar dururlar. Hz. Peygamber de bu soruya defalarca muhatap olmuş, bazan kendi sözü (hadis) bazan da âyetlerle şu cevabı vermiştir: Kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini yalnız Allah bilir, bu bilgiyi bana dahi vermemiştir. Siz onu her zaman bekleyin ve imanınızla, güzel ahlâkınız ve davranışlarınızla ona hazır olun, inkârcılar ve zalimler de kıyametin vaktini merak edecek yerde orada kendilerini neyin beklediğini sorup öğrensinler!
Ahzâb Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Resul! Müşrikler, sana inkâr ve yalanlama içinde kıyametin ne zaman kopacağını sormaktadırlar. Aynı şekilde Yahudiler de sormaktadır. Onlara de ki: "Kıyametin ne zaman kopacağı ile alakalı bilgi Allah katındadır. Onun ne zaman kopacağı bilgisi bende yoktur. Ey Resul! Nereden bileceksin? Belki de kıyamet çok yakındır."