Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar
Elmalılı Hamdi Yazır
A'maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar.
Yaşar Nuri Öztürk
Köre güçlük yoktur; topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden gerekse şu kişilerin evlerinden yemek yemenizde bir sakınca yoktur: Babalarınızın evleri yahut annelerinizin evleri yahut erkek kardeşlerinizin evleri yahut kız kardeşlerinizin evleri yahut amcalarınızın evleri yahut halalarınızın evleri yahut teyzelerinizin evleri yahut anahtarı size teslim edilmiş olan evler yahut arkadaşlarınızın evleri. Hep birlikte yahut ayrı ayrı yemenizde sizin için hiçbir sakınca yoktur. Evlere girdiğinizde, Allah katından bir esenlik, bir bereketlilik, bir temizlik dileği olarak kendinize de selam verin. Allah size ayetleri işte böyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.
Süleyman Ateş
Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Size de kendi evlerinizden, yahut babalarınızın evlerinden, yahut annelerinizin evlerinden, yahut kardeşlerinizin evlerinden, yahut kızkardeşlerinizin evlerinden, yahut amcalarınızın evlerinden, yahut halalarınızın evlerinden, yahut dayılarınızın evlerinden, yahut teyzelerinizin evlerinden, yahut anahtarları ellerinizde bulunan evlerden, yahut arkadaşınızın evlerinden yemenizde bir güçlük yoktur. Toplu olarak yahut ayrı ayrı yemenizde de üzerinize bir günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (kendinizden olan ev halkına) selam verin. İşte Allah, ayetleri size böyle açıklıyor ki düşünüp anlayasınız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
There is not upon the blind [any] constraint nor upon the lame constraint nor upon the ill constraint nor upon yourselves when you eat from your [own] houses or the houses of your fathers or the houses of your mothers or the houses of your brothers or the houses of your sisters or the houses of your father's brothers or the houses of your father's sisters or the houses of your mother's brothers or the houses of your mother's sisters or [from houses] whose keys you possess or [from the house] of your friend. There is no blame upon you whether you eat together or separately. But when you enter houses, give greetings of peace upon each other - a greeting from Allah, blessed and good. Thus does Allah make clear to you the verses [of ordinance] that you may understand
Fransızca
Il n'y a pas d'empêchement à l'aveugle, au boiteux, au malade, ainsi qu'à vous-mêmes de manger dans vos maisons, ou dans les maisons de vos pères, ou dans celles de vos mères, ou de vos frères, ou de vos sœurs, ou de vos oncles paternels, ou de vos tantes paternelles ou de vos oncles maternels, ou de vos tantes maternelles, ou dans celles dont vous possédez les clefs, ou chez vos amis. Nul empêchement à vous, non plus, de manger ensemble, ou séparément. Quand donc vous entrez dans des maisons, adressez-vous mutuellement des salutations venant d'Allah, bénies et agréables. C'est ainsi qu'Allah vous expose Ses versets, afin que vous compreniez
İspanyolca
No es motivo de reproche que el ciego, el cojo, el enfermo ni ustedes mismos coman [de lo que les ofrezcan, ya sea comida procedente] de su propia casa, o de la casa de sus padres o de sus madres o de sus hermanos o de sus hermanas, o de sus tíos o tías paternos, o de sus tíos o tías maternos, o de aquellas [casas] que están a su cargo o [de la casa] de algún amigo; ni incurren en falta si comen juntos o por separado. Pero siempre que entren a [cualquiera de estas] casas, salúdense unos a otros con el saludo de la paz, un saludo bendecido y excelente, como Dios manda. Así es como Dios les aclara Sus Signos para que puedan comprender
