Önceki ayet· 14:22Sonraki ayet· 14:24

İbrâhim Suresi 23. Ayet· 14:23

↗ İbrâhim suresi
Mekki
وَأُدۡخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذۡنِ رَبِّهِمۡۖ تَحِيَّتُهُمۡ فِيهَا سَلَٰمٌ
İnanan ve yararlı işleri yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: "Selam!"dır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnanan ve yararlı işleri yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: "Selam!"dır
Elmalılı Hamdi Yazır
İman edip salih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri "selâm!"dır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlar ise rablerinin izniyle altlarından ırmaklar akan cennetlere sokulmuşlardır. Sürekli kalıcıdırlar orada. Birbirlerine esenlik dilemeleri, "Selam!" şeklindedir.
Süleyman Ateşen ayrışan
İnanıp iyi işyer yapanlar da Rablerinin izniyle sürekli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokuldular. Onların orada dirlik temennileri "selam"dır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.0%
İngilizce
And those who believed and did righteous deeds will be admitted to gardens beneath which rivers flow, abiding eternally therein by permission of their Lord; and their greeting therein will be, "Peace
Fransızca
Et on fera entrer ceux qui croient et font de bonnes œuvres, dans les jardins sous lesquels coulent les ruisseaux, pour y demeurer éternellement, par permission de leur Seigneur. Et là, leur salutation sera: «Salâm» (Paix)
İspanyolca
En cambio, quienes hayan creído y obrado correctamente serán introducidos en jardines por donde corren ríos y donde morarán por toda la eternidad, con el permiso de Dios. El saludo allí será: ¡Salam [paz]
Rusça
Те, которые уверовали и совершали праведные деяния, будут введены в Райские сады, в которых текут реки. Они пребудут там вечно с дозволения своего Господа. Их приветствием там будет слово: «Мир!»
Endonezce
Dan orang yang beriman dan mengerjakan kebajikan dimasukkan ke dalam surga-surga yang mengalir di bawahnya sungai-sungai. Mereka kekal di dalamnya dengan seizin Tuhan mereka. Ucapan penghormatan mereka dalam (surga) itu ialah salām
Bengalce
এবং যারা বিশ্বাস স্থাপণ করে এবং সৎকর্ম সম্পাদন করে তাদেরকে এমন উদ্যানে প্রবেশ করানো হবে, যার পাদদেশ দিয়ে নির্ঝরিনী সমূহ প্রবাহিত হবে তারা তাতে পালনকর্তার নির্দেশে অনন্তকাল থাকবে। যেখানে তাদের সম্ভাষণ হবে সালাম।
Çince
信道而且行善者,将蒙主的允许而进入那下临诸河的乐园,并永居其中,他们在乐园里的祝辞是“平安”。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah zalimlerin varacağı yerin aksine iman eden ve salih amel işleyenleri saraylarının ve ağaçlarının altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Rabbinin izni, güç ve kuvveti ile orada ebedî kalacaklardır. Onların birbiri arasındaki selamlamaları, meleklerin onlara esenlik dilemesi ve Rableri -Subhânehu ve Teâlâ-'nın karşılama sözü "selam"dır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
22- İş olup bitince şeytan der ki:“Doğrusu Allah size hak bir vaatte bulundu. Ben de size vaatte bulundum ama size verdiğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir sultanım yoktu. Sadece ben, sizi çağırdım, siz de hemen çağrımı kabul ettiniz. O halde beni kınamayın, bilakis kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı da reddediyorum.” Doğrusu zalimler için can yakıcı bir azap vardır. 23- İman edip salih ameller işleyenler, altlarından ırmaklar akan cennetlere konacaklardır. Orada Rablerinin izni ile ebediyen kalacaklardır. Oradaki selamlaşma sözleri ise “Selâm”dır. 22. “İş olup bitince” yani cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girince; yeryüzünde meydana gelen bütün kötülüklerin sebebi olan “şeytan” cehennemliklere hitaben, onlarla hiçbir ilişkisinin olmadığını bildirerek “der ki: Doğrusu Allah” peygamberleri aracılığı ile “size hak bir vaatte bulundu.” Siz ise O’na itaat etmediniz; itaat etmiş olsaydınız hiç şüphesiz pek büyük bir kazanç elde ederdiniz. “Ben de size” iyi şeyler “vaatte bulundum, ama size verdiğim sözde durmadım.” Benim size vaat ettiğim o batıl şeyler, ummanızı sağladığım o aslı olmayan umutlar asla gerçekleşmedi, gerçekleşmeyecek de. “Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir sultanım” yani söylediklerimi destekleyecek hiçbir delilim “yoktu. Sadece ben, sizi çağırdım, siz de hemen çağrımı kabul ettiniz.” Benim