Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Süleyman Ateş
Allah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
And [remember, O Muhammad], when you said to the one on whom Allah bestowed favor and you bestowed favor, "Keep your wife and fear Allah," while you concealed within yourself that which Allah is to disclose. And you feared the people, while Allah has more right that you fear Him. So when Zayd had no longer any need for her, We married her to you in order that there not be upon the believers any discomfort concerning the wives of their adopted sons when they no longer have need of them. And ever is the command of Allah accomplished
Fransızca
Quand tu disais à celui qu'Allah avait comblé de bienfait, tout comme toi-même l'avais comblé: «Garde pour toi ton épouse et crains Allah», et tu cachais en ton âme ce qu'Allah allait rendre public. Tu craignais les gens, et c'est Allah qui est plus digne de ta crainte. Puis quand Zayd eut cessé toute relation avec elle, Nous te la fîmes épouser, afin qu'il n'y ait aucun empêchement pour les croyants d'épouser les femmes de leurs fils adoptifs, quand ceux-ci cessent toute relation avec elles. Le commandement d'Allah doit être exécuté
İspanyolca
Recuerda [¡oh, Mujámmad!] cuando dijiste [a Zaid Ibn Háriza] a quien Dios había agraciado [con el Islam] y tú habías favorecido [liberándolo de la esclavitud]: "Conserva a tu esposa y teme a Dios"; intentaste ocultar lo que Dios haría manifiesto porque temiste lo que diría la gente, pero Dios es más digno de ser temido. Cuando Zaid termine con el vínculo conyugal, te la concederé en matrimonio para que los creyentes [sepan que] no hay ningún impedimento en casarse con las exesposas de sus hijos adoptivos, si es que estos deciden divorciarse de ellas. Era un asunto decidido
Rusça
Вот ты сказал тому, кому Аллах оказал милость и кому ты сам оказал милость (Зейду, сыну Харисы): «Удержи свою жену при себе и побойся Аллаха». Ты скрыл в своей душе то, что Аллах сделает явным, и ты опасался людей, хотя Аллах больше заслуживает того, чтобы ты опасался Его. Когда же Зейд удовлетворил с ней свое желание (вступил с ней в половую близость или развелся с ней), Мы женили тебя на ней, чтобы верующие не испытывали никакого стеснения в отношении жен своих приемных сыновей после того, как те удовлетворят с ними свое желание. Веление Аллаха обязательно исполняется
Endonezce
Dan (ingatlah), ketika engkau (Muhammad) berkata kepada orang yang telah diberi nikmat oleh Allah dan engkau (juga) telah memberi nikmat kepadanya, "Pertahankanlah terus istrimu dan bertakwalah kepada Allah," sedang engkau menyembunyikan di dalam hatimu apa yang akan ditampakkan oleh Allah, dan engkau takut kepada manusia, padahal Allah lebih berhak engkau takuti. Maka ketika Zaid telah mengakhiri keperluan terhadap istrinya (menceraikannya), Kami nikahkan engkau dengan dia (Zainab)682) agar tidak ada keberatan bagi orang mukmin untuk (menikahi) istri-istri anak-anak angkat mereka, apabila anak-anak angkat itu telah menyelesaikan keperluannya terhadap istrinya. Dan ketetapan Allah itu pasti terjadi
Bengalce
আল্লাহ যাকে অনুগ্রহ করেছেন; আপনিও যাকে অনুগ্রহ করেছেন; তাকে যখন আপনি বলেছিলেন, তোমার স্ত্রীকে তোমার কাছেই থাকতে দাও এবং আল্লাহকে ভয় কর। আপনি অন্তরে এমন বিষয় গোপন করছিলেন, যা আল্লাহ পাক প্রকাশ করে দেবেন আপনি লোকনিন্দার ভয় করেছিলেন অথচ আল্লাহকেই অধিক ভয় করা উচিত। অতঃপর যায়েদ যখন যয়নবের সাথে সম্পর্ক ছিন্ন করল, তখন আমি তাকে আপনার সাথে বিবাহবন্ধনে আবদ্ধ করলাম যাতে মুমিনদের পোষ্যপুত্ররা তাদের স্ত্রীর সাথে সম্পর্ক ছিন্ন করলে সেসব স্ত্রীকে বিবাহ করার ব্যাপারে মুমিনদের কোন অসুবিধা না থাকে। আল্লাহর নির্দেশ কার্যে পরিণত হয়েই থাকে।
Ey Resul! Allah'ın kendisine İslam nimeti ile nimet verdiği, senin de azat edip özgürlüğüne kavuşturarak kendisine iyilikte bulunduğun kimse -ki o; Zeyd b. Hârise -radıyallahu anhumâ-'dır- eşi Zeyneb binti Cahş'ı boşaması hususunda sana danışmak için geldiğinde sen, ona emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan kork ve eşini yanında tut, onu boşama! diyor ve içindekini gizliyordun. Ey Resul! Allah, senin insanlardan gizleyip içinde tuttuğun Zeyd'in onu boşama işini ve sonra da senin onunla evlenmeni ortaya çıkaracaktır. Bu hususta asıl korkulmaya layık olan Allah'tır. Zeyd'in nefsi huzura erip de Zeyneb'i boşayıp ondan uzaklaşınca seni Zeynep ile evlendirdik ki, böylece evlatlık edinilmiş olan oğullarının boşadığı hanımları ile iddet müddetlerini bitirdikten sonra evlenmek Mümin erkeklere günah olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. O'nun emrinin yerine getirilmesine bir engel yoktur. Bunu O'ndan (Allah'tan) başkası engelleyemez.
37- Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd’e): “Hanımını nikâhında tut ve Allah’tan kork!” diyordun. Allah’ın açığa çıkaracağı bir hususu içinde gizliyordun ve Allah’tan çekinmen daha uygun olduğu halde insanlardan çekiniyordun. Nihayet Zeyd, o kadınla bağını koparınca biz onu sana nikahladık ki böylelikle mü’minlere evlâtlıklarının eşleri ile -onlarla bağlarını kopardıkları takdirde- evlenme hususunda bir vebal olma(dığı anlaşıl)sın. Allah’ın emri elbette yerini bulur.
37. Bu âyetlerin nüzul sebebi şu idi:[7] Yüce Allah, bütün mü’minler için geçerli umumi olan şu hükmü teşrî buyurmayı murad etmişti: Evlat edinilenler, hiçbir açıdan gerçek evlâtlar hükmünde değildir. O nedenle onların boşadığı hanımları onları evlât edinmiş kimselerin nikâhlamalarında bir sakınca yoktur. Ancak bu konuda yalnızca büyük bir olayla değiştirilebilecek türden köklü bir âdetti. O bakımdan Allah, bu şer’î hükmün hem Rasûlünün bir sözü, hem de bir fiilî uygulaması ile ortaya çıkmasını istemişti. Allah da bir işin gerçekleşmesini murad etti mi, ona dair bir sebep takdir eder. Zeyd b. Harise, “Zeyd b. Muhammed/Muhammed oğlu Zeyd” diye anılıyordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu evlât edinmişti ve o, Yüce Allah’ın:“Evlatlıkları babalarına nispet ederek çağırın”(el-Ahzab, 33/ 5) buyruğu ininceye kadar bu şekilde çağrılıyordu. Bu buyruktan sonra ona Zeyd b. Harise denilir oldu. Nikahı altında da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in halasının kızı Zeynep bint Cahş vardı. Allah Rasûlünün kalbinden de Zeyd onu boşayacak olursa onunla evlenme niyeti geçivermişti. Yüce Allah'ın takdiri ile Zeynep ve Zeyd arasında, Zeyd’in Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek ondan boşanmak üzere izin istemesini gerektirecek birtakım olaylar meydana gelmişti. İşte bu hususta Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Hani sen Allah’ın kendisine” İslâm ile “nimet verdiği senin de kendisine” kölelikten azat etmek, doğruya iletmek, boşanma hususunda sana danışmak üzere geldiği vakit ona nasihat etmek, onun maslahatını haber vermek, onun maslahatını kalbinde yer eden kendi arzundan önde tutmak suretiyle “senin de iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd’e): Hanımını nikahında tut” ondan ayrılma, ondan karşılaştığın şeylere karşı sabret, genel olarak bütün işlerinde özel olarak da hanımın konusunda “Allah’tan kork, diyordun.” Çünkü takvâ, sabrı teşvik eder