Rusça
Не будет грехом для слепого, не будет грехом для хромого, не будет грехом для больного и для вас самих, если вы будете есть в ваших домах, или в домах ваших отцов, или в домах ваших матерей, или в домах ваших братьев, или в домах ваших сестер, или в домах ваших дядей по отцу, или в домах ваших теток по отцу, или в домах ваших дядей по матери, или в домах ваших теток по матери, или в тех домах, ключи которых в вашем распоряжении, или в доме вашего друга. Не будет грехом для вас, если вы будет есть вместе или в отдельности. Когда вы входите в дома, то приветствуйте себя (друг друга) приветствием от Аллаха, благословенным, благим. Так Аллах разъясняет вас знамения, - быть может, вы уразумеете
Endonezce
Tidak ada halangan bagi orang buta, tidak (pula) bagi orang pincang, tidak (pula) bagi orang sakit, dan tidak (pula) bagi dirimu, makan (bersama-sama mereka) di rumah kamu atau di rumah bapak-bapakmu, di rumah ibu-ibumu, di rumah saudara-saudaramu yang laki-laki, di rumah saudara-saudaramu yang perempuan, di rumah saudara-saudara bapakmu yang laki-laki, di rumah saudara-saudara bapakmu yang perempuan, di rumah saudara-saudara ibumu yang laki-laki, di rumah saudara-saudara ibumu yang perempuan, (di rumah) yang kamu miliki kuncinya571) atau (di rumah) kawan-kawanmu. Tidak ada halangan bagi kamu makan bersama-sama mereka atau sendiri-sendiri. Apabila kamu memasuki rumah-rumah hendaklah kamu memberi salam (kepada penghuninya, yang berarti memberi salam) kepada dirimu sendiri, dengan salam yang penuh berkah dan baik dari sisi Allah. Demikianlah Allah menjelaskan ayat-ayat(-Nya) bagimu, agar kamu mengerti
Bengalce
অন্ধের জন্যে দোষ নেই, খঞ্জের জন্যে দোষ নেই, রোগীর জন্যে দোষ নেই, এবং তোমাদের নিজেদের জন্যেও দোষ নেই যে, তোমরা আহার করবে তোমাদের গৃহে অথবা তোমাদের পিতাদের গৃহে অথবা তোমাদের মাতাদের গৃহে অথবা তোমাদের ভ্রাতাদের গৃহে অথবা তোমাদের ভগিণীদের গৃহে অথবা তোমাদের পিতৃব্যদের গৃহে অথবা তোমাদের ফুফুদের গৃহে অথবা তোমাদের মামাদের গৃহে অথবা তোমাদের খালাদের গৃহে অথবা সেই গৃহে, যার চাবি আছে তোমাদের হাতে অথবা তোমাদের বন্ধুদের গৃহে। তোমরা একত্রে আহার কর অথবা পৃথকভবে আহার কর, তাতে তোমাদের কোন দোষ নেই। অতঃপর যখন তোমরা গৃহে প্রবেশ কর, তখন তোমাদের স্বজনদের প্রতি সালাম বলবে। এটা আল্লাহর কাছ থেকে কল্যাণময় ও পবিত্র দোয়া। এমনিভাবে আল্লাহ তোমাদের জন্যে আয়াতসমূহ বিশদভাবে বর্ননা করেন, যাতে তোমরা বুঝে নাও।
Güç yetiremedikleri için Allah yolunda cihat gibi bazı sorumlulukları yerine getiremeyen kör kimseye bir günah yoktur, topal veya hasta olan kimseye de bir günah yoktur. Ey Müminler! Aynı şekilde evlerinizde yemek yemenizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde yahut bekçilik yaparak korumakla görevlendirildiğiniz bahçe ve bostanlardaki evlerde yemenizde de bir günah yoktur. Aynı şekilde arkadaşlarınızın evlerinden gönül rızasıyla yemenizde ve topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde de bir günah yoktur. Zikredilen evlere yahut bunun dışında diğer evlere girdiğiniz vakit, o evde bulunanlara "Esselamu Aleykum" diyerek selam verin. Eğer bu evlerde kimseyi bulamazsanız; "Allah'ın selamı bizim ve salih kullarının üzerine olsun." diyerek kendinize selam verin. Allah'ın katından sizler için meşru kıldığı, aranızdaki sevgiyi ve ülfeti yaydığı için mübarek, duyanın da gönlünü hoş eden güzel bir selamlaşmadır. Surede geçen bunun gibi açıklamalar ile Allah, akıl edesiniz ve akıl ettiğiniz bu ayetlerle amel edesiniz diye size ayetleri böyle açıklamaktadır.