her şeyim bundan ibarettir. Ben sizi kendi isteklerim doğrultusunda çağırdım ve bunları sizlere süslü gösterdim, sizler de nefsi arzularınıza uyarak benim çağrımı kabul ettiniz. Durum bu olduğuna göre “o halde beni kınamayın, bilakis kendinizi kınayın.” Çünkü sebep sizsiniz, cezaya uğramanıza neden olan sizin kendi yaptıklarınızdır. “Artık ne ben sizi” içinde bulunduğunuz bu zorlu azaptan “kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz.” Herkesin azaptan kendisine göre belli bir payı vardır. “Ben daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı da reddediyorum.” Sizin beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmiyorum, ben Allah’a ortak değilim, bana itaat etmeniz zorunlu değildi. “Doğrusu” şeytana itaat etmek sureti ile kendilerine zulmeden “zalimler için can yakıcı bir azap vardır.” Ve onlar bu azapta ebediyen kalacaklardır. Yüce Allah’ın şeytana itaat etmekten kullarını sakındırması ve şeytanın insanı etkilediği yolları haber verip şeytanın maksadının onların ateşe girmelerini sağlamak olduğunu bildirmesi kullarına olan bir lütfudur. İşte burada Yüce Allah, bizlere şeytanın ve taraftarlarının cehenneme girecekleri vakit, şeytanın onlardan uzaklaşacağını ve kendisini Allah’a ortak koşmalarını reddedeceğini bildirmektedir. “Her şeyden haberdar olan (Allah) gibi kimse sana haber veremez.”(Fâtır, 35/14) Şu bilinmelidir ki Allah, bu âyet-i kerimede şeytanın her hangi bir “sultan”ı bulunmadığını haber vermektedir. Bir başka âyeti kerimede ise şöyle buyurmaktadır: “Onun sultanı ancak kendisini dost edinip de onu Allah’a ortak koşanlaradır.”(en-Nahl, 16/100) Yüce Allah’ın olmadığını belirttiği sultan; delil ve belge getirme anlamındadır. Gerçekten de şeytanın çağrısına dair asla bir delili yoktur. En nihai derecesi masiyetlere karşı cüretkârlık kazanmalarını sağlayacak türden birtakım şüpheleri telkin etmesinden ve bunları süslü göstermesinden ibarettir. Şeytanın dostları hakkında sahip olduğu bildirilen “sultan”a gelince bu, onları masiyetlere kışkırtmak ve teşvik etmek sureti ile onlara musallat olmasıdır. Böylelikle o, bu dostlarını masiyetlere alabildiğine iter. Şeytanı kendilerine musallat edenler ise onu dost edinmek ve onun taraftarları arasına katılmak sureti ile bizzat kendileridir. Bu sebepten dolayı şeytanın iman eden ve Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde herhangi bir sultanı yoktur. 23. Yüce Allah, zalimlerin cezasını söz konusu ettikten sonra itaatkârların mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“İman edip salih ameller işleyenler” itikatları ile, söz ve davranışları ile dinlerini dosdoğru tutanlar “altlarından ırmaklar akan cennetlere konacaklardır.” Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kimsenin hatırından geçirmediği zevkler ve nimetler vardır. “Orada Rablerinin izni ile ebediyen kalacaklardır.” Bu, onların kendi güç ve imkânları ile değil, Allah’ın güç ve izni ile gerçekleşecektir. “Oradaki selamlaşma sözleri ise “Selâm”dır.” Onlar birbirlerini selâm vererek ve güzel sözler söyleyerek selamlarlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Selâm, “selâmet, barış ve esenlik, kurtuluş; maddî ve mânevî her türlü zararlardan, kötülüklerden uzak kalma; dünyevî musibetlerden ve âhiret azabından kurtulma” anlamlarını topluca ifade eden bir terim olup birbiriyle karşılaşan müslümanların sevgi, dostluk, iyi niyet ve dileklerini ifade etmek üzere söyledikleri veya yazdıkları “selâmün aleyküm” veya “es-selâmü aleyküm” şeklindeki dua cümlesi için kullanılır ki her ikisi de “selâm size!” anlamına gelir (Mustafa Çağrıcı, “Selâm”, İFAV Ans., IV, 100). Âyette işaret edildiği üzere müminler cennete girerken melekler tarafından bu şekilde bir selâm ile karşılanacakları gibi (krş. Ra‘d 13/23-24; Furkan 25/75), birbirleriyle karşılaştıklarında da aynı şekilde selâmlaşırlar.
İbrâhim Suresi 23. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah zalimlerin varacağı yerin aksine iman eden ve salih amel işleyenleri saraylarının ve ağaçlarının altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Rabbinin izni, güç ve kuvveti ile orada ebedî kalacaklardır. Onların birbiri arasındaki selamlamaları, meleklerin onlara esenlik dilemesi ve Rableri -Subhânehu ve Teâlâ-'nın karşılama sözü "selam"dır.