Diyanet İşlerien ayrışan
Bu Kuran, insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve bir öğüttür
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu (Kur'ân) insanlar için bir açıklama, Allah'dan gereğince korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.
Yaşar Nuri Öztürk
Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur.
Süleyman Ateş
Bu, insanlara bir açıklama, korunanlara yol gösterme ve öğüttür.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu Kur'an-ı Kerim hakkın beyanı ve bütün insanları batıla karşı uyarmak içindir. O hidayeti gösteren ve muttakileri (günahlardan) alıkoyandır. Çünkü onlar, Kuran'da belirtilen hidayet ve doğru yoldan istifade ederler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
137- Sizden evvel birçok milletler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların akıbeti nice olmuş, bir bakın! 138- Bu, insanlar için bir açıklamadır, takvâ sahipleri için de bir hidâyet ve öğüttür.
137. Bu âyet-i kerime ile bundan sonrakiler Uhud kıssası hakkındadır. Yüce Allah bunlarla mü’min kullarını teselli etmekte ve kendilerinden önce pek çok kavim ve nesillerin geçip gittiğini, bunların da türlü imtihanlarla karşı karşıya kaldıklarını, aralarından iman edenlerin, kâfirler ile savaşmakla sınandıklarını haber vermektedir. Zafer ve yenilgi mü’minlerle kâfirler arasında gidip gelmiştir ve nihâyet Allah güzel akibeti takvâ sahiplerine, zaferi mü’min kullara vermiştir. Sonunda yalanlayanlar yenilgiye uğramış, Yüce Allah rasûllerine ve onlara uyanlara yardım etmek sureti ile yalanlayanları bozguna uğratmış, yardımsız bırakmıştır. “Yeryüzünde” bedenlerinizle ve uyanık kalplerinizle “gezip dolaşın da yalanlayanların akıbeti nice olmuş, bir bakın!” Zira sizler bunların çeşitli dünyevi azaplar ile cezalandırılmış olduklarını ve yurtlarının harabe haline geldiğini göreceksiniz. Hüsrana uğradıklarını açıkça herkes görecektir. Güç ve egemenlikleri elden gitmiş, büyüklenme, böbürlenme ve tekebbürleri sona ermiştir. Bu, peygamberlerin getirdiklerinin doğruluğunun en büyük delili ve en büyük kanıtı değil midir? Buna sebep ise Allah’ın kullarını imtihan etmesi, sınaması, onlardan kimin doğru ve samimi, kimin de yalancı olduğunun açıkça ortaya çıkartılmasıdır. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
138. “Bu, insanlar için bir açıklamadır” yani insanlar için hakkı batıldan ayıran, kimlerin mutlu kimlerin bedbaht olduklarını ortaya koyan açık bir delildir. Bu, ayrıca Allah’ın yalanlayanları içine düşürdüğü hallere de bir işarettir. “takvâ sahipleri için de bir hidâyet ve öğüttür.” Çünkü bunlardan esas yararlananlar onlardır. Zira bu âyetler, onları doğruluk yoluna ulaştırır, sapıklık yolundan alıkoyar ve onlara öğüt verir. Geri kalan insanlara ise bu âyetler bir açıklamadır. Bu açıklamalar ile Allah’ın onlara karşı delili böylelikle ortaya konulmuş olmaktadır ki helâk olan, apaçık bir delili gördükten sonra helâk olsun. Yüce Allah’ın:“Bu, insanlar için bir açıklamadır” buyruğundaki işaretin, Kur’ân-ı Kerîm’e ve hikmet dolu Zikre ait olma ihtimali de vardır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm bütün insanlar için bir açıklama, özel olarak da takvâ sahipleri için bir hidâyet ve bir öğüttür. Her iki anlam da hak ve doğrudur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Bu” anlamına gelen işaret zamiriyle Kur’an’ın kastedildiği yorumu esas alınarak meâlinde “bu Kur’an” denmiştir. Buna göre âyet, Kur’an’ın bütün insanlar için hak ile bâtılı, yanlışla doğruyu birbirinden ayırt eden, açıklayan ve doğru yola ileten bir kitap, özellikle takvâ sahipleri için bir ibret ve öğüt olduğunu ifade eder. Diğer bir yoruma göre ise burada, Allah’ın sünnetinin geçmiş milletlere de aynen uygulandığını haber veren bir önceki âyete işaret edilmekte yani 137. âyetteki ifadenin insanlara bir açıklama, takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüt olduğu belirtilmektedir. İbn Âşûr’a göre bu durumda âyet, zaferle güzel sonucun, yenilgi ile kötü sonucun ayrı ayrı şeyler olduğunu bilmeyenler için bir açıklama ve sebep-sonuç ilişkisini kurabilmeleri için yol gösterici bir kılavuzdur. Çünkü zaferin gerçek sebebi iyilik ve iyi haldir. Bu âyet aynı zamanda insanların fesattan sakınmaları ve “Bizden daha güçlü kim var?” (Fussılet 41/15) diyerek gücüne aldanan Âd kavmi gibi aldanmamaları için bir öğüttür (IV, 98).