61- Gözü görmeyene vebal yoktur. Topala vebal yoktur. Hastaya da vebal yoktur. Aynı şekilde size de kendi evlerinizden, babalarınızın evlerinden, analarınızın evlerinden, kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden yahut anahtarlarını elinizde bulundurduğunuz kimselerin veya dostlarınızın evlerinden yemek yemenizde bir vebal yoktur. Sizin topluca ya da ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah katından mübarek ve hoş bir selâm olmak üzere kendinize/birbirinize selâm verin. İşte Allah düşünesiniz diye size âyetleri böyle açıklıyor.
61. Allah, kullarına lütuf ve ihsanını haber vermekte, dinde onlara bir zorluk vermediğini aksine dini onlara alabildiğine kolaylaştırdığını belirterek şöyle buyurmaktadır:“Gözü görmeyene sorumluluk yoktur. Topala sorumluluk yoktur. Hastaya da sorumluluk yoktur.” Yani bu gibi kimseler için bu engellerden herhangi birisinin sağlıklı olmasına bağlı olan farz hususları terk etmelerinde bir vebal yoktur. Ki bunlar da gözü görmeyenin görmesine, topalın sağlam ve hastanın da sağlıklı olmasına bağlı bulunan cihad ve benzeri yükümlülüklerdir. Sözünü ettiğimiz bu mana umumi olduğu için ilgili ifade kayıtlı değil mutlak (kayıtsız şartsız) getirilmiştir. Ancak “Size de kendi evlerinizden... sakınca yoktur” buyruğunda ise ifade mutlak değildir, aksine bir kayıt söz konusudur. “Kendi evlerinizden” yani çocuklarınızın evlerinden, demektir. Bu açıklama şu anlamda sabit olmuş olan hadise de uygundur:“Sen de malın da babana aitsiniz.” Diğer hadiste de şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz yediklerinizin en hoş ve temiz olanı kendi kazancınızdan yediklerinizdir. Hiç şüphesiz sizin evlatlarınız da sizin kazancınızın bir kısmıdır.” O nedenle: “kendi evlerinizden” buyruğundan kasıt, insanın bizzat kendi evi değildir. Çünkü böyle bir ifade, bilinen bir hususun dillendirilmesi ve faydasız bir tekrar kabilinden olur ki Yüce Allah’ın kelamı böyle bir şeyden münezzehtir. Diğer taraftan buyruktan kasıt, sözü edilen kimselerin evlerinde yemek yeme hakkında akla gelebilecek bir vebal duygusunun ortadan kaldırılmasıdır ki insanın kendi evi hakkında ise böyle bir duyguya kapılması düşünülemez. “Babalarınızın evlerinden, analarınızın evlerinden, kardeşlerinizin evlerinden, kızkardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, dayılarınızın evlerinden” bütün bu akrabaların kimler oldukları malumdur. “Ya da anahtarlarını elinizde bulundurduğunuz kimselerin” vekâleten yahut velâyeten ya da benzer bir yolla kendilerinde tasarrufta bulunduğunuz evlerin anahtarları demektir. Bunların kölelere ait evler şeklinde tefsir edilmesi şu iki sebep dolayısıyla uygun değildir: 1- Evvela köle hakkında “anahtarlarını elinizde bulundurduğunuz” tabiri yerine “sahip olduğunuz” yahut da “sağ ellerinizin sahip olduğu” gibi tabirler kullanılır. Çünkü efendiler, kölelerin tamamının malikidirler. Yalnızca anahtarlarının değil. 