İnanıp iyi işler yapanları, cennette, altlarından ırmaklar akan yüksek odalara yerleştiririz. Orada ebedi kalırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir!
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnanıp iyi işler yapanları, cennette, altlarından ırmaklar akan yüksek odalara yerleştiririz. Orada ebedi kalırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir!
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne güzeldir!
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetin görkemli odalarına yerleştireceğiz. Sürekli kalacaklardır orada. Ne güzeldir iş yapıp değer üretenlerin ödülü!
Süleyman Ateş
İnanıp iyi işler yapanları, cennette, altlarından ırmaklar akan yüksek odalara yerleştiririz. Orada ebedi kalırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.3%
İngilizce
And those who have believed and done righteous deeds - We will surely assign to them of Paradise [elevated] chambers beneath which rivers flow, wherein they abide eternally. Excellent is the reward of the [righteous] workers
Fransızca
Et quant à ceux qui croient et accomplissent de bonnes œuvres, Nous les installerons certes à l'étage dans le Paradis sous lequel coulent les ruisseaux, pour y demeurer éternellement. Quelle belle récompense que celle de ceux qui font le bien
İspanyolca
A quienes hayan creído y hecho obras de bien los alojaré en mansiones del Paraíso, bajo las cuales corren ríos, y donde morarán por toda la eternidad. ¡Qué placentera será la recompensa de los que obran [el bien]
Rusça
Тех, которые уверовали и совершали праведные деяния, Мы непременно поселим в горницах в Раю, в котором текут реки. Они пребудут там вечно. Как же прекрасно вознаграждение тружеников
Endonezce
Dan orang-orang yang beriman dan mengerjakan kebajikan, sungguh, mereka akan Kami tempatkan pada tempat-tempat yang tinggi (di dalam surga), yang mengalir di bawahnya sungai-sungai, mereka kekal di dalamnya. Itulah sebaik-baik balasan bagi orang yang berbuat kebajikan
Bengalce
যারা বিশ্বাস স্থাপন করে ও সৎকর্ম করে, আমি অবশ্যই তাদেরকে জান্নাতের সুউচ্চ প্রাসাদে স্থান দেব, যার তলদেশে প্রস্রবণসমূহ প্রবাহিত। সেখানে তারা চিরকাল থাকবে। কত উত্তম পুরস্কার কর্মীদের।
Allah'a iman eden ve kendilerini Allah'a yakınlaştıran salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan Cennet'teki yüksek köşklere yerleştireceğiz. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Orada fani olmak yoktur. Allah'a itaat ile amel edenlerin karşılığı olan bu mükâfat ne güzeldir.
56- Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim (yarattığım) yeryüzü geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin. 57- Her can ölümü tadacaktır. Sonra da yalnız bize döndürüleceksiniz. 58- İman edip salih amel işleyenleri Biz, cennette altlarından ırmaklar akan köşklere yerleştirireceğiz. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Amel edenlerin mükafatı ne güzeldir! 59- Onlar, sabreden ve yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
56-58. “Ey” beni ve Rasûlümü tasdik ederek “iman eden kullarım! Şüphesiz benim (yarattığım) yeryüzü geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin.” Yeryüzünün herhangi bir yerinde Rabbinize ibadet, sizin için imkânsız olursa oradan ibadetin yalnızca Allah’a yapıldığı bir başka yere göç/hicret edin. Zira ibadet edilecek yerler pek geniştir. Mabud da bir ve tektir. Ölümün gelip sizi bulması ise kaçınılmaz bir şeydir. Sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz. O da Rabbine güzelce ibadet ederek iman ve salih ameli bir arada işleyen kimseyi cennette üstün köşklerde ve canların çektiği, gözlerin zevk aldığı, her türlü mükemmel nimeti barındıran yerlerde mükâfatlandıracaktır ve bu kimseler orada ebedi kalacaktır. İşte Naîm cennetlerindeki bu yüce köşkler, Allah için “amel edenlerin mükafatı” olarak “ne güzeldir!” 59. “Onlar” Allah’a ibadet üzere “sabreden” ve bu hususlarda “yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” Allah’a ibadet üzere sabretmeleri, bu hususta bütün güç ve gayretlerini harcamalarını, bunları herhangi bir şekilde ihlâl etmeye çalışan şeytana karşı da büyük bir savaşa girmelerini gerektirir. Tevekkülleri ise Yüce Allah’a güvenip dayanmalarını, yapmaya kararlaştırdıkları amelleri gerçekleştirmesi ve bunları kemâle erdirmesi konusunda O’nun hakkında hüsnüzan beslemelerini gerektirir. Her ne kadar sabrın çerçevesi içerisinde olsa da tevekkülün özellikle söz konusu edilmesi, emirleri yerine getirmekte ve yasakları terk etmekte ona ihtiyaç duyulmasındandır. Ayrıca sabır da tevekkülsüz tamamlanmaz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Geçim kaygısı sebebiyle Medine’ye hicret etmekten çekinen, bu hususta tereddüt yaşayan bazı müslümanları hicrete teşvik amacı taşıyan (Zemahşerî, III, 195; İbn Atıyye, IV, 324) bu âyetlerin ilkine şöyle mâna verilmiştir: Hicret etmek gerektiğinde gittiğiniz yerde nasıl geçineceğiniz, ne yiyip ne içeceğiniz hakkında kaygılanmayın. Çünkü sonuçta her canlı gibi siz de Allah’ın takdir ettiği kadar yaşayıp sonunda öleceksiniz; fâni olan bu hayatın geçim kaygısı, öldükten sonra Allah’ın huzuruna vardığınızda ebedî kurtuluşunuzu sağlayacak olan kulluk vecîbelerinizi ikinci plana atmanıza yol açmasın.
Âhiret nimetlerinin özendirici bir özetinin verildiği 58-59. âyetlerde bu nimetlere kavuşmanın başlıca şartları zikredilmiştir. Bunlardan iman ve amel-i sâlih ebedî kurtuluşun genel şartlarıdır; sabır ve tevekkül kavramları ise bu bağlamda özellikle dini yaşama özgürlüğü ve bu özgürlüğün ortamını oluşturma, arama, bu uğurda karşılaşılabilecek güçlükler ve baskılar karşısında tahammüllü, kararlı ve onurlu bir kişilik sergileme anlamını içerir. Buradaki tevekkül ayrıca geçim kaygısıyla hicretten çekinmemek, bu hususta Allah’ın yardım ve desteğine güvenmek gerektiğine de işaret etmektedir (İbn Kesîr, VI, 300). Nitekim 60. âyette de geçim kaygısıyla hicret etmekten korkanlara, diğer canlılar gibi insanların rızkını verenin de Allah olduğu hatırlatılarak bu hususta bir güvensizliğe kapılmanın yanlışlığına dikkat çekilmiştir.
Allah'a iman eden ve kendilerini Allah'a yakınlaştıran salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan Cennet'teki yüksek köşklere yerleştireceğiz. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Orada fani olmak yoktur. Allah'a itaat ile amel edenlerin karşılığı olan bu mükâfat ne güzeldir.