ve sabırlı olmayı sağlar. “Allah’ın açığa çıkaracağı bir hususu içinde gizliyordun” Peygamber’in gizlediği şey, Zeyd onu boşayacak olsa kendisinin onunla evleneceği idi. “ve Allah’tan çekinmen daha uygun olduğu halde” çünkü ondan korkup çekinmek, her türlü hayrı beraberinde getirir, her türlü kötülükten de alıkoyar, “insanlardan çekiniyordun.” İçindeki bu duyguyu açığa çıkarmak hususunda insanların tepkisinden çekiniyordu. “Nihayet Zeyd, o kadınla bağını koparınca” yani kendi isteği ve gönül hoşluğu ile ondan yüz çevirip onu boşayınca “Biz onu sana nikahladık.” Bunu da pek büyük bir fayda ve amaç için yaptık ki o da şudur: “mü’minlere evlâtlıklarının eşleri ile -onlarla bağlarını kopardıkları takdirde- evlenme hususunda bir vebal olma(dığı anlaşıl)sın.” Çünkü onlar, senin daha önceden sana evlât olarak nispet edilen Zeyd b. Harise’nin önceki hanımı ile evlenmiş olduğunu bizzat gördüler. Yüce Allah’ın:“böylelikle mü’minlere evlâtlıklarının eşleri ile evlenme hususunda bir vebal olma(dığı anlaşıl)sın” buyruğu bütün hallerde geçerli umumi bir buyruktur. Bu hallere ise caiz olmayan bir husus da dahildir ki o da onlarla ilişkilerinin bitmesinden önce durumdur. O bakımdan Yüce Allah:“-onlarla bağlarını kopardıkları takdirde-” kaydını zikretmiştir. “Allah’ın emri elbette yerini bulur.” Mutlaka gerçekleşir. Hiç kimse ona engel olamaz, onun önünde duramaz. Bu kıssayı ihtiva eden bu âyet-i kerimelerde faydalı birtakım hususlar vardır. Bunların bazılarını şöylece sıralayabiliriz: 1. Zeyd b. Harise’den övgü ile söz edilmektedir. Bu da iki şekilde gerçekleşmektedir: a. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de onu ismen zikretmiştir ki Kur’ân-ı Kerîm’de ondan başka ismi ile zikredilen bir sahabi yoktur. b. Yüce Allah, iman ve islam nimetini ihsan ederek kendisinin ona nimet buyurmuş olduğunu haber vermiştir. Bu da onun, zahiri ve batını ile müslüman ve mü’min olduğuna dair Yüce Allah'tan bir tanıklıktır. Aksi takdirde böyle bir nimetin -hususi bir nimetin kastedilmiş olması müstesna- özellikle ona tahsis edilmesinin bir anlamı olmaz. 2. Azat edilen kimse, azat edenin iyiliği içindedir. 3. Açıkça ifade edildiği gibi evlâtlığın evlenip de boşamış olduğu hanımı ile evlenmek caizdir. 4. Fiilen öğretmek sözlü olarak öğretmekten daha etkilidir. Hele de fiile söz de eklenecek olursa bu, çok daha etkili olur. 5. Kulun kalbinde hanımından, cariyesinden ve mahremlerinden başkasına karşı sakladığı sevgi, eğer beraberinde bir sakıncayı getirmiyor ise kul, bundan dolayı günah kazanmaz. İsterse eğer olur da kocası o hanımı boşayacak olursa onunla evlenme temennisinde bulunsun. Ancak onların birbirlerinden ayrılmalarına çalışmaması yahut herhangi bir şekilde buna sebep olmaması gerekir. Çünkü Yüce Allah, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in içinde böyle bir duyguyu gizlemiş olduğunu haber vermekte [bununla birlikte Zeyd’e hanımını yanında tutmasını da emrettiğini belirtmektedir.] 6. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem en açık şekilde tebliğde bulunmuştur. Allah, kendisine neyi vahyetmiş ise mutlaka onu eksiksiz tebliğ etmiştir. Hatta kendisinin bir anlamda azarlandığı bu hususu dahi. Bu da onun, Allah'ın Rasulü olduğuna, ancak kendisine vahyedilenleri bildirdiğine ve herhangi bir şekilde kendisini yüceltmek istemediğine delilidir. 7. Kendisine danışılan kimse, güvenilen biri demektir. O bakımdan böyle bir kimsenin, herhangi bir hususta kendisi ile istişare edilecek olursa danışan kimse için en uygun olduğunu bildiği hususu ona görüş olarak belirtmesi gerekir. Kendisi ile danışılan kişi, kendisi ile danışanın menfaatini kendi arzu ve maksadından önde tutmalı ve kendi nefsine herhangi bir pay ayırmamalıdır. 8. Hanımından ayrılmak hususunda birine danışan kimseye karşı verilecek en uygun görüş, durumun el verdiğince ve mümkün olduğunca onu nikahı altında tutmasıdır. Çünkü bu, ayrılıktan daha iyidir. 9. Kul, insanlardan korkmaktansa Allah’tan korkmaya öncelik vermeli, daha bir özen göstermelidir. Allah’tan korkmak, daha uygundur ve daha önce gelir. 10. Bu kıssadan müminlerin annesi Zeynep radıyallahu anha’nın fazileti de anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah, talip olmaya ve şahitlere gerek olmaksızın onu Rasûlü ile bizzat evlendirmiştir. Bu bakımdan o da Allah Rasûlünün diğer hanımlarına karşı:“Sizleri aileleriniz evlendirdi, beni ise yedi göğün üzerinden Allah evlendirdi”[8], diyerek övünürdü. 11. Kadının kocası varsa başkası ile nikâhlanması caiz değildir, bu durumda onu nikahlamak için veya bunu bir şekilde sağlamak için çalışmak da caiz değildir. Tâ ki kocasının onunla hiçbir ilişkisi kalmayıncaya kadar. İddeti bitmedikçe de önceki kocasının onunla ilişkisi kesilmez. Çünkü iddeti bitmedikçe kadın, kocasının himayesi ve kısmen de olsa nikâh hakkı altındadır. Yani ondan ilişkisini tamamen kesmemiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bazı tefsir kitaplarında Hz. Peygamber’in Zeyneb’le evlenmesi konusunda akla hayale gelmedik rivayetler nakledilmiştir. (bk. Zemahşerî, III, 427). İbn Kesîr ve İbnü’l-Arabî bu rivayetleri hatırlattıktan sonra çok önemli tenkitler yapmışlar, sened ve metin yönlerinden bu rivayetlerin sahih olmasının mümkün olmadığını belirtmişler, günümüz ilim yolcuları için de geçerli bulunan uyarılarda bulunmuşlardır (İbn Kesîr, VI, 420; İbnü’l-Arabî, III, 1542 vd.). Kur’an metnine, sahih rivayetlere ve genel ilkelere göre tesbit edildiğinde olayın gerçek öyküsü şöyledir: Zeyneb Hz. Peygamber’le evlenmeyi arzu ediyordu, mehir bile istemeksizin onun eşi olmayı teklif etmişti. Yakın akraba oldukları için örtünme emri gelmeden önce Peygamberimiz Zeyneb’i sık sık görüyor ve onu yakından tanıyordu, çekici bir kadın olmasına rağmen bu teklifi kabul etmedi. Aradan zaman geçmiş, yukarıda sözü edilen sosyal değişimin perçinlenmesine sıra gelmişti. Bu uygulama için uygun bir örnek olarak Zeyneb, pek de istekli olmamakla beraber, Resûlullah’ın tebliğ ettiği emre uydu, köle olarak Hz. Peygamber’e verildiği halde onun ve Allah’ın müstesna lutuflarına mazhar olan Zeyd ile evlendi. Bu evlilik bir yıldan biraz fazla sürdü. Sosyal değerler ve örfe dayalı duygular kısa zamanda değişmediği için Zeyneb kocasını küçük görüyor, ona karşı sert ve kırıcı davranıyordu. Zeyd’in de aklından onu boşamak geçiyor, fakat kendilerini Peygamber evlendirdiği için bunu yapamıyordu. Çok geçmeden Zeyd, boşama niyetini açmak üzere Hz. Peygamber’e geldi, Zeyneb’den şikâyette bulundu, boşamak istediğini açıkladı. Hz. Peygamber, âyette işaret edilen şahsî duygusuna göre değil, genel, objektif hukuk ve ahlâk kurallarına göre davranarak, bu arada halkın, özellikle münafıkların, “evlâtlığın boşadığı eş ile evlenme” konusunu kötüye kullanıp dedikodu yapmalarından da çekinerek Zeyd’e, eşini boşamamasını tavsiye etti. Buna rağmen Zeyd eşini boşadı. Dul kalan Zeyneb, önemli bir inkılâbın yerleşmesinde fedakârca rol aldığı için ödüllendirilmeyi hak etmişti. Allah ona dünyada bu ödülü, peygamber eşi olma şerefine nâil kılarak vermeyi murat etti. Muradını Peygamber’ine bildirdi, o da isteneni yerine getirdi.
Âyetteki “Allah’ın ileride açıklayacağı bir şeyi gizliyordun” cümlesi bir kınama değil vâkıanın ifadesidir. “Kendisinden çekinme hususunda Allah’ın önceliği bulunduğu halde sen halktan çekiniyordun” cümlesi de iki mânaya gelebilir: 1. “Sen Allah’tan çok halktan çekiniyorsun”; 2. “Kendisinden çekinilecek olan Allah’tır; O evlenmeni emrettiğine göre halk istediğini söylesin, onlardan çekinmene gerek yoktur.” Birinci mâna Hz. Peygamber için söz konusu olamaz; çünkü o bütün yapıp ettikleriyle yalnız Allah’tan korktuğunu ve O’na itaat ettiğini ispat etmiştir. İslâm’a inansın inanmasın hiçbir kimse onun, halkı memnun etmek için Hakk’ın emrine aykırı davrandığını söyleyemez. Geriye muteber ve tutarlı mâna olarak ikincisi kalmaktadır. Zaten sûrenin başında, hem Hz. Peygamber hem de müminler, münafıkların yapacakları dedikodular ve çevirecekleri dolaplar karşısında uyarılmışlar, bunlara hazırlanmışlardı. Yukarıdaki cümle de aynı mahiyette bir uyarı hatta teselliden ibarettir.
Muteber kaynaklarda geçen bir rivayete göre Hz. Peygamber’in hayatında onun en yakınında olmuş kimseler (Hz. Aişe, Enes b. Mâlik), konumuz olan 37. âyeti kastederek, “Resûlullah (s.a.v.) Kur’an’dan bir şeyi (insanlardan) saklasa, gizleseydi bu âyeti gizlerdi” demişlerdir (Buhârî, “Tevhid”, 22; Müslim, “İman” 288; Müsned, VI, 241, 266). Çünkü âyet, Resûl-i Ekrem’in âyetin gelişine kadar içinde sakladığı doğal ve insanî bir duygusunu açığa vuruyordu. Buna rağmen o, peygamber olmasının gereği olarak, bütün âyetler gibi bu âyeti de insanlara açıklamakta en küçük bir tereddüt göstermemiştir.
Ey Resul! Allah'ın kendisine İslam nimeti ile nimet verdiği, senin de azat edip özgürlüğüne kavuşturarak kendisine iyilikte bulunduğun kimse -ki o; Zeyd b. Hârise -radıyallahu anhumâ-'dır- eşi Zeyneb binti Cahş'ı boşaması hususunda sana danışmak için geldiğinde sen, ona emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan kork ve eşini yanında tut, onu boşama! diyor ve içindekini gizliyordun. Ey Resul! Allah, senin insanlardan gizleyip içinde tuttuğun Zeyd'in onu boşama işini ve sonra da senin onunla evlenmeni ortaya çıkaracaktır. Bu hususta asıl korkulmaya layık olan Allah'tır. Zeyd'in nefsi huzura erip de Zeyneb'i boşayıp ondan uzaklaşınca seni Zeynep ile evlendirdik ki, böylece evlatlık edinilmiş olan oğullarının boşadığı hanımları ile iddet müddetlerini bitirdikten sonra evlenmek Mümin erkeklere günah olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. O'nun emrinin yerine getirilmesine bir engel yoktur. Bunu O'ndan (Allah'tan) başkası engelleyemez.