2- Kölelere ait olan evler, esasen insanın kendi evi kapsamı dışında değildir. Çünkü köle de kölenin mülkü de efendisine aittir. Dolayısıyla böyle bir şey hakkında günahın söz konusu olmadığının açıklanabilir bir tarafı yoktur. “Veya dostlarınızın evlerinden” Sözü edilen bütün bu evlerden yenilmesi halinde vebalin söz konusu olmaması, izinsiz yenmesi halindedir. Bundaki hikmet ise ifadelerin akışından/siyaktan açıkca anlaşılmaktadır. Çünkü bu gibi müslümanların evlerinden yemek, örf ve âdet, yakın akrabalık yahut tam bir tasarruf yetkisi veya dostluk sebebiyle müsamaha ile karşılanagelmiştir. Ancak bu kimselerden herhangi birisinin sözü edilen yemeyi hoş karşılamadığı veya bu konuda cimrilik gösterdiği varsayılacak olursa o takdirde oradan yemek caiz olmaz, vebal de ortadan kalkmaz. Bu konudaki hikmet ve mana bunu gerektirmektedir. “Sizin topluca ya da ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur” bütün bunlar caizdir. Yani bir evde bulunan hane halkının hep birlikte veya onlardan her birisinin kendi başına yemek yemesi caizdir. Burada fazilet değil sakıncanın söz konusu olmayacağı belirtilmektedir. Zira daha faziletli olan topluca yemek etrafında bir araya gelmektir. “Evlere girdiğiniz zaman” buyruğunda şarttan sonra “evler” kelimesi belirtisiz (nekire) geldiğinden hem insanın kendi evini hem de başkasının evini kapsar. Yine bu evde ister bir kimse bulunsun ister bulunmasın fark etmez. O bakımdan sizler bu türden bir eve girecek olursanız “kendinize/birbirinize Allah katından... selam verin” kendinize yani birbirinize selam verin. Çünkü müslümanlar karşılıklı sevgi, merhamet ve şefkatlerinde tek bir kişi gibidirler. Evler arasında herhangi bir fark yoktur; bütün evlere girmek için selam meşrudur. İzin istemek ile ilgili hükümlere dair açıklamalar ise daha önce geçmiş bulunmaktadır. aha sonra Yüce Allah, selamı överek:“Allah katından mübarek ve hoş bir selam olmak üzere” buyurmaktadır. Yani evlere girdiğiniz vakit:“es-Selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuhû” yahut “es-Selamu aleynâ ve alâ ibadillahi’s-salihin” sözlerini söyleyin. Yüce Allah bunu size teşri’ buyurmuş ve sizin selamınız olarak bunu tayin etmiştir. Bu selamın “mübarek” olmakla nitelendirilmesi, eksiklikten uzak olmayı, rahmeti, bereketi, artış ve gelişmeyi ihtiva ettiğinden dolayıdır. “hoş (tayyibe)” ile nitelendirilmesine gelince selam Allah tarafından sevilen güzel/hoş bir sözdür. Kendisine selam verilen kişinin gönlü hoş edilir. Kalbinde sevgi yer eder ve selam veren kişi onun tarafından sevilir. anı Yüce Allah, bu pek üstün ve değerli hükümleri bize açıkladıktan sonra:“İşte Allah düşünesiniz diye size âyetleri böyle açıklıyor” buyurmaktadır. Yani size açıkladıklarımızı düşünüp kavrayasınız, kalplerinizle belleyesiniz, sağlam ve özlü akıl sahiplerinden olasınız diye şer’i ahkâma ve bunların hikmetlerine delâlet eden âyetlerini böyle açıklamaktadır. Çünkü O’nun şer’i hükümlerini gereği gibi bilip anlamak, aklı arttırır ve geliştirir. Zira bu hükümlerin içerdiği manalar, en üstün manalardır. Onların emrettiği adap en üstün adaptır. Amellere verilen karşılık da amelin türünden olacaktır. Kişi aklını Rabbinden geleni kavramak ve kendilerine davet ettiği âyetler üzerinde tefekkür etmek için kullanacak olursa Yüce Allah da onun bu isteğini fazlasıyla gerçekleştirmesine yardımcı olur. u âyet-i kerimelerde genel ve külli bir kaideye delil vardır. O da şudur:“Örf ve âdet, lafzın lafzı tahsis etmesi gibi lafızları tahsis eder.” Aslolan insanın başkasının yemeğini yemesinin yasak olmasıdır. Bununla birlikte Yüce Allah, bu husustaki örf ve âdet dolayısıyla âyette sözü edilen kimselerin evlerinden yemeyi mubah kılmıştır. Herhangi bir şeyden yararlanmak, o şeyin sahibinden izin almaya bağlı ise ve o kişinin sözlü veya örfe dayalı izni biliniyor ise o şeyden yararlanmak caiz olur. Bu âyet-i kerimelerde şu hususa da delil vardır:“Babanın çocuğunun malından çocuğuna zarar vermeyecek şeyleri alıp mülk edinmesi caizdir.” Çünkü Yüce Allah, çocuğa ait olan evden “insanın kendi evi” diye söz etmektedir. Ayette insanın evinde tasarrufta bulunan hanımı, kız kardeşi ve benzerlerinin de adeten bu evlerden yemeleri ve dilenenlere normal şekilde yedirmelerinin caiz olduğuna da delil vardır. İster bir arada olunsun, ister ayrı ayrı olunsun ortaklaşa yemek yemek -velev ki birisinin diğerinden daha fazla yemesi sonucunu doğursun- caizdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyette ilk bakışta dört ayrı konu var gibi gözükmektedir: Hasta ve sakatlarla ilgili muafiyet, yakınların evlerinden yiyip içmek, birlikte veya ayrı ayrı yemek, evlere girildiğinde selâm vermek. Bu dört konudan ilk ikisinin tek konu olup olmadığı hususu tartışılmıştır. Meâlde “sizin için de” diye başlayan cümle üst tarafına bağlanırsa konu tektir, bağlanmazsa konular farklıdır. Bir tercih yapabilmek için önce âyetin geliş sebebiyle ilgili rivayetlere bakmak gerekecektir: a) Hasta ve sakatlar diğerleri ile birlikte yedikleri zaman hak geçmesi, onların karınlarını doyuramaması ihtimali vardı, bu yüzden rahatsızlık duyanlar, “Birlikte yemenizde sakınca yoktur” denilerek rahatlatılmıştır. b) Hasta ve sakatların, âyetin devamında sayılan yakınların evlerinden yemelerinde sakınca bulunmadığı açıklanmıştır (bu anlayışa göre ilk iki konu farklı değildir, tek konuda açıklama yapılmış demektir). c) Hastalar ve sakatları, karınlarını doyurmak üzere evlerine götüren kimseler burada yiyecek bulamazlarsa âyette sıralanan yakınlarına götürüyorlardı; bunda sakınca bulunmadığı bildirilmektedir. d) “Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin” (Bakara 2/188) meâlindeki âyet gelince, “bağışlama, alım satım gibi bir durum olmadan akraba ve eş dost evinden yiyip içmenin de câiz olmayan, haksız yoldan yeme ve içme” sayılacağı kanaati bazı kimseleri rahatsız etmişti, bunu gidermek üzere bu âyet nâzil oldu. e) Sağlam müminler savaşa giderken evlerini, sakatlıkları veya başkaca mazeretleri yüzünden savaşa katılamayanlara emanet ediyorlardı, emanetçilerin de bu evlerde bulunan yiyeceklerden yararlanma hususunda gönülleri rahat değildi, onlara ruhsat tanınmıştır. f) Bu âyet nâzil olduğunda genellikle insanların evlerinde kapı yoktu, perde çekilmiş olurdu ve evlere kolaylıkla girilirdi, eve giren kişi bazan orada sahiplerini bulamazdı ve bir şeyler yiyip içmeye de ihtiyacı olurdu. Sonraları evlere kapı yapıldı, sahipleri bir yere gideceklerinde kapılarını kapayıp gittiler, bu uygulama da ortadan kalkmış oldu. g) Hasta ve sakatlarla ilgili kısım, daha sonra gelen ve birbirinin evinden yiyip içmekle ilgili bulunan kısımdan farklı olup onların mazeretleri sebebiyle başta cihad olmak üzere bazı emirlerden ve yasaklardan muaf oldukları hükmünü getirmektedir (Cessâs, III, 334; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1402). Yorumları da yönlendiren bu rivayetler içinde hem tarihî olguya hem de âyetin lafzına en uygun olanı şu iki yorumdur: 1. Topal, kör ve hasta olanların başta cihad olmak üzere –sağlam olma, güç yetme şartı aranan– birçok yükümlülükten muaf oldukları. 2. O günlerde hem ihtiyaç bulunduğu hem de örf ve âdet haline geldiği için akraba ve dostların birbirinin evinden, sahibinin iznini almaksızın –yine örf ve âdet ölçüsünde– yiyip içmelerinin câiz olduğu.
Araplar’ın İslâm’dan sonra sürdürdükleri bir âdetleri de yolculukta azıkları birleştirip gerektikçe ortadan yemekti. Bu durumda bazı kimseler çok veya sık, bazıları az yiyorlardı, bazı kimseler de herkes bir araya toplanmadıkça ortak azıktan yemek istemiyorlardı. Âyetin ilgili bölümü, iyi niyet ve ihtiyaç sınırları içinde kalındığı sürece tek başına da, bütün arkadaşlar bir araya gelerek de yemenin câiz olduğunu göstermektedir.
27-30. âyetlerde başkalarına ait evlere girerken nasıl izin alınacağı ve selâm verileceği öğretilmişti. Bu âyetin sonunda ise bir kimsenin kendi evine, bir rivayete göre de mescide girdiğinde nasıl davranacağı anlatılmaktadır. Buna göre eve veya mescide girildiği zaman orada bulunanlara selâm verilecektir. Lafzen “... kendinize selâm verin” anlamına gelen cümleden kastedilen budur. Bir yoruma göre ise evde kimse yoksa şahıs kendine selâm verecektir.
Güç yetiremedikleri için Allah yolunda cihat gibi bazı sorumlulukları yerine getiremeyen kör kimseye bir günah yoktur, topal veya hasta olan kimseye de bir günah yoktur. Ey Müminler! Aynı şekilde evlerinizde yemek yemenizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde yahut bekçilik yaparak korumakla görevlendirildiğiniz bahçe ve bostanlardaki evlerde yemenizde de bir günah yoktur. Aynı şekilde arkadaşlarınızın evlerinden gönül rızasıyla yemenizde ve topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde de bir günah yoktur. Zikredilen evlere yahut bunun dışında diğer evlere girdiğiniz vakit, o evde bulunanlara "Esselamu Aleykum" diyerek selam verin. Eğer bu evlerde kimseyi bulamazsanız; "Allah'ın selamı bizim ve salih kullarının üzerine olsun." diyerek kendinize selam verin. Allah'ın katından sizler için meşru kıldığı, aranızdaki sevgiyi ve ülfeti yaydığı için mübarek, duyanın da gönlünü hoş eden güzel bir selamlaşmadır. Surede geçen bunun gibi açıklamalar ile Allah, akıl edesiniz ve akıl ettiğiniz bu ayetlerle amel edesiniz diye size ayetleri böyle açıklamaktadır.