İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur, inanmışsanız onlardan korkmayın, Benden korkun
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur, inanmışsanız onlardan korkmayın, Benden korkun
Elmalılı Hamdi Yazır
(Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte size şeytan. O yalnız kendi dostlarını korkutur. Eğer inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun.
Süleyman Ateş
O şeytan sizi kendi dostlarından korkutuyor, eğer inanmış iseniz, onlardan korkmayın, benden korkun!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
That is only Satan who frightens [you] of his supporters. So fear them not, but fear Me, if you are [indeed] believers
Fransızca
C'est le Diable qui vous fait peur de ses adhérents. N'ayez donc pas peur d'eux. Mais ayez peur de Moi, si vous êtes croyants
İspanyolca
Así [es la estrategia del] demonio, que intenta atemorizar a quienes lo siguen. Pero no le teman a él, sino que témanme a Mí, si son verdaderamente creyentes
Rusça
Это всего лишь дьявол пугает вас своими помощниками. Не бойтесь их, а бойтесь Меня, если вы являетесь верующими
Endonezce
Sesungguhnya mereka hanyalah setan yang menakut-nakuti (kamu) dengan teman-teman setianya, karena itu janganlah kamu takut kepada mereka, tetapi takutlah kepada-Ku, jika kamu orang-orang beriman
Bengalce
এরা যে রয়েছে, এরাই হলে শয়তান, এরা নিজেদের বন্ধুদের ব্যাপারে ভীতি প্রদর্শন করে। সুতরাং তোমরা তাদের ভয় করো না। আর তোমরা যদি ঈমানদার হয়ে থাক, তবে আমাকে ভয় কর।
Ne var ki sizi korkutan ancak şeytandır. Yardımcıları ve avanesi ile sizi korkutur. Kesinlikle onlardan korkmayın. Şüphesiz ki onlar ne güç, ne de kuvvet sahibidir. Eğer gerçekten Müminler iseniz itaatine bağlı kalarak yalnızca Allah'tan korkun.
172- Yara aldıktan sonra yine Allah’ın ve Rasûlünün çağrısına koşanlar var ya onlardan iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir mükâfat vardır. 173- Onlar öyle kimselerdir ki insanlar kendilerine:“İnsanlar size karşı bir ordu hazırladılar. O halde onlardan korkun” dediler de bu, onların imanlarını artırdı ve:“Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” dediler. 174- Sonra da kendilerine hiçbir zarar dokunmaksızın Allah’tan bir nimet ve lütuf ile döndüler. Allah’ın rızasına da uydular. Allah pek büyük lütuf sahibidir. 175- Bu, ancak şeytandır. O, kendi dostlarını korkutur. O halde eğer mü’minseniz onlardan korkmayın, Benden korkun.
172-173. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Uhud’dan Medine’ye döndüğünde Ebu Süfyan ve onunla beraber bulunan müşriklerin Medine’ye saldırmak istediklerini işitmiş ve ashâbını tekrar Medine’nin dışına sefere çıkmaya çağırmıştı. Onlar da Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyarak ve onlara itaat ederek yaralarına rağmen çıktılar ve Hamrau’l-Esed denilen yere kadar ulaştılar. Orada onlara birileri gelip:“İnsanlar size karşı bir ordu hazırladılar” sizi toptan imha etmek istiyorlar, diyerek onları korkutmak ve cesaretlerini kırmak istediler. Oysa bu, onların yalnızca imanlarını ve Allah’a olan tevekküllerini artırdı. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, dediler” Bizi endişelendiren her hususta O, bize yeter. Çünkü kullarının bütün işleri O’na havale edilmiştir, kullarının maslahatına olan işleri yapan da O’dur.
174. “Sonra da kendilerine hiçbir zarar dokunmaksızın Allah’tan bir nimet ve lütuf ile döndüler.” Müşriklere de Allah Rasûlü’nün ve ashâbının onları karşılamak için çıktıkları ve onlar arasından savaştan geri kalanların pişman oldukları haberi ulaştı. Böylelikle Allah onların kalplerine korku saldı ve müşrikler de Mekke’ye dönmeye karar verdiler. Mü’minler ise Allah’tan bir nimet ve bir lütuf ile geri döndüler. Çünkü Yüce Allah böyle bir halde Medine’nin dışına çıkma tevfikini onlara lütfettiği gibi, Rablerine tevekkül etmelerini de lütfetti. Diğer taraftan O, böylelikle onlara tam bir gaza yapmış gibi ecir de ihsan etti. Rablerine itaatleri sureti ile ihsanda bulunmaları ve O’na isyan etmekten sakınarak takvâlı davranmaları sebebi ile de onlar için çok büyük bir ecir vardır. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
175. “Bu, ancak şeytandır. O, kendi dostlarını korkutur.” Yâni müşriklere karşı korkutup da: Onlar size bir ordu hazırladı, diyen kişi, şeytanın davetçilerinden bir davetçidir ve o, imanları bulunmayan yahut zayıflamış bulunan kendi dostlarını korkutmaktadır. O bakımdan “eğer mü’minseniz onlardan korkmayın, Benden korkun” yâni şeytanın dostu olan müşriklerden korkmayın; çünkü nihâyet onların perçemleri Allah’ın elindedir. Ancak O’nun kaderi çerçevesinde tasarrufta bulunurlar. Aksine siz çağrısını kabul eden ve gerçek dostlarına yardımcı olan Allah’tan korkun. Bu âyet-i kerimede yalnızca Yüce Allah’tan korkmanın gerektiği ve bunun imanın gereği olduğu belirtilmektedir. Kişinin Allah’tan korkması da imanına göre olur. Övülmeye değer olan korku ise kulu Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzak tutan, alıkoyan korkudur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kureyş lideri Ebû Süfyân’ın casusu, müşrik ordusunun geri dönüp Medine’ye baskın yapacağı ve müslümanların kökünü kazıyacağı haberini yayarak onları korkutmaya çalışıyordu. Yüce Allah bu şahsı veya onu göndereni “şeytan” olarak nitelendirmekte ve müslümanlara hitap ederek eğer Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorlarsa o casusun veya gönderenin dostları olan müşriklerden korkmamalarını, kendisinden korkmalarını emretmektedir. Buradaki şeytandan maksat “insan şeytanı” olabileceği gibi, insanlara vesvese veren “cin şeytanı” da olabilir (şeytan hakkında bk. Nisâ 4/117-121; En‘âm 6/112). Allah müminlerin dostu olduğu gibi şeytan da müşriklerin dostu olduğu için müminleri Allah’a ve Resûlü’ne itaatsizliğe teşvik eder. Yüce Allah müminleri uyararak bu tür propagandalara aldanmamaları, şeytanın vesvesesine kapılmamaları Allah’a isyan etmekten sakınmaları gerektiğini buyurmaktadır. Çünkü O, her şeye kadirdir, zafer de yenilgi de O’nun elindedir.
“İşte o şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutur” şeklinde tercüme edilen cümleye, “İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur” şeklinde mâna vermek de mümkündür. Bu takdirde şeytanın propagandasına aldanarak korkanlar, onun dostları olan münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan imanı zayıf kimselerdir. Yüce Allah bunları uyararak eğer Allah’ın varlığına, kudretine ve müminlere yardım edeceğine inanıyorlarsa insanlardan korkmamaları, ancak kendisinden korkmaları gerektiğini emreder. Çünkü bütün güç ve kuvvet O’nun elindedir. O dilerse sayıca daha az, savaş araç ve gereçleri bakımından daha zayıf olan müslümanları daha güçlü olan müşriklere üstün kılar.
Ne var ki sizi korkutan ancak şeytandır. Yardımcıları ve avanesi ile sizi korkutur. Kesinlikle onlardan korkmayın. Şüphesiz ki onlar ne güç, ne de kuvvet sahibidir. Eğer gerçekten Müminler iseniz itaatine bağlı kalarak yalnızca Allah'tan korkun.