Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.
Süleyman Ateş
Bu böyledir, çünkü bir millet kendilerinde bulunan(güzel meziyet)i değiştirmedikçe Allah onlara verdiği ni'meti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.7%
İngilizce
That is because Allah would not change a favor which He had bestowed upon a people until they change what is within themselves. And indeed, Allah is Hearing and Knowing
Fransızca
C'est qu'en effet Allah ne modifie pas un bienfait dont Il a gratifié un peuple avant que celui-ci change ce qui est en lui-même. Et Allah est, Audient et Omniscient
İspanyolca
Dios no quita a ningún pueblo las gracias con las que lo ha bendecido, a menos que este se pervierta. Dios todo lo oye, todo lo sabe
Rusça
Это произошло потому, что Аллах не отменяет милость, которую Он оказал людям, пока они сами не изменяют того, что в их душах. Воистину, Аллах - Слышащий, Знающий
Endonezce
Yang demikian itu karena sesungguhnya Allah tidak akan mengubah suatu nikmat yang telah diberikan-Nya kepada suatu kaum, hingga kaum itu mengubah apa yang ada pada diri mereka sendiri. Sungguh, Allah Maha Mendengar, Maha Mengetahui
Bengalce
তার কারণ এই যে, আল্লাহ কখনও পরিবর্তন করেন না, সে সব নেয়ামত, যা তিনি কোন জাতিকে দান করেছিলেন, যতক্ষণ না সে জাতি নিজেই পরিবর্তিত করে দেয় নিজের জন্য নির্ধারিত বিষয়। বস্তুতঃ আল্লাহ শ্রবণকারী, মহাজ্ঞানী।
Bu şiddetli cezalandırma, Yüce Allah'ın bir kavme katından nimet verdiği zaman, kendi nefislerinde bulunan iman, istikamet ve nimetlere şükretmek gibi iyi hasletleri, Allah'ı inkâr etmek, O'na isyan edip nimetlerine nankörlük etmek gibi kötü hasletler ile değiştirmedikçe Allah'ın onlardan nimetleri çekip almaması sebebiyledir. Şüphesiz Allah Teâlâ, kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
53- Bunun sebebi şudur: Bir toplum, kendilerinde olan (iyi hali) değiştirmedikçe Allah onlara ihsan ettiği nimeti asla değiştirmez ve şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir. 54- Tıpkı Firavun hanedanı ile onlardan öncekilerin gidişi gibi. Onlar da Rablerinin âyetlerini yalanlamışlardı da Biz de günahları yüzünden onları helak etmiş, Firavun hanedanını da suda boğmuştuk. Hepsi de zalimdiler.
53. “Bunun” Yani Yüce Allah’ın yalanlayan ümmetlerin başına getirdiği azabın ve sahip bulundukları nimetleri sona erdirmesinin “sebebi”, onların işledikleri günahlar ve nefislerinde olanı değiştirmeleridir. Çünkü “Bir toplum, kendilerinde olan (iyi hali) değiştirmedikçe” itaati bırakıp masiyete yönelerek, Allah’ın nimetlerine şükür edecek yerde nankörlüğe yönelmedikçe “Allah onlara ihsan ettiği” dini ve dünyevi herhangi bir “nimeti asla değiştirmez.” Aksine onu devam ettirir, hatta O’na şükürlerini daha çok artıracak olurlarsa, O da onlar üzerindeki nimetini artırır. Ancak şükretmeyip nankörlük edecek olurlarsa o nimetleri onlardan alır ve onlar, kendilerindeki iyi hali değiştirdikleri gibi o da onlar üzerindeki nimetini değiştirir. Allah’ın bunu yapmaktaki hikmeti pek büyüktür ve O, bununla adaletinin gereğini yapmakta, kullarına da ihsanda bulunmaktadır. Çünkü onları ancak zulümleri kadarı ile cezalandırmaktadır. Ayrıca Yüce Allah, emrine muhalefet eden kullarına tattırdığı ibretlik cezalar aracılığıyla da kendi dostlarının kalplerini kendisine doğru yöneltir. “Ve şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.” İster sözünü açıkça söylesin, ister gizlice söylesin, kim ne konuşursa onun bütün konuştuklarını işitir. Ayrıca kalplerin içlerinde sakladıklarını, gönüllerin gizlediklerini de bilir. O, kulları üzerinde ilminin gereği olan ve meşietiyle yarattığı takdirleri gerçekleştirir.
54. “Tıpkı Firavun hanedanı ile” Firavun ve kavmi ile “onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar Rablerinin âyetlerini” kendilerine geldiği vakit “yalanlamışlardı da Biz de günahları yüzünden onları” herkesi işlediği günaha uygun olarak “helak etmiş, Firavun hanedanını da suda boğmuştuk. Hepsi de” yani helak edilip azaba uğratılanların tümü “zalimdiler.” kendilerine zulmeden ve kendi helaklari için çalışan kimselerdi. Yoksa Allah onlara zulmetmedi ve işlemedikleri bir günah sebebi ile de onlara azap etmedi. O halde bu buyruklara muhatap olan kimselerin de zulüm konusunda bunlara benzemekten sakınmaları gerekir. Çünkü aksi takdirde Allah, o yoldan çıkmış fasıklara indirdiği azabın bir benzerini onların da başına indirir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yukarıda geçen uygulama örneklerinden sonra burada genel bir kural, ilâhî bir âdet açıklanıyor: Allah’ın kullarına sayısız nimetleri vardır, bunları baştan vermesinin veya esirgemesinin de ilâhî adalet ilkesiyle çelişmeyen hikmet ve sebepleri mevcuttur. Ancak Allah verdiği bir nimeti durup dururken, nimete mazhar olan kulda bir değişiklik meydana gelmeden geri almaz, zıddı ile değiştirmez. Önce insanlar, Allah’ın hoşnut olmadığı bir şekilde değişirler, öz değerlerine yabancılaşırlar, ellerindeki nimetin şükrünü yerine getirmez, onu gerektiği yerde, gerektiği gibi kullanmazlar, şımarırlar, nimetlerin Allah’ın lutfu ile ilişkisini unutur, kerameti kendilerine mal ederler; güç, servet, ilim, iktidar gibi ilâhî nimetleri zulüm için kullanırlar... İşte böyle değişen ve bozulan insanların elinden nimet, onu veren Allah tarafından alınır ve yerine zıddı (felâket, mahrumiyet, sıkıntı) verilir.
Bu şiddetli cezalandırma, Yüce Allah'ın bir kavme katından nimet verdiği zaman, kendi nefislerinde bulunan iman, istikamet ve nimetlere şükretmek gibi iyi hasletleri, Allah'ı inkâr etmek, O'na isyan edip nimetlerine nankörlük etmek gibi kötü hasletler ile değiştirmedikçe Allah'ın onlardan nimetleri çekip almaması sebebiyledir. Şüphesiz Allah Teâlâ, kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.