Önceki ayet· 33:61Sonraki ayet· 33:63

Ahzâb Suresi 62. Ayet· 33:62

↗ Ahzâb suresi
Medeni
سُنَّةَ ٱللَّهِ فِي ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلٗا
Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın bundan önce geçenler hakkındaki kanunu budur. Ve sen Allah'ın kanununu değiştirmeye asla çare bulamazsın.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bu, Allah'ın daha önce gelip geçmişlerde işleyen tavrı-tarzıdır. Allah'ın tavrında herhangi bir değişiklik asla bulamazsın.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah'ın önceden geçen(millet)ler arasında (uygulanan) yasası budur. (Peygamberlere karşı iki yüzlülük edenler öldürülürler). Allah'ın yasasını değiştirme(ğe imkan) bulamazsın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
[This is] the established way of Allah with those who passed on before; and you will not find in the way of Allah any change
Fransızca
Telle était la loi établie par Allah envers ceux qui ont vécu auparavant et tu ne trouveras pas de changement dans la loi d'Allah
İspanyolca
Tal ha sido el proceder de Dios con los que [pecaron de igual manera y] ya han desaparecido. ¡No hallarás cambio alguno en el proceder de Dios
Rusça
Таково было установление Аллаха для тех, которые жили прежде, и ты не найдешь изменения в установлении Аллаха
Endonezce
Sebagai sunnah Allah yang (berlaku juga) bagi orang-orang yang telah terdahulu sebelum(mu), dan engkau tidak akan mendapati perubahan pada sunah Allah
Bengalce
যারা পূর্বে অতীত হয়ে গেছে, তাদের ব্যাপারে এটাই ছিল আল্লাহর রীতি। আপনি আল্লাহর রীতিতে কখনও পরিবর্তন পাবেন না।
Çince
这是安拉对于古人的常道,你绝不能发现任何变更。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Nifaklarını izhar eden münafıklar hakkında Allah'ın devam edegelen kanunu budur. Allah'ın kanunu sabittir. O'nun kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle de cilbâblarını (başlarından aşağı) üzerlerine salsınlar. Bu, onların (hür ve iffetli olarak) tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir. 60- Eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medine’de yalan haber yayanlar (bu yaptıklarına) son vermezlerse andolsun seni (savaşmak üzere) onların üzerine göndeririz. Sonra orada seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler. 61- Lanete uğramışlar olarak (oradan sürülürler). Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve öldürülürler. 62- Daha önce geçenler hakkında Allah’ın sünneti/kanunu da budur. Sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. 59. Bu âyet, “hicab âyeti” diye adlandırılan âyettir. Yüce Allah peygamberine, genel olarak mü’minlerin hanımlarına bu hükmü emretmesini, bu arada bu husustaki emirler haklarında daha kesin olduğundan ve başkasına emir veren kimsenin, başkalarından önce bizzat kendi ailesinden başlaması gerektiğinden dolayı kendi hanımlarından ve kızlarından başlamasını emretmektedir. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Tutuşturucusu insanlarla taşlar olan o ateşten kendinizi ve ailelerinizi koruyun.”(et-Tahrîm, 66/6)“Cilbâblarını (başlarından aşağı) üzerlerine salsınlar.” Cilbab, elbise üstünden giyilen örtü, büyük baş örtüsü, tepeden tırnağa kadar örten elbise demektir. Yani sen onlara yüzlerini ve göğüslerini cilbablarının bir kısmı ile örtmelerini emret. Daha sonra Yüce Allah, bunun hikmetini şöylece söz konusu etmektedir:“Bu, onların (hür ve iffetli olarak) tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur.” Bu, örtüye bürünmemeleri halinde rahatsız edileceklerini göstermektedir. Çünkü örtünmeyecek olurlarsa bunların iffetli kadınlar olmadıkları zannedilebilir ve o nedenle kalbinde hastalık bulunan kimselerin bunlara sataşıp eziyet etmeleri ihtimal dahilindedir. Hatta onlar hakir görülebilir ve cariye oldukları bile zannedilebilir. Böylece kötülük yapmak isteyenler de onları hafife alabilir. İşte örtüye bürünmek, bu hususta onlara tamah besleyenlerin bu gibi umutlarını ortadan kaldırır. “Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Çünkü O, bundan önce aykırı davranışlarınızı bağışlamış, hükümleri açıklamakla, helâl ve haramı belirtmekle size merhamet buyurmuştur. Bu buyrukla kadınlar yönünden açılabilecek bir fitne kapısı kapatılmış olmaktadır. Kötülük ehli yönünden açılabilecek kapı da şu buyrukla onlara tehditte bulunularak kapatılmıştır. 60. “Eğer münafıklar, kalplerinde” şüphe yahut şehvet gibi bir “hastalık bulunanlar ve Medine’de yalan haber yayanlar” yani müminleri düşmanlar ile korkutup dehşete düşürmeye çalışan, onların çokluklarını, güçlüklerini müslümanların ise zayıf olduklarını dile getirenler “(bu yaptıklarına) son vermezlerse” Burada neye son vereceklerinin açıkça söz konusu edilmemesi, bu işi yapmaya kalkışanların hatırlarından geçirdikleri, akıllarına gelen her türlü vesvese, İslâm’a ve müslümanlara sövmeye kalkışma, müslümanlar arasında yalan haber yayıp güçlerini zayıflatma, mü’min hanımlara kötü maksatlarla dil uzatma, haklarında hayasızca konuşma vb. gibi bu tür kimselerden sadır olan türlü masiyetlerin tamamını kapsaması içindir. İşte böyleleri bu işlerinden vazgeçmeyecek olurlarsa; “andolsun seni (savaşmak üzere) onların üzerine göndeririz.” Onları cezalandırmanı, onlarla savaşmanı emreder, seni onlara başına musallat ederiz. Daha sonra da bunu yaptık mı onların sana karşı koyacak güçleri bulunmaz, kendilerini hiçbir şekilde koruyamazlar. O bakımdan şöyle buyurmaktadır:“Sonra orada seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler.” Yani sen, onları öldüreceğin yahut süreceğin için Medine’de sana ancak pek kısa bir süre komşuluk edebileceklerdir. Bu buyruk, müslümanlar arasında kalmaları halinde müslümanlara zarar verecek kötü kimselerin sürgüne gönderileceğine delildir. Çünkü böylesi, kötülüğün kökünü daha bir ortadan kaldırıcı ve kötü olanı daha bir uzaklaştırıcıdır. 61. Bulundukları yerden sürülürler, onlar hiçbir şekilde kendilerini güven altında hissetmezler. Rahat ve huzur bulamazlar. Öldürülmekten, hapsedilmekten yahut cezalandırılmaktan korkarlar. 62. “Daha önce geçenler hakkında Allah’ın sünneti/kanunu da budur.” Yani isyanı devam ettirenler, eziyet verme cesaretini göstererek bundan vazgeçmeyenler, ağır bir şekilde cezaya uğratılırlar. “Sen Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.” Aksine O’nun sünneti/kanunu, belli sonuçları gerektiren sebepler ile birlikte cereyan eder.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İslâm dini, farklı inanç sahipleriyle birlikte yaşamayı reddet­miyor. Farklı inanan ve yaşayanlar yapılan sözleşmeye ve ülkenin kanun-larına, kurallarına riayet ettikleri sürece genel kural olarak müslü­manların hak ve özgürlüklerinden yararlanarak yaşarlar ve gelişirler. Müslüman olmayan tebaa sözleşmeyi bozar, müslümanlara karşı düşmanlarla iş birliği yapar veya ülkenin kanunlarına, genel ahlâka ve kamu düzenine aykırı davranırlarsa önce uyarılırlar, sonra da –içinde sürgün ve ölümün de bulunduğu– çeşitli cezalara çarptırılırlar. Medine’de bulunan münafıklarla kalplerinde çürüklük bulunanlar; yani iman-inkâr arasında gidip gelenler, sûrenin başından beri örnekleri verilen çeşitli kötü fiilleri işlemişlerdi. Bunlar içinde halkın moralini bozmak için durmadan asılsız haber yayanlar, müslüman akıncıların harekâtı hakkında olumsuz yalan bilgiler verenler de vardı. Âyetler bunlara bir ders verme zamanının geldiğini bildiriyor ve gerekli uyarıyı yapıyor.
Ahzâb Suresi 62. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Nifaklarını izhar eden münafıklar hakkında Allah'ın devam edegelen kanunu budur. Allah'ın kanunu sabittir. O'nun